çocuk hastalıkları

Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 2.94/5 - 17 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
çocuk hastalıkları
#1

boğmaca

Boğmaca, her yaşta duyarlı bireyleri etkileyen, hızlı seyirli, bulaşıcı solunum yolları enfeksiyonudur. Özellikle çocuklarda ağır seyreder. Hastalık etkeni Bordetella pertussis olarak adlandırılmıştır. Boğmaca belirli bir coğrafi dağılım göstermez ve mevsimsel olarak daha çok sonbahar aylarında görülmekle beraber yıl her mevsiminde görülebilir, ancak asıl ortaya çıkmasına neden aşılama oranının düşüklüğüdür. Bu nedenle aşı oranının düşük olduğu bölgelerde daha sık ortaya çıkar. Boğmaca erişkinlerde tanısı zor konulan bir hastalıktır ve genellikle daha ılımlı bir klinik tablo gösterdiğinden basit üst solunum yolu enfeksiyonları ile karıştırılarak tanısı konulamayabilir. Boğmaca hastalığında aşılama büyük önem göstermekte, aşının uygulamaya başlanılmasından sonra hastalığın ortaya çıkış sıklığında ve neden olduğu ölüm olaylarında belirgin bir gerileme olduğu saptanmıştır. Bununla beraber hastalığın sayısında son yirmi yılda artış eğilimi olduğu gözlenmektedir. Bazı bilim adamlarına göre aşılamanın sağladığı koruyuculuğun yıllar içinde azaldığı, yaygın aşılama faaliyetinin doğal yoldan oluşan bağışıklamayı engellediği ve böylelikle yaygın aşılamanın olduğu bölgelerde erişkin insanların bu hastalığa karşı daha duyarlı hale geldiği savunulmakta. Hastalığın görülme sıklığında cinsiyet ayrımı olmamasına rağmen, çocukluk döneminde erkek ve kadınlarda hastalığın görülme sıklığı aynı iken bu durum erişkinlerde kadınlar aleyhine gelişmektedir. Bunun nedeni de kadınların çocuklarla daha çok ilgilenmesinden dolayı etken ajan ile daha çok karşılaşmasıdır. Hastalığın sosyoekonomik düzeyi düşük toplumlarda, toplu yaşam alanlarında, kalabalık gruplar halinde yaşayanlarda, uygun olmayan hijyenik koşullarda, yetersiz ve kötü beslenme durumunda ölüme daha çok sebep olduğu bilinmektedir. Ülkemizde boğmaca salgın bir hastalık olduğundan ve ölümlere sebep olması nedeniyle bildirilmesi zorun bir hastalıktır.

Boğmacanın kontrol altına alınabilmesi için 6 yaşın altındaki bütün çocuklara boğmaca aşısının uygulanması çok önemlidir. Sağlık Bakanlığı çocukluk dönemi aşı takvimine göre; herhangi bir engel olmadığı sürece, okula başlayana kadar toplam dört kez boğmaca aşısı yapılması gerekmektedir. İlk iki aylıkken verilir ve ardından birer ay ara ile iki kez daha uygulanır. Dördüncü kez ise 16. ile 24. aylar arasında yapılır. Aşının bazı yan etkileri görülebilir. Aşı yerinde lokal reaksiyonlar (kızarıklık, şişme, ağrı), 38oC’yi geçen ateş, sistemik belirtiler (baygınlık, bulantı, kusma), 3 saatten fazla süren çığlık tarzında durdurulamayan ağlama, konvülsiyon (nöbet geçirme), Anaflaksi (şok), ensefalopati v.b. yan etkiler gelişebilir.

Hastalık yapıcı etkenin bulaşma yolu solunum yollarıdır. İnfekte bireyin solunum sistemi salgıları damlacık yolu ile yayılarak diğer insanları infekte eder. Aynı evde yaşayan insanların bağışıklaması yok ise %90 oranında bu hastalığı alırlar. Genellikle ev içinde hastalığa kaynak olan kişi erişkinlerdir. Küçük çocuklar hastalığı sessiz bir şekilde hastalığa yakalanmış olan büyük kardeşleri ve yetişkinlerden alır. Bulaşıcılığın en çok olduğu dönem öksürüğün başlamadan önceki dönemdir, ancak öksürük başladıktan üç hafta sonrasına kadar bulaşıcılık devam eder. Hastalık etken olan ajanın alınımından yaklaşık 4-21 gün sonra ortaya çıkar. Öncelikle hastalığın ilk döneminde burun akıntısı, gözde yaşarma, halsizlik ve fazla yükselmeyen ateş gibi hafif üst solunum yolu enfeksiyonuna benzer belirtiler ortay çıkar. Bu dönemde hastalığın tanısının konulması güçtür. Ancak etrafta boğmaca hastalığına yakalandığı bilinen bireylerin varlığı mevcut ise tanı konulabilir. Bu dönemin ardından kuru öksürük başlar ve çok geçmeden boğmaca için karakteristik şiddetli öksürük nöbetleri ortaya çıkar. Bu dönemde bir dizi soluk verirken patlama tarzı öksürüğü, tipik bir nefes alma sesi (whooping) ortaya çıkar. Öksürüğün şiddeti ile hastada morarmalar ve kusma görülür. Bu dönemde ortay çıkan öksürük nöbetleri sayısı günde otuzu bulabilir, çoğu kez kendiliğinden ve gece ortaya çıkarken bazen gürültü ve soğuk hava gibi faktörlerde nöbetin ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu aşamaya kadar hastada ateş ya çok hafiftir yada görülmez. Altı aylık çocuklarda bu dönem farklı seyredebilir, öksürük nöbetlerinden daha çok ani kısa süreli soluk alamama görülebilir. Klasik boğmacanın süresi 6-10 hafta olmakla birlikte, hastaların yarıdan çoğunda hastalık 6 haftadan az, hastaların dörtte birinde ise 3 hafta ve daha kısa sürer. Öksürüğün şiddetinin ve sıklığının azalması ile hasta iyileşme dönemine girer. Bu dönemde, uzun bir aradan sonra yeniden öksürük atakları olabilirse de hastalığın alevlendiği anlamına gelmez, çoğu kez soğuk gibi bir etken ile ortaya çıkmıştır ve bakteri saptanamaz.



Tedavi
Altı aylıktan küçük bebeklerin ve kliniği ağırlaşabileceği düşünülen hastaların öksürük nöbetleri, ani soluk alamama, morarma, beslenme güçlükleri ve diğer komplikasyonlar açısından destekleyici tedavi uygulanabilmesi için genellikle hastaneye yatırılmaları gerekir. Hastalarda antibiyotik kullanımı zorunludur. Tercih edilmesi gereken antibiyotik eriythromisindir. Hastalığın bulaşıcı olması ve özellikle 6 ay altındaki çocuklarda ölüme sebebiyet vermesi nedeniyle uzman bir hekim tarafından takip edilmesi ve çocukların aşılarının zamanında yapılması ç.ok önmelidir.
Cevapla
#2

Kızamık, aşı ile önlenebilen hastalıklar arasında en çok çocuk ölümüne neden olan viral bir hastalıktır. Beslenme bozukluğu ve A vitamini eksikliğini artırarak vücut direncini düşüren kızamık, diğer öldürücü hastalıkların ortaya çıkmasını kolaylaştırmaktadır. Hastalanan her 100 kişiden 6-20'si orta kulak iltihabı, ishal ve zatürree, bin kızamıklıdan birinde beyin iltihabı ortaya çıkmaktadır.

Yaz aylarında nadiren görülen kızamık, özellikle soğuk kış aylarında hastalığa yakalanma açısından tepe noktasına ulaşmaktadır. Türkiye'de her 3-4 yılda bir büyük salgınlara neden olan kızamık özellikle mart ve nisan aylarında en fazla olgu sayısına ulaşmaktadır. Yılda 8-30 bin arası olgu bildirilen ülkemizde, kızamık geçiren ortalama her 100 çocuktan 3'ü yaşamını yitirmektedir. Oysa kızamığın son derece etkin, ücretsiz ve uygulaması kolay bir aşısı vardır.

Hastalığın kaynağı insandır. Bulaşma kızamıklılardan, direk damlacık yoluyla olur. Ayrıca hastaların kullandığı çatal, bıçak, bardak gibi eşyalar, kısa bir sürede sağlamlar tarafından kullanılırsa bulaşma olabilir. Kızamık virüsü, tükrük damlacıklarında iki saat canlı kalabilir.

Hastalığın kesin tanısı, hastaların klinik görünümü ve bir kızamık hastasıyla temas öyküsü ile konur. Hastalığın kuluçka süresi 9-10 gündür.
Cevapla
#3

Variola olarak bilinen çiçek hastalığı uygulanan aşılama programları sayesinde 1977 yılında tüm dünyada ortadan kaldırılmıştır. Görülen son olgu Somali’de 1977 yılında kaydedilmiştir. Dünyada sadece iki laboratuvarda bulunmaktadır.


Virus, tükrük damlacıklarıyla yani hasta kişiyle yüz yüze temasla geçer. Kirli çarşaf, giysilerle de bulaşabilir. 12 günlük (7-17 gün) kuluçka döneminden sonra, önce ateş, yorgunluk, baş ağrısı ve sırt ağrısı görülür. Tipik çiçek döküntüsü 2-3 gün sonra özellikle yüz, kol, bacaklarda kırmızı yara şeklinde başlayıp, kısa sürede içi dolu sivilcelere dönüşür ve 2. haftada kurumaya başlar. Kabuklar 3-4 haftada dökülür ve yerinde sıklıkla iz bırakır. Hastalar, bu döküntü kuruyana dek bulaşıcı sayılmalıdırlar. Çiçek, hastaların %30' unda öldürücü olabilir. Hasta kişi, hemen izolasyona alınarak ve teması olanlara hemen aşı yapılarak virusun yayılması önlenebilir. Asılanmamış çocuklarda, yaslılarda ve gebelerde, bağışıklık sistemi örselenmiş kisilerde hastalık ağır seyreder.


Çiçek hastalığı, kuluçka süresince veya hastalığın döküntü öncesi ilk iki gününde bulaşıcı değildir. Döküntünün başlaması ile bulaşıcılık başlar. Bulaşma çoğunlukla damlacık yolu ile olur.



Korunmanın tek yolu aşılanmadır.

Biyolojik bir savaşta çiçek virüsünün kullanılma ihtimaline karşı Amerika'da aşı programı başlatılmıştır.

İlk olarak gönüllü şahısların aşılanması ile, daha sonra bu şahıslardan kan alınarak, çiçek aşısı komplikasyonlarına karşı "Gamma-globulin" stoğu yapılmıştır. Bunu takiben ordu mensupları ve sağlık personeli aşılanmasına geçilecektir. Şu anda hiçbir memlekette çiçek aşısı satılmamaktadır.

Ülkemizde böyle bir aşı programı düşünülürse, ilk yapılacak iş gönüllü şahıslardan "Gamma-globulin" hazırlanması olmalıdır. Zira, hiçbir ülkenin kendi vatandaşlarının kanından hazırlanan bu maddeyi diğer bir ülke vatandaşına kullandıracağını zannetmiyorum.

Aşı maalesef o kadar masum bir aşı değildir. Aşı adaleye veya cilt altına verilen bir aşı degildir. Aşı cildin üst tabakalarına uygulanır.

İki türlü aşı vardır:

1.Dana-lenf aşısı 13ryvax (Wyeth ve Aventis)

2.Doku kültürü aşısı : (Acambis/Baxter)

Çiçek Aşısı Ve Korunma

Çiçek aşısı canlı virus aşısıdır. Yaygın toplum aşılaması sonrasında çiçek eradike edilmiştir. En son olgu (hastane aşçısı) 1977’de Somali ve 1978'de İngiltere Birmingham’da (iki laboratuvar kökenli olgu) görülmüştür. Dünya Sağlık Örgütü( DSÖ) 1980 yılında çiçek hastalığının tüm dünyada eradike olduğunu ilan etmiştir. Eradike edilmesi nedeniyle DSÖ çiçek aşısının rutin uygulamadan çıkarılmasını önermiştir. ABD 1971'den itibaren aşı uygulamamaktadır. Ülkemizde de 1980 sonrasında çiçek aşısı uygulanmamaktadır. Aşı uygulamaları sadece benzer virüslerle çalışan laboratuvar çalışanlarına uygulanmasıyla sınırlı kalmıştır. 1982'de sivil kullanım için aşı üretilmesi durdurulmuş, ABD askerlerinin aşılanmasına da 1990'da son verilmiştir. Çiçek hastalığına karşı uygulanan rutin aşılama programları 1972 yılında sona ermiştir.

Aşı günümüzde son terör olayları nedeniyle oluşan biyoterörizm tehdidi nedeniyle yeniden gündeme gelmiştir. Vaccinia virus kökeninin kullanıldığı dana veya koyunda üretimle elde edilen birinci kuşak aşılar %95 oranında koruyucu olmuştur. İlgili aşı canlı bir virüs aşısıdır. Aşının koruyuculuğu 5-10 yıl olarak kabul edilmektedir. Daha önce aşılanmışlarda çiçek hastalığı gelişse bile hafif bir seyir göstermektedir.
Cevapla
#4

Çocuk felci hastalığının nedeni, polio virüsü denilen bir mikroptur. Polio bir virüs tarafından oluşturulan çok bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır. Sinir sistemini istila ederek kalıcı felçlere veya ölüme neden olabilir. Her yaşta görülebilir fakat başlıca üç yaşın altındaki çocukları etkilemektedir. Polio eradike edilebilecek birkaç hastalıktan biridir çünkü insan vücudunun dışında uzun süre yaşayamaz ve etkili ve ucuz bir aşısı mevcuttur.Virüs ağız yoluyla vücuda girerek barsaklarda çoğalır Kalabalık olarak yaşanan yerlerde ve hijyen düzeyi yetersiz olduğunda bulaşma oranı çok yüksektir. Çevre koşularının kötü olduğu yerlerde suların, besinlerin mikroplu dışkı ile kirlenmesi ve kalabalık ortamlarda havaya yayılan mikropların solunmasıyla bulaşır. Hastalığa yakalanan çocuklarda hafif ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, bulantı -kusma gibi her hastalıkta görülebilecek ortak bulgular mevcuttur. Bazı çocuklarda hastalık bu bulgularla sınırlı kalırken , bazılarında ise kalıcı felçler meydana gelmektedir. Felçler çok tipik olarak yumuşaktır. Yani kaslar sert ve kasılmış durumda değildir. Felçler genel olarak, çocuğun kendini ayağa kaldırmasında ve yürümesinde güçlük şeklinde ilk bulgularını verir. Çoğu hastada felç olan bacak ya da kolda duyu kaybı yoktur. İğne batırıldığında bunu hissederler. Bir yaşından büyük yaş grubundaki hassas çocuklar ve yetişkinler mikrobu kaptıklarında felç gelişmesi açısından daha büyük risk altındadırlar. Felç gelişen hastalarda ölüm oranı %2 ile % 20 arasında değişmekte ancak beyindeki solunum merkezinin etkilenmesiyle bu oran % 40'a kadar çıkabilmektedir.

Tedavi
Etkeni ortadan kaldıracak bir ilaç tedavisi yoktur. Felçlerin geliştiği sırada vücudun, kol ve bacakların nötral pozisyonda (kol ve bacaklar hafif bükük, yatar pozisyon) tutulması gerekir. Solunum kasları ve diafram tutulmuş ise solunum cihazı ile destek uygulanır. Hastalığın aktif dönemi geçtikten sonra fizik tedavi ve bazı kalıcı felçler için cerrahi yöntemler uygulanmaktadır.

Çocuk Felci Aşısı ve Korunma
Hastalarla veya gıdalarla temastan sonra el yıkama son derece önemlidir. En etkili korunma yolu ise aşılamadır. Ağızdan ve iğne ile uygulanan iki farklı aşı mevcuttur. Bu aşılar sayesinde çocuk felcinin bütün dünyada yok edime noktasına yaklaşılmıştır. Ülkemizde de 1998 yılından beri vaka görülmemektedir. Sadece Nijerya ve Yemen gibi bazı ülkelerde aşı yaptırmayan küçük toplumlarda yeni hastalar gözlenmekte, bu nedenle son bir yıldır bu ülke vatandaşları ile temas riski olduğu için hacca giden vatandaşlarımıza çocuk felci aşısı uygulanmaktadır. Aşı ülkemizde 2, 3, 4, 16-24. aylarda ve ilköğretim 5. sınıfta olmak üzere 5 doz şeklinde ağızdan, ücretsiz olarak uygulanmaktadır. İğne ile uygulanan aşı da ülkemizde diğer aşılarla aynı enjektör içerisinde mevcuttur, ancak devlet tarafından geri ödemesi henüz yapılmamaktadır. Ağızdan uygulanan aşı canlı virus içermesi nedeniyle çok nadiren de olsa çocuk felcine benzer bir hastalığa neden olabildiğinden, kısa süre içerisinde iğne ile uygulanan aşıya geçilmesi, birkaç yıl içerisinde de, bütün dünyada hastalığın ortadan kalktığının anlaşılmasıyla birlikte, çocuk felci aşısının uygulamadan kaldırılması planlanmaktadır.

Çocuk Felci Aşısı


Polio (çocuk felci) aşısı; aşı şeklinde uygulanan inaktive (ölü) polio aşısı (IPV) ve içilen bir sıvı şeklinde kullanılan, canlı oral polio aşısı (OPV) olmak üzere 2 tiptir.



ABD’deki CDC (Hastalık Kontrol Merkezleri), son derece sınırlı koşullar dışında yalnızca IPV önermektedir. Çocuklarda IPV, aşağıdaki yaşlarda olmak üzere 4 defa doz verilmelidir:



Çocuk 2 aylıkken 1 doz

Çocuk 4 aylıkken 1 doz

Çocuk 6-18 aylıkken 1 doz

Çocuk 4-6 yaşındayken 1 doz.
Cevapla
#5

Kabakulak, tükürük bezlerinde şişliğe yol açıp yanaklarda dolgun görünüme neden olan bir viral enfeksiyondur. Basit bir çocukluk çağı hastalığı olarak görülse de, nadiren menenjit, ensefalit, işitme kaybı, orşit ( testiste iltihabi şişlik ) gibi ciddi komplikasyonlara da yol açabilir. Özellikle 2-12 yaş arası aşısız çocuklar risk altındadırlar. Bebeğinize ilk olarak 15 ayda yaptıracağınız Kızamık Kızamıkçık Kabakulak aşısı ile, bu hastalığa karşı koruma sağlayabilirsiniz. Ancak tek doz aşı, ömür boyu koruyucu olmadığından önerilen zamanda tekrarını yaptırmayı da unutmamalısınız!

Daha çok çocuklarda görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Hastanın ağzından çıkan tükürük damlacıklarıyla bulaşır.
Tıp dilinde parotitis epidemica denilen bu hastalık; genellikle kulak altında bulunan tükürük bezlerinin iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Kuluçka devresi, 18 gündür.
Hastanın ateşi birdenbire yükselir, genel bir halsizlik görülür. Çok defa kulağın ön ve altında bulunan tükürük bezleri şişer ve acıma hissi duyulur. Yanak ve kulağın altı kabarır, kulak memesi de hafifçe yukarı doğru kalkar. Ağızda kuruluk, dilde pas vardır. İştah da azalmıştır. Bu durum birkaç gün devam ettikten sonra tükürük bezlerindeki şişlik yavaş yavaş kaybolmaya ve hasta iyileşmeye başlar.
Hastalığın kendisi çok tehlikeli bir hastalık olmadığı halde; başka hastalıklara zemin hazırlar. Bu hastalıklar arasında; pankreas, gözyaşı keseleri, böbreküstü bezleri, erkeklerde husyeler, kadınlarda yumurtalıkların etkilenmesi önemli sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle en iyi şekilde tedavi edilmesi gerekir.
Hastanın sağlıklı kimselerle konuşması, görüşmesi önlenir. Sulu yiyecekler verilir. Kabız olmaması sağlanır.

Kabakulak virüsünün yaptığı hastalık, 16-18 günlük bir kuluçka devresinden sonra ortaya çıkar. Hastalığa maruz kalan şahısların yaklaşık % 30-40’ı herhangi bir hastalık belirtisi olmadan hastalığı geçirirler. Geri kalan şahıslarda değişen şiddetlerde hastalık kendisini gösterir.

Belirtileri:

Vak’aların çoğunda virus, tükrük bezlerini tutar. Hastalık ateş, titreme, kırıklık, kulağın önünde çiğnemeyle artan ağrı ve buradaki tükrük bezinde şişme ile başlar. Nisbeten sık görülen diğer belirtileri arasında, beyin iltihabı ve erişkin erkeklerde yumurtalık iltihabı yapması sayılabilir. Daha az sıklıkta pankreas ve tiroit bezlerini de tutabilir. Kabakulağın bu çeşitli belirtileri birlikte veya ayrı ayrı görülebilir.

Tükrük bezine ait belirtiler, hastalığın şiddetine bağlı olarak 1-6 günde geçer. Genellikle her iki yanaktaki tükrük bezlerini birden tutar ve daha ileri durumlara yol açmaz. Erişkin erkeklerde % 20-30 oranında yumurtalık iltihabı (orşiepididimit, orşit) yapabilir. Yaygın kanaatin aksine bu durumun kısırlık ve iktidarsızlığa yol açması sık değildir. % 10 vak’ada menenjite (beyin zarı iltihabı) sebep olur. Menenjit, ateş, baş ağrısı, kusma, ense sertliği ile kendini gösterir; genellikle 5-10 günde kendiliğinden iyileşir. Sağırlık çok nadir olarak görülür.

Kabakulak, daha çok 5 ila 10 yaş grubunu tutar. Kabakulak enfeksiyonlarının % 85’i 15 yaşın altında geçirilir; hastalık diğer bütün yaşlarda da görülebilir. Her ikilim ve bölgede hastalığa yakalanabilinir.

Kabakulaklı bir hasta, belirtilerin başlamasından birkaç gün öncesinden, tükrük bezindeki şişlik geçene kadar olan sürede (yaklaşık 7-10 gün) hastalığı bulaştırabilir. Kabakulak virüsü tükrük ile atılarak bulaşmayı sağlar. Hastalığın yayılmasını önlemek zordur. Hastanın tecrit edilmesi ve karantina metodları bir derece etkilidir. Hastalık bir defa geçirildikten sonra ömür boyu bağışıklık sağlar.

Hastalıktan korunmada en etkili metod aşıdır. Bir yaşını tamamlamış ve kabakulak geçirmemiş herkes aşılanabilir. Aşı tek başına veya kızamık-kızamıkçık aşıları ile birlikte de yapılabilir. Hamilelere yapılmaz.

Tedavi:

Kabakulak kendi kendisini sınırlayan bir hastalıktır. Destekleyici ve belirtilere yönelik tedavi yapılır. Hastalar mutlak yatak istirahatine alınır ve en az iki hafta diğer şahıslardan ayrı tutulmalıdır. Hastalığın başlangıcında gammaglobulin yapılırsa hafif geçmesi sağlanabilir. Antibiyotik verilmez. Şişmiş tükrük bezlerine sıcak tatbiki ve aspirin kullanma ağrıyı kontrol eder. Bu hastalar, ağrı sebebiyle katı gıdalar alamazlar, sıvı gıdalarla beslenmelidirler.
Cevapla

Konu Araçları
Konuyu Paylaş :  
Konunun Linki :  
BBKodu :  
Konu Araçları :

Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Çocuklarda Kalp Hastalıkları neonatal 0 1.848 18-03-2007, Saat: 14:23
Son Yorum: neonatal

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi