24-10-2007, Saat: 22:54
(Son Düzenleme: 02-10-2008, Saat: 15:25, Düzenleyen: arachnanthe.)
13 asker psikolojik savaşın kurbanı mı?
Şırnak’ta, Gabar Dağı yöresinde, sözde bir PKK pususu sonucu öldükleri iddia edilen 13 asker olayıyla ilgili kuşkularımızı ”Çılgınca Bir Maceraya Sürüklenirken” başlıklı yazıda dile getirmiştik. Aradan geçen zamanda bu kuşkular daha da güçlendi.
Öncelikle bu askerler iyi eğitilmiş komandolar, öyle kolay tuzağa düşmezler. Eğer düşerlerse savaşırlar. Oysa bir çatışma olduğu belirsiz; karşı taraftan ne ölü ne yaralı var…
Pusuya düşen bir artçı birlik ve 18 kişilik. Askeri kurallara göre, herhangi bir pusuya karşı onar metre aralıkla yürümeleri gerekirmiş. Bu durumdaki bir birliği kuşatmak için 400-500 kişilik bir güç gerekirmiş.. Oysa 200 bin askerin yığıldığı, helikopterlerin, savaş uçaklarının her gün gözetlediği, dağı taşı bombaladığı bölgede bırakın böylesine 500 kişilik PKK birliği, 8-10 kişilik birlikleri olduğu bile çok kuşkulu.
Hadi diyelim ki yörede kendini iyi gizlemiş bir küçük PKK birliği vardı. Bu birlik nasıl yaklaşıp el bombaları atmayı göze aldı? Artçı birlik neden çatışmaya girmedi? Yoksa tüfeklerini çatıp oturmuş, yemek mi yiyordu?!.
Hadi diyelim çatışma oldu, hemen önde, yakında olması gereken büyük birlik neden yardıma koşmadı? Yöreyi her allahın günü bombalayıp duran, böylesi bir askeri hareketi de havadan desteklemiş olmaları gereken helikopterler nerede?..
Azıcık askerlik işinden anlayan ve kafası çalışan herkes şimdi bu soruları soruyor. İşin garibi bunu soranlar arasında bizzat memetçik yazarlardan M. Ali Kışlalı da var. Kışlalı, 12 Ekim tarihli Radikal’deki ”Çözümlenemeyen Baskınlar” başlıklı yazısında, bu olayın yanı sıra, ondan kısa süre önceki 13 köylünün ölümüne yol açan olayı da ele alıp bakın ne diyor:
”Medya olup bitenlerin özü hakkında suskun. Mahut iki olayın nasıl cereyan ettiğini bile ana hatlarıyla saptayamıyor. Köy korucuları baskınının ve komando timinin 'pusu' denilen durumunun oluş şekli hakkında mantıki hiçbir bilgi yok. Ama duygulara hitap eden tüm yazılar bu boşluğu doldurmaya çalışıyor. İlgili makamların olayların oluşumu ile ilgili hiçbir açıklama yapmamalarını ise anlamak olası değil.
Komando tugayına bağlı olduğu anlaşılan 18 kişilik, çoğu onbaşı ve subaylardan kurulu, iyi eğitim almış, bu tür mücadele için özellikle yetiştirilmiş timin düştüğü durumu anlamaya da olanak yok.
'Tim çatışmaya katılan birlikleri koruma görevi yaptıktan sonra dönerken pusuya düşürüldü' deniyor.
Bu konularda biraz bilginiz varsa, mantığınızı isyan ettirecek bir izah tarzı bu.
Hemen kendi kendinize soruyorsunuz: "Tim bir araç üzerinde mi üssüne dönüyordu? Yoksa araziye yayılmış, talimnamelerde işaret edilen önlemlerle mi dönüş yapıyordu?" Pusudaki teröristlerin önce el bombaları attığı, sonra da ateş açtığı, timin böylece 13 kayıp verdiği yazılıyor.
Anlaşılması ve kabullenilmesi, söz konusu eğitimli bir komando timi olduğunda, hiç kolay olmayan şeyler bunlar. ”
Evet, aynen böyle diyor ordunun sadık yazarı bile... ”Mantıki hiçbir bilgi yok… İlgili makamların olayların oluşumu ile ilgili hiçbir açıklama yapmamalarını ise anlamak kolay değil…”
Doğru, bu işte mantık da yok açıklama da. Sanırım bu ülkede bunlara gerek de yok. Askerler ”bunu PKK yaptı” dedi, PKK da mal bulmuş mağribi tavrıyla üstüne balıklama atladı, ”evet, ben yaptım!” dedi. (Böylesi, gökte aranıp yerde bulunmuş bedava reklama neden hayır desin!) Öyle olunca da, muhalefet geçinen şarlatanların ve iflah olmaz şovenlerin yangına körükle gittiği, TV’lerin, gazetelerin, kin ve öfke kustuğu bir ortamda toplumu tam bir çılgınlık sardı. ”Sınır ötesi harekat!” histerisine hükümet de parlamento da boyun eğdi. Yeter ki bela Gül ve Erdoğan beylerden uzağa gitsin!.. (Gider mi? O da ayrı bir hikaye…)
Ama bu işte daha ilginç olanı, ölen 13 askerden, eğer tamamı değilse, çoğunun Kürt oluşuydu. Biz 7 kişinin Kürdistanlı olduğunu yazmıştık. Daha sonra Konyalı iki kişiyle Çorumlu askerin de Kürt olduğu anlaşıldı. Öteki üçü de belki Kürttü, belki Alevi, belki bunun gibi bir şey… Bu bir rastlantı olamaz. Bunların kurban diye seçildiği açık.
Bir başka deyişle bunlar asker ama, hiç de ”Türk askerleri” değil, bunlar da Kürt düpedüz. Kürt düşmanlığıyla koşullanmış ırkçı-militarist güçler için bunlara acımak için neden yok… (Bizim yayınlarımızda bile kendilerinden ”13 Türk askeri” diye söz edilmesi ise ayrı bir gariplik!).
Diğer bir ilginç nokta: Bu 18 kişilik birliğin içinde subaylar da olduğu söyleniyor. Ama ”şehitler”, yani ölenler içinde subay yok, sadece bir çavuş var, gerisi er… Peki ne oldu subaylara, neden kimse onlardan söz etmiyor?.. Onlar nasıl kurtulabildiler?..
Yoksa bu subaylar, emirlerindeki Kürt erleri oyuna getirip kurşuna dizerek PKK pususu süsü mü verdiler? Bunu tezgahlamak hiç de zor bir iş değil.
Bizce bu ihtimal çok güçlüdür. Son dönemlerde bölgede hedef olan, birliğe yemek götürürken ”kazaen” vurulan, sırtından kurşunlanan, mayına basarak ölen, nöbet tutarken vurulan Kürt askerlerin sayısının çokluğu dikkat çekiyordu ve biz de buna işaret etmiştik.
Bunlar, aylardır estirilen bir psikolojik savaşın gereği olarak kurban edilmiş ve böylece kitlelerin galeyana getirilmesi sağlanmış olabilir… Yani bir taşla iki kuş!
Helal olsun psikolojik savaş üstadlarına, Büyükanıt ve iyi çocuklarına! Bu toplumu, politikacısı, gazetecisi, yazarı ile toptan enayi yerine koymayı ne güzel başardılar!..
Dengê Kurdistan
18 Ekim 2007


![[Resim: fjkwjub.jpg]](https://i.hizliresim.com/fjkwjub.jpg)
![[Resim: 5p5q5f3.gif]](https://i.hizliresim.com/5p5q5f3.gif)