Ölü Karımın Bir Ozanı Ziyareti

Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 2.9/5 - 20 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Ölü Karımın Bir Ozanı Ziyareti
#1

Ölü Karımın Bir Ozanı Ziyareti
<Sayı: 102 Şubat 2007>
İlhan Durusel

Hiç kimseye yapmadığım şeyi ona da
yapmadım. Başsağlığı dilemedim.
İlhan Berk
Sağ el, sağ kol, sağ omuz. Pembe yarası işlemeli.
Sarmatyalı. İskitlerin içinden bir kısrak gibi çıkıp gelmiş.
Bileğinde jilet dövmesi. Öbüründe açık yara, akar, akar, akar. Kabuğunda verallah tırnakizi, sıkıntıdan yırtmış derisini, teğelli.
Çokeşliydi kendisi, çocukları çokuluslu.
Tek memeliydi Afyonkeşin karısı.
Amazon, böyle derdik biz ona, tek memesiyle emzirdi son bebeği.
Afyonkeş, o tek memeden emdi Amazon’un özünü, bebekten kalanı.
Neşeli, neşeli bir bebeğin dişizleri düz sinesinde dövme. Afyonkeşinkiler sedef kakma: kirli sarı ama kaburgalarına kadar yakın Amazon’un.
En son, balığa giderken görmüşler Amazon’u: Sepet örgüsü saçı, şıpıdıkları.
Eve ekmek getiren o. Evde yemek yemeyen Afyonkeş. Tek öğün yiyor artık, o da meyhanede, o da gece, o da arkadaşlarıyla sadece.
Balığa bu ilk gidişi Amazon’un.
Balığa son gidişi: — Tarabya sırtlarından kıyıya iniş. Kıyıdan utanma merasimi. Balık tutan tek kadın. Balık tutamayan tek o.
Mektuplaşıyor Afyonkeş, kendi dilinde yani eski dilde.
Anketlere, soruşturmalara cevap yetiştiriyor.
“Şiirimiz açmazda” diyor; “romanımız yok”; “bizim diyebilceğimiz bir klasik bizim nesilden çıkacak” diyor, parantez açıyor, örnek veriyor, parantezi kapatıyor; o parantez edebiyat tarihinin bir dönemini kapatıyor.
Düz, kısa şiirler yazıyordu bütün gün çardak kulede Afyonkeş, elinde kalem olmuyor böyle günlerde. Bir ses kayıt cihazı almış bitpazarından askerde. En yaşlı oymuş alayda, bin yaşındaymış nerdeyse. Alay içtimada, en arkada; en derin öksürüklü İstiklal Marşı’nda. Marşı, içinden öksürükle okurdu, kön kön gezerdi nöbette elleri cepte. Tektipleri giyip çarşı izni vermiş kendisine teskere günü. Rus Pazarı’na gitmiş doğru. Rus kadın onun ruhunda bir fal okumuştu ki çıplak ayağıyla önüne itivermişti cihazı. Kamışı kabza bütün yolculukta, “kadın yanı” isteyen kadınlara kaside, şehirlerarası otobüste ilk şiirini yazmıştı oraya. Oraya yazıyor şiirlerini o günden beri. Sonra evde temize çekiyor –eskiden daktiloydu şimdi kutadgubiligsayar. Ama en güzelleri Amazon’un elyazısıyla olanlar. Bir periyazısı sanki, billur harfler kıvrak kıvrak birbirini buluyor, sonra kelime oluyor. Afyonkeş bunu görünce aşka geliyor. “En güzel şiir elyazısı” diye gidip bebeği uyandırıyor, şiiri okuyor. Lambayı, çerçeveyi deviriyor odada sevinçten. Amazon kızıyor.
“Sevinç bana yasak” diyor Afyonkeş cihaza ve şişeyi dikiyor ağzına –diker gibi bebeğin biberonunu.

Şiirini, diyorlar ki, körinana kurban etti.
Yazılmamış eseri: Tüm Şiirleri 1: El Feneri. Bir kısmı kasetlerde, çoğu aklında hâlâ.
“Kendi Seçtikleri”yle yaymış efsanesini, başını silmiş onun da sonra.
Bir altın kupa zehir hikâyesi, hayat hikâyesi.
Altın Beşik Masalı, oğlunun doğumu. Yazıp bitirdiği tek eser diyor karısı. Nüshası kayıp.
Bir gün yemeğe bir misafir geliyor, ölü bir şair. “Öldü” denilen şair.
Yemek böylece ortadan yenir.
Kanun kaçağı bu şair on dört yıldır kendi tabağından yememiş. Kendi tabağı olmamış bir şair. Konserve, kuruyemiş, patlamış darı. Baklagillere övgü düzen bir şiir yazmış. “Pirinç: bir uygarlık” diye bir kitapçığını bildiri gibi dağıttırmış.
En çok peynir seviyor. “Sizi çok seviyorum peynirgiller” diye ağlayıp ikisini de yanaklarından öpüyor. Amazon’u öpüşü daha uzun sürüyor, biraz da boyna kayıyor. “Bir Ölü Şairin Karımı Ziyareti” diye bir şiire başlıyor Afyonkeş o gece. “Ölü karımı şairin ziyareti” diye son dizesini yazıyor ilk önce.
“Keşim ben kızım” diyor “elim para tutmaz.” “Babanın evini özlüyorsan, kapı orda” diyor. Şair gidince öfkesi geçiyor, özür diliyor. Kulağına, usulca. Sıcak nefes, alkol buharı, ıslak biraz dili kadının kulak kapısında. Amazon öğürüyor, “Bebek uyandı galiba” diyor. Kalkıyor. “Türk-öğür-çalış-güven” diye gülüyor arkasından Afynkş. Afyonkeşin ağzı biberon nargileyi buluyor, tömbekiye biraz daha esrar kırıyor. “Gel beraber yiyelim yaptırdım çörekleri” deyip zorla Amazon’un ağzına sokmaya uğraşıyor nargileyi –bazılarına göre başka bir şeyi [Burda nasıl oluyorsa amazon elinin tersiyle itiyor afyonkeşi, afyonkeş hıncından ama amazon’a dokunmadan (yemin billah ekmek musaf kuran) öfkesinin gazabıyla öldürüyor amazonu, ya da amazon kıyıyor kendi canına sırf inat olsun diye ona].
Süzülüp bir gün gökten gelmiş Havva, taşını getirmiş Afyonkeşin, bitiremediği ünlü dizesiyle kafası ezik. Nargilesi devrilmiş, sarı dumanlı suyu akmış. Yüzünün yarısı yerde yüzüyor o suyun içinde. Öbür yarısı taşa kazınmış, yanına da bir yazı: “Ölü Karımın Bir Ozanı Ziyareti”.
Böyle yazıyormuş mezartaşında.
Afyonkeşi kendi mezartaşıyla böyle öldürmüş diyorlar Havva.
“Öldü” diyorlar şimdi onun için.
Onun için bugün bize yemeğe misafir şair.
(Tüyübozuk Hikâyeler’den)

<<geri dön
Ana Sayfa
Cevapla

Konu Araçları
Konuyu Paylaş :  
Konunun Linki :  
BBKodu :  
Konu Araçları :

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi