<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Hepimiz Biriz - 48 MUĞLA]]></title>
		<link>https://www.hepimizbiriz.com/forum/</link>
		<description><![CDATA[Hepimiz Biriz - https://www.hepimizbiriz.com/forum]]></description>
		<pubDate>Tue, 09 Jun 2026 18:27:48 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Gevenes köyü - Belen Kahvesi - Ormancı türküsü]]></title>
			<link>https://www.hepimizbiriz.com/forum/Konu-Gevenes-k%C3%B6y%C3%BC-Belen-Kahvesi-Ormanc%C4%B1-t%C3%BCrk%C3%BCs%C3%BC-13467</link>
			<pubDate>Mon, 23 Nov 2009 11:38:50 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.hepimizbiriz.com/forum/member.php?action=profile&uid=1">arachnanthe</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.hepimizbiriz.com/forum/Konu-Gevenes-k%C3%B6y%C3%BC-Belen-Kahvesi-Ormanc%C4%B1-t%C3%BCrk%C3%BCs%C3%BC-13467</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Müzeyyen Senar</span>'ın eşsiz yorumu ile "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ormancı Türkü</span>" 'sünü bilmeyenimiz yok gibidir.<br />
Türkü; Temmuz 1946'da <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Muğla</span>'nın <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gevenes</span> köyündeki <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Belen Kahvesinde</span> vuku bulan gerçek bir olay üzerine <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Değirmenci Tahir Usta</span> tarafından bestelenen ve zamanla ünü Türkiye geneline yayılan bir halk türküsüdür.<br />
<br />
<img src="http://img21.imageshack.us/img21/8672/belenkahvesi1.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: belenkahvesi1.jpg]" class="mycode_img" /><br />
Türkü'nün hikayesi aşağıdaki gibidir,<br />
<br />
'Gevenes köyünde 1922 yılında dünyaya gelen Mustafa Şahbudak, ağa çocuğudur. Mustafa'nın en yakın arkadaşı köy muhtarı Tevfik Cezayir'dir.<br />
Her akşam köy kahvesinde dama oynayan iki arkadaşın iddialı ve dostane karşılaşmaları kahvehanedekiler tarafından da ilgi ile izlenir. 1946 yılının bir Temmuz gününde, Mustafa Şahbudak ve Muhtar Tevfik Cezayir, yine dama tahtasının başına otururlar. Oyunun yarısında 'Sarı Memet' lakaplı Orman Memuru Mehmet İn çıkagelir. Mehmet, sarhoştur. Bir gün önce, komşu Çiftlik köyünde yangın çıkmıştır. Ormancı, yangın evrakının bir an önce ilçeye götürülmesi için bekçiyi muhtardan ister. Anc ak bu arada 1946 seçimlerinin evrakı da Yatağan'a gönderilecektir. Her türlü evrak Yatağan'a köy bekçisi tarafından götürülmektedir. Muhtar Cezayirli, 'Olmaz, daha acil olan seçim sonuçlarının ulaştırılması gerekiyor. Bekçiyi gönderemem'<br />
cevabını verir. Bunun üzerine ormancı ile muhtar arasında tartışma başlar.<br />
Muhtar Tevfik Cezayirli, 'Ayıp ediyorsun Mehmet, bize müsaade et' der ve oyuna devam eder.<br />
<br />
<img src="http://img187.imageshack.us/img187/3789/ormanctrksndeyeralankii.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: ormanctrksndeyeralankii.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Ormancı dama masasına bir yumruk atar. Mustafa Şahbudak, bu davranışa tahammül edemez ve ormancıyı tokatlar. Olayın büyüyeceğini anlayan köylüler, ormancıyı sakinleşmesi için kahvenin arka tarafına götürürler.<br />
Ormancı bağırarak küfürler savurmaktadır. Küfürler Mustafa Şahbudak'ın tahammül sınırını daha da zorlar. Şahbudak, yerinden kalkar, ormancının üzerine yürür. Ormancı Mehmet, kamasını çıkarıp Mustafa Şahbudak'ı kolundan yaralar. O zaman, Mustafa Şahbudak ormancıyı korkutmak için, belindeki tabancayı çıkarır, yere doğru ateş eder. Muhtar, or mancının ikinci kez kama vurmaması için elini tutar. Fakat, Mustafa tetiği çoktan çekmiştir ve kurşun muhtar Tevfik Cezayir'e isabet eder. Ormancı Mehmet İn, bunun üzerine kaçmaya başlar. Mustafa Şahbudak kaçmasın diye, bir el daha ateş eder. Bu ateş de öldürmek için değil, kaçmasına engel olmak içindir. İkinci atışta Mehmet İn, yere düşer. Arka cebinde tütün tabakası olduğu için, ona bir şey olmaz. Ama Tevfik kanlar içindedir.<br />
<br />
<img src="http://img187.imageshack.us/img187/448/damamasas.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: damamasas.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
O günlerin imkansızlıkları içerisinde Tevfik'i, tahta bir sal üzerinde köyden 23 kilometre uzaklıktaki Muğla Devlet Hastanesi'ne götürürler.<br />
Tevfik, çok kan kaybetmektedir. Mustafa, Doktor Veli Bey'e, 'Babamın selamı var, bu adamı iyileştir' diye yalvarır. Doktor Veli Bey, 'O ölecek, önce senin kolunu saralım' diye yanıt verir. O sırada Tevfik eliyle işaret edip Mustafa'yı yanına çağırarak, 'Ben ölüyorum, hakkını helal et' dedikten sonra can verir.<br />
<br />
<br />
Mustafa, en yakın arkadaşını öldürdüğü için teslim olur, 4 yıl ceza alır.<br />
Cezaevindeyken her gece Tevfik rüyasına girer. Ancak ormancıya kini gittikçe artar.<br />
<br />
Bu acı olaydan sonra köyde kalamayacağını anlayan Mehmet İn ise, tayinini ister, Kavaklıdere Orman Müdürlüğü'ne atanır. Aslen Marmarislidir.<br />
Emekliliğinden sonra oraya yerleşir. Doksanlı yılların başında da ölür.<br />
<br />
Mustafa Şahbudak da, cezaevinden çıktıktan sonra, anılarla dolu o köyde yaşayamayacağını anlayıp, Muğla'ya yerleşir. Çok sevdiği, günlerini birlikte geçirdiği arkadaşı Muhtar Tevfik Cezayir'i öldürdüğünde, arkada 25 yaşında bir eş ve 3 çocuk bırakır. Muhtar'ın eşi Pembe, bu acıya dayanamayıp birkaç yıl sonra akli dengesini yitirir. Oğlunun biri İzmir'e yerleşir. Diğer oğlu ile kızı, köyde evlenirler ve hayatlarını orada sürdürmeye devam ederler.<br />
<br />
Bu arada Mustafa'nın anne tarafından akrabası olan Değirmenci Pisili Tahir Usta Gevenes Köyü'nde yaşanan bu acı olayın türküsünü bestelemiştir. Bu türkü bugün düğünlerde okunan, herkesin diline düşen Ormanc ı türküsüdür.<br />
Hayatının kalan yıllarını bu olayı unutmaya çalışarak geçiren Mustafa Şahbudak da 28 Mart 2005 günü İzmir Ege Üniversitesi Hastanesi'nde 83 yaşında ölür.'<br />
<br />
<img src="http://img130.imageshack.us/img130/8672/belenkahvesi1.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: belenkahvesi1.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="http://img502.imageshack.us/img502/6241/belenkahvesi3.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: belenkahvesi3.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="http://img21.imageshack.us/img21/8905/belenkahvesi4.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: belenkahvesi4.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="http://img256.imageshack.us/img256/5628/belenkahvesi5.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: belenkahvesi5.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="http://img130.imageshack.us/img130/2276/belenky.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: belenky.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="http://img20.imageshack.us/img20/5852/ormanctrks.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: ormanctrks.jpg]" class="mycode_img" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Müzeyyen Senar</span>'ın eşsiz yorumu ile "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ormancı Türkü</span>" 'sünü bilmeyenimiz yok gibidir.<br />
Türkü; Temmuz 1946'da <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Muğla</span>'nın <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gevenes</span> köyündeki <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Belen Kahvesinde</span> vuku bulan gerçek bir olay üzerine <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Değirmenci Tahir Usta</span> tarafından bestelenen ve zamanla ünü Türkiye geneline yayılan bir halk türküsüdür.<br />
<br />
<img src="http://img21.imageshack.us/img21/8672/belenkahvesi1.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: belenkahvesi1.jpg]" class="mycode_img" /><br />
Türkü'nün hikayesi aşağıdaki gibidir,<br />
<br />
'Gevenes köyünde 1922 yılında dünyaya gelen Mustafa Şahbudak, ağa çocuğudur. Mustafa'nın en yakın arkadaşı köy muhtarı Tevfik Cezayir'dir.<br />
Her akşam köy kahvesinde dama oynayan iki arkadaşın iddialı ve dostane karşılaşmaları kahvehanedekiler tarafından da ilgi ile izlenir. 1946 yılının bir Temmuz gününde, Mustafa Şahbudak ve Muhtar Tevfik Cezayir, yine dama tahtasının başına otururlar. Oyunun yarısında 'Sarı Memet' lakaplı Orman Memuru Mehmet İn çıkagelir. Mehmet, sarhoştur. Bir gün önce, komşu Çiftlik köyünde yangın çıkmıştır. Ormancı, yangın evrakının bir an önce ilçeye götürülmesi için bekçiyi muhtardan ister. Anc ak bu arada 1946 seçimlerinin evrakı da Yatağan'a gönderilecektir. Her türlü evrak Yatağan'a köy bekçisi tarafından götürülmektedir. Muhtar Cezayirli, 'Olmaz, daha acil olan seçim sonuçlarının ulaştırılması gerekiyor. Bekçiyi gönderemem'<br />
cevabını verir. Bunun üzerine ormancı ile muhtar arasında tartışma başlar.<br />
Muhtar Tevfik Cezayirli, 'Ayıp ediyorsun Mehmet, bize müsaade et' der ve oyuna devam eder.<br />
<br />
<img src="http://img187.imageshack.us/img187/3789/ormanctrksndeyeralankii.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: ormanctrksndeyeralankii.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Ormancı dama masasına bir yumruk atar. Mustafa Şahbudak, bu davranışa tahammül edemez ve ormancıyı tokatlar. Olayın büyüyeceğini anlayan köylüler, ormancıyı sakinleşmesi için kahvenin arka tarafına götürürler.<br />
Ormancı bağırarak küfürler savurmaktadır. Küfürler Mustafa Şahbudak'ın tahammül sınırını daha da zorlar. Şahbudak, yerinden kalkar, ormancının üzerine yürür. Ormancı Mehmet, kamasını çıkarıp Mustafa Şahbudak'ı kolundan yaralar. O zaman, Mustafa Şahbudak ormancıyı korkutmak için, belindeki tabancayı çıkarır, yere doğru ateş eder. Muhtar, or mancının ikinci kez kama vurmaması için elini tutar. Fakat, Mustafa tetiği çoktan çekmiştir ve kurşun muhtar Tevfik Cezayir'e isabet eder. Ormancı Mehmet İn, bunun üzerine kaçmaya başlar. Mustafa Şahbudak kaçmasın diye, bir el daha ateş eder. Bu ateş de öldürmek için değil, kaçmasına engel olmak içindir. İkinci atışta Mehmet İn, yere düşer. Arka cebinde tütün tabakası olduğu için, ona bir şey olmaz. Ama Tevfik kanlar içindedir.<br />
<br />
<img src="http://img187.imageshack.us/img187/448/damamasas.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: damamasas.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
O günlerin imkansızlıkları içerisinde Tevfik'i, tahta bir sal üzerinde köyden 23 kilometre uzaklıktaki Muğla Devlet Hastanesi'ne götürürler.<br />
Tevfik, çok kan kaybetmektedir. Mustafa, Doktor Veli Bey'e, 'Babamın selamı var, bu adamı iyileştir' diye yalvarır. Doktor Veli Bey, 'O ölecek, önce senin kolunu saralım' diye yanıt verir. O sırada Tevfik eliyle işaret edip Mustafa'yı yanına çağırarak, 'Ben ölüyorum, hakkını helal et' dedikten sonra can verir.<br />
<br />
<br />
Mustafa, en yakın arkadaşını öldürdüğü için teslim olur, 4 yıl ceza alır.<br />
Cezaevindeyken her gece Tevfik rüyasına girer. Ancak ormancıya kini gittikçe artar.<br />
<br />
Bu acı olaydan sonra köyde kalamayacağını anlayan Mehmet İn ise, tayinini ister, Kavaklıdere Orman Müdürlüğü'ne atanır. Aslen Marmarislidir.<br />
Emekliliğinden sonra oraya yerleşir. Doksanlı yılların başında da ölür.<br />
<br />
Mustafa Şahbudak da, cezaevinden çıktıktan sonra, anılarla dolu o köyde yaşayamayacağını anlayıp, Muğla'ya yerleşir. Çok sevdiği, günlerini birlikte geçirdiği arkadaşı Muhtar Tevfik Cezayir'i öldürdüğünde, arkada 25 yaşında bir eş ve 3 çocuk bırakır. Muhtar'ın eşi Pembe, bu acıya dayanamayıp birkaç yıl sonra akli dengesini yitirir. Oğlunun biri İzmir'e yerleşir. Diğer oğlu ile kızı, köyde evlenirler ve hayatlarını orada sürdürmeye devam ederler.<br />
<br />
Bu arada Mustafa'nın anne tarafından akrabası olan Değirmenci Pisili Tahir Usta Gevenes Köyü'nde yaşanan bu acı olayın türküsünü bestelemiştir. Bu türkü bugün düğünlerde okunan, herkesin diline düşen Ormanc ı türküsüdür.<br />
Hayatının kalan yıllarını bu olayı unutmaya çalışarak geçiren Mustafa Şahbudak da 28 Mart 2005 günü İzmir Ege Üniversitesi Hastanesi'nde 83 yaşında ölür.'<br />
<br />
<img src="http://img130.imageshack.us/img130/8672/belenkahvesi1.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: belenkahvesi1.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="http://img502.imageshack.us/img502/6241/belenkahvesi3.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: belenkahvesi3.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="http://img21.imageshack.us/img21/8905/belenkahvesi4.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: belenkahvesi4.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="http://img256.imageshack.us/img256/5628/belenkahvesi5.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: belenkahvesi5.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="http://img130.imageshack.us/img130/2276/belenky.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: belenky.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="http://img20.imageshack.us/img20/5852/ormanctrks.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: ormanctrks.jpg]" class="mycode_img" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Fethiye'de tatil düşünebilirsiniz]]></title>
			<link>https://www.hepimizbiriz.com/forum/Konu-Fethiye-de-tatil-d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnebilirsiniz-13086</link>
			<pubDate>Tue, 10 Mar 2009 13:41:36 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.hepimizbiriz.com/forum/member.php?action=profile&uid=6396">halukcan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.hepimizbiriz.com/forum/Konu-Fethiye-de-tatil-d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnebilirsiniz-13086</guid>
			<description><![CDATA[İstanbulda öğretmenlik yapıyorum.Yaz tatilimi gecen yaz  Dünya cenneti Fethiye'de yaptık..Ölüdeniz, saklıkent, Kayaköy, Yakapark,Çalış Plajı, Katrancı Plajı, Kelebekler Vadisi, Samanlık koyu, Günlüklü plajı .... gezmeye doyamadığım yerler<br />
       Çiğdem pansiyonu emekli öğretmen Necdet Bey işletiyor. Her odasında sıcak su, tuvalet,klima ve tv var. Kahvaltı açık büfe Her türlü yyiyecek var.Akşamları masanıza açık büfe yapılıyor. Yemekler harika. Garajdan alınıp, garajdan uğurluyorlar. Plaja servisleri var burada şezonğ v semsiye ücretsiz. <br />
     Fethiye'nin her yerine uyğun fiyatlı turlar düzenliyorlar Bir hafta kalanlara Necdet Öğretmen kendi yaptığı yağlı boya tablo hediye ediyor. Tüm arkadaşlara Fethiye'yi  tavsiye ederim. haluk can]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İstanbulda öğretmenlik yapıyorum.Yaz tatilimi gecen yaz  Dünya cenneti Fethiye'de yaptık..Ölüdeniz, saklıkent, Kayaköy, Yakapark,Çalış Plajı, Katrancı Plajı, Kelebekler Vadisi, Samanlık koyu, Günlüklü plajı .... gezmeye doyamadığım yerler<br />
       Çiğdem pansiyonu emekli öğretmen Necdet Bey işletiyor. Her odasında sıcak su, tuvalet,klima ve tv var. Kahvaltı açık büfe Her türlü yyiyecek var.Akşamları masanıza açık büfe yapılıyor. Yemekler harika. Garajdan alınıp, garajdan uğurluyorlar. Plaja servisleri var burada şezonğ v semsiye ücretsiz. <br />
     Fethiye'nin her yerine uyğun fiyatlı turlar düzenliyorlar Bir hafta kalanlara Necdet Öğretmen kendi yaptığı yağlı boya tablo hediye ediyor. Tüm arkadaşlara Fethiye'yi  tavsiye ederim. haluk can]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Datça]]></title>
			<link>https://www.hepimizbiriz.com/forum/Konu-Dat%C3%A7a-608</link>
			<pubDate>Sun, 25 Feb 2007 12:13:04 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.hepimizbiriz.com/forum/member.php?action=profile&uid=4">gamze33</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.hepimizbiriz.com/forum/Konu-Dat%C3%A7a-608</guid>
			<description><![CDATA[&#8220;Tanrı, yarattığı kulunun uzun ömürlü olmasını istiyorsa Datça Yarımadası&#8217;na bırakır. (Strabon)<br />
Evet, ünlü coğrafyacı Strabon böyle demiş Datça için. Güzelliği, iklimi ve doğasıyla Datça, gelen yerli ve yabancı ziyaretçilerini gülerek karşılayan şirin bir tatil kasabası. Marmaris ve Bodrum gibi tanınmış turizm merkezlerine yakın olmasına rağmen, doğallığını koruyabilmiş ender turizm merkezlerinden biri. Datça, ünlü tarihçi Strabon&#8217;dan bu yana Ege ve Akdeniz&#8217;in en sağlıklı coğrafyası olarak tarif ediliyor.<br />
Bol oksijenli ve nem oranı düşük havasından mı bilinmez ama tarihte de en eski tıp okulları bu bölgede kurulmuş. Hastalar bu bölgeye şifa bulmaya gelmiş... Belki de bu yüzden yörenin insanları daha uzun ömürlü ve sağlıklı bir yaşam süregelmiş. Belki de Datça&#8217;da insanların uzun yaşamının sırrı yoğun çam ormanlarından süzülen çam balı, çiçek balı, kekik balından ya da içilen adaçayı, papatya, kuşburnu çaylarından olabilir. Belki de bademleri, zeytinyağı, şifalı sabunları ya da denizinden avlanan kalkan, levrek, mırmır, çuprasındandır... Kimbilir?Ama bilenen birşey var ki o da, Tanrı Datça&#8217;da nefes alıyor.<br />
Datça&#8217;nın her yerinden denize rahatlıkla ulaşmak mümkün. Kumluk Plajı, Hastane Altı Plajı, Taşlık Plajı ve Şifalı Göl şehir içinde herhangi bir araca gereksinim duymadan ulaşabileceğiniz, yüzebileceğiniz yerler.<br />
Şehir merkezine 4 kilometre uzaklıktaki Kargı Koyu&#8217;nda dinlenebilir, geceyi mehtabı izleyerek kumsalda geçirebilirsiniz. Palamutbükü, Hayıtbükü, Aktur ve Ovabükü, temiz denizi ve el değmemiş doğasıyla sakin bir mekan arayanlar için oldukça ideal.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aktif tatile uygun<br />
</span>Datça aktif tatil yapmak isteyenler için de çok uygun. Sürekli esen meltem rüzgarı sörf meraklılarını, adadaki dalış merkezlerinin desteğiyle denizin dip zenginliği ise amatör dalgıçları adeta büyülüyecek kadar güzel.<br />
Datça ve çevresi yürüyüş sporunu sevenlere de bir çok olanaklar sunuyor. Çam, papatya, kekik, badem ve zeytin ağaçları arasında yürüyüşe çıkıp, köyleri, koyları, kıyıları keşfetmek istiyorsanız hiç durmayın hemen yürüyüşe çıkın.<br />
Bu arada eski taş evleriyle yerli ve yabancı herkesin beğenisini toplayan Eski Datça&#8217;yı, Selçuklu döneminden kalma camisiyle Hızırşah Köyü&#8217;nü, camii ve eski taş evleriyle Reşadiye&#8217;yi ve yeldeğirmenleriyle Kızlan Köyü&#8217;nü de ziyaret etmeyi sakın unutmayın.<br />
<br />
Üç yoldan da gidebilirsiniz<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Havayolu </span>: İstanbul ve Ankara&#8217;dan Dalaman&#8217;a veya Bodrum&#8217;a uçup, buralardan kara veya deniz yoluyla Datça&#8217;ya ulaşmanız mümkün. Bodrum üzerinden geleceklerin feribot kalkış saatlerini dikkate almalarını öneririz.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Denizyolu </span>: Mayıs - ekim ayları arasında Bodrum - Datça arasında feribot ve deniz otobüsü seferleri var.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Karayolu</span> : İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Muğla başta olmak üzere karayoluyla Datça&#8217;ya çeşitli otobüs firmalarının seferleriyle ulaşmanız mümkün. Datça - Marmaris arasında da düzenli minibüs seferleri var. Özel aracınızla gidiyorsanız, Marmaris&#8217;ten yaklaşık 2 saatlik bir yolculuktan sonra Datça&#8217;ya ulaşmanız mümkün.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oldukça ucuz<br />
</span>Marmaris ve Bodrum ne kadar pahalıysa Datça tam aksine, hem yiyecek hem de konaklama açısından oldukça ucuz bir tatil merkezi. Datça&#8217;da hangi lokantada yemek yerseniz yeyin fiyatları oldukça makul.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tarih boyunca Datça<br />
</span>Datça önce Karyalıların, M.Ö. 1100 yılından sonra da Dorların egemenliği altında kalmış. Dorlar, Hexapolis Birliği altında altı şehir kurmuş. Bu şehirlerden biri olan Knidos, Datça yarımadası üzerine kuruldu ve birliğin merkezi oldu.<br />
Pers saldırılarına (M.Ö.546) karşı koymak için Dorlar, Balıkaşıran denilen yerde kanal açarak yarımadayı ada yapmak istemişlerdi. Ancak umulduğundan daha sert ve keskin çıkan kayalar, çalışanların el ve yüzlerınde yaralar açınca, tanrıların gazabına uğradıklarına inanarak vazgeçip Persleri dostça karşılanmak zorunda kalmışlardı.&#8221;<br />
<br />
<img src="http://photos1.blogger.com/blogger/4697/3171/400/datca_03.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: datca_03.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<img src="http://photos1.blogger.com/blogger/4697/3171/400/datca_liman04.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: datca_liman04.jpg]" class="mycode_img" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[&#8220;Tanrı, yarattığı kulunun uzun ömürlü olmasını istiyorsa Datça Yarımadası&#8217;na bırakır. (Strabon)<br />
Evet, ünlü coğrafyacı Strabon böyle demiş Datça için. Güzelliği, iklimi ve doğasıyla Datça, gelen yerli ve yabancı ziyaretçilerini gülerek karşılayan şirin bir tatil kasabası. Marmaris ve Bodrum gibi tanınmış turizm merkezlerine yakın olmasına rağmen, doğallığını koruyabilmiş ender turizm merkezlerinden biri. Datça, ünlü tarihçi Strabon&#8217;dan bu yana Ege ve Akdeniz&#8217;in en sağlıklı coğrafyası olarak tarif ediliyor.<br />
Bol oksijenli ve nem oranı düşük havasından mı bilinmez ama tarihte de en eski tıp okulları bu bölgede kurulmuş. Hastalar bu bölgeye şifa bulmaya gelmiş... Belki de bu yüzden yörenin insanları daha uzun ömürlü ve sağlıklı bir yaşam süregelmiş. Belki de Datça&#8217;da insanların uzun yaşamının sırrı yoğun çam ormanlarından süzülen çam balı, çiçek balı, kekik balından ya da içilen adaçayı, papatya, kuşburnu çaylarından olabilir. Belki de bademleri, zeytinyağı, şifalı sabunları ya da denizinden avlanan kalkan, levrek, mırmır, çuprasındandır... Kimbilir?Ama bilenen birşey var ki o da, Tanrı Datça&#8217;da nefes alıyor.<br />
Datça&#8217;nın her yerinden denize rahatlıkla ulaşmak mümkün. Kumluk Plajı, Hastane Altı Plajı, Taşlık Plajı ve Şifalı Göl şehir içinde herhangi bir araca gereksinim duymadan ulaşabileceğiniz, yüzebileceğiniz yerler.<br />
Şehir merkezine 4 kilometre uzaklıktaki Kargı Koyu&#8217;nda dinlenebilir, geceyi mehtabı izleyerek kumsalda geçirebilirsiniz. Palamutbükü, Hayıtbükü, Aktur ve Ovabükü, temiz denizi ve el değmemiş doğasıyla sakin bir mekan arayanlar için oldukça ideal.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aktif tatile uygun<br />
</span>Datça aktif tatil yapmak isteyenler için de çok uygun. Sürekli esen meltem rüzgarı sörf meraklılarını, adadaki dalış merkezlerinin desteğiyle denizin dip zenginliği ise amatör dalgıçları adeta büyülüyecek kadar güzel.<br />
Datça ve çevresi yürüyüş sporunu sevenlere de bir çok olanaklar sunuyor. Çam, papatya, kekik, badem ve zeytin ağaçları arasında yürüyüşe çıkıp, köyleri, koyları, kıyıları keşfetmek istiyorsanız hiç durmayın hemen yürüyüşe çıkın.<br />
Bu arada eski taş evleriyle yerli ve yabancı herkesin beğenisini toplayan Eski Datça&#8217;yı, Selçuklu döneminden kalma camisiyle Hızırşah Köyü&#8217;nü, camii ve eski taş evleriyle Reşadiye&#8217;yi ve yeldeğirmenleriyle Kızlan Köyü&#8217;nü de ziyaret etmeyi sakın unutmayın.<br />
<br />
Üç yoldan da gidebilirsiniz<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Havayolu </span>: İstanbul ve Ankara&#8217;dan Dalaman&#8217;a veya Bodrum&#8217;a uçup, buralardan kara veya deniz yoluyla Datça&#8217;ya ulaşmanız mümkün. Bodrum üzerinden geleceklerin feribot kalkış saatlerini dikkate almalarını öneririz.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Denizyolu </span>: Mayıs - ekim ayları arasında Bodrum - Datça arasında feribot ve deniz otobüsü seferleri var.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Karayolu</span> : İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Muğla başta olmak üzere karayoluyla Datça&#8217;ya çeşitli otobüs firmalarının seferleriyle ulaşmanız mümkün. Datça - Marmaris arasında da düzenli minibüs seferleri var. Özel aracınızla gidiyorsanız, Marmaris&#8217;ten yaklaşık 2 saatlik bir yolculuktan sonra Datça&#8217;ya ulaşmanız mümkün.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oldukça ucuz<br />
</span>Marmaris ve Bodrum ne kadar pahalıysa Datça tam aksine, hem yiyecek hem de konaklama açısından oldukça ucuz bir tatil merkezi. Datça&#8217;da hangi lokantada yemek yerseniz yeyin fiyatları oldukça makul.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tarih boyunca Datça<br />
</span>Datça önce Karyalıların, M.Ö. 1100 yılından sonra da Dorların egemenliği altında kalmış. Dorlar, Hexapolis Birliği altında altı şehir kurmuş. Bu şehirlerden biri olan Knidos, Datça yarımadası üzerine kuruldu ve birliğin merkezi oldu.<br />
Pers saldırılarına (M.Ö.546) karşı koymak için Dorlar, Balıkaşıran denilen yerde kanal açarak yarımadayı ada yapmak istemişlerdi. Ancak umulduğundan daha sert ve keskin çıkan kayalar, çalışanların el ve yüzlerınde yaralar açınca, tanrıların gazabına uğradıklarına inanarak vazgeçip Persleri dostça karşılanmak zorunda kalmışlardı.&#8221;<br />
<br />
<img src="http://photos1.blogger.com/blogger/4697/3171/400/datca_03.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: datca_03.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<img src="http://photos1.blogger.com/blogger/4697/3171/400/datca_liman04.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: datca_liman04.jpg]" class="mycode_img" />]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>