Şehri Dinliyorum...

Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 2.83/5 - 12 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Şehri Dinliyorum...
#1

Gece ıslak ve ince bir tül gibi iniyor şehrin üstüne. Gündüz anne sözü dinleyen uysal çocuklar gibi güneş altında boynu bükük duran yapraklar, şimdi gergin bir tepesinde rüzgârla çarpışan uçurtmalar gibi ses çıkarıyor... Şehirden ses geliyor. Duyanı sağır edebilecek kadar güçlü bir ses bu. Otobanda mekanik kalabalığı yararak ilerlemeye çalışan ambulansın vaveylası, arka sokakta müezzinin yanık sesini bastırmaya çalışan köpeğin ulumasına karışıyor... İnsanlar geceye akıyorlar buharın serine akması gibi.

Kulağımı şehre dayamış dinliyorum. Duyanı sağır edebilecek kadar güçlü bir ses bu. Başındaki ıslak bezi minik eliyle çekiştirmeye çalışan ateş içindeki bebek, annesinin ayaklarından tavana doğru basıyor çığlığı... Annenin ninni sesi dinlendiriyor karanlık duvarda asılı resimdeki azgın denizi... Neon ışıklarının sırt verdiği dar bir arka sokakta üç bitirim birbirlerine sustalı bıçaklarını gösteriyorlar... Yaylı mekanizma, suç işlemek hazzıyla fırlatıyor minik keskin çelik parçasını ileriye. Kırmızı ışıkta cam silen pasaklı çocuk, çamurlu suyla dolu kovasını kirli yosun kokulu denize boca ediyor. Yenikapı açıklarından şilep sirenleri hücum ediyor kumkapı meyhanelerine. Aldığı haftalığı günahta eritecek olmanın telaşlı heyecanıyla koşan tamirci genç, namazı kaçırmamak için adımlarını sıklaştıran bir mümine çarpıyor ansızın. İkisi de geriye dönüp bakmıyorlar bile. Günah da çağırıyor insanları, rahmet de... İkisinin de acelesi var... İkisi de lezzetli... İki saat sonra belki yine karşılaşacak bu iki insan. Birinin gözlerinden uyuşuk bir zevk, anlamsız bir şehvet akacak, diğerinden haz ve şevk. Siyah parke taşları tokurdatan bir çift ökçenin üzerinde salınarak yürüyen üç günlük sakallı sarhoşun narasını, evde ateşli çocuğunu uyutmaya çalışan uykulu anne duymuyor bile .

Şehrin sokaklarına, caddelerine, binalarına dayalı kulağım. Şehir konuşuyor, binalar konuşuyor. Duyanı sağır edebilecek bir ses bu. Rüzgar kâh etrafında tilmizlerine ders veren bir bilgenin cümle sonlarında aldığı nefes gibi hırıltılı ve tok, kâh boşlukta sallanan bir kamçı gibi keskin ve hırçın. Ve gece ıslak ve ince bir tül gibi indi şehrin üstüne. Mazbut ayaklar eşikten geriye çekilip, iki dolam atıyorlar güveni kilitlerine. Sonra anlamsız bir güvenle ışıltılı bir camın karşısına geçip, Saatlerce bilmedikleri yabancıları evlerine alıyorlar... İnsan girmesin diye kapılarını kilitleyen insanlar, tanımadıkları insanları yatak odalarına alıyorlar. O yabancılarla gülüp, onlarla ağlıyorlar... Sesler geliyor evlerden, duyabileni delirtebilecek kadar güçlü ve anlamlı sesler bunlar. Tinerci çocuklar, attıkları naylon parçalarında kalmış olması muhtemel bally kırıntılarını soluyarak arıyorlar burunlarıyla. Kırışık eprimiş naylon parçacığı tıkıyor, kılcal damarları çatlak minicik burunları. Kaymış gözler yarım hazla daha da kayıyor. Otoyolda iki cins arasında bir yerde duran zavallı insanların günaha duruşlarının haberini veriyor yerli marka araba klaksonları. Ani bir fren yapıyor beyaz bir Tofaş. Geri geri geliyor günaha doğru. Kart bir ses, günahın bedelini ve yerini tayin ediyor panik içinde bir taraftan sağa sola bakıp, diğer yandan şehvetin teslim alışıyla, günaha gözü kapalı giden adamla beraber.

Görüntülerini siliyorum şehrin. Sesler... Sadece sesler anlatıyor bu şehri bana... Rüzgâr, kornalar, sirenler, insanlar... Müminler, günahkârlar, mazbutlar, sarhoşlar... Kulağını dayayan herkese şehri anlatıyorlar ve zamanı... Gece ıslak ve ince bir tül gibi iniyor şehrin üstüne ve ben şehri dinliyorum.
"Dreams Abimden...."
Cevapla

Konu Araçları
Konuyu Paylaş :  
Konunun Linki :  
BBKodu :  
Konu Araçları :

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi