Çocuklara Anlatmakta Zorlanılan Konular ,Allah,Ölüm ve cinsellik

Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 2.68/5 - 28 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çocuklara Anlatmakta Zorlanılan Konular ,Allah,Ölüm ve cinsellik
#1

ÇOCUKLARIN CİNSEL KONULARDA BİLGİLENDİRİLMESİ

Çocuklarda cinsel eğitim ihmal edilen bir konu maalesef.

Cinsel Sağlık; doyurucu ve güvenli bir cinsel yaşamı, üreme yetenekleri ve bu yeteneği ne zaman ve ne sıklıkla kullanacakları konusunda karar verme özgürlüğü olarak tanımlanır. Kadın ve erkeklerin sağlıklı bir cinsellik ve üreme süreci geçirmeleri için daha cinsel olarak etkin olmadan bilgilendirilmeleri gereği önemli bir konudur.

Cinsellik sadece cinsel organlarla yaptığımız bir eylem olmayıp, tüm varoluşumuzu yansıtır. Cinselliğimiz sadece biyolojik yapımızdan değil, aynı zamanda psikolojik yapımızdan, hatta dinsel ve kültürel temellerimizden etkilenir.

Bazı ebeveynler “çocuklar ne kadar az bilgiye sahip olursa, bu tehlikeli konuyla o kadar az ilgilenirler” diye düşünürler. Bu düşünce hem geçersiz hem de olanaksızdır.

Bugün çocuk istesek de istemesek de sınırsız bir uzay çağında yaşamaktadır. Bilgiler ve çeşitli görüntüler her an ona saldırıya hazırdır. Çocuklar ne kadar korunsalar da medya, dergi, internet vs. dışında tutulamazlar. Böylece bu değişik ortamlarda çocuk cinsellikle ilgili birbirine benzemeyen çeşitli bilgiler alır.

Merakı, zekası, duygusallığı ve arzuları ile her an daha fazlasını ister. Ticari heyecan ve pornografik gürültüden uzak, çocuğa yardım edecek, her şeyi yerli yerine oturtacak, cinselliğin derin insancıl yönünü hissettirecek ve onu günden güne ve yavaş yavaş eğitecek olan ana babalardır. Çocuk ailesi içinde gerekli denge ve uyumu bulamazsa, yetişkin kişilerin oldukça çarpıcı, sert, hem gizli hem teşhirci cinselliği, çocuğu şaşırtacak, mutlu ve dengeli bir görüntü sağlamayacaktır.

Geleneksel olarak genellikle aileler “cinsellik” hakkında konuşmaktan rahatsız olur, kaçınırlar ya da çocuklarının cinsel aktivitelerini ikaz etme, ahlak dersi verme, azarlama :e01: gibi tepkiler gösterir ve söz içermeyen davranışlarda bulunurlar (görmemezlikten gelme, kapıyı kapama ve cinsel konuları konuşmaktan kaçınma) .

Bazı ana-babaların “çocuğum bana hiç bir şey sormadı “demesi çocuklarına bu fırsatı vermemelerinden ve duymaktan kaçındıkları sıkıcı soruları unutmalarındandır. Oysa küçük yaşlardan itibaren çocuklar soru sorabileceğini hissederse hemen sorar, soramadığını arkadaşlarından, sözlüklerden ya da başka kaynaklardan öğrenmeye çalışır.

Çocuk cinselliğe ilk adımı, anne-baba- çocuk üçlüsünün duygusal şeması içinde atar. Şunu belirtmek gerekir ki, çocuk için kullandığımız cinsellik kelimesi, büyükler için kullanılan anlamdan çok daha değişik bir gerçeği kapsar. Çocuğun bir cinselliği vardır, ancak bu hayal ve düşler aleminde yaşar. Daha sonra anne ve babanın gördüğü, yaşattığı kadın erkek kavramıyla beslenen bu hayal gücü genişler ve duygular uyandırır. Sosyal çevrenin işe girmesiyle iyice şekillenir.

Çocuğun şekillendiği yıllarda, anne babalarının verdiği mesajlar çok önemlidir ve uzun süreli etkiye sahiptir. Burada üzerinde durulması gereken bir konuda babanın çocuğun sosyal ve cinsel gelişimi üzerine etkisidir.

Geleneksel toplumlarda baba genelde eğitim işini anneye bırakır ve çocuğa daha mesafeli davranır. Yapılan çalışmalar göstermiştir ki eğiten, baskın ve çocuk bakımına aktif katılan babalar, büyük olasılıkla maskulin (erkek özellikleri belirgin olan) oğullar ve feminen (dişi özellikleri belirgin olan) kızlar yetiştirirler. Baba yokluğunda, erkek çocukların daha düşük maskülinite puanlarına sahip oldukları ve babasız evlerde büyüyen erkeklerin yetişkin yaşamlarında daha az başarılı cinsel uyum gösterdikleri saptanmıştır.

Genel olarak, erken dönemde baba yoksunluğu, erkeklerin psikoseksüel gelişimi üzerine derin tesirleri olmaktadır. Kızlar da, feminen olmayı maskülen babaları ile olan olumlu ilişkileri yoluyla öğrenirler. Babanın kızlarını red ettikleri durumlarda ( belki de erkek çocuk tercihleri nedeniyle) kızların kendilik saygıları ve başkaları ile ilişki kurma yetileri bozulur. Babasız büyüyen kızlarda kadınlık rolü öğrenmekte güçlüklerle karşılaşabilmektedir. Babasız büyümüş (veya babasıyla olumsuz ilişkiye sahip) ergen kızlar cinselliğe daha erken yaşta başlamakta ve ilişkilerinde sık partner değiştirmeye eğilimli olmaktadırlar.

Be sebeplerden dolayı çocuk ve ebeveyn arasındaki iletişim açık, tutarlı ve olumlu olmalı ve en önemlisi de mümkün olduğunca cinsel eğitime erken başlanmalıdır. Gerekli olan, çocuğa cinsellik hakkında her şeyin değil, daha önemli olan temel gerçeklerin aktarılmasıdır.

Yaşam boyu gelişen, olgunlaşan, sonuçta kendine yeterli olmayı öğrenmesi beklenen çocuğun kendinden beklenen cinsel davranışların ne olduğu sağlıklı bir şekilde öğretilememektedir. Erişkin cinselliği hakkında pek çok temel çocuklukta atılmaktadır. Bu nedenle çocuk cinselliği ile ilgili bilgiler, çocuk eğitimi ve sağlığı ile ilgili olan herkes, aile öğretmenler için temel bilgi olmalıdır.

Cinsel eğitimde cinsellikle ilgili biyolojik ve anatomik bilgilerin verilmesi ve bunlarla bireyin psikolojik gelişimi arasındaki dengenin kurulması ve cinselliğe ilişkin tutum ve davranışların üzerinde durulması ön görülmektedir. Aileler vücut ile ilgili açıklamaları diğer organlar konusunda daha rahat yapmakta ancak sıra cinsel organ ve işlevlerine geldiğinde utangaçlık ve rahatsızlıkları devreye girmektedir. Oysa genital bölgede diğer beden bölgeleri gibi ele alınıp gizemli, utanılacak, suçlanacak bir şey gibi yaklaşılmadığında çocuğun kabulü ve uyumu daha kolay olacaktır.

Cinsellik konusunda bilgi verecek kişinin bu konuda rahat ve sakin davranacak biri olması tercih edilir. Seçim çoğu kez çocuk tarafından içgüdüsel olarak yapılır, güç sorularını en iyi şekilde çözümleyecek olanı hemen bulur. Ancak anne ve baba aynı derecede konuya eğilebiliyorsa çocuk tarafından aynı cinsin seçilmesi daha olağandır.

Çocuğun takvim yaşından çok, gelişimsel yaşı onun cinsel ilgilerinin uyanma dönemini belirleyecektir. Cinsel eğitimde uygun materyaller kullanılmalıdır. Kullanılan kelimeler çocuklar tarafından yanlış anlaşılabileceği ve kafalarını karıştırabileceğinden ötürü dikkatle seçilmelidir. Çocuk hazır olmadan verilecek cinsel bilgiler anlaşılmayacak hatta rahatsızlık yaratacaktır. Bu durumun terside söz konusudur. Çocuğun düzeyinin çok altında anlatılan bilgilerde onu doyurmayacak, yetişkine güvenini sarsacaktır.

Yapılan çalışmalar, ergenlik döneminde cinsel bilgilerin çoğunun arkadaş çevresinden ve medyadan edinildiği, bu durumun ailelerle çok az konuşulduğunu göstermektedir. Bu durum daha çok çocuklarla zamanında yeterli kurulamamış iletişime bağlanmaktadır.

Ergenler çoğu zaman ailelerinin kendini anlamadığından yakınırlar ve cinsel konuları onlarla konuşmaktan çekinirler. Bu durum anne babaları farklı çözüm yollarına itmektedir. Şunu bilmek gerekir ki izin vermek eğitmek değildir. Hoş görülü davranışlar bir çözüm değildir. Önemli olan göz yummak ya da baskı kurup kısıtlamaktan çok, gençleri ilerde rastlayacakları kişilerle ilişki kurmaya hazırlamak, kurdukları ilişkilerin sonuçları ile ilgili düşünmelerini sağlamak ve kendi sorumluluklarını taşımasına yardım etmektir.

Başlangıç noktası vücudun kavranması, kendi görüntüsü, sonra diğer kişinin ve kişilerin görüntüsüdür. Eğitim sorumluluk duygusundan, kendi kendini idare etmekten, seçim yapmasını bilmekten başka nedir ki? Diğer alanlarda olduğu gibi cinsel alanda da bu aynıdır
Cevapla
#2

NORMAL CİNSEL GELİŞİM
İnsan yavrusu belli bir cinsel kimliğe meyilli olarak doğar, genital ve anatomik olarak belli bir cinsiyeti karşılar. İnsanlarda cinsel kimliğin gelişimi çevreden birincil olarak etkilenir. Ana cinsel kimlik 2 yaş sonlanmadan oturur, 3 yaş sonrasından sonra cinsiyetin yeniden düzenlenmesi ciddi psikolojik bozukluklara yol açar. Cinsiyet rol, cinsel kimlikle karşılaştırıldığında tipik olarak 4-5 yaşta kristalleşir.

Bebeklik

Bebek ikili ilişkilerin ilk deneyimini kendine bakım verenle yapmaya başlar. Meme emme fiziksel doyum sağladığı gibi cinsel içgüdünün de ilk hazzıdır. Daha sonra bu karışık dünya da anne ile beden teması, biberon, yüz, eller, ona sonsuz haz verir. Başkası ile ilişki kuran vücudu ona mutluluk verir. Bakım vericinin dokunuşlarından büyük zevk alırlar.

Bebekler vücudunu araştırmak ve vücudunun sınırlarını belirlemek için vücuduna dokunmaya başlayabilir. Yaşamın ilk 4 ayı ile birlikte, her iki cinsiyetteki bebekler, altını bağlama ve cinsel organlarının temizlenmesi sırasında cinsel organlarını fark ederler ve bu dönemlerde bebeklerin cinsel organları ile oynamaları nadir değildir.

Bebek tanımadığı bir vücuda sahiptir. İlk aylarda gerilim yada haz duygusuyla biraz vücudunu hisseder. Kendini doyurma, çocuğun direktifleri altında, otonom aktivitedir. Bu ona bağımsız kimlik duygusu verir, ayrılma ve bireyselleşme sürecine yardım eder.

15 ve 24 aylar arasında bebeklerin özellikle banyo ve bez bağlama sırasında cinsel organlarının farkındalığında artış olur. Bu dönemde çocukluk çağı mastürbasyonları başlayabilir. Kendini uyarma ile buna eşlik eden kızarma, hızlı solunum ve artmış terleme olur. Özellikle kız çocuklarda bu durum daha ön plandadır.



Okul öncesi Çocuk

Çocuklar büyürken cinsel ilgileri kardeş ve arkadaşlarına kayar. Bu dönemde çocuk ana baba sayesinde kız ya da erkek olduğuna ilişkin cinsiyet farklılıklarını daha net anlamaya başlar. Buna bağlı olarak, vücudunda kendi cinsiyetini de öğrenir. Bunu erkek çocuk kızlara göre daha çabuk yapar. Cinsel organı anlamak olağan bir bulgudur, ancak cinsel bölge duyarlılığı buna doğrudan bağlıdır. Kız ya da erkek çocuk, organlarına dokunmaktan hoşlanır. Fakat bu duygular onlarda kuşku ve meraktan oluşan bir takım hisler yaratır.

Cinsel organları anlama ve bir cinsiyete sahip olma düşüncesi yavaş yavaş oluşmakta ve çoğu kez kuşku, gurur ve merakla birlikte ilerlemektedir. Birçok kız çocuğu cinsiyet ayrılığını anlayınca erkeğe benzemek ister. Kendinde cinsel organdan dolayı bir eksiklik, haksızlık duyar. Fakat kısa zaman sonra kızların çoğu bu erkek olma duygusundan kurtulur, kız olduklarını kabullenir ve bundan yararlanmaya başlarlar. Bir gün büyüklerde gördükleri gibi göğüslere sahip olma ve bir çocuk doğurabilme yeteneği onlara eksiklik duygusunu unutturur.

Bütün okul öncesi çocukların yarısı cinsel oyunlar veya mastürbasyonla iştigal eder. Çoğu 4 yaşındaki çocuklar “anne” veya ”baba” gibi evcilik oyunları veya “doktorculuk” gibi oyunlar oynarlar, teşhircilik, cinsel organlara dokunma ve onları başkalarına gösterme, kadınların memelerine dokunma, çıplak olmaktan hoşlanma veya çıplak kişileri gözetleme gibi cinsel davranışlarda bulunurlar.

Gadpaille (1978) çocukların cinsel oyunları yeterince oynamamışsa, daha sonraki cinsel yaşantıları için duygusal olarak hazır olamayacaklarını ileri sürmüştür. Okul öncesi çocuklar, anatomik farklılıklar, cinsel ilişki ve üreme hakkında sık soru sorarlar. Cinsel hazlara duyarlılık dokunma dürtüsüyle kuvvetlenir. Bu yaşta çocukta sınır henüz oluşmamıştır. Bu nedenle toplum içinde herhangi bir kaygı duymadan yaşamını sürdürür. Örneğin erkek çocuk kreş öğretmeninin kucağında ya da kollarındayken onun göğüsleriyle ilgilenip dokunmak isteyebilir.

Bu çağdaki çocukta gerçeğin tam anlaşılması için dokunmak ve görmek oldukça önemlidir. Çoğu yetişkin, bu tür davranışların ve cinsel oyun oynayan çocuklarının daha ileri gidecekleri ve uygunsuz cinsel aktiviteler gösterecekleri konusunda endişelenirler. Oysa bu dönemdeki çocukların cinsellik kavramı primitiftir ve daha çok merak ve öğrenmeye yöneliktir.

Çocuğun bedeninin değişik bölgelerine dokunmasında bir yanlışlık yoktur. Çocuk bedenini ona bakarak, duyumsayarak, araştırarak ve değişiklikleri gözleyerek öğrenecektir. Bu onun için en anlamlı öğrenme sürecidir. Bunu yaparken aynı zamanda kendi bedenini başkalarıyla karşılaştırmak ister. Ulaştığı kişilerin bedenini araştırmak cinsel birleşmenin bir ön hazırlığı gibi algılanmamalıdır. Bu sadece bir öğrenme girişimidir. Çocuğun cinsel olgulara merakı öğrenme isteğinin ve ilgisinin bir göstergesidir, doyurulmalıdır. Anlamadığı bir şey gördüğü zaman onunla ilgili daha çok şey bilmek ister. Bu ilgi ve merak normal gelişim gösteren çocuklarda yaklaşık 3 yaşlarında olur.

Bununla ilgili yapılan çalışmalarda, cinsel olarak müsaade edici toplumlarda mastürbasyon ve arkadaş oyunlarının bebeklikte başladığı, erken çocuklukta yoğunlaştığı, fakat erken okul yıllarında şiddetinin oldukça azaldığı görülmüştür. Cinsel konulardan utanma yaklaşık 9–10 yaşlarında gözlenir, aynı zamanda cinsiyetler arası ilişkiler azalır. Bu gerginlik 13–14 yaşlarında kaybolur, sıcak, arkadaşça aseksüel ilişkiler olur.

Bu dönemin önemli özelliği ödipal karmaşadır. Çocuk erkek ya da kız olduğunu bilir ve karşı cinsten ebeveyne derin biçimde bağlanır ve onu kendi tekeline almak ister. Kendi cinsinden olan ebeveyni rakip olarak görmeye başlar. Ancak zamanla çocuk bunun olanaksızlığını fark eder, kendini aynı cinsteki anne babanın yerine koyup ona benzemeye çalışır. Bu şekilde aynı cinsteki ebeveyn ile özdeşleşme cinsel ve ruhsal gelişimi açısından oldukça önemli ve gereklidir.

Anaokulunda cinsel bilgi çocukların sorularıyla başlar. Bu arada oyunlardan ve kız erkek karışık gruplardan yararlanılır. Eğitim çoğu kez kişisel olarak belirir, çünkü bir çocuktan diğerine ilgi konusu oldukça değişir. Her çocuk ancak dinlemeye hazır olduğu bilgiyi alır.



Okul Yaşı Çocukları

Ergenlik öncesi sakin ve bir bekleyiş çağı içindedir çocuk. Bu dönem latens dönemi olarak adlandırılır, 6 yaş ile ergenlik arası dönemi kapsar ki bu dönemde çocuklar daha az olarak açık cinsel aktivite gösterirler. Ancak bu duyguların durgunluğu ya da isteklerin uyutulması demek değildir. Olaylar sadece dış çalkalanmalar, büyük hareketler olmadan yaşanmaktadır. Çocuk gördüklerini kapar ve bu kapılanların ergenlikte ne şekilde yüze vuracağı tam olarak saptanamaz. Cinsel eğitim bakımından kolay bir çağa girmiştir çocuk. Dengeli bir aile çevresinde mantık ve tam anlamıyla bilgi daha çok önem kazanır.

Okul yaşı çocukları memelere dokunmazlar veya cinsel organlarını göstermezler fakat buna karşın resim çizimlerinde insan figürleri üzerine meme veya cinsel organ çizme gibi, cinsel fıkralar anlatma, ve hayvanların yavrulamalarını seyretme gibi cinsel aktiviteler gösteririler

Bu dönemde çocuklar yavaş yavaş büyüklerin tepkilerine göre çevrelerindeki yasakları fark eder, toplum içinde yapılmayacak davranışları ve söylenmeyecek sözleri anlama başlarlar. Evdeki yasaklar ve korkuyla toplum ahlakının temel ilkelerini kabul eder. Ancak cinsellikle ilgili yargılar daha büyük yasaklar duvarını içerir. Bazı çocuklar daha duyarlıdır ve kendilerini özellikle cinsellikle ilgili bazı düşünce ve duygularından dolayı suçlayabilir.

İşte buradaki suçluluk duygusunun ağırlığını eğitimcinin tutumu belirler. Sorumlu bir açıklık içinde ergin çağa gelmek için, çocuğun bu ağırlık altında kendini ezilmiş hissetmemesi gerekir.
Cevapla
#3

Cinselliği çocuğa nasıl anlatmalı ?
Çocuğa cinsel bilgiler vermenin ideal zamanı soru sormaya başladığı dönemdir...
Açıklamalarınızda gerçek dışı ifadeler kullanmamaya dikkat edin!

Soruların temelindeki dürtü merak Çocuğun cinsel içerikli sorularının temelinde cinsel duygular değil onun üremeye yani bebeklerin nasıl dünyaya geldiklerine dair merakı yatar. Bu çocuğun uzaya gezegenlere ya da hayvanların yaşayışlarına olan merakından farklı değil. Anne ve babanın sorular karşısında duyduğu gerginlik bu farkı bilmemekten ve çocuğun cinsellik anlayışını erişkin anlayışıyla karıştırmaktan kaynaklanır. 3 yaş civarında sorular başlar Çocuğa cinsel bilgiler vermenin ideal zamanı onun bu konularda soru sormaya başladığı dönemlerdir. Bu tür sorular genellikle 3 yaş civarında sorulmaya başlanır. İlk sorular kendi bedeni , annenin bedeni ya da bir kardeşin dünyaya gelişi ile ilgilidir. Ona vereceğimiz cevapların içeriği yaşa bağlı değişebilir. Ancak asıl dikkat edilmesi gereken gerçek dışı ifadelerden kaçınmak.

Çocuk cinsellikte neyi merak eder?

• Çevresini ve dış dünyayı yeni yeni tanımaya çalışan çocuğun özellikle 3 yaş civarında aşırı meraklı olduğu ve bu dönemlerde anne-babasını çeşitli konularda soru bombardımanına tuttuğu bir gerçek.

• Ansızın, beklenmedik anda böyle bir soruyla karşılaşan anne ve baba ne yapacağını bilmemenin verdiği telaşla ayıptır, daha sen çok küçüksün gibi kaçamak cevaplar vererek çocuğu başından savmak veya soruyu duymazlıktan gelerek cevapsız bırakmayı tercih eder.

• Oysa bu tutum çocuğun var olan merakını bir kat daha artırır. Bu merakı gidermek için çocuk anne-babanın yatak odasına ani baskınlar düzenler, onları banyo yaparken gizlice izlemeye çalışır ya da arkadaşlarının bedenlerini incelemek ister.

'Bebekler nasıl gelir?' sorusu en can alıcı olanı

• 'Bebekler nasıl gelir?'sorusu çocukların sıkça sorduğu bir soru. Buna çok basit şekilde şöyle cevap verebiliriz. Bebekler annenin karnında büyürler. Orada bebeklerin büyümesi için özel bir yuva vardır. Burada büyürler ve bir süre geçtikten sonra annenin döl yolundan dışarı çıkarlar.

• Bunun yerine bebekler leylekler tarafından getirildi ya da çarşıdan satın alındı gibi gerçek dışı ifadeler çocuğun yanlış bilgilenmesine neden olacak ve bir müddet sonra bu cevabın doğru olmadığını anlayan çocuk merakını gidermenin ve sorularına cevap bulmanın başka yollarını arayacaktır.

• Diğer taraftan bazı anne ve babalar da çocuklarının sordukları soruları kuşlar, arılar gibi hayvanlar üzerinden onları anlatarak cevaplamak isterler. Böylece üreme ile ilgili bilgilerin daha masum hale geleceğini ve cinsellikten arınacağını düşünürler.

• Oysa çocuğun asıl merak ettiği konu insanların üremesidir. İşe kuşlar ve arılarla başlamak sadece anne-babanın sıkıntısını hafifleten kaçamak bir yoldur , çocuğun merakını gidermez.

Yanıtlar merakını giderici olmalı!

• Çocuğun sorularına verilecek cevaplar onun merakını giderici ve doyurucu olmalı. Ancak bilgi verme amacıyla çocuğa her şeyi tüm detayları ile anlatmak ve çocuğun aklını karıştırmak da gerekmiyor.

• Vereceğimiz her türlü bilginin doğru ve abartısız olması gerekir. Uydurma yanlış, saçma ve hayali bilgiler vermek çocuğun zihnini bulandırır ve ileriki yaşamı için sorunlar oluşturur.

• Kullanılan dil basit olmalı ve fazla detaya girilmemeli. Çocuğa her şeyi detaylı biçimde anlatmanın bir anlamı ve yararı yok. Ona yaşına göre kaldıramayacağı derinlikte bilgiler vermek cinselliğin erken devreye girmesine neden olabilir. Cinsel konulardan bahsederken anne ve babaların yüz ifadeleri, gerginlikleri ve huzursuzlukları da çocuklar tarafından dikkatle algılanır.

• Huzursuz, gergin ve utungaç bir ifadeyle ne söyleyeceğini bilemeyen anne ve babalar çocuklarına bu konunun aslında konuşulmaması gereken kötü ve çirkin şeyler olduğu mesajını vermiş olurlar. Oysa çocuğun algılaması gereken cinselliğin doğallığı ile birlikte gizliliği ve özelliğidir.

Anne-babanın cinsel yaşamı merak konusu ise...

• Çocukların bir kısmı anne ve babaların cinsel yaşamı hakkında soru sorarlar. Cinsel bilgi verme adına anne-babanın çocuklarına cinsel yaşantılarından bahsetmesi sakıncalı. Cinsel yaşantıların çok özel konular olduğu ve başkaları ile paylaşılamayacağı ifade edilmeli.

• Anne ve babaları sıkıntıya sokan diğer bir düşünce de çocuklarının öğrendikleri bilgileri uygulamaya koyacakları endişesidir. Aslında bu düşünce yetişkinlerin kendi düşüncelerini çocuklara yansıtması anlamına gelir.

• Çocuk erişkinler gibi cinsel istek ve ilgi duymadığından bu korku yersiz. Ayrıca biyolojik olarak da hormonlar tarafından uyarılmamaktadır. Çocuğun sorularına yol açan sadece bilgi edinme isteği.

Onları örselemek zararlı!

• Cinsel konularla ilgili soru sormayan çocuklar ya daha önce sordukları sorular nedeni ile ayıplanmıştır ya da kendilerini rahat hissedecekleri bir ev ortamı bulamamışlardır. Bu nedenle oyunlarında ve arkadaşları ile konuşmalarında sorularına cevap ararlar.

• Merakını gidermek isteyen çocuk doktorculuk oynayarak hemcinslerinin ve karşı cinsin bedenini keşfetmeye çalışır. Bu durum bazı anne ve babaların telaşlanmasına neden olur.

• Başlangıçta bu tür araştırma ve merak giderme çabaları bir noktaya kadar doğal karşılanmalı ve çocuk suçlanmamalı. Ancak çocuğa yaptıklarının farkında olduğunuz mesajını vermeli ve merakını giderici gerekli açıklamalarda bulunmakta fayda var..

Kalabalık ortamda çocuğunuz sizi 'utandıracak' sorular sorduğunda nasıl davranmalı?

• Zaman kazanmaya çalışabilirsiniz: “Evet, bu iyi bir soru” türünde bir yanıt size düşünme fırsatı yaratır.

• Kısmi cevaplandırma: Konu ile ilgili aklınıza gelen ilk yanıtı verin ama ilk fırsatta bu konu üzerine düşünüp bir dahaki sefere daha açıklayıcı olun.

• Erteleme: “Bu soru çok özel bir soru ve bunu seninle daha sonra ikimiz başbaşa iken konuşmak isterim.

• Gözlerini kapatın ve bu işi bitirin: Eğer yeterince özgüvenli iseniz ve cinsellikle ilgili açık bir tutumunuz varsa şöyle bir cevap verebilirsiniz “Bu bir prezervatif. Annenle baban şimdilik başka bir bebek istemedikleri için bunu kullanıyorlar.

Yaş guruplarına göre sorular ve cevaplar...

7 Yaş öncesi

• Neden annemin memeleri var, babamın yok?
Annen bir kadın, baban bir erkek. Erkeklerin memeleri yoktur. Kadınlar ise çocuk sahibi olabildikleri için memeleri vardır. Çocuk doğduktan sonra annelerin memelerinden gelen sütle bebekler beslenir.

• Bebekler annelerin karnına nasıl giriyor?
Anne ve babaların vücutları birbirine çok uygundur ve birbirleri ile çok yakınlaştıklarında bir bebek oluşabilir. Bu bebek annelerin karnında büyür.

7 Yaş sonrası

• O küçük delikten bebekler nasıl çıkıyor?
Bebeğin çıktığı delik çok esnek birşeydir ve doğum olacağı zaman bebeğin içinden çıkabileceği kadar büyüyebilir.

• Eğer bebek yapmak istemiyorsanız neden beraber yatıyorsunuz?
Çünkü büyükler birbirlerini çok sevdiklerinde bazen sadece birbirini sevmek ya da öpmek yeterli olmaz. O zaman birbirine gerçekten çok yakın olmak isterler.

Ergenlik öncesi

• Orgazm ne demektir?
Yetişkin bir kadın ve erkeğin ancak cinsel ilişkide bulunduğunda yaşayabileceği çok özel bir duygudur.

• Regl ne demektir?
Yetişkin kadınlar ayda bir kez vajinalarından kanarlar. Buna Regl yada aybaşı denir. Bunun sebebi kadınların yumurtalıklarından her ay 1 yumurtanın döllenmek üzere hazırlanmasıdır. Eğer döllenme yani bebeğin oluşumu gerçekleşmezse bu yumurta bir miktar kan ile vücuttan atılır ve ertesi ay yeni bir yumurta oluşur. Her genç kız 12-15 yaşları arasında ilk kez regl olur.

Bu kitap imdadınıza yetişiyor

Anne Bu Ne?

Yazar : Jülide Sevim


• Korktuğunuz "Anne bu ne?" sorusu ile karşılaştığınızda ne cevap vereceksiniz? "Bebeğin doğuşunu, cinsel ilişkiyi" nasıl anlatacaksınız? "Sünnet" için ideal yaş nedir? Küçük çocukların yüzde 10-20´si cinsel saldırılara maruz kalırken, siz yavrunuzu nasıl koruyacaksınız?

• Homoseksüalite nedir/ne değildir? Sorulara vereceğiniz cevapların ve cevaplayış tarzınızın, yetişkin yaşamını direkt etkilediğini biliyor musunuz? Bunlar gibi daha birçok sorunun cevabını, "ANNE BU NE?"de bulacaksınız.
Cevapla
#4

ÇOCUK VE ÖLÜM
Sevdiğimiz bir kişinin ölümüne dayanmak biz yetişkinler için çok zorken bir çocuğun bunu kabul etmesi ve yaşaması çok daha zorlayıcıdır. Ölümün algılanması çocuğun yaşına oranla göstermiş olduğu zihinsel gelişimle bağlantılıdır. Ölüm kavramını her yaşta farklı bir şekilde algılamaktadır. Örneğin; 3 Yaşından önceki dönemde çocuğun ölümü anlaması mümkün değildir. Bu nedenle de ölümü ilerleyen yaşlara oranla daha az korkutucu bulurlar. Burada kaybedilen çocuğun ebeveynlerinden biri ise onun yokluğundan kaynaklanan sıkıntılar yaşanacaktır. Ve tabi bu yaşlarda da çocuğa söz konusu kişinin öldüğünün söylenmesi gerekecektir. 4-5 yaşlarında bir çocuk ise bir yakınını kaybetmekten ve ölüm kavramından korkabilecek zihinsel gelişime sahiptir.

Bu dönemde sık sık şu sorular yöneltilir:
“ Artık geri dönsün!’’ “Ne zaman gelecek?’’

Çünkü ölümü geri dönüşü mümkün olan bir süreç olarak görürler. 5 yaşından itibaren ise ölümün geri dönüşü olmayan bir olay olduğunu anlamaya başlarlar. 6-7 yaşlarında ölüm hastalıkla ve yaşlılıkla ilgili olarak algılanmaya başlar. Ancak genelde 10-12 yaşlarında ölümün yaşamın sonu olduğu, geri dönüşün olmadığı algılanmaya başlar.


ÖLÜM HABERİ ÇOCUĞA NASIL VERİLMELİ?

Ölüm kişi için travmatik bir olay olduğu kadar doğal da bir olaydır. Çocuğa ölümün kötü bir olay olmadığını, doğal bir süreç olduğunu onun anlayabileceği bir dilde anlatmalıyız. Örneğin; bir çiçeğin büyümesi, yeşillenmesi, sararması ve solmasını ölümü zihinsel açıdan sembolize ederek anlatmanız korkmasını engelleyecektir ya da bir hikaye anlatabilirsiniz. “Bir anne kuş ile çocuk kuş birlikte geziyorlarmış. Bir gün anne kuşun kanadı bir ağacın dalına takılmış o günden sonra anne kuş bulutların üzerinden çocuk kuşu izlemeye devam etmiş, her yaptığını oradan görebiliyormuş. ….” gibi hikayeleştirin , daha sonra yaşadığı olayla bu anlatılan hikayeyi birleştirerek anlatabilirsiniz. Kendisini daha iyi hissetmesini ve daha iyi anlamasını sağlayabilirsiniz.

Cenazenin bulunduğu ortama sokulmaması gerekir. Bu zor dönemi yaşayan kişilerin aşırı ağlamaları, kendini yerden yere atmaları çocuk tarafından görülmemesi gereken sahnelerdir.

Çocuğun yanında hiçbir şey yokmuş gibi davranmamak da gerekir. Ölüm haberi çocuğa çok sevdiği , güvendiği bir kişi tarafından verilebilir. Ölen kişinin hasta olduğu ve hastanede yattığı ve doktorların ona yardımcı olmaya, onu iyileştirmeye çalıştığı söylenerek sürece hazırlanmaya çalışılır. Bu konuda çocuğun çevresindeki herkesten aynı şeyi duyması çok önemlidir. Çevredeki diğer kişilerin konuşmalarına tanık olması güvenini yıkabilir ve korkmasına neden olabilir. Onun bazı şeylere tek başına tanık olması kafasında oluşabilecek sorulara cevap bulamamasını sağlayabilir bu da travmatik bir durum ortaya çıkarabilir. Bu nedenle yanında sürekli olarak sorularına cevap verecek bir kişi bulunmalıdır.

Ölüm haberi verilen bir çocuğun tüm tepkilerinin izlenmesi gerekmektedir. Ölüme karşı verilen tepki her çocukta farklı olabilir. Yapmış olduğu davranışları olağan karşılayın ve sormuş olduğu tüm soruları cevaplayın , soruları karşısında endişelenmeyin, sakin bir tonda cevaplar verin. Endişenizi hissetmesi kendisini güvende hissetmemesine ve kötü bir şeyler olduğunu düşünmesine neden olacaktır. Duygularını istediği şekilde ifade etmesine izin verin, mümkün olduğunca konuşmasını sağlayın fakat konuşması konusunda baskı yapmayın.

Çocukların cenaze ortamlarına sokulmaması gerektiğini ifade etmiştim fakat bu durumlarda çocuğun hiç tanımadığı, tamamen yabancı olduğu bir ortama gönderilmesi de doğru değildir. Yanında kendisini iyi hissedebileceği, tanıdıklarının olduğu bir ortamda olması onu rahatlatacaktır.

Ölünün yüzünü göstermek de çocuk için travmatik bir olaydır ve asla yapılmaması gerekir .Ölen kişinin derin bir uykuya daldığı, toprak olup yok olduğu gibi kavramlar kullanmak doğru değildir. Ölümü somutlaştırarak anlatmak çok daha rahatlatıcı ve açıklayıcı olacak çocuk ölümü kendi zihninde anlamlandırabilecektir. Bu tür mesajlar çocuklarda uykuya, toprağa fobi geliştirmesine neden olabilir . Çocuklarda yaşanan yas sürecinde altını ıslatma, kekemelik, tırnak yeme, saldırganlık, hırçınlık gibi uyum ve davranış bozuklukları, kabuslar, gece korkuları, korkular, uykusuzluk,yeme problemleri, karın ya da baş ağrısı , okul başarısızlığı, içe kapanma gibi sorunlar görülebilir. Bu durumlarda bir uzmandan destek almak gerekir.

Ölüm sebebi ile çocuğa aşırı koruyucu bir tutum sergilemek doğru olmayacaktır. Her şey eskisi gibi devam etmeli çocuğun yaşamında birden büyük değişiklikleri yapılmamalıdır ( ev ya da şehir değiştirmek vb.) Çocuğun yaşamına zevk alabileceği aktivitelerin eklenmesi süreci daha sağlıklı atlatmasına neden olacaktır. Ölen, çocuğun ebeveyni ise ebeveynin rolünü üstlenebilecek amca, teyze bu rolü üstlenmeye yavaş yavaş başlamalıdır.


Psikolog Eda Gökduman
Cevapla

Konu Araçları
Konuyu Paylaş :  
Konunun Linki :  
BBKodu :  
Konu Araçları :

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi