<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Hepimiz Biriz - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.hepimizbiriz.com/forum/</link>
		<description><![CDATA[Hepimiz Biriz - http://www.hepimizbiriz.com/forum]]></description>
		<pubDate>Thu, 07 Aug 2008 23:18:20 +0200</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Forumdan Üç Kişiye Çiçek Verelim]]></title>
			<link>http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10882</link>
			<pubDate>Thu, 07 Aug 2008 21:51:19 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10882</guid>
			<description><![CDATA[Haydi arkadaşlar forumdan üç kişiye çiçek verelim.Bakalım kim hangi çiçeği kime yolluyor....:&#36;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Haydi arkadaşlar forumdan üç kişiye çiçek verelim.Bakalım kim hangi çiçeği kime yolluyor....:&#36;]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İmza mı?Nick mi?Avatar mı?]]></title>
			<link>http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10881</link>
			<pubDate>Thu, 07 Aug 2008 21:49:25 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10881</guid>
			<description><![CDATA[<br />
Evet arkadaşlar üstteki üyenin nesini beğendin?<br />
<br />
Nick mi?Avatar mı?İmza mı?(H)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
Evet arkadaşlar üstteki üyenin nesini beğendin?<br />
<br />
Nick mi?Avatar mı?İmza mı?(H)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[alttaki üye!! benim için napardınn??]]></title>
			<link>http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10880</link>
			<pubDate>Thu, 07 Aug 2008 21:46:53 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10880</guid>
			<description><![CDATA[<br />
Bende Alttaki Üyeye Soruyorum..<br />
<br />
<br />
Benim Icin Ne Yapardın? :&#36;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
Bende Alttaki Üyeye Soruyorum..<br />
<br />
<br />
Benim Icin Ne Yapardın? :&#36;]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bir İsim Söyleyin Bakalım Tanıyor musunuz?]]></title>
			<link>http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10879</link>
			<pubDate>Thu, 07 Aug 2008 21:45:12 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10879</guid>
			<description><![CDATA[Arkadaşlar işte yeni bir oyun daha.Bir isimle oyun başlanacak ve o isim sizin neyiniz oluyor diye yazacaksınız.(bu ismler eski okul arkadaşlarınızdan çocukluk mahalle arkadaşlarınıza kadar geniş bir yelpazede olabilir).İşte ilk isim;<br />
<br />
---Kemal---<br />
<br />
Alttaki üye kemal senin neyin oluyor?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Arkadaşlar işte yeni bir oyun daha.Bir isimle oyun başlanacak ve o isim sizin neyiniz oluyor diye yazacaksınız.(bu ismler eski okul arkadaşlarınızdan çocukluk mahalle arkadaşlarınıza kadar geniş bir yelpazede olabilir).İşte ilk isim;<br />
<br />
---Kemal---<br />
<br />
Alttaki üye kemal senin neyin oluyor?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[sOn HaRfLe KeLiMe tÜrEtMeCe]]></title>
			<link>http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10878</link>
			<pubDate>Thu, 07 Aug 2008 21:40:29 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10878</guid>
			<description><![CDATA[<br />
çok basit son harften bir kelime yazacağız<br />
<br />
<br />
refleks ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
çok basit son harften bir kelime yazacağız<br />
<br />
<br />
refleks ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[hikaye yazıyoruzz]]></title>
			<link>http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10877</link>
			<pubDate>Thu, 07 Aug 2008 21:37:08 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10877</guid>
			<description><![CDATA[ben bi hikaye başlatacağım ve sizde devamını getireceksinizzz.....<br />
<br />
<br />
güneşli bir sabah erkenden uyanan green   hepimizbiriz sitesine giriş yapmak için pc sini açmak üzereyken :D.........]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ben bi hikaye başlatacağım ve sizde devamını getireceksinizzz.....<br />
<br />
<br />
güneşli bir sabah erkenden uyanan green   hepimizbiriz sitesine giriş yapmak için pc sini açmak üzereyken :D.........]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Üstteki üyeyi görünce aklına ne geliyor]]></title>
			<link>http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10876</link>
			<pubDate>Thu, 07 Aug 2008 21:33:18 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10876</guid>
			<description><![CDATA[<br />
Basit bir oyun daha arkadaşlar...Evet beni görünce aklına ne geliyor bakalım...Samimi cevaplar gelsin,içinizden neler geçiyor bilelim...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
Basit bir oyun daha arkadaşlar...Evet beni görünce aklına ne geliyor bakalım...Samimi cevaplar gelsin,içinizden neler geçiyor bilelim...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[soruyu soruyla yanıtlama]]></title>
			<link>http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10875</link>
			<pubDate>Thu, 07 Aug 2008 21:29:14 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10875</guid>
			<description><![CDATA[soruyu soruyla yanıtlayacağız şimdi<br />
<br />
örnek:çok ağlar mısın<br />
sence yeri geldiğinde ağlar mıyım?<br />
<br />
siz de ikinci sorunun devamını getirin]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[soruyu soruyla yanıtlayacağız şimdi<br />
<br />
örnek:çok ağlar mısın<br />
sence yeri geldiğinde ağlar mıyım?<br />
<br />
siz de ikinci sorunun devamını getirin]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[kısaltmalar ve açılımları]]></title>
			<link>http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10874</link>
			<pubDate>Thu, 07 Aug 2008 21:26:27 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10874</guid>
			<description><![CDATA[şimdi bildiğimiz açılımları kendimize gÖre yorumlayalım bilmediklerimizide yorumlayalım yav <br />
<br />
TOKİ <br />
<br />
Türk Ordusu Karanlık İşleri <br />
<br />
Ö S S]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[şimdi bildiğimiz açılımları kendimize gÖre yorumlayalım bilmediklerimizide yorumlayalım yav <br />
<br />
TOKİ <br />
<br />
Türk Ordusu Karanlık İşleri <br />
<br />
Ö S S]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ne Fırlatacan?]]></title>
			<link>http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10873</link>
			<pubDate>Thu, 07 Aug 2008 21:22:54 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10873</guid>
			<description><![CDATA[birine yada bir olaya çok kızdınız ve sinirinizi üstteki üyeden çıkarıyorsunuz ve ona ne fırlatırsın?(nedeninide yazın )<br />
<br />
ilk kurban benim alttaki biraz merhametli ol !!!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[birine yada bir olaya çok kızdınız ve sinirinizi üstteki üyeden çıkarıyorsunuz ve ona ne fırlatırsın?(nedeninide yazın )<br />
<br />
ilk kurban benim alttaki biraz merhametli ol !!!]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[en çok hangi ismi seversiniz]]></title>
			<link>http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10872</link>
			<pubDate>Thu, 07 Aug 2008 21:19:19 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10872</guid>
			<description><![CDATA[EWTT ARKADAŞLAR  EN ÇOK SEVDİĞİNİZ İSİM  ???<br />
<br />
benim arda:&#36;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[EWTT ARKADAŞLAR  EN ÇOK SEVDİĞİNİZ İSİM  ???<br />
<br />
benim arda:&#36;]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[TeK kElİmE]]></title>
			<link>http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10871</link>
			<pubDate>Thu, 07 Aug 2008 21:14:11 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10871</guid>
			<description><![CDATA[hayatınızda biri varsa ve onu tek kelimeyle anlatmanız gerekirse hangi kelimeyi seçerdiniz.<br />
ilk cevap benden <br />
benim sözlümü anlatan kelime: [/color]güven]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[hayatınızda biri varsa ve onu tek kelimeyle anlatmanız gerekirse hangi kelimeyi seçerdiniz.<br />
ilk cevap benden <br />
benim sözlümü anlatan kelime: [/color]güven]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Midas]]></title>
			<link>http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10870</link>
			<pubDate>Wed, 06 Aug 2008 22:19:45 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10870</guid>
			<description><![CDATA[midas - phrigia'nın meşhur efsanevi kralı. zenginliği ile meşhurdur. dionysos yaptığı bir iyiliğin karşılığı olarak midas'a hediyesini kendisi seçmesini söylemiş. kral dionysos'tan bir dokunuşla her şeyi altına dönüştürme gücünü vermesini rica etmiş. isteği yerine gelmiş. ancak dokunduğu yiyecekler ve canlılar da altına dönüşmeye başlamış. o zaman midas dionysos'a bu gücünü geri alması için yalvarmış. dionysos bu isteği yerine getirmiş. patokles nehrinde yıkanan kral eski haline dönmüş. o zamandan beri nehrin zeminindeki kumlar altın rengini almışlar. başka bir rivayete göre, midas müzik yarışmasında apollon'a oy vermediği için apollon onu cezalandırmış, kulaklarını eşek kulağına çevirmiş.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[midas - phrigia'nın meşhur efsanevi kralı. zenginliği ile meşhurdur. dionysos yaptığı bir iyiliğin karşılığı olarak midas'a hediyesini kendisi seçmesini söylemiş. kral dionysos'tan bir dokunuşla her şeyi altına dönüştürme gücünü vermesini rica etmiş. isteği yerine gelmiş. ancak dokunduğu yiyecekler ve canlılar da altına dönüşmeye başlamış. o zaman midas dionysos'a bu gücünü geri alması için yalvarmış. dionysos bu isteği yerine getirmiş. patokles nehrinde yıkanan kral eski haline dönmüş. o zamandan beri nehrin zeminindeki kumlar altın rengini almışlar. başka bir rivayete göre, midas müzik yarışmasında apollon'a oy vermediği için apollon onu cezalandırmış, kulaklarını eşek kulağına çevirmiş.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şahmeran Efsanesi]]></title>
			<link>http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10869</link>
			<pubDate>Wed, 06 Aug 2008 22:15:14 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10869</guid>
			<description><![CDATA[ŞAHMERAN EFSANESİ<br />
<br />
<br />
Evvel zamanda, Mezopotamya topraklarında doğmuş bir efsane Şahmeran. Yüzyıllardan beri anlatıla gelmiş çeşitli coğrafyalarda. Özellikle yılanlık bir bölge olan Adana-Misis'te ve Mardin'de.<br />
<br />
Tahmasp isminde uzun boylu, geniş omuzlu, esmer tenli, çok yakışıklı bir genç yaşarmış zamanın durduğu bu şehirde. <br />
<br />
Binlerce yılanın yaşadığı bir mağaraya yanlışlıkla girmiş Tahmasp. Mağaranın içi o kadar karanlıkmış ki hiçbir şey göremiyormuş, yalnızca etrafında dolanan yaratıkların sesini duyuyormuş. Çaresizlik içinde beklerken bir ışık huzmesi belirmiş. Işık huzmesi kendisine yaklaştıkça gözleri kamaşan Tahmasp, ellerini gözlerine siper ederek etrafında gezinen yaratıkların ne olduğuna baktığında uzunu, kısası, yeşili, siyahı ile envai çeşitte binlerce yılanın çevresini sarmış olduğunu fark etmiş. Yılanların hepsi kafalarını kaldırmış, gelen ışık huzmesine doğru bakıyorlarmış. Tahmasp'ta onların baktığı yöne doğru bakınca birden dona kalmış. Çünkü Tahmasp, bu zifiri karanlık mağaranın içinde hayatında gördüğü en güzel kadının yüzünü görmüş birden. Ona doğru daha dikkatli bakınca kadının belden aşağısının yılan olduğunu fark etmiş. Kadın ona doğru ilerliyormuş, tam karşısında durmuş, gülümseyerek elini ona doğru uzatmış. Ve demişki;<br />
Korkma benden Tahmasp. Ben yılanlar ülkesinin kraliçesi Şahmeranım. Benden sana zarar gelmez. Ben dünya düzeni kurulmaya başladığı andan beri vardım. Krallığıma hoş geldin. Bundan böyle benim misafirimsin. Şimdi yat ve dinlen. Sonra seninle uzun uzun konuşuruz. Böyle deyip geldiği yoldan geri gitmiş. Tahmasp gördükleri karşısında yaşadığı dehşeti ve şaşkınlığı üzerinden atmaya çalışarak olduğu yerde kıvrılıp uyumuş. <br />
<br />
<br />
Ertesi sabah uyandığında Şahmeranı karşısında mükellef bir sofranın başında otururken bulmuş. Tahmasp'ı kahvaltıya davet etmiş Şahmeran. O ise gözlerini şahmerandan alamıyormuş. Şahmeran'da ona bakıyormuş kendinden geçmiş bir halde.<br />
<br />
Bak Tahmasp demiş. Ben insanlığın bütün tarihini biliyorum. İstersen sana anlatayım deyip başlamış anlatmaya. Anlatmış, anlatmış, anlatmış günler boyu. Bu sohbetler sırasında Tahmasp ve Şahmeran arasında tarihin en soylu aşklarında birisi başlamış. <br />
<br />
Gel zaman git zaman Şahmeranın anlatacağı bir şey kalmamış artık. Tahmasp'ta anasını ve yeryüzünü özlemeye başlamış. Bir gün dayanamamış ve düşüncesini Şahmeran'a da açmış. Sevdiğinin kendisinden sıkıldığını ve artık gitmek istediğini duyunca önceleri kesin bir dille reddetmiş Şahmeran. Ancak günler geçip Tahmasp'ın üzüntüsünden eriyip bittiğini görünce dayanamamış ve ona şöyle demiş: <br />
<br />
-Ey Tahmasp beni iyi dinle, sözlerime iyi kulak ver. Biliyorum, gitmene izin verirsem sende bana ihanet edeceksin ve yerimi diğer insanlara söyleyeceksin. Ancak bu topraklarda aşklar ölümünedir. Seni çok sevdiğimden dolayı üzülmene dayanamıyorum. Bu sebeple gitmene izin veriyorum. Ancak bana bir söz vermeni istiyorum. Ne sebeple olursa olsun başka insanlarla beraber suya girme.<br />
<br />
Tahmasp sevinçle Şahmerana sarılmış ve ona asla ihanet etmeyeceğine dair yeminler etmiş.<br />
<br />
Tahmasp mağaradan çıktıktan sonra bir köye yerleşmiş ve marangozluk yapmaya başlamış. Arada sırada da gizlice mağaraya giderek Şahmeranı ziyaret ediyormuş. Ancak bu mutlu günler uzun sürmemiş. <br />
<br />
Tahmasp'ın yaşadığı ülkenin kralı bir gün amansız bir hastalığın pençesine düşmüş. Ülkenin bütün hekimleri gelmiş ama kralın hastalığına çare olamamışlar. Kralın kötü kalpli bir veziri varmış. Vezir her seferinde krala hastalığının tek çaresinin Şahmeranda olduğunu söylüyormuş. <br />
<br />
Onun etinden bir parça yemesinin kralın hastalığının dermanı olacağını kralın kafasına sokmuş. Kralda Şahmeranın bir an önce bulunmasını emretmiş. Bütün ülkede Şahmeran aranmış. Sonunda bilge bir adam bütün insanların gruplar halinde hamamlara ve nehirlere sokulmasını tavsiye etmiş böylece Şahmeranın yerini bilen varsa onu bulabileceklerini söylemiş. Vezirde ülkedeki herkesi hamamlara sokmaya başlamış. Askerler Tahmasp'ın yaşadığı köye de gelmişler ve herkesi toplayarak büyük bir hamama götürmüşler. Tahmasp Şahmerana verdiği sözü hatırlayarak önce gitmek istememiş. Ancak askerler onu zorla içeri sokmuşlar. Tahmasp hamama girdikten sonara herkesin gözünün üzerine dikildiğini fark etmiş. Kendisine bakınca bütün vücudunun yılanlarınki gibi pullarla kaplandığını fark etmiş. Askerler hemen Tahmasp'ı yakalayarak vezirin huzuruna getirmişler. Kötü kalpli vezirin amacı kralı iyileştirmek falan değilmiş. Şahmeranı yakalayıp dünyanın bütün sırlarına sahip olmak istiyormuş. Tahmasp'a günlerce işkence yaptıktan sonra Şahmeranın yerini söyletmiş. Askerler hemen gidip Tahmasp'ın söylediği yerde mağarayı bulmuşlar ve Şahmeranı oradan çıkarıp saraya getirmişler.<br />
<br />
Şahmeran ve Tahmasp kralın huzurunda karşı karşıya gelmişler. Şahmeran üzüntülü ve utanç dolu Tahmasp'a dönmüş: <br />
<br />
. Ey sevdiğim, üzülme. Biliyorum ki sen bana kendi canın için ihanet etmedin ama bende sana dememiş miydim bu topraklarda aşklar ölümünedir diye. Bak şimdi anladın mı? Sen üzülme ne olur! <br />
Tahmasp Şahmeranın bu sözleri karşısında daha da utanmış. Şahmeran sözlerine devam etmiş. <br />
<br />
. Şimdi size sırrımı vereceğim. Kim ki benim kuyruğumdan bir parça koparıp yerse O bütün dünyanın sırrına ve gizemine vakıf olacak. Her kim ki benim kafamdan bir parça koparıp yerse o da o anda öte dünyayı boylayacak. <br />
<br />
Şahmeran daha sözlerini bitirmeden kötü kalpli vezir elinde kocaman kılıcı ile atılıp Şahmeranın bedenini iki parçaya ayırmış. Ve kuyruğundan bir parça koparmış Tahmasp'ta duyduğu acı ve utancın etkisi ile fırlayıp oracıkta ölmek için sevdiğinin, Şahmeranın kafasından bir parça ısırıvermiş. Kötü kalpli vezir kuyruktan kopardığı parçayı ağzına atar atmaz oracıkta can vermiş. Tahmasp'a ise hiçbir şey olmamış Şahmeran son anda yaptığı planı ile bütün bilgisinin sevdiğine geçmesine sebep olmuş. Ancak Tahmasp sevdiğini kaybetmenin acısına dayanamayarak kendisini dışarı atmış ve dağ bayır, ülke ülke dolaşmaya başlamış. O günden sonrada Lokman Hekim efsanesi almış başını yürümüş...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ŞAHMERAN EFSANESİ<br />
<br />
<br />
Evvel zamanda, Mezopotamya topraklarında doğmuş bir efsane Şahmeran. Yüzyıllardan beri anlatıla gelmiş çeşitli coğrafyalarda. Özellikle yılanlık bir bölge olan Adana-Misis'te ve Mardin'de.<br />
<br />
Tahmasp isminde uzun boylu, geniş omuzlu, esmer tenli, çok yakışıklı bir genç yaşarmış zamanın durduğu bu şehirde. <br />
<br />
Binlerce yılanın yaşadığı bir mağaraya yanlışlıkla girmiş Tahmasp. Mağaranın içi o kadar karanlıkmış ki hiçbir şey göremiyormuş, yalnızca etrafında dolanan yaratıkların sesini duyuyormuş. Çaresizlik içinde beklerken bir ışık huzmesi belirmiş. Işık huzmesi kendisine yaklaştıkça gözleri kamaşan Tahmasp, ellerini gözlerine siper ederek etrafında gezinen yaratıkların ne olduğuna baktığında uzunu, kısası, yeşili, siyahı ile envai çeşitte binlerce yılanın çevresini sarmış olduğunu fark etmiş. Yılanların hepsi kafalarını kaldırmış, gelen ışık huzmesine doğru bakıyorlarmış. Tahmasp'ta onların baktığı yöne doğru bakınca birden dona kalmış. Çünkü Tahmasp, bu zifiri karanlık mağaranın içinde hayatında gördüğü en güzel kadının yüzünü görmüş birden. Ona doğru daha dikkatli bakınca kadının belden aşağısının yılan olduğunu fark etmiş. Kadın ona doğru ilerliyormuş, tam karşısında durmuş, gülümseyerek elini ona doğru uzatmış. Ve demişki;<br />
Korkma benden Tahmasp. Ben yılanlar ülkesinin kraliçesi Şahmeranım. Benden sana zarar gelmez. Ben dünya düzeni kurulmaya başladığı andan beri vardım. Krallığıma hoş geldin. Bundan böyle benim misafirimsin. Şimdi yat ve dinlen. Sonra seninle uzun uzun konuşuruz. Böyle deyip geldiği yoldan geri gitmiş. Tahmasp gördükleri karşısında yaşadığı dehşeti ve şaşkınlığı üzerinden atmaya çalışarak olduğu yerde kıvrılıp uyumuş. <br />
<br />
<br />
Ertesi sabah uyandığında Şahmeranı karşısında mükellef bir sofranın başında otururken bulmuş. Tahmasp'ı kahvaltıya davet etmiş Şahmeran. O ise gözlerini şahmerandan alamıyormuş. Şahmeran'da ona bakıyormuş kendinden geçmiş bir halde.<br />
<br />
Bak Tahmasp demiş. Ben insanlığın bütün tarihini biliyorum. İstersen sana anlatayım deyip başlamış anlatmaya. Anlatmış, anlatmış, anlatmış günler boyu. Bu sohbetler sırasında Tahmasp ve Şahmeran arasında tarihin en soylu aşklarında birisi başlamış. <br />
<br />
Gel zaman git zaman Şahmeranın anlatacağı bir şey kalmamış artık. Tahmasp'ta anasını ve yeryüzünü özlemeye başlamış. Bir gün dayanamamış ve düşüncesini Şahmeran'a da açmış. Sevdiğinin kendisinden sıkıldığını ve artık gitmek istediğini duyunca önceleri kesin bir dille reddetmiş Şahmeran. Ancak günler geçip Tahmasp'ın üzüntüsünden eriyip bittiğini görünce dayanamamış ve ona şöyle demiş: <br />
<br />
-Ey Tahmasp beni iyi dinle, sözlerime iyi kulak ver. Biliyorum, gitmene izin verirsem sende bana ihanet edeceksin ve yerimi diğer insanlara söyleyeceksin. Ancak bu topraklarda aşklar ölümünedir. Seni çok sevdiğimden dolayı üzülmene dayanamıyorum. Bu sebeple gitmene izin veriyorum. Ancak bana bir söz vermeni istiyorum. Ne sebeple olursa olsun başka insanlarla beraber suya girme.<br />
<br />
Tahmasp sevinçle Şahmerana sarılmış ve ona asla ihanet etmeyeceğine dair yeminler etmiş.<br />
<br />
Tahmasp mağaradan çıktıktan sonra bir köye yerleşmiş ve marangozluk yapmaya başlamış. Arada sırada da gizlice mağaraya giderek Şahmeranı ziyaret ediyormuş. Ancak bu mutlu günler uzun sürmemiş. <br />
<br />
Tahmasp'ın yaşadığı ülkenin kralı bir gün amansız bir hastalığın pençesine düşmüş. Ülkenin bütün hekimleri gelmiş ama kralın hastalığına çare olamamışlar. Kralın kötü kalpli bir veziri varmış. Vezir her seferinde krala hastalığının tek çaresinin Şahmeranda olduğunu söylüyormuş. <br />
<br />
Onun etinden bir parça yemesinin kralın hastalığının dermanı olacağını kralın kafasına sokmuş. Kralda Şahmeranın bir an önce bulunmasını emretmiş. Bütün ülkede Şahmeran aranmış. Sonunda bilge bir adam bütün insanların gruplar halinde hamamlara ve nehirlere sokulmasını tavsiye etmiş böylece Şahmeranın yerini bilen varsa onu bulabileceklerini söylemiş. Vezirde ülkedeki herkesi hamamlara sokmaya başlamış. Askerler Tahmasp'ın yaşadığı köye de gelmişler ve herkesi toplayarak büyük bir hamama götürmüşler. Tahmasp Şahmerana verdiği sözü hatırlayarak önce gitmek istememiş. Ancak askerler onu zorla içeri sokmuşlar. Tahmasp hamama girdikten sonara herkesin gözünün üzerine dikildiğini fark etmiş. Kendisine bakınca bütün vücudunun yılanlarınki gibi pullarla kaplandığını fark etmiş. Askerler hemen Tahmasp'ı yakalayarak vezirin huzuruna getirmişler. Kötü kalpli vezirin amacı kralı iyileştirmek falan değilmiş. Şahmeranı yakalayıp dünyanın bütün sırlarına sahip olmak istiyormuş. Tahmasp'a günlerce işkence yaptıktan sonra Şahmeranın yerini söyletmiş. Askerler hemen gidip Tahmasp'ın söylediği yerde mağarayı bulmuşlar ve Şahmeranı oradan çıkarıp saraya getirmişler.<br />
<br />
Şahmeran ve Tahmasp kralın huzurunda karşı karşıya gelmişler. Şahmeran üzüntülü ve utanç dolu Tahmasp'a dönmüş: <br />
<br />
. Ey sevdiğim, üzülme. Biliyorum ki sen bana kendi canın için ihanet etmedin ama bende sana dememiş miydim bu topraklarda aşklar ölümünedir diye. Bak şimdi anladın mı? Sen üzülme ne olur! <br />
Tahmasp Şahmeranın bu sözleri karşısında daha da utanmış. Şahmeran sözlerine devam etmiş. <br />
<br />
. Şimdi size sırrımı vereceğim. Kim ki benim kuyruğumdan bir parça koparıp yerse O bütün dünyanın sırrına ve gizemine vakıf olacak. Her kim ki benim kafamdan bir parça koparıp yerse o da o anda öte dünyayı boylayacak. <br />
<br />
Şahmeran daha sözlerini bitirmeden kötü kalpli vezir elinde kocaman kılıcı ile atılıp Şahmeranın bedenini iki parçaya ayırmış. Ve kuyruğundan bir parça koparmış Tahmasp'ta duyduğu acı ve utancın etkisi ile fırlayıp oracıkta ölmek için sevdiğinin, Şahmeranın kafasından bir parça ısırıvermiş. Kötü kalpli vezir kuyruktan kopardığı parçayı ağzına atar atmaz oracıkta can vermiş. Tahmasp'a ise hiçbir şey olmamış Şahmeran son anda yaptığı planı ile bütün bilgisinin sevdiğine geçmesine sebep olmuş. Ancak Tahmasp sevdiğini kaybetmenin acısına dayanamayarak kendisini dışarı atmış ve dağ bayır, ülke ülke dolaşmaya başlamış. O günden sonrada Lokman Hekim efsanesi almış başını yürümüş...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Romanın Kuruluş Öyküsü]]></title>
			<link>http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10868</link>
			<pubDate>Wed, 06 Aug 2008 22:13:41 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10868</guid>
			<description><![CDATA[Aeneas soyundan gelen Rhea Silvia (Ilia) ile Mars'ın iki ikiz çocuğu doğar. Amcaları kral Amulius çocukların ileride kendi tahtına göz koyabileceğini düşünmektedir. Bu nedenle Rhea Silvia'yı öldürür. Bebekleri ise boş bir tekneye bindirerek taşmak üzere olan Tiber nehrine bırakır. Nehrin taşması ile tekne karaya vurur ve parçalanır.<br />
<br />
Dişi bir kurt bebekleri bulur. Ve onları sütü ile beslemeye başlar. Sonra onları Picus adında bir çoban bulur ve evine götürür.<br />
<br />
<br />
Karısı Canenzo bebekleri sever ve onları kendi çocukları kabul eder. Picus ve Canenzo bebeklere Romulus ile Remus isimlerini verirler ve onları büyütürler. Çocuklar büyüyünce babalarından çobanlık yapmayı öğrenirler ve çobanlık yapmaya başlarlar. Bir gün kral Amulius'un askerleri ile çobanlar arasında bir tartışma çıkar. Askerler Remus'u yakalayarak gerçek dedeleri olan Numitor'a götürürler. Numitor ikizlerin torunları olduğunu anlar ve onlarla işbirliği yaparak Amulius'u devirir. Numitor kral olur.<br />
<br />
Remus ve Romulus kaderlerinde yazılı olan şehri kurmaya karar verirler. Fakat şehri kimin kuracağına dair tartışmaya başlarlar ve sonra da tanrılardan yardım istemeye giderler. Kurdun onları bulduğu kayaya gidip otururlar. Bu kayada Remus'un başının üzerinden altı kuş geçer. Romulus'un başının üzerinden ise on iki kuş geçer. Böylece kurucu belli olur. Roma'yi Romulus kurar.<br />
<br />
Ama kardeşi Remus bunu bir türlü kabullenemez ve aralarındaki sorun gün geçtikce büyür. Sonunda Remulus kardeşi Remus'u öldürür. Remulus Roma nüfusunu arttirmaya karar verir. Komşuları Sabinelilerle bir anlaşma yapar ve Sabine kralı Tatius ile birleşir. İki lider ülkeyi yönetmeye başlarlar. Tatius öldükten sonra Romulus iki kralliği birlikte yönetir. Romulus'un ölümünden sonra ise, ülke 100 senatörden oluşan "patres"ler ile senatörlar arasından seçilen ve 12 kişiden oluşan bir konsey tarafından yönetilmeye başlar.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Aeneas soyundan gelen Rhea Silvia (Ilia) ile Mars'ın iki ikiz çocuğu doğar. Amcaları kral Amulius çocukların ileride kendi tahtına göz koyabileceğini düşünmektedir. Bu nedenle Rhea Silvia'yı öldürür. Bebekleri ise boş bir tekneye bindirerek taşmak üzere olan Tiber nehrine bırakır. Nehrin taşması ile tekne karaya vurur ve parçalanır.<br />
<br />
Dişi bir kurt bebekleri bulur. Ve onları sütü ile beslemeye başlar. Sonra onları Picus adında bir çoban bulur ve evine götürür.<br />
<br />
<br />
Karısı Canenzo bebekleri sever ve onları kendi çocukları kabul eder. Picus ve Canenzo bebeklere Romulus ile Remus isimlerini verirler ve onları büyütürler. Çocuklar büyüyünce babalarından çobanlık yapmayı öğrenirler ve çobanlık yapmaya başlarlar. Bir gün kral Amulius'un askerleri ile çobanlar arasında bir tartışma çıkar. Askerler Remus'u yakalayarak gerçek dedeleri olan Numitor'a götürürler. Numitor ikizlerin torunları olduğunu anlar ve onlarla işbirliği yaparak Amulius'u devirir. Numitor kral olur.<br />
<br />
Remus ve Romulus kaderlerinde yazılı olan şehri kurmaya karar verirler. Fakat şehri kimin kuracağına dair tartışmaya başlarlar ve sonra da tanrılardan yardım istemeye giderler. Kurdun onları bulduğu kayaya gidip otururlar. Bu kayada Remus'un başının üzerinden altı kuş geçer. Romulus'un başının üzerinden ise on iki kuş geçer. Böylece kurucu belli olur. Roma'yi Romulus kurar.<br />
<br />
Ama kardeşi Remus bunu bir türlü kabullenemez ve aralarındaki sorun gün geçtikce büyür. Sonunda Remulus kardeşi Remus'u öldürür. Remulus Roma nüfusunu arttirmaya karar verir. Komşuları Sabinelilerle bir anlaşma yapar ve Sabine kralı Tatius ile birleşir. İki lider ülkeyi yönetmeye başlarlar. Tatius öldükten sonra Romulus iki kralliği birlikte yönetir. Romulus'un ölümünden sonra ise, ülke 100 senatörden oluşan "patres"ler ile senatörlar arasından seçilen ve 12 kişiden oluşan bir konsey tarafından yönetilmeye başlar.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Türkiye bu babayı konuşuyor]]></title>
			<link>http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10867</link>
			<pubDate>Wed, 06 Aug 2008 21:59:39 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10867</guid>
			<description><![CDATA[Türkiye bu babayı konuşuyor  <br />
 <br />
&#8216;Kızlarımız barda, köpük banyosunda ölmedi&#8217; lafı &#8216;7.4 yetmedi mi&#8217;yi hatırlattı <br />
<br />
Konya&#8217;daki kaçak Kuran kursundaki patlamada 18 çocuk yaşamını yitirdi. Facianın üzerinden 5 gün geçmeden tartışma başka bir boyut kazandı. Ruhsatsız ve yangın yönetmeliğine aykırı olan binada izinsiz faaliyet yürütülüyordu. Ancak çocuklarını kaybeden ailelerden hiçbiri şikayetçi olmadı. Olaydan yaralı olarak kurtulan 12 yaşındaki Şerife Atayer&#8217;in babası Ahmet Atayer&#8217;in &#8220;Bizim çocuklarımız baleye gitmiyor, diskoya bara gitmiyor, köpük banyosunda ölmüyor, bazı medya grupları neden çok abartıyor aklım almıyor. Burada ölenler şehit, kalanlar ise gazidir&#8221; sözleri tartışma yarattı. Babanın sözlerine tepki gösteren köşe yazarları kaderci bakış açısını eleştirdi. <br />
<br />
Ruhat Mengi (Vatan): &#8220;Kuran&#8217;ın kaçağı mı olur&#8221; diyen başbakan teşvik ediyor<br />
<br />
Dinci gazetelerin yazdıkları, kaçak kursları korumak için yasa çıkaranların konuşmaları beyinlerine öyle işlemiş ki gerçeği görmeleri, yalanlardan kurtulmaları çok zor. Diyanet&#8217;in ülke çapında denetimli, düzgün 7300&#8217;den fazla Kuran kursu varken kaçak kurslara destek verenlerin bu olaydaki büyük sorumluluğunu hatta suçunu anlamaları çok zor. Dans ve bale öğrencileri kaçak bir binada ölselerdi &#8220;Kuran okumak yerine dans ediyorlar, iyi oldu&#8221; mu diyeceklerdi? Bunların hepsi dini siyasete alet ederek toplumu bölen, oy uğruna acımasızca vatandaşların kafasına yanlış mesajlar yerleştirenlerin sorumluluğudur...<br />
<br />
 <br />
<br />
Mengi, köşesinde konuyla ilgili olarak Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk&#8217;ün şu eleştirilerine de yer verdi: &#8220;Allah herkese istediğini verir ama şehitliğin yeri ve kıstasları vardır. İhmalle olmuş büyük bir acıyı dinin kavramlarına sığınarak kapatmak insaf, vicdan işidir. Din birilerinin kanun dışı olayları, ihmalleri mazur göstereceği bir oyuncak değildir, kim buna karar verebilir, Allah&#8217;a mı sordular? Kuran dediğinizde bütün yanlışlar, kötülükler meşruluk mu kazanıyor? Bize düşen işimizi doğru yapmaktır. Diyanet İşleri &#8216;Bizde kaydı yok, kaçaktır&#8217; derken, ülkenin Başbakanı &#8216;Ne demek kaçak, Kuran&#8217;ın kaçağı mı olur&#8217; diyor... Buna arka çıkmak adeta teşvik anlamına gelir.&#8221; <br />
<br />
Hıncal ULUÇ (SABAH): Ölümde bile haklarını aramıyorlar<br />
<br />
Sabah gazetesi yazarı Hıncal Uluç, çocukları ölen anne babaların hiç kimseden şikayetçi olmamasını eleştiriyor ve şu saptamada bulunuyor: Çünkü çocuklarını oraya &#8220;Din&#8221; uğruna teslim etmişler. Çocuklarının din uğruna öldüklerini, şehit sayıldıklarını düşünüyor ve &#8220;Allah verdi, Allah aldı&#8221; kaderciliği içinde susup oturuyorlar. İşte yüzde 47 bu!.. Yüzde 47&#8217;nin sebebi bu. İşin içine din girdiği zaman, insanlar &#8220;Ölüm&#8221;de bile haklarını aramıyor, haksızlığa isyan etmiyor, çocuklarının göz göre göre öldürülmesine ses çıkarmıyorlar.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Mutlu TÖNBEKİCİ (VATAN):Sen ne verdin <br />
ne istiyorsun<br />
<br />
&#8220;Kuran kurslarını yasaklayalım&#8221; bakış açısına eleştirel bir yaklaşımda bulunan Vatan yazarı Mutlu Tönbekici ise yönelttiği bir dizi soruyla ülke gerçeğini ortaya koydu. Ülkenin hayli geniş bir bölümünün hala Taş Devri&#8217;nde yaşadığını belirten Tönbekici şunları söyledi: Dinin yerine, Kuran kursunun yerine ne koydun da gitmesinler, göndermesinler istiyorsun? Medeniyet mi getirdin? Çağdaşlığı mı öğrettin? İyi okullar mı açtın? Meslek eğitimi mi verdin? İnsan haklarını mı öğrettin? Allah korkusu, günah, haram üçgeni içinde dolanıp duran bu insanlara mı &#8220;Ne lüzum var Kuran okumaya, okutmaya. Yasaklayalım hepsini olsun bitsin&#8220; diyorsun? Bu &#8221;Ne lüzum var yemek yemeğe&#8220; demek kadar absürd bir öneridir. Bu kadarcık da mı memleketi tanımıyorsunuz? Veya bu kadar mı gözünüz boyandı &#8221;Muasır medeniyetler seviyesine ulaştık&#8220; palavralarıyla? Veya bu kadar mı kapandınız kendi içinize, boğuldunuz fanusunuzun içinde? <br />
<br />
Ahmet HAKAN (HÜRRİYET): İslami fırlamalıklara yüz vermem<br />
<br />
&#8220;Dinle beni bre gafil Müslüman&#8221; başlıklı yazısında &#8220;Senin idraksiz, şuursuz ve saplantılı dindarlığının ürettiği şapşal ithamlardan tırsıp, o 17 günahsız küçük kızın hesabını soramayacağımı mı zannediyorsun?&#8221; diyen Hürriyet gazetesi yazarı Ahmet Hakan tepkisini şöyle dile getirdi: Ben onlara &#8220;şahadet şerbeti içirmek&#8221; yerine neden önlem alınmadığını, neden denetimsiz kurs açıldığını, neden izinsiz iş yapıldığını, neden koruma altında tutulan küçük kızların can güvenliklerinin sağlanmadığını sorarım. Bunu yaparken de, ne &#8220;Bütün suç tüpçüde&#8221; diye İslami fırlamalıklara yüz veririm ne de &#8220;Şehit oldular&#8221; tarzında metafizik rahatlamalara. Ben hesap sorarım. Çünkü bu benim hem insanlık, hem de kulluk vazifemdir.  <br />
<br />
----ya bu kadar cahillik olurmu aklım ermiyor----]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Türkiye bu babayı konuşuyor  <br />
 <br />
&#8216;Kızlarımız barda, köpük banyosunda ölmedi&#8217; lafı &#8216;7.4 yetmedi mi&#8217;yi hatırlattı <br />
<br />
Konya&#8217;daki kaçak Kuran kursundaki patlamada 18 çocuk yaşamını yitirdi. Facianın üzerinden 5 gün geçmeden tartışma başka bir boyut kazandı. Ruhsatsız ve yangın yönetmeliğine aykırı olan binada izinsiz faaliyet yürütülüyordu. Ancak çocuklarını kaybeden ailelerden hiçbiri şikayetçi olmadı. Olaydan yaralı olarak kurtulan 12 yaşındaki Şerife Atayer&#8217;in babası Ahmet Atayer&#8217;in &#8220;Bizim çocuklarımız baleye gitmiyor, diskoya bara gitmiyor, köpük banyosunda ölmüyor, bazı medya grupları neden çok abartıyor aklım almıyor. Burada ölenler şehit, kalanlar ise gazidir&#8221; sözleri tartışma yarattı. Babanın sözlerine tepki gösteren köşe yazarları kaderci bakış açısını eleştirdi. <br />
<br />
Ruhat Mengi (Vatan): &#8220;Kuran&#8217;ın kaçağı mı olur&#8221; diyen başbakan teşvik ediyor<br />
<br />
Dinci gazetelerin yazdıkları, kaçak kursları korumak için yasa çıkaranların konuşmaları beyinlerine öyle işlemiş ki gerçeği görmeleri, yalanlardan kurtulmaları çok zor. Diyanet&#8217;in ülke çapında denetimli, düzgün 7300&#8217;den fazla Kuran kursu varken kaçak kurslara destek verenlerin bu olaydaki büyük sorumluluğunu hatta suçunu anlamaları çok zor. Dans ve bale öğrencileri kaçak bir binada ölselerdi &#8220;Kuran okumak yerine dans ediyorlar, iyi oldu&#8221; mu diyeceklerdi? Bunların hepsi dini siyasete alet ederek toplumu bölen, oy uğruna acımasızca vatandaşların kafasına yanlış mesajlar yerleştirenlerin sorumluluğudur...<br />
<br />
 <br />
<br />
Mengi, köşesinde konuyla ilgili olarak Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk&#8217;ün şu eleştirilerine de yer verdi: &#8220;Allah herkese istediğini verir ama şehitliğin yeri ve kıstasları vardır. İhmalle olmuş büyük bir acıyı dinin kavramlarına sığınarak kapatmak insaf, vicdan işidir. Din birilerinin kanun dışı olayları, ihmalleri mazur göstereceği bir oyuncak değildir, kim buna karar verebilir, Allah&#8217;a mı sordular? Kuran dediğinizde bütün yanlışlar, kötülükler meşruluk mu kazanıyor? Bize düşen işimizi doğru yapmaktır. Diyanet İşleri &#8216;Bizde kaydı yok, kaçaktır&#8217; derken, ülkenin Başbakanı &#8216;Ne demek kaçak, Kuran&#8217;ın kaçağı mı olur&#8217; diyor... Buna arka çıkmak adeta teşvik anlamına gelir.&#8221; <br />
<br />
Hıncal ULUÇ (SABAH): Ölümde bile haklarını aramıyorlar<br />
<br />
Sabah gazetesi yazarı Hıncal Uluç, çocukları ölen anne babaların hiç kimseden şikayetçi olmamasını eleştiriyor ve şu saptamada bulunuyor: Çünkü çocuklarını oraya &#8220;Din&#8221; uğruna teslim etmişler. Çocuklarının din uğruna öldüklerini, şehit sayıldıklarını düşünüyor ve &#8220;Allah verdi, Allah aldı&#8221; kaderciliği içinde susup oturuyorlar. İşte yüzde 47 bu!.. Yüzde 47&#8217;nin sebebi bu. İşin içine din girdiği zaman, insanlar &#8220;Ölüm&#8221;de bile haklarını aramıyor, haksızlığa isyan etmiyor, çocuklarının göz göre göre öldürülmesine ses çıkarmıyorlar.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Mutlu TÖNBEKİCİ (VATAN):Sen ne verdin <br />
ne istiyorsun<br />
<br />
&#8220;Kuran kurslarını yasaklayalım&#8221; bakış açısına eleştirel bir yaklaşımda bulunan Vatan yazarı Mutlu Tönbekici ise yönelttiği bir dizi soruyla ülke gerçeğini ortaya koydu. Ülkenin hayli geniş bir bölümünün hala Taş Devri&#8217;nde yaşadığını belirten Tönbekici şunları söyledi: Dinin yerine, Kuran kursunun yerine ne koydun da gitmesinler, göndermesinler istiyorsun? Medeniyet mi getirdin? Çağdaşlığı mı öğrettin? İyi okullar mı açtın? Meslek eğitimi mi verdin? İnsan haklarını mı öğrettin? Allah korkusu, günah, haram üçgeni içinde dolanıp duran bu insanlara mı &#8220;Ne lüzum var Kuran okumaya, okutmaya. Yasaklayalım hepsini olsun bitsin&#8220; diyorsun? Bu &#8221;Ne lüzum var yemek yemeğe&#8220; demek kadar absürd bir öneridir. Bu kadarcık da mı memleketi tanımıyorsunuz? Veya bu kadar mı gözünüz boyandı &#8221;Muasır medeniyetler seviyesine ulaştık&#8220; palavralarıyla? Veya bu kadar mı kapandınız kendi içinize, boğuldunuz fanusunuzun içinde? <br />
<br />
Ahmet HAKAN (HÜRRİYET): İslami fırlamalıklara yüz vermem<br />
<br />
&#8220;Dinle beni bre gafil Müslüman&#8221; başlıklı yazısında &#8220;Senin idraksiz, şuursuz ve saplantılı dindarlığının ürettiği şapşal ithamlardan tırsıp, o 17 günahsız küçük kızın hesabını soramayacağımı mı zannediyorsun?&#8221; diyen Hürriyet gazetesi yazarı Ahmet Hakan tepkisini şöyle dile getirdi: Ben onlara &#8220;şahadet şerbeti içirmek&#8221; yerine neden önlem alınmadığını, neden denetimsiz kurs açıldığını, neden izinsiz iş yapıldığını, neden koruma altında tutulan küçük kızların can güvenliklerinin sağlanmadığını sorarım. Bunu yaparken de, ne &#8220;Bütün suç tüpçüde&#8221; diye İslami fırlamalıklara yüz veririm ne de &#8220;Şehit oldular&#8221; tarzında metafizik rahatlamalara. Ben hesap sorarım. Çünkü bu benim hem insanlık, hem de kulluk vazifemdir.  <br />
<br />
----ya bu kadar cahillik olurmu aklım ermiyor----]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İTÜ'de atama depremi]]></title>
			<link>http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10866</link>
			<pubDate>Wed, 06 Aug 2008 21:50:01 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10866</guid>
			<description><![CDATA[İTÜ'de atama depremi  <br />
 <br />
İTÜ'de 2'si profesör 12 öğretim üyesi görevlerinden istifa etti...<br />
<br />
İTÜ'de 2'si profesör 12 öğretim üyesi görevlerinden istifa ederken Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe Dursun, dekan yardımcısı ve hastane yönetimi, 9 Elül'den ise Tıp Fakültesi Başhekimi görevinden istifa etti.<br />
<br />
İstanbul Teknik Üniversitesi'den 12 öğretim görevlisi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün rektör olarak Muhammed Şahin'i atamasının ardından tepki olarak istifa etti.<br />
<br />
<br />
Muhammed Şahin üniversitede yapılan oylamada 209 oy alarak ikinci sırada yer almıştı. Ancak YÖK, Gül'e gönderdiği listede Şahin'i en çok oy alan Hüseyin Faruk Karadoğan'ın önüne koymuştu. Öğretim görevlileri gazetelere verdikleri ilan ile YÖK'ün listesini dikkate almaması için Cumhurbaşkanına çağrıda bulunmuştu. <br />
<br />
İTÜ Ayazağa Yerleşkesi'ndeki Atatürk Meydanı'nda bir araya gelen eski rektör Prof. Dr. Faruk Karadoğan ile bazı senato ve öğretim üyeleri, rektörlüğe yapılan atamayı protesto ettiler.<br />
<br />
Prof. Dr. Karadoğan, burada yaptığı açıklamada, böyle bir devir teslimin İTÜ'de ilk defa yaşandığını belirterek, bu durumun İTÜ'nün edindiği birikimle bağdaşmadığını söyledi.<br />
<br />
<br />
İTÜ'nün bu karardan iyi ders alması gerektiğini ifade eden ve bu kararı verenlerin İTÜ'yü tanımadıklarını savunan Karadoğan, &#8220;İTÜ, Türkiye'ye çok şey kazandırmış. Tarihimizin 335 yıllık kutsal sayılacak bir kuruluşudur&#8221; dedi.<br />
<br />
Karadoğan, gerçek İTÜ'lünün söylemiyle, eylemiyle demokrat ve sözünün eri olduğunu belirterek, demokrat olabilmek için ön koşulun &#8220;laik olmak&#8221; olduğunu, gerçek İTÜ'lülerin ise laik olduğunu vurguladı.<br />
<br />
İTÜ'lülerin, bilimin yönetiminde demokrasi olabileceğini gördüklerini ve bunu vurgulayarak yaşadıklarını ifade eden Karadoğan, son 20 rektörü belirleme sürecinin demokratik esaslara dayalı olarak gerçekleştiğini kaydetti.<br />
<br />
<br />
<br />
Prof. Dr. Faruk Karadoğan, İTÜ yönetim kurulu ve senatosunun farklı görüşlerin bir araya geldiği, farklılıkların akılla birleştiği bir kurum olduğunu, bunun da İTÜ'nün demokrasi düzeyini gösterdiğini dile getirdi.<br />
<br />
Karadoğan, rektör atamasının açıklanmasının ardından bazı senato ve öğretim üyelerinin sözlü olarak istifa ettiklerini kendisine ilettiklerini bildirdi.<br />
<br />
Prof. Dr. Faruk Karadoğan, istifa edeceklerini belirten öğretim üyeleriyle ilgili bir soru üzerine, &#8220;Bunlar bireysel kararlardır. Saygı ile karşılıyorum, önem veriyorum&#8221; dedi.<br />
<br />
Bu arada, Maden Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mahir Vardar, görevinden istifa ettiğine ilişkin dilekçeyi, basın açıklamasının ardından Faruk Karadoğan'a verdi.<br />
<br />
Sözlü olarak istifalarını ileten senato ve öğretim üyelerinin isimleri şöyle:<br />
<br />
&#8220;Rektör yardımcıları Prof. Dr. Erkin Nasuf, Prof. Dr. Fuat Anday ve Prof. Dr. Haluk Karadoğan, Sosyal Bilimler Enstitü Müdürü Prof. Dr. Ümit Şenesen, Prof. Dr. Özgür Turhan, Prof. Dr. Remzi Akkök, Prof. Dr. Mehmet Ali Taşdemir, Prof. Dr. Haluk Eyidoğan, Doç. Dr. Rahmi Nurhan Çelik, Prof. Dr. Melek Tüter, Fen Bilimleri Enstitü Müdürü Prof. Dr. Sumru Pala.&#8221;<br />
<br />
GAZİ'DE TEPKİ İSTİFALARI<br />
<br />
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi dekanı, dekan yardımcıları, başhekim ve hastane müdürü istifa etti.<br />
<br />
Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe Dursun, dekan yardımcıları Prof. Dr. S. Sabri Uslu, Doç. Dr. Sinan Sözen ile Başhekim Prof. Dr. Mustafa Şare ile Hastane Müdürü Prof. Dr. Ali Kıyaz Koç istifalarını sundu.<br />
<br />
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi dekanlığına vekaleten Pediatrik Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Peyami Cinaz getirildi.<br />
<br />
BİR İSTİFA DA 9 EYLÜL'DEN<br />
<br />
Rektör adayı ve 9 Eylül Tıp Fakültesi Başhekimi Prof. Dr. Sedef Gidener istifa etti. (AA)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İTÜ'de atama depremi  <br />
 <br />
İTÜ'de 2'si profesör 12 öğretim üyesi görevlerinden istifa etti...<br />
<br />
İTÜ'de 2'si profesör 12 öğretim üyesi görevlerinden istifa ederken Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe Dursun, dekan yardımcısı ve hastane yönetimi, 9 Elül'den ise Tıp Fakültesi Başhekimi görevinden istifa etti.<br />
<br />
İstanbul Teknik Üniversitesi'den 12 öğretim görevlisi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün rektör olarak Muhammed Şahin'i atamasının ardından tepki olarak istifa etti.<br />
<br />
<br />
Muhammed Şahin üniversitede yapılan oylamada 209 oy alarak ikinci sırada yer almıştı. Ancak YÖK, Gül'e gönderdiği listede Şahin'i en çok oy alan Hüseyin Faruk Karadoğan'ın önüne koymuştu. Öğretim görevlileri gazetelere verdikleri ilan ile YÖK'ün listesini dikkate almaması için Cumhurbaşkanına çağrıda bulunmuştu. <br />
<br />
İTÜ Ayazağa Yerleşkesi'ndeki Atatürk Meydanı'nda bir araya gelen eski rektör Prof. Dr. Faruk Karadoğan ile bazı senato ve öğretim üyeleri, rektörlüğe yapılan atamayı protesto ettiler.<br />
<br />
Prof. Dr. Karadoğan, burada yaptığı açıklamada, böyle bir devir teslimin İTÜ'de ilk defa yaşandığını belirterek, bu durumun İTÜ'nün edindiği birikimle bağdaşmadığını söyledi.<br />
<br />
<br />
İTÜ'nün bu karardan iyi ders alması gerektiğini ifade eden ve bu kararı verenlerin İTÜ'yü tanımadıklarını savunan Karadoğan, &#8220;İTÜ, Türkiye'ye çok şey kazandırmış. Tarihimizin 335 yıllık kutsal sayılacak bir kuruluşudur&#8221; dedi.<br />
<br />
Karadoğan, gerçek İTÜ'lünün söylemiyle, eylemiyle demokrat ve sözünün eri olduğunu belirterek, demokrat olabilmek için ön koşulun &#8220;laik olmak&#8221; olduğunu, gerçek İTÜ'lülerin ise laik olduğunu vurguladı.<br />
<br />
İTÜ'lülerin, bilimin yönetiminde demokrasi olabileceğini gördüklerini ve bunu vurgulayarak yaşadıklarını ifade eden Karadoğan, son 20 rektörü belirleme sürecinin demokratik esaslara dayalı olarak gerçekleştiğini kaydetti.<br />
<br />
<br />
<br />
Prof. Dr. Faruk Karadoğan, İTÜ yönetim kurulu ve senatosunun farklı görüşlerin bir araya geldiği, farklılıkların akılla birleştiği bir kurum olduğunu, bunun da İTÜ'nün demokrasi düzeyini gösterdiğini dile getirdi.<br />
<br />
Karadoğan, rektör atamasının açıklanmasının ardından bazı senato ve öğretim üyelerinin sözlü olarak istifa ettiklerini kendisine ilettiklerini bildirdi.<br />
<br />
Prof. Dr. Faruk Karadoğan, istifa edeceklerini belirten öğretim üyeleriyle ilgili bir soru üzerine, &#8220;Bunlar bireysel kararlardır. Saygı ile karşılıyorum, önem veriyorum&#8221; dedi.<br />
<br />
Bu arada, Maden Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mahir Vardar, görevinden istifa ettiğine ilişkin dilekçeyi, basın açıklamasının ardından Faruk Karadoğan'a verdi.<br />
<br />
Sözlü olarak istifalarını ileten senato ve öğretim üyelerinin isimleri şöyle:<br />
<br />
&#8220;Rektör yardımcıları Prof. Dr. Erkin Nasuf, Prof. Dr. Fuat Anday ve Prof. Dr. Haluk Karadoğan, Sosyal Bilimler Enstitü Müdürü Prof. Dr. Ümit Şenesen, Prof. Dr. Özgür Turhan, Prof. Dr. Remzi Akkök, Prof. Dr. Mehmet Ali Taşdemir, Prof. Dr. Haluk Eyidoğan, Doç. Dr. Rahmi Nurhan Çelik, Prof. Dr. Melek Tüter, Fen Bilimleri Enstitü Müdürü Prof. Dr. Sumru Pala.&#8221;<br />
<br />
GAZİ'DE TEPKİ İSTİFALARI<br />
<br />
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi dekanı, dekan yardımcıları, başhekim ve hastane müdürü istifa etti.<br />
<br />
Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe Dursun, dekan yardımcıları Prof. Dr. S. Sabri Uslu, Doç. Dr. Sinan Sözen ile Başhekim Prof. Dr. Mustafa Şare ile Hastane Müdürü Prof. Dr. Ali Kıyaz Koç istifalarını sundu.<br />
<br />
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi dekanlığına vekaleten Pediatrik Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Peyami Cinaz getirildi.<br />
<br />
BİR İSTİFA DA 9 EYLÜL'DEN<br />
<br />
Rektör adayı ve 9 Eylül Tıp Fakültesi Başhekimi Prof. Dr. Sedef Gidener istifa etti. (AA)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Türban karşıtlarına rektör olma şansı tanımadı!]]></title>
			<link>http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10865</link>
			<pubDate>Wed, 06 Aug 2008 21:47:38 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10865</guid>
			<description><![CDATA[Türban karşıtlarına rektör olma şansı tanımadı!  <br />
 <br />
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yaptığı rektör atamaları üniversiteler başta olmak üzere her kesimde tepki yarattı. İTÜ başta olmak üzere şuana kadar 3 üniversitede istifalar yaşandı. <br />
<br />
EN SERT TEPKİ CHP'DEN <br />
<br />
CHP Genel Saymanı Mustafa Özyürek, rektör atamalarına ilişkin olarak, &#8220;Türbana tavır alanlar ya YÖK düzeyinde elenmiş ya da burayı neredeyse usulen aşabilen adaylar bizzat Cumhurbaşkanı tarafından devre dışı bırakılmıştır&#8221; iddiasında bulundu.<br />
<br />
<br />
Özyürek, yaptığı yazılı açıklamada, &#8220;Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce, CHP'nin 'çoğunluğun onayını alan Cumhurbaşkanı adayı' çağrılarını eleştirdiğini&#8221; ifade ederek, şunları kaydetti:<br />
<br />
<br />
&#8220;Sadece kendi politik hüviyetinin temsili üzerinden kamusal alanı düzenleme saikiyle hareket edilmesinin, gerek Başbakanın sadece türbana özgürlük gerekse Cumhurbaşkanının benim siyasi kavrayışım dışında ise temsil değeri yoktur anlayışı, altı yıllık AKP iktidarının siyasi kimliğini son derece açık biçimde ortaya koymaktadır.<br />
<br />
<br />
Son rektör atamalarının bize gösterdiği AKP'li olmanın kamu görevlisi olmanın neredeyse aranan şartı haline gelmiş olmasıdır. Üniversitelerin yeterince özerk olmadığı iddiasını kamuoyu gündemine taşıyarak, yüksek öğrenim reformunu siyasi kutuplaşmanın en önemli girdisi haline getiren AKP'nin ve onun atadığı YÖK Başkanının seçimlerde en yüksek oyu alan adayları aşamalı olarak tasfiye etmesi, komplo teorisyenlerinin bile tahayyül dünyasını aşmış durumdadır. Türbana tavır alanlar ya YÖK düzeyinde elenmiş, ya da burayı neredeyse usulen aşabilen adaylar bizzat Cumhurbaşkanı tarafından devre dışı bırakılmıştır.&#8221;<br />
<br />
<br />
&#8220;Atamaların, artık üniversitelerde öğretim üyelerinin hangi siyasi frekanstan konuşması gerektiği konusunda da bir mesaj niteliği taşıdığını&#8221; öne süren Özyürek, şöyle devam etti: &#8220;(Türbana karşıysan, üniversitede yerin yok. Üniversite yönetimine gelmek istiyorsan, türbana özgürlük kampanyasına katıl). Kendi gibi düşünmeyene tahammül edemeyecek kadar demokrat kavrayıştan uzağa düşenlerin, bugüne kadar yaptıkları bütün özgürlük içerikli konuşmalarının hiçbir gerçekçi temel taşımadığını, sadece Atatürkçü düşünceyi kendisine yol gösterici olarak alan Prof. Dr. Mustafa Akaydın'a ödettiği bedelden görmemek için sağduyu kaybıyla malul olunması gerekir.&#8221;<br />
<br />
<br />
CHP&#8217;Lİ ÖYMEN: &#8220;GÜL SİYASİ TERCİHLERE GÖRE ATAMA <br />
<br />
CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül&#8217;ün, üniversitelere &#8220;siyasi tercihlerine&#8221; göre rektör atadığını söyledi.<br />
<br />
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül&#8217;ün, 21 üniversitenin rektörlerini atamasının ardından bazı üniversitelerde başlayan istifalar ve tartışmalar muhalefetin de gündeminde. Rektör atamalarını eleştiren CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, Gül&#8217;ün atamalarının &#8220;siyasi&#8221; olduğunu öne sürdü. YÖK ve Cumhurbaşkanı Gül&#8217;ün yaptığı tercihlerin &#8220;objektif&#8221; kriterlerden uzak olduğunu belirten CHP&#8217;li Öymen, ANKA&#8217;ya şunları söyledi:<br />
&#8220;Bütün olarak bakıldığında bu atamalarda belli siyasi tercihlerin yapıldığı görülüyor. Bazı istisnalar olsa da genelde YÖK&#8217;te yapılan sıralamalarda özel olarak da Cumhurbaşkanı&#8217;nın tercihlerinde tarafsızlık ilkesine uyulmadığı görülmektedir. Bu yaklaşımla üniversiteler siyasallaştırılmaktadır. Bilimsel ölçüden çok partisel tercihlerin ön plana çıkarıldığı görülüyor.&#8221;<br />
<br />
<br />
<br />
'AKP'ye yakın isimler Rektör olarak atandı' <br />
<br />
<br />
Eğitim Sen Genel Sekreteri Mehmet Bozgeyik, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül&#8217;ün, dün atamasını yaptığı 21 rektörün anti-demokratik yollarla seçildiğini söyledi. Bozgeyik, &#8220;Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, dün 21 üniversitenin rektörlerini belirlemiş ve YÖK tarafından kendisine iletilen ve tamamen anti-demokratik yollarla hazırlanan rektör adayları listesi içerisinden yine AKP&#8217;ye yakınlığıyla bilinen ve listenin ilk sırasında yer almayan kimi isimleri rektör olarak atamıştır&#8221; dedi. Bozgeyik, Yeni dönemin, üniversitelerde gerici ve piyasacı saldırıların daha artacağı bir dönem olacağını savundu.<br />
<br />
<br />
Eğitim Sen Genel Sekreteri Mehmet Bozgeyik, yaptığı yazılı açıklamada, 21 üniversitenin rektör adaylarının YÖK tarafından belirlenerek Cumhurbaşkanı&#8217;nın onayına sunulduğunu hatırlattı. YÖK&#8217;ün bazı üniversitelerde en çok oy alan adayları liste dışı bıraktığına işaret eden Bozgeyik, &#8220;YÖK&#8217;ün son derece anti demokratik bir yöntemle rektör adaylarını belirlemesinin ardından, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, dün 21 üniversitenin rektörlerini belirlemiş ve YÖK tarafından kendisine iletilen ve tamamen anti-demokratik yollarla hazırlanan rektör adayları listesi içerisinden yine AKP&#8217;ye yakınlığıyla bilinen ve listenin ilk sırasında yer almayan kimi isimleri rektör olarak atamıştır&#8221; açıklamasında bulundu.<br />
<br />
&#8220;ÜNİVERSİTELERDE GERİCİ SALDIRILAR ARTACAK&#8221;<br />
<br />
Bozgeyik, &#8220;türbana özgürlük&#8221; bildirisine imza atan 3 öğretim üyesinin rektör olarak atandığına dikkat çekerek, üniversitelerde türbana geçit vermeyeceğini bildiren Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Akaydın&#8217;ın ise YÖK&#8217;ün listesinde de birinci sırada yer almasına rağmen rektör olarak atanmadığına işaret etti. Cumhurbaşkanı Gül&#8217;ün &#8220;herkesin cumhurbaşkanı&#8221; olacağını belirttiğine değinen Bozgeyik, rektör atamalarında en önemli kriterin ise AKP&#8217;ye bağlılık olduğunu ifade etti. Bozgeyik, AKP&#8217;nin daha önceki rektör atamalarına karşı çıkışının üniversitelerde yandaş yapıların tesis edilmesi olduğunu söyleyen Bozgeyik, sözlerini şöyle sürdürdü:<br />
<br />
&#8220;Esasen, yeni atanan rektörlerin, üniversitelerin daha fazla ticarileştirilmesi ve üniversitenin piyasanın hizmetine sokulması konusunda, Cumhuriyeti ve onun üniversitelerini koruyup kolladığını belirtirken o Cumhuriyet&#8217;in öğrencilerini piyasa karşısında ezdirmekte engel görmemiş eski rektörlerin uygulamalarını aratmayacakları ve devraldıkları piyasacı bayrağı daha da ileri götürmek isteyecekleri bilinmektedir. Piyasacılık konusunda belirgin bir anlayış farkı yaşanmayacak olsa da, üniversitelerin giderek cemaatlerin ve gericiliğin hizmetinde birer siyasi iktidar aygıtına dönüşmesi noktasında yeni dönemde belirgin saldırıların olacağı da ortadadır. Yeni dönem, üniversitelerde gerici ve piyasacı saldırıların daha artacağı bir dönem olacaktır. Mücadele dolu günler bizi beklemektedir.&#8221;( <br />
<br />
<br />
<br />
Atamalardaki değişiklikler Anayasa'ya dayanmalı <br />
<br />
<br />
Tüm Öğretim Elemanları Derneği (TÜMOB) Genel Başkanı Prof. Dr. Alpaslan Işıklı, bazı isimlerin inandırıcı olmayan gerekçelerle rektör olarak atanmadığını belirterek, &#8220;İsimlerdeki değişiklikler Anayasa ilkeleriyle çelişmeyen gerekçelere dayanmalıdır&#8221; dedi.<br />
<br />
TÜMOD Genel Başkanı Prof. Dr. Alpaslan Işıklı, ANKA&#8217;ya yaptığı açıklamada, üniversitelerde yapılan seçimler sonucunda oluşturulan sıralamanın değiştirilmesinin mevzuata göre mümkün olduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Işıklı, &#8220;Ancak bu isimlerdeki değişiklikler makul ve Anayasa ilkeleriyle çelişmeyen gerekçelere dayanmalıdır. Öte yandan bir bayan adayın eşinden dolayı seçilmesi ne kadar hukuk dışı ise eşinden dolayı seçilmemesi de ondan daha fazla hukuk dışı bir durum oluşturur&#8221; dedi. Üniversitelerde seçimlerin gizli oyla yapıldığına işaret eden Prof. Dr. Işıklı, &#8220;gizli oyla yapılan seçimlerde üniversite hocalarını, rektörün baskısı ile rektörün eşine oy verdikleri ya da kendisine oy verilmesini istediği varsayımından yola çıkarak atamamak hiç de inandırıcı değildir&#8221; dedi.<br />
<br />
Prof. Dr. Işıklı, Akdeniz Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Mustafa Akaydın&#8217;ın söz konusu kararı &#8220;siyasi&#8221; olarak değerlendirdiğinin hatırlatılması üzerine, &#8220;İnandırıcı gerekçeler olmadan bu atama yapılmıştır&#8221; diye konuştu.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Türban karşıtlarına rektör olma şansı tanımadı!  <br />
 <br />
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yaptığı rektör atamaları üniversiteler başta olmak üzere her kesimde tepki yarattı. İTÜ başta olmak üzere şuana kadar 3 üniversitede istifalar yaşandı. <br />
<br />
EN SERT TEPKİ CHP'DEN <br />
<br />
CHP Genel Saymanı Mustafa Özyürek, rektör atamalarına ilişkin olarak, &#8220;Türbana tavır alanlar ya YÖK düzeyinde elenmiş ya da burayı neredeyse usulen aşabilen adaylar bizzat Cumhurbaşkanı tarafından devre dışı bırakılmıştır&#8221; iddiasında bulundu.<br />
<br />
<br />
Özyürek, yaptığı yazılı açıklamada, &#8220;Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce, CHP'nin 'çoğunluğun onayını alan Cumhurbaşkanı adayı' çağrılarını eleştirdiğini&#8221; ifade ederek, şunları kaydetti:<br />
<br />
<br />
&#8220;Sadece kendi politik hüviyetinin temsili üzerinden kamusal alanı düzenleme saikiyle hareket edilmesinin, gerek Başbakanın sadece türbana özgürlük gerekse Cumhurbaşkanının benim siyasi kavrayışım dışında ise temsil değeri yoktur anlayışı, altı yıllık AKP iktidarının siyasi kimliğini son derece açık biçimde ortaya koymaktadır.<br />
<br />
<br />
Son rektör atamalarının bize gösterdiği AKP'li olmanın kamu görevlisi olmanın neredeyse aranan şartı haline gelmiş olmasıdır. Üniversitelerin yeterince özerk olmadığı iddiasını kamuoyu gündemine taşıyarak, yüksek öğrenim reformunu siyasi kutuplaşmanın en önemli girdisi haline getiren AKP'nin ve onun atadığı YÖK Başkanının seçimlerde en yüksek oyu alan adayları aşamalı olarak tasfiye etmesi, komplo teorisyenlerinin bile tahayyül dünyasını aşmış durumdadır. Türbana tavır alanlar ya YÖK düzeyinde elenmiş, ya da burayı neredeyse usulen aşabilen adaylar bizzat Cumhurbaşkanı tarafından devre dışı bırakılmıştır.&#8221;<br />
<br />
<br />
&#8220;Atamaların, artık üniversitelerde öğretim üyelerinin hangi siyasi frekanstan konuşması gerektiği konusunda da bir mesaj niteliği taşıdığını&#8221; öne süren Özyürek, şöyle devam etti: &#8220;(Türbana karşıysan, üniversitede yerin yok. Üniversite yönetimine gelmek istiyorsan, türbana özgürlük kampanyasına katıl). Kendi gibi düşünmeyene tahammül edemeyecek kadar demokrat kavrayıştan uzağa düşenlerin, bugüne kadar yaptıkları bütün özgürlük içerikli konuşmalarının hiçbir gerçekçi temel taşımadığını, sadece Atatürkçü düşünceyi kendisine yol gösterici olarak alan Prof. Dr. Mustafa Akaydın'a ödettiği bedelden görmemek için sağduyu kaybıyla malul olunması gerekir.&#8221;<br />
<br />
<br />
CHP&#8217;Lİ ÖYMEN: &#8220;GÜL SİYASİ TERCİHLERE GÖRE ATAMA <br />
<br />
CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül&#8217;ün, üniversitelere &#8220;siyasi tercihlerine&#8221; göre rektör atadığını söyledi.<br />
<br />
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül&#8217;ün, 21 üniversitenin rektörlerini atamasının ardından bazı üniversitelerde başlayan istifalar ve tartışmalar muhalefetin de gündeminde. Rektör atamalarını eleştiren CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, Gül&#8217;ün atamalarının &#8220;siyasi&#8221; olduğunu öne sürdü. YÖK ve Cumhurbaşkanı Gül&#8217;ün yaptığı tercihlerin &#8220;objektif&#8221; kriterlerden uzak olduğunu belirten CHP&#8217;li Öymen, ANKA&#8217;ya şunları söyledi:<br />
&#8220;Bütün olarak bakıldığında bu atamalarda belli siyasi tercihlerin yapıldığı görülüyor. Bazı istisnalar olsa da genelde YÖK&#8217;te yapılan sıralamalarda özel olarak da Cumhurbaşkanı&#8217;nın tercihlerinde tarafsızlık ilkesine uyulmadığı görülmektedir. Bu yaklaşımla üniversiteler siyasallaştırılmaktadır. Bilimsel ölçüden çok partisel tercihlerin ön plana çıkarıldığı görülüyor.&#8221;<br />
<br />
<br />
<br />
'AKP'ye yakın isimler Rektör olarak atandı' <br />
<br />
<br />
Eğitim Sen Genel Sekreteri Mehmet Bozgeyik, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül&#8217;ün, dün atamasını yaptığı 21 rektörün anti-demokratik yollarla seçildiğini söyledi. Bozgeyik, &#8220;Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, dün 21 üniversitenin rektörlerini belirlemiş ve YÖK tarafından kendisine iletilen ve tamamen anti-demokratik yollarla hazırlanan rektör adayları listesi içerisinden yine AKP&#8217;ye yakınlığıyla bilinen ve listenin ilk sırasında yer almayan kimi isimleri rektör olarak atamıştır&#8221; dedi. Bozgeyik, Yeni dönemin, üniversitelerde gerici ve piyasacı saldırıların daha artacağı bir dönem olacağını savundu.<br />
<br />
<br />
Eğitim Sen Genel Sekreteri Mehmet Bozgeyik, yaptığı yazılı açıklamada, 21 üniversitenin rektör adaylarının YÖK tarafından belirlenerek Cumhurbaşkanı&#8217;nın onayına sunulduğunu hatırlattı. YÖK&#8217;ün bazı üniversitelerde en çok oy alan adayları liste dışı bıraktığına işaret eden Bozgeyik, &#8220;YÖK&#8217;ün son derece anti demokratik bir yöntemle rektör adaylarını belirlemesinin ardından, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, dün 21 üniversitenin rektörlerini belirlemiş ve YÖK tarafından kendisine iletilen ve tamamen anti-demokratik yollarla hazırlanan rektör adayları listesi içerisinden yine AKP&#8217;ye yakınlığıyla bilinen ve listenin ilk sırasında yer almayan kimi isimleri rektör olarak atamıştır&#8221; açıklamasında bulundu.<br />
<br />
&#8220;ÜNİVERSİTELERDE GERİCİ SALDIRILAR ARTACAK&#8221;<br />
<br />
Bozgeyik, &#8220;türbana özgürlük&#8221; bildirisine imza atan 3 öğretim üyesinin rektör olarak atandığına dikkat çekerek, üniversitelerde türbana geçit vermeyeceğini bildiren Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Akaydın&#8217;ın ise YÖK&#8217;ün listesinde de birinci sırada yer almasına rağmen rektör olarak atanmadığına işaret etti. Cumhurbaşkanı Gül&#8217;ün &#8220;herkesin cumhurbaşkanı&#8221; olacağını belirttiğine değinen Bozgeyik, rektör atamalarında en önemli kriterin ise AKP&#8217;ye bağlılık olduğunu ifade etti. Bozgeyik, AKP&#8217;nin daha önceki rektör atamalarına karşı çıkışının üniversitelerde yandaş yapıların tesis edilmesi olduğunu söyleyen Bozgeyik, sözlerini şöyle sürdürdü:<br />
<br />
&#8220;Esasen, yeni atanan rektörlerin, üniversitelerin daha fazla ticarileştirilmesi ve üniversitenin piyasanın hizmetine sokulması konusunda, Cumhuriyeti ve onun üniversitelerini koruyup kolladığını belirtirken o Cumhuriyet&#8217;in öğrencilerini piyasa karşısında ezdirmekte engel görmemiş eski rektörlerin uygulamalarını aratmayacakları ve devraldıkları piyasacı bayrağı daha da ileri götürmek isteyecekleri bilinmektedir. Piyasacılık konusunda belirgin bir anlayış farkı yaşanmayacak olsa da, üniversitelerin giderek cemaatlerin ve gericiliğin hizmetinde birer siyasi iktidar aygıtına dönüşmesi noktasında yeni dönemde belirgin saldırıların olacağı da ortadadır. Yeni dönem, üniversitelerde gerici ve piyasacı saldırıların daha artacağı bir dönem olacaktır. Mücadele dolu günler bizi beklemektedir.&#8221;( <br />
<br />
<br />
<br />
Atamalardaki değişiklikler Anayasa'ya dayanmalı <br />
<br />
<br />
Tüm Öğretim Elemanları Derneği (TÜMOB) Genel Başkanı Prof. Dr. Alpaslan Işıklı, bazı isimlerin inandırıcı olmayan gerekçelerle rektör olarak atanmadığını belirterek, &#8220;İsimlerdeki değişiklikler Anayasa ilkeleriyle çelişmeyen gerekçelere dayanmalıdır&#8221; dedi.<br />
<br />
TÜMOD Genel Başkanı Prof. Dr. Alpaslan Işıklı, ANKA&#8217;ya yaptığı açıklamada, üniversitelerde yapılan seçimler sonucunda oluşturulan sıralamanın değiştirilmesinin mevzuata göre mümkün olduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Işıklı, &#8220;Ancak bu isimlerdeki değişiklikler makul ve Anayasa ilkeleriyle çelişmeyen gerekçelere dayanmalıdır. Öte yandan bir bayan adayın eşinden dolayı seçilmesi ne kadar hukuk dışı ise eşinden dolayı seçilmemesi de ondan daha fazla hukuk dışı bir durum oluşturur&#8221; dedi. Üniversitelerde seçimlerin gizli oyla yapıldığına işaret eden Prof. Dr. Işıklı, &#8220;gizli oyla yapılan seçimlerde üniversite hocalarını, rektörün baskısı ile rektörün eşine oy verdikleri ya da kendisine oy verilmesini istediği varsayımından yola çıkarak atamamak hiç de inandırıcı değildir&#8221; dedi.<br />
<br />
Prof. Dr. Işıklı, Akdeniz Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Mustafa Akaydın&#8217;ın söz konusu kararı &#8220;siyasi&#8221; olarak değerlendirdiğinin hatırlatılması üzerine, &#8220;İnandırıcı gerekçeler olmadan bu atama yapılmıştır&#8221; diye konuştu.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Başsavcı 2. dava için hazırlanıyor]]></title>
			<link>http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10864</link>
			<pubDate>Wed, 06 Aug 2008 21:44:52 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10864</guid>
			<description><![CDATA[Başsavcı 2. dava için hazırlanıyor  <br />
 <br />
Ya Erdoğan ihraç edilsin, ya AKP kapatılsın <br />
<br />
<br />
Taraf gazetesinin haberine göre, AKP'ye Hazine yardımından kısmen yoksunluk cezasını verilmesini sağlayan Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın, gerekçeli kararın ardından sonra bu cezanın alınmasına neden olanların partiden ihraç edilmesini isteyeceği konuşulmaya başlandı.<br />
<br />
Anayasa Mahkemesi'nin kararından sonra, hem AKP'nin nasıl bir yol izleyeceği hem de kapatma davası açan Başsavcılığın ne yapacağı soruları, siyaset ve yargı çevrelerinde ortak gündem konusu oldu.<br />
<br />
İLK SEÇENEK YENİ DAVA <br />
<br />
Mahkemenin gerekçeli kararının yayımlanmasıyla hangi söz ve eylemlerin ceza nedeni olduğu belli olacak ve Yargıtay Başsavcısı, yeni kanıtlarla yeniden kapatma davsı açabilecek.<br />
<br />
İKİNCİ SEÇENEK İHRAÇ <br />
<br />
Ancak, bunun dışında yargı çevrelerinde gerekçe sonrasıyla ilgili öne çıkan yeni iddia 'Başsavcılığın, kapatma davası için bilgi-belge biriktirmekle birlikte öncelikle, AKP'nin hazine yardımından yoksunluk cezası almasına neden olanların partiden ihracını isteyeceği' yönünde.<br />
<br />
ERDOĞAN'A CEZA MÜMKÜN <br />
<br />
Başsavcılığın, bu yola gitmesi ilginç bir tabloya neden olacak. Anayasa Mahkemesi'nin gerekçesinde AKP'ye yaptırım kararına neden olanlar arasında eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, bazı bakanlar ve milletvekillerinin yanı sıra Başbakan Erdoğan'ın da yer alması çok muhtemel. Bu durumda Başsavcı'nın 'partinin laikliğe aykırı faaliyetler nedeniyle ceza alınmasına neden oldukları için partiden ihraç edin' diyeceği kişiler arasında Başbakan Erdoğan da bulunacak.<br />
<br />
YAPMAZSA NE OLUR <br />
<br />
Siyasi Partiler Yasası'nın 102. maddesine göre, Başsavcılığın ihraç istemi bir ay içinde yerine getirilmediğinde, Anayasa Mahkemesi'ne yeni dava açıp, partinin hazine yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasını isteyebilecek. İhraçlar olursa dava düşecek, ancak olmadığında mahkeme davayı karara bağlayacak.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Başsavcı 2. dava için hazırlanıyor  <br />
 <br />
Ya Erdoğan ihraç edilsin, ya AKP kapatılsın <br />
<br />
<br />
Taraf gazetesinin haberine göre, AKP'ye Hazine yardımından kısmen yoksunluk cezasını verilmesini sağlayan Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın, gerekçeli kararın ardından sonra bu cezanın alınmasına neden olanların partiden ihraç edilmesini isteyeceği konuşulmaya başlandı.<br />
<br />
Anayasa Mahkemesi'nin kararından sonra, hem AKP'nin nasıl bir yol izleyeceği hem de kapatma davası açan Başsavcılığın ne yapacağı soruları, siyaset ve yargı çevrelerinde ortak gündem konusu oldu.<br />
<br />
İLK SEÇENEK YENİ DAVA <br />
<br />
Mahkemenin gerekçeli kararının yayımlanmasıyla hangi söz ve eylemlerin ceza nedeni olduğu belli olacak ve Yargıtay Başsavcısı, yeni kanıtlarla yeniden kapatma davsı açabilecek.<br />
<br />
İKİNCİ SEÇENEK İHRAÇ <br />
<br />
Ancak, bunun dışında yargı çevrelerinde gerekçe sonrasıyla ilgili öne çıkan yeni iddia 'Başsavcılığın, kapatma davası için bilgi-belge biriktirmekle birlikte öncelikle, AKP'nin hazine yardımından yoksunluk cezası almasına neden olanların partiden ihracını isteyeceği' yönünde.<br />
<br />
ERDOĞAN'A CEZA MÜMKÜN <br />
<br />
Başsavcılığın, bu yola gitmesi ilginç bir tabloya neden olacak. Anayasa Mahkemesi'nin gerekçesinde AKP'ye yaptırım kararına neden olanlar arasında eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, bazı bakanlar ve milletvekillerinin yanı sıra Başbakan Erdoğan'ın da yer alması çok muhtemel. Bu durumda Başsavcı'nın 'partinin laikliğe aykırı faaliyetler nedeniyle ceza alınmasına neden oldukları için partiden ihraç edin' diyeceği kişiler arasında Başbakan Erdoğan da bulunacak.<br />
<br />
YAPMAZSA NE OLUR <br />
<br />
Siyasi Partiler Yasası'nın 102. maddesine göre, Başsavcılığın ihraç istemi bir ay içinde yerine getirilmediğinde, Anayasa Mahkemesi'ne yeni dava açıp, partinin hazine yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasını isteyebilecek. İhraçlar olursa dava düşecek, ancak olmadığında mahkeme davayı karara bağlayacak.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA['Ahmedinejad Atatürk'ü hiçe sayıyor']]></title>
			<link>http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10863</link>
			<pubDate>Wed, 06 Aug 2008 21:38:57 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.hepimizbiriz.com/forum/showthread.php?tid=10863</guid>
			<description><![CDATA['Ahmedinejad Atatürk'ü hiçe sayıyor'  <br />
 <br />
Ahmedinejad'ın polemik konusu olan Babacan'la "Anıtkabir ziyareti pazarlığı" dünya basınında yankı buldu<br />
<br />
İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejad&#8217;ın bu ayın ortasında Türkiye&#8217;ye yapacağı ziyaret sırasında &#8220;Anıtkabir&#8217;e gitmek istemediği haberlerinin başlattığı fırtına Türkiye&#8217;de devam ederken, yabancı basını da etkisine almaya başladı.<br />
<br />
İngiltere&#8217;de yayımlanan The Guardian gazetesi, Türkiye&#8217;deki yangına körükle giderek &#8220;Türkiye, Ahmedinejad&#8217;ın devletin kurucusunu hiçe saymasını önemsiz gösteriyor" ifadesini kullandı.<br />
<br />
Gazetenin İstanbul muhabiri Robert Tait imzası ile yayınlanan haberde, İran Cumhurbaşkanının, &#8220;laiklik ile özdeşleşen Mustafa Kemal Atatürk&#8217;e saygı sunması konusunda her zaman bir probleminin olacağını yazdı.<br />
<br />
&#8216;CUMHURBAŞKANI İSTEKLİ DEĞİL&#8217;<br />
<br />
<br />
<br />
Ancak AKP&#8217;nin İranlı lideri, Anıt Kabri&#8217;nin bulunduğu Ankara yerine eski Osmanlı başkenti İstanbul&#8217;a davet ederek, zorluğun üstesinden geldiğini kaydeden gazete, Ahmedinejad&#8217;ın, protokole göre ülkeyi ziyaret eden tüm yabancı liderlerden beklenen bir nezaket olan Atatürk&#8217;ün Ankara&#8217;daki mozolesinde saygı duruşunda bulunması konusunda istekli olmadığını bildirdiğini de belirtti.<br />
<br />
&#8220;ATATÜRK İRAN&#8217;IN ANTİTEZİ&#8221;<br />
<br />
The Guardian, &#8220;Atatürk, dindar İranlı cumhurbaşkanının temsil ettiği her şeyin antitezi idi. Aynı zamanda teokratik rejimi iktidara getiren 1979 devrimi ile düşürülen, İran&#8217;ın son şahı Mohammed Rıza Pehlevi&#8217;nin babası Rıza Şah&#8217;in müttefiki ve rol modeli idi" diye yazdı.<br />
Türk yetkililerinin de &#8220;olağanüstü düzenlemeyi perdelemek için ziyareti &#8220;çalışma ziyareti olarak nitelendirdiklerini kaydeden gazete, İranlı cumhurbaşkanının Türkiye ziyareti sırasında yapacağı görüşmelerde ağırlığın nükleer programı sorununa verilmesi beklendiğini de belirtti.<br />
<br />
BABACAN&#8217;DAN &#8220;YERSİZ&#8221; AÇIKLAMASI<br />
<br />
The Guardian, İran&#8217;ın nükleer programı konusu ile ilgili olarak da &#8220;Türkiye&#8217;nin kendisini Tahran ve Batı arasında bir arabulucu olarak konumlamaya çalıştığını&#8221; da öne sürdü.<br />
<br />
Ancak &#8220;laik yanlısı Türk gazetelerinin ziyaretin &#8220;ana konusunu görmezden gelerek Ahmedinejad&#8217;ın &#8220;Atatürk&#8217;e ayıbı&#8221; olarak algılanan konusuna odaklandığını yazan The Guardian, bunun da Dışişleri Bakanı Ali Babacan&#8217;ın &#8220;Bu tartışmaları ben son derece yersiz görüyorum. Ziyaretin özüne ve başarısına gölge düşürecek yaklaşımlar olarak görüyorum&#8221; yolundaki sözlerini aktardı. (ANKA)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA['Ahmedinejad Atatürk'ü hiçe sayıyor'  <br />
 <br />
Ahmedinejad'ın polemik konusu olan Babacan'la "Anıtkabir ziyareti pazarlığı" dünya basınında yankı buldu<br />
<br />
İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejad&#8217;ın bu ayın ortasında Türkiye&#8217;ye yapacağı ziyaret sırasında &#8220;Anıtkabir&#8217;e gitmek istemediği haberlerinin başlattığı fırtına Türkiye&#8217;de devam ederken, yabancı basını da etkisine almaya başladı.<br />
<br />
İngiltere&#8217;de yayımlanan The Guardian gazetesi, Türkiye&#8217;deki yangına körükle giderek &#8220;Türkiye, Ahmedinejad&#8217;ın devletin kurucusunu hiçe saymasını önemsiz gösteriyor" ifadesini kullandı.<br />
<br />
Gazetenin İstanbul muhabiri Robert Tait imzası ile yayınlanan haberde, İran Cumhurbaşkanının, &#8220;laiklik ile özdeşleşen Mustafa Kemal Atatürk&#8217;e saygı sunması konusunda her zaman bir probleminin olacağını yazdı.<br />
<br />
&#8216;CUMHURBAŞKANI İSTEKLİ DEĞİL&#8217;<br />
<br />
<br />
<br />
Ancak AKP&#8217;nin İranlı lideri, Anıt Kabri&#8217;nin bulunduğu Ankara yerine eski Osmanlı başkenti İstanbul&#8217;a davet ederek, zorluğun üstesinden geldiğini kaydeden gazete, Ahmedinejad&#8217;ın, protokole göre ülkeyi ziyaret eden tüm yabancı liderlerden beklenen bir nezaket olan Atatürk&#8217;ün Ankara&#8217;daki mozolesinde saygı duruşunda bulunması konusunda istekli olmadığını bildirdiğini de belirtti.<br />
<br />
&#8220;ATATÜRK İRAN&#8217;IN ANTİTEZİ&#8221;<br />
<br />
The Guardian, &#8220;Atatürk, dindar İranlı cumhurbaşkanının temsil ettiği her şeyin antitezi idi. Aynı zamanda teokratik rejimi iktidara getiren 1979 devrimi ile düşürülen, İran&#8217;ın son şahı Mohammed Rıza Pehlevi&#8217;nin babası Rıza Şah&#8217;in müttefiki ve rol modeli idi" diye yazdı.<br />
Türk yetkililerinin de &#8220;olağanüstü düzenlemeyi perdelemek için ziyareti &#8220;çalışma ziyareti olarak nitelendirdiklerini kaydeden gazete, İranlı cumhurbaşkanının Türkiye ziyareti sırasında yapacağı görüşmelerde ağırlığın nükleer programı sorununa verilmesi beklendiğini de belirtti.<br />
<br />
BABACAN&#8217;DAN &#8220;YERSİZ&#8221; AÇIKLAMASI<br />
<br />
The Guardian, İran&#8217;ın nükleer programı konusu ile ilgili olarak da &#8220;Türkiye&#8217;nin kendisini Tahran ve Batı arasında bir arabulucu olarak konumlamaya çalıştığını&#8221; da öne sürdü.<br />
<br />
Ancak &#8220;laik yanlısı Türk gazetelerinin ziyaretin &#8220;ana konusunu görmezden gelerek Ahmedinejad&#8217;ın &#8220;Atatürk&#8217;e ayıbı&#8221; olarak algılanan konusuna odaklandığını yazan The Guardian, bunun da Dışişleri Bakanı Ali Babacan&#8217;ın &#8220;Bu tartışmaları ben son derece yersiz görüyorum. Ziyaretin özüne ve başarısına gölge düşürecek yaklaşımlar olarak görüyorum&#8221; yolundaki sözlerini aktardı. (ANKA)]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>