AYYILDIZ TIM '' GÖRÜNMEYEN KAHRAMANLAR''

Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 2.45/5 - 42 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
AYYILDIZ TIM '' GÖRÜNMEYEN KAHRAMANLAR''
#1

AYYILDIZ TIM '' GÖRÜNMEYEN KAHRAMANLAR'' Kitap'i
sanal alemin gorunmeyen kahramanlarini anlatmaktadir.bir çok sahte hack sitesinin belgelerle, sahtekarliklarini anlatmaktadir.kitap icinde sanal alemde donen herseyi goreceksiniz.
Kitap, sehit kardesi Ruzgarin Efendisi KAHRAMAN ismindeki ayyildiz tim admini tarafindan yazilmistir.Kitapin icersinde real gercek hayattanda konular mevcuttur.
Kitabi bir kac hafta içinde Türkiyedeki Tüm kitapcilarda bulabileceksiniz.
kitap çiktiginda tv ve gazetelerden mutlaka duyacaksiniz.

BİRİNCİ BÖLÜM

Bizim Yolumuz Ve Birkaç Söz
…Bu kitap, ‘’Kahraman, Aldogan ve Atakan‘in’’ baslarindan ge-çen olaylari anlatmaktadir.
Kitap, Kahraman’in toplamis oldugu bilgilerle düzenlenmistir.
Ay-Yildiz Tim, bir hack sitesi degil, Tekzip, ( Düzeltme ) yayin-layan “Siber Güvenlik” sitesidir.
Biz, hiç bir zaman, hiç bir sekilde, hiç kimseye iftira atmadik, suçlamadik.
Biz, her zaman bize yakisani yaptik. Çizgimizi asla bozmadik.
Kim rahatsiz oluyor ve üstüne aliniyorsa, buyursunlar. Her or-tamda yüzlesmeye haziriz.
Bizlere muhalefet olanlara sadece sunu demek isteriz;
“Belki; arkamizda herhangi bir siyasi güç olmadigi için, ya da bazi gruplar olmadigi için bizimle ugrasiyorsunuz.
Bir avuç ülkesini seven gencin, bu basarisini kabullenemeyen-ler sunu bilmelidir ki; bu vatani karsiliksiz seven insanlarda var.
Bizler, Ayyildiz-Tim’i kurarken yurt disindaki Türkler olarak ül-kemize bir nebze hizmet etmek istedik. Vatanini seven her duyarli insan gibi, elimizden geldigi kadar gönül borcumuzu ödemeye ça-listik.
Bu ülkede, belki biz gibilerin sesi fazla duyulmaz. Belki yaptik-larimiz önemsenmeyip, küçümsenip göz ardi edilebilir.
Her seye ragmen, unutmamamiz gereken hassas bir nokta var ki. Bu hassasiyet duyarli insanlarin bam teline dokunuverir.
Birileri ülkeye, bayraga, askere, polise geçmisimize hakaret ederek seslerini duyurur.
Kimileri ise, susar ve üstüne düseni yaparak sessizce atalari-na olan borcunu öder.
Karar; Yüce Türk milletinindir…”

*************************************

Batuhan
Ay-Yildiz Tim Kurucusu
Avrupa
Batuhan, Yeni Zelanda - 2005
Batuhan, emekliligin keyfini çikarmaya çalisiyordu.
Yillarca yurt disinda çalisip emekli olmus, günlerini balikçilik ve doga ile geçiriyordu. Yorucu bir hayat geçirmis, esi Gülten’i bir tra-fik kazasinda kaybetmisti.
Çocuklarindan ikisi, bir güvenlik sirketinde üst düzey yönetim grubunda çalisiyorlardi.
Onlarla hem anne - baba, hemde arkadas gibi bir hayati, sicak iliskileri olmustu. Onlara bütün islerinde destek vermisti.
Bugün, baba-ogul balik tutmaya çikmislardi.
—Oglu : “Ne düsünüyorsun?” diye sordu.
—Batuhan : “Acaba bugün ne yakalariz?” gülümseyerek cevap-ladi. “Köpekbaligi olmasin da!” diye sözlerine devam etti.
—Oglu : “Baba, bilgin varmi? Bilisim konusunda, Uluslararasi Istihbarat Birimleri kendi bünyelerinde bir alt yapi hazirliyorlar.”
—Batuhan : “Umarim, ülkemizde kurmustur.”
—Oglu : “Hayir! Bizim ülkemizde bence buna önem verildigini zannetmiyorum.”
—Batuhan : “Bunu bana neden anlatiyorsun evlat?” dedi.
Aksam olmustu. Maceralar geride kalmisti. Evinin bahçesin-den okyanusa bakarken içinden “Bu sefer olmaz!” demeye basladi.
“Bu sefer olmaz. Bunu, ben yapmamaliyim.” dedi içinden. Bu sakin hayat tat vermemeye baslamisti.
Yine dayanamadi ve bir hafta bu konuyu arastirdi.
Oglundan gerekli bilgileri almis, bir sanal mücadele grubu kurmaya karar vermisti.
Birçok ülke alt yapi hazirlarken bir anda gerçeklestirilecek bir organizasyon olacakti.
Gece, dolunay çikmis, yakamozu izlemeye basladi.
“Kim?” diye düsündü... “Kim ile bunu yapabilirim.” diye sessiz-ce mirildandi. Bu düsüncelerle sabah olmustu.
Sabah telefona sarildi.
Finlandiya’daki dostunu aradi. Telefona çikan kisiye durumu anlatip
“Bunu yapmaliyim. Burada balik avlayarak ülkeme bir faydam olmuyor.” dedi.
—Telefondaki ses : “Kimi düsündün?” diye soru.
—Batuhan : “Bu kolay degil! Aklimda Kahraman var!...Ama, kabul edermi? Bilemem….Ben ararim, gerekirse konusurum. Ekipte baska kim olacak diye düsünüyorum. Ama Fransa’da bir toplanti olmasi gerekir. Gerekli yönetimi ben buradan yaparim.”
—Telefondaki ses : “Peki, Türkiye’den kisiler olacak mi?” diye sordu.
—Batuhan : “Hayir! Yurt disinda olmamiz herkesin menfaatine olur. Bunun, kimse tarafindan bilinmesini istemiyorum. Kimseyi zan altina sokamam. Bu, bizim sahsi bir görevimiz olacak. Sadece, Türkiye’den bazi hackerlari alabiliriz.” dedi.
—Telefondaki ses : “Peki, ben bu mesaji Kahraman’a ulastira-cagim. Görüsmek üzere” deyip telefonu kapatti.

Kahraman, Paris – 2005

*********************************
RÜZGÂRIN EFENDISI
Kahraman, sabah erken kalkmisti. Yüzünü yikamak için lava-boya gittiginde aynada kendisine bakiyordu.
Bir anda yüzündeki yillarin vermis oldugu yorgunluk ve aciyi gördü. Aklina, kardesinin sehit haberini aldigi gece geldi. Ilk büyük aciyi, o zaman, o an hissetmisti.
Daha sonra anne ve babasini kaybetmenin vermis oldugu aci-yi ve koca dünyada yapayalniz oldugu aklindan geçti.
Ve mirildanarak “Ölüm, bazen demli bir çayin vermis oldugu zevk gibidir” dedi. Bu, onun her zaman kullandigi sözdü. “Su an, bu demli çayi içmek isterdim” diye mirildandi. Aci ve keder, yasaminin her daim içindeydi.
Her zamanki gibi takim elbisesini giydi. Kapiya dogru yönelir-ken cep telefonunu açti.
Gelen mesaja bakarken çoktan arabasina binmisti. Mesaji okurken sasirmisti.
Gelen mesajda “Bugün, Batuhan, çok önemli bir konu hakkin-da seni arayacak” diyordu.
Batuhan Agabey vefali, çok yakin bir aile dostu idi. Babasinin vasiyeti idi. “Batuhan Agabeyi’nin sözünden, ölüm de olsa, çikma!” demisti. Saygisinin, sevgisinin birlestigi ender insanlardandi Batu-han agabey.
Içinden bunlari düsünürken ne kadar yalniz oldugunu fark etti. Yillar olmustu. Çalan müzikle iyice duygulanan yüregine, gözlerin-den akan yaslar eslik ederek, bir yagmur damlasi gibi gömlegine damliyordu.
“Ah be ülkem!” demeye basladi. Ah be ülkem.
Vatan özlemi kalbine saplaniyordu. Ama ülkesinin insanlarina kirginligi vardi.
Paris’in lüks caddelerinden geçerken, kalbinde vatan hasreti, gözlerinde özlem yaslari vardi.
Arabasini park edip sirketine girdi. Sekreteri, “Günaydin Kah-raman Bey” dedi.
Sessizce kafasini salladiktan sonra odasina geçti. Bir fincan kahve aldi. Kendisine gelen fax’lari ve maillerini incelemeye basla-di.
Her zamanki gibi sekreter kapiyi çaldi. “Efendim, Isviçre top-lantisi için dosyalari hazirladim.” dedi.
Sirketi büyütmeyi düsünüyordu. Paris’e yeni ofis açmisti. Iki ülkede ortak sirketleri vardi. “Keske, ülkeme de bir sirket açsaydim” dedi.
Bir anda aklina ülkesindeki insanlara kirginligi geldi. Evet, in-sanlara kirgindi. Insanlar artik en azindan ülkesindeki onun çevre-sindeki insanlar, artik sadece menfaatlerini düsünüyordu.
Birçok insan, vatan, millet, Sakarya derken kendi menfaatlerini düsünüyordu. Birçok olayda bu aci gerçekle yüz yüze gelmisti.
Gençler çetelesiyor, mafya gibi kanunsuzluklara özeniyorlardi.
Insanlar, bazi degerlerini yitirmis, sanli geçmisini unutmus, ba-zi degerler sadece sözlerde kalmisti.
Bu degerleri birçok insan kendi menfaatine kullanmaya bas-lamisti.
Bir tarafta, vatani için gözünü kirpmadan canlarini veren sanli Mehmetçikler, Polisler, Istihbaratçilar… Bir tarafta bu kahramanlari görmemezlikten gelen kisiler…
“Canim ülkem! Tek basima da kalsam, kanimin son damlasina kadar seni koruyacagim” dedi.
Bugünün farkli geçecegini gördügü rüyadan anlamisti. “Acaba, Batuhan Agabey ne zaman arar?” demeye basladi.
Mesaji çeken çok degerli bir büyügü idi. Acaba, konu bu kadar önemlimiydi ki; bu mesaj ondan gelmisti.
Duvardaki gizli kasaya yöneldi. Dosyalari aldi.
Birçok gizli bilginin, ülkesinin üstünde oynanan bazi oyunlarin bulundugu dosyayi eline aldi. Içinden, “Hiç kimse, benim ülkeme, bu oyunlari oynayamaz.” dedi.
Karsisinda gizli bir harita vardi. Bu harita’yi Amerika’da bulun-dugu sirada bir Istihbaratçidan almisti.
Sözde, dostumuz olan bazi ülkelerin ülkemizin parçalanmis halini çizdigi bir harita idi.
Bazi dosyalari kontrol edip çantasina koydu. Normal islerini yapmaya koyuldu.

*********************************************

Ay-Yildiz Tim (AYT)’in DoGuSu
“Merhaba, Canim Kardesim!
Biliyor musun, sen gideli seneler oldu? Sensiz bir dünya ne kadar zor ve aci! Çok istemistin o son görevini…
Bunun son görevin oldugunu, dünyanin bir ucunda sehit düse cegini, nereden bilebilirdinki?
Sensiz bir dünyaya, sabahlari gözyasi ile uyaniyorum. Anaci-gim, Babacigim sensizlik acisina dayanamadi.
Canim Kardesim, yalniz kaldim, yapayalniz bu koca dünyada. Emanet ettigin bayrak, su anda bende.
Onu, namusumla, serefimle koruyorum.
Hatirlarmisin? Yurt disi görevlerde ne zorluk çekerdin ama as-la birbirimizi unutmazdik. Sen gittin ve beni yapayalniz biraktin.
Ah be kardesim! Kanatlari kirilmis bir kus gibiyim.
Benim gibi kaç aile su an gözyasi döküyor. Ates düstügü yeri yakiyor. Bu aciya dayanmak ne zormus!
Bir gece, sehit oldugunun haberi geldi. Dilim tutuldu.
Gözlerim karardi. Dünyam yikildi. Dizlerimin üstüne çöktüm. Vücudum bu yükü tasiyamadi. Bu nasil bir aciymis kardesim?
Yüzlerce mermi yeseydim, bu kadar aci hissetmezdim. O an, inanamadim, inanmak istemedim.
“Allah’im, Neden o? Neden, ben degilim? Yetim kaldi canlari. Neden o?” dedim?
Sessizce geldi cenazen, canindan çok sevdigin ülkene. Evet, canindan çok sevmis ve canini vermistin.
Sarildim o al bayrakli tabutuna, sanki cennet kokulari dökül-müstü. Seni, sessizce, rabbimize ve peygamberimize yolcu ettik.
Hiç aglamayan babam, dayanamamisti bu aciya hiçkiriklara bogulmustu. Senden sonra perisan olmustuk. Ve artik onlar da en çok istedikleri ciger parelerine, sana kavustular.
Çocuklarin hep seni soruyor. Kalbime akan gözyaslari ile soru-larini geçistiriyorum,
“Biliyormusun? Babam cennette degil mi amca?” diyorlar.
“Evet, dedenlerle beraber, mutlu!” diyorum.
“Görev” dedikleri iste bu kardesim. Kimse haberdar olmadi se-hit olusundan…
Televizyonlarda izler ve gözyasi dökerdik. Ama seninkinde, insanlar seyrederken gözyasi dökemedi Can kardesim!
Senin gibilerin görevinin karsiligi iste bu!
Dünyanin bir ucunda görev yaparsin, vatanin, bayragin için sehit düsersin. Ama hiç kimse bilmez degil mi?
Görünmeyen Kahraman, Can Kardesim benim. Bak, artik tüm ülke seni biliyor, sana dua ediyor.
Ismini bilmeseler, resmini görmeseler de biliyorlar ki; bu ülke-de isimsiz çok kahraman var. Merak etme Canim Kardesim!
Sana, kahpe kursunu sikan o haini, o alçagi, devletim yurt di-sinda buldu. Kendi elleriyle gönderdi cehenneme…
Kanin yerde kalmadi Can Kardesim. Hiç birinizin kani yerde kalmayacak.
Senden sonra ben de yurt disina gittim. Intikamin alindiktan sonrada geri dönmek zor oldu, ama dayanamadim.
Senin kadar sevdigim, canim kadar sevdigim ülkemsiz olmadi.
Bayragimi görmeden yasayamadim. Her seyi biraktim ve geri geldim ülkeme. Et tirnaktan ayrilmiyor degil mi?
“Benim, Aslan Kardesim!”
Hep bana bunu söylerdin ya! Selam söyle peygamberime, se-lam söyle sehitlerime… Bizler de, sizin gibi, vatan, bayrak için gele-lim yaniniza.
Su an, ne çok isterdim sizlerle olmayi! Görüyorsundur; televiz-yonlarda bosa yasayanlari, paralarina, söhretlerine güvenen acizle-ri.
“Bunlar için mi, sehit oldu kardesim?” diyorum.
Sonra, “Hayir, onlar için degil! O, Allah için, bayrak için, vatan için sehit oldu.” diye kan damlayan yüregimi avutuyorum.
Sen, rahat uyu Aslanim! Rahat uyu!
Yakinda, tekrar bulusur sohbet ederiz seninle. Belki, Allah’im bizi de layik görür yaniniza.
Bu sefer, Türk bayragi ile süslenmis mezarina çiçek getirme-yecegim.
Sana, hediye ettigim pc basinda, düsmanlarla mücadele etti-gim anlarda, hep seni ve sehitlerimizi düsündüm.
Bu yüzden, kabrinin basina, sana bu kitabi birakiyorum. Bana, bunlari yazmakta, senin vatana olan sevdan önder oldu.
Bir nebze, sana ve sehitlerimize layik olabildim ise, ne mutlu!
Simdi ise, vatanimdan ve senden, çok uzun süreligine ayriliyo-rum. Gözüm asla arkada kalmayacak kardesim.
Canim Kardesim; bu kitabi önce sana hediye ediyorum.
Sonra; tüm sehitlerimize ve senin gibi dünyanin her tarafinda bayragim için mücadele eden, ismini, kurumunu dahi gizli tutan, sehit oldugunda sadece aile ve dostlarinin bildigi, bu ülkenin bana göre gerçek Görünmeyen Kahramanlari olan yigitlere hediye ediyo-rum.

“Iyi ki varsiniz, ya, olmasaydiniz!”
Kahraman
Ayyildiz-Tim Kurucu Üyesi

******************************

Ilk Adimlarimiz Ve Sert Esen Rüzgârlar
Bu, ayni zamanda Ay-Yildiz Tim’inde, görev baslangicinin da sinyali olacaktir.
Bu duygu yogunlugu içindeki Kahraman’in telefonu çalmistir. Arayan kisi telefonda sunlari söyler;
—“Iyi aksamlar, Kahraman. Yeni Zellanda’dan ariyoruz. Batu-han görüsecek. Ayrilmayin”. Kisa bir sessizlikten sonra telefondaki ses degisir.”
—Batuhan : “Merhaba Kahraman, iyisindir umariz.”
—Kahraman : “Merhaba Efendim. Tesekkürler, sizlerde iyisi-nizdir insallah!”
—Batuhan : “Tesekkürler Kahraman. Kisa olarak bir mesajin var. Yakin zamanda Türkiye’ye dönmen gerekebilir. Burada yap-man gereken bir görev baslayacak.”
—Kahraman : “Konu hakkinda bilginiz var mi Agabey?”
—Batuhan : “Bunlari toplantida detaylari ile karsilikli yüzyüze seninle konusacagiz. Fransa’da Ticari islerine bir süre ara vermen gerekebilir. Lyon’da, seni bekliyorum.”
—Kahraman : “Isviçre’de, çok önemli bir görüsmem var. Bana bir hafta müsaade edebilir misiniz? ”
—Batuhan : “Peki, seni bekliyorum. Detaylari Lyon’da görüsü-rüz. Iyi aksamlar.”
Telefon kapandiginda, bos bir sekilde bir noktaya bakiyordum.
Bir anda kendimi toparladim. “Acaba, ne istenecek?” düsün-cesi beynimi kemirmeye baslamisti.
Böyle bir teklif beklemiyordum. Paris’e kisa bir süre önce gel-mistim.
Buradan ayrilacagimi biliyordum, ama Türkiye’ye geri dönme fikrimde yoktu.
Avrupa’nin baska bir ülkesine gitmeyi düsünüyordum. Kendimi disari atip yürümeye basladim.
Eiffel kulesine ve meydandaki isiklara bakiyordum. Bir haftam vardi ve ne yapacagimi bilmiyordum.
Sabah oldugunda, ilk olarak Seref Agabey’e telefon açtim.
Bana, “Bir saat sonra yanindayim.” dedi ve bir süre sonra gel-di.
Sabah beraber kahvalti yaptik. Durumu ona kahvaltida anlat-tim.
“Seref Agabey, buradaki tüm islerim bir süre senin yönetimin-de olucak. Sende, tüm yetkilerim var.
Ben bir haftaligina Isviçre’ye gidip, daha sonra buraya geri ge-lecegim. Benim için önemli olan bir toplanti var.
Toplanti sonucunda belki bazi seyler degisebilir. Belki, burada kalmayabilirim. Bazi yeni kararlar alabilirim.” dedim.
Uzun zamandir dosttuk. Bana teklifin ne oldugunu sordu.
“Hiç bir bilgim yok! Ama bu teklifi Batuhan Agabey yapti. Ken-disi, reddedemeyecegim kisi.” dedim.
Bana, tebessümle “Sanirim, seni zor bir is bekliyor.” dedi. Kahvalti ve biraz sohbetten sonra, tekrar görüsmek üzere ayrildik.
Fransa’ya alisamamistim. Ilk geldigim günlerde, Seref Agabey ile genellikle Champs Elysees caddesinde dolasir, kahve içerdim.
Bu caddelerde sabahlara kadar eglenceler olurdu. Buralari Paris’in en ünlü caddeleriydi.
Türkiye’den misafirim geldiginde Eiffel Kulesi’ni merak ettikle-rinden ilk buraya getirirdim.
Bazen ünlü Louvre Müzesine ve Notre Dam Katedraline de gi-derdik.

Bir hafta içinde Isviçre’deki islerimi toparlamisdim.
Uçaga binmek için Zürich Havaalanina giderken, yolda Paris yerine toplantinin yapilacagi Lyon’a devam etme karari aldim.
Aéroport de Saint Exupéry Hava alanina inince yorgun oldu-gum için, alandan direk önceden yer ayirttirdigim Le Meridium Otel’ine geçtim.
Bir gün sonra söz konusu görüsmeyi yapacaktik. Konu hakkin da hiç bir bilgim yoktu.
Aksam, geç vakitte Batuhan aradi. Yaklasik 25 dakika telefon da görüstük.
Yarin ki görüsme hakkinda azda olsa bilgi vermisti. Batuhan, vatan askiyla yanan bir büyügümdü. Vatana hizmet için her daim firsat bulurdu.
Emekli olduktan sonra Avusturalya'nin güneyinde bir ülkeye, Yeni Zellanda’ya yerlesmisti.
Yillardir, bir balikçi kasabasinda günlerini geçirerek, emeklili-gin tadini çikartiyordu.
En çok merak ettigim ise, Yeni Zellanda’dan Avrupa’ya, geçi-cide olsa neden döndügü idi.
Yurt disinda yasamis oldugu halde, ondaki güç, sabir ve sos-yal çevreyi, hayatimda kimsede görmemistim. Ona, bir hayat bor-cum vardi.
Bana, “Öl” dese, düsünmeden onun için ölürdüm. Bagliligim bu derece derin ve sonsuzdu.

Üzerimde bir haftanin yorgunlugu vardi.
Ertesi gün, daha bir dinlenmis olarak uyandim. Kahvaltimi yap-tim, güne hazirlandim.
Toplanti için La Part Dieu binasindaki ofisinde beni bekliyor-lardi.
Ofise girdigimde, beni Batuhan Agabeyimiz karsiladi, birbirimi-ze sarildik.
Uzun zamandir görüsmemistik. Hal hatir sorup, biraz muhab-bet ettik.
Beraber toplanti odasina geçtik. Toplanti masasinda oturan bes kisi daha vardi. Hepsiyle tanistim.
Bu kisiler isimlerini, bazi sohbetlerde daha önce duydugum in-sanlardi. Bekledigim, merak ettigim öneri açiklanmak üzereydi

*************************************
Atakan
AYT ile tanismam, AYT’nin ilk kuruldugu zamanlara denk gel-mistir.
Çok deger verdigim bir dostum, bir toplantiya davet etti.
Bu sekilde Kahraman agabeyimle tanisma serefine nail oldum. Bir süre sohbet ettik ve bana isin özünü anlatti. Çok sevindim. Gö-revim belliydi.
Kahraman Agabey ile seyahat edecek, her gün AYT hakkinda ve görevliler hakkinda rapor verecektim.
Bu sekilde, bu serefli göreve basladim. Ilk etap da çok zorluk çektik.
Her sey disardan göründügü kadar kolay degildi.
Kahraman agabeyimin azmi ile birçok zorlugu astik. Birçok tehdit alan ve hedef olan, her zaman ben oldum.
Çünkü görünen kisi bendim. Zaman içerisinde çok zorluk çeksekte, AYT’yi en üst noktalara tasidik.
Personel alimlari ile ilgilendigim için, birçok arkadasla tanistim. Bu görüsme loglarini, eksiksiz, her gün rapor halinde Kahraman agabeye ilettim.
Beni en çok mutlu eden ise, ülkeme bir nebzede olsa borcumu ödedim.
Biz, hiç bir zaman bencil olmadik. Hep, “Biz” olduk. Yeri geldi CIA, yeri geldi NASA’ya girdik, ama asla reklâm yapmadik.
Biz, bize, ülkemize ve milli degerlerimize zarar vermeyenlere zarar vermedik. Ülkemizin düsmanlari ile mücadele ettik.
Avrupa, PKK’yi sahipleniyor; biz ise, PKK sitelerini hackleyip Türk bayragi koyuyoruz. Ve PKK’yi destekleyen siteleri imha ediyo-ruz.
Sunu, tüm dünya bilsin ki; Ülkeme zarar vermeye çalisan, kar-sisinda bizi bulur.
AYT’ye zarar vermeye kalkisacak ülkenin, internet dünyasini, uydusunu basina geçiririz.
Bugün AYT, yarin baska bir site adi altinda, hiç fark etmez!
Ayrica, ülkemizdeki Vatan hainleri iyi bilsinler ki; “Her seyinizi biliyoruz, yaptiginiz, her seyden haberdariz.”
Attiginiz adimlardan tutun, yasantiniza kadar, her aniniz, her bilginiz elimizde.
Hem bu ülkenin ekmegini yiyeceksiniz, hem de hainlik yapa-caksiniz.
Yaptiklariniz, yaniniza kâr kalmayacaktir. Biz, bu ugurda ölü-rüz. Ve arkamizdan gelen gençler, misyonu ayni bilinçle devam ettirecektir.
Her sehit cenazesinde yeminimiz ve hirsimiz daha da katlani-yor.
Ey, Sehit Oglu! Sanma, baban bu ülke için sehit oldu da, kani yerde kalacak.
Hiç bir sehit’in kani, bu ülkede yerde kalmadi. Bundan sonra da kalmayacakdir. Sen, sehidimle gurur duy!
Ey, Avrupa’ya kaçan vatan hainleri!
Oradan, pc basinda, ülkemize küfür yazmak, kolay degil mi?
Sanmayin ki, sizden habersiziz! Sizlerinde, kim oldugunuzu bi-liyoruz.
Bu ülkenin ekmegini yiyip de, dis güçlere çalisan, satilik ajanlik yapanlar, bu ülke her seyden haberdardir.
O gün gelince, o güçler de sizi kurtaramayacak. Bunu, asla unutmayin!
Görev yaptigim, tüm kardeslerimle her zaman gurur duydum, duyacagimda.
Biz, bu dünya’ya Vatan için, Bayrak için, ölmeye geldik.
Baska beklentimiz yoktur! Bunu herkes bilsin, anlasin.
Biz, bu oyunun kurallarini ve rakiplerimizin yöntemlerini çok iyi biliyoruz.
Biz, bugün için degil, yarinlar içinde planlar yapiyor ve hazirla-niyoruz.
Biz, biliyoruz ki; yüksek teknolojiye sahip olan ülkeler, gelece-gin savaslari için hazirlanmaktadirlar.
Bu savaslarda, top, tank, mermi degil, bilgi ve teknoloji geçerli olacaktir.
Güçlüyseniz ayakta kalirsiniz. Akilli olan güçlüdür. Güçlü olan kazanir.
Gücün tarifi, zamana göre degismekte ve hizla ilerlemektedir.
Güçlü olmak; bir zamanlar için en büyük donanmaya sahip olabilmek idi.
Daha sonra, hava gücünü elinde tutmak önem kazandi.
Günümüzde, en iyi savas pilotlari yerine, insansiz uçaklarin önem kazanmasi gibi.
Gerçek güç, gücün nerede oldugunu görebilene aittir!
Bunu, görüp yakalarsaniz, fazla zaman ve güç harcamasiniz.
Gelecekte, Psikolojik Savas Silahi, internet olacaksa, simdi-den hedef ve stratejimizi, ona göre belirlemeliyiz.
Geçmiste, Türk Devletlerinin parçalanmasi için psikolojik sa-vas kullanmistir.
Psikolojik Savaslarin, gelecegin savaslarinda, ne kadar önem tasidigini asla unutmamaliyiz.
Biliyoruz ki; teknolojiye ve uzman kadrosu daha çok bilgiye sahip olan, ülkelerin savasçilari, bu savaslari ülkelerine ya kazandi-racak, ya da kaybettireceklerdir.
Bizde, ona göre simdiden stratejilerimizi düzenlemeli ve o gün ler için hazirlanmaliyiz.
Basarmak için, yüreginizden baska hiç bir seye ihtiyaciniz yok!
AYT, her üyesiyle, gelecegin siber savasçilari ve ordusudur.
Biz, her zaman var olacagiz.

Atakan
AYT Yönetim Admini (2006)


“Bazi arkadaslarin yoksulluk içinde bu büyük davanin basarila mayacagini zannederek, memleketlerine dönmek arzusunda olduk-larini duydum.
Arkadaslar!
Ben sizleri bu millî davaya silâh zoruyla davet etmedim, görü-yorsunuz ki sizi burada tutmak için de silâhim yoktur.
Dilediginiz gibi memleketlerinize dönebilirsiniz.
Fakat sunu biliniz ki, bütün arkadaslarim beni yalniz birakip gitseler, ben bu Meclis-i Âli'de tek basima kalsam da, mücadeleye ahdettim.
Düsman adim adim her tarafi isgal ederek Ankara'ya kadar ge-lecek olursa, ben bir elime silâhimi, bir elime de Türk bayragini alip Elma Dagi'na çikacagim.
Burada tek basima son kursunuma kadar düsmanla çarpisa-cagim.
Sonra da bu mukaddes bayragi gögsüme sarip sehit olacagim.
Bu bayrak kanimi sindire sindire emerken, ben de milletim ug-runa hayata veda edecegim.
Huzurunuzda buna and içiyorum.”

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

*******************************************
Aldogan
CAGABEY

Sanmayin ki; ben bu görevi 80 milyon için yaptim. Asla ve As-la!
Ben, bu görevi, makam koltuklarinda keyif yapanlar için, ya da disko-bar’larda keyif çatanlar, TV’lerde, magazinlerde, benim milli kimligimi yitirtmeye çalisanlar içinde yapmadim.
Ya da, Papa’nin elini öpme sirasina giren, is adamlari siyasiler içinde degil. “Hepimiz, Ermeni’yiz” deyip, biz Türklere meydan oku-yanlar içinde degil.
Ben, bu görevi; “Bayragim, namusum, serefim, onurum ve 80 milyon duysun ki; arkadaslari sehit düsmüs bir Türk evladi olarak, sehitlerim ve onlarin kahraman aileleri için” yaptim.
Tek düsüncem bu idi. Biliyordum ki; bazi kisiler bu görevimizin altinda her zaman bir suç aradi. Ama bulamadilar. Her zaman göl-ge gibi takip edildik.
Yurt disindaki Istihbaratlar her zaman pesimizde oldu, umur-samadik. Umursasak, zaten o kinadigimiz insanlara dönerdik. Sa-dece güldük, “Izleyen izler. Takip eden, eder.” dedik.
Bir canin bedeli, bir kursunsa, vatan için binlerce kursuna razi-yiz. Para da, maddiyatta ya da reklâm da gözümüz olsa idi, elimiz-deki belgeleri, ya satar, ya da yayinlardik.
Ya da, açiklarini bulup, kapatmalarini söyledigimiz yurt disi bankalardaki hesaplarda gözümüz olurdu. Ama yapmadik.
Sen! Evet Sen! Bunlari umursamayan, önemsiz gören sahis sen! “Bu vatan için, acaba ne yaptin?” bu soruyu kendine hiç soru yormusun?
Sen, yataginda rahat uyuyor iken, bu ülke için kolunu, bacak-larini, gözlerini veren, vatan evladi gazilerimizi, canini feda eden sehitlerimizi, hiç düsünüyor musun?
Acaba, kaçiniz GATA’da tedavi gören, o kollarini, bacaklarini, bu vatana vermis evladimiza ziyarete gittiniz?
Kaçiniz, bir mektup yazip, tesekkür ettiniz? O evlatlar, hiç bir karsilik beklemediler.
“Bunlar, acaba kaç kisinin umurunda?” diye hep düsünmüsüm dür.
Biz biliyoruz. TV’lerde, üstlerine toz kondurmayan vatansever-lerinde, onlarin da, neler pesinde olduklarini da biliyoruz.
Ben, her zaman bunlari düsündüm.
Isyanim ise, bu kadar mücadele ederken bir kaç çapulcunun, hala göz göre göre, terörist basinin, ellerinde resimleri ile benim canim ülkemde, serefsizce gösteri yaparak meydan okumasi.
Benim Mehmetçigim, bunun için canini vermedi.
Göze göz, kana kan ise, kanimin son damlasina kadar, haya-tim boyu, bu kahpe teröristlerin ve vatan düsmanlarinin sitesini hacklemekle geçecektir.
Sehidim üzerine, buna and içiyorum!

CAGABEY
Admin-Yönetim Sorumlusu
Bilgisayar Mühendisi, Yazilim Uzmani
Avrupa, Türk Hackerlar Sorumlu Baskani
AYT

******************************************

Dede Korkut

Hayat yolunda öyle yol ayirimlari var ki; insan sapmaya gör-sün, bazen sasip kaliyor.
Yagmur yagarken, damlalarin cam üstündeki kaynasmalarina, bilmem hiç dikkat ettiniz mi?
Önce tek, yalniz bir damlacik, dolgunlugunun verdigi agirlikla, saga sola zigzaglar yapar.
Ama kendinden büyük, ama kendinden küçük, diger damlacik-larla kaynasir.
Hizlari ve dolgunluklari her kaynasma sonrasinda artar.
Artik, zigzaglar tek yönlü akis halini almistir. Camin üstünden süzülürler.
Diger süzülenlerle birlesirler. Artik, hep beraber akmalari ge-reken yolda, akan bir su olarak devam edeceklerdir.
Diger akan sularla birleserek, hep beraber aktiklari yollardan çogalarak geçecekler, tek bir damlacikken, artik akarsu olacaklar-dir.
Yataklarina sigamamanin coskusu ile mesafeleri kat edecek-lerdir.
Ama akis yönleri hep ayni hedefedir, hedefleri ise o engin de-nize ulasmaktir.
Ifademin yetersizliginden belki fark edilmemis olabilir, ama do-laylida olsa, ben, Ay-Yildiz Tim’den söz etmeye çalisiyorum.
Ulu Önder M.Kemal Atatürk’ün, “Bundan Ötesi, Ya Istiklal! Ya Ölüm!”, sözünü, benliginin her zerresinde tutku ile tasiyan ve gere gini yapan, Ayyildiz-Tim’den.
“Bu ülke bana ne verdi?” demeden, “Ben, ülkeme daha ne ve-rebilirim?” diye düsünen ve ugras veren, o Ayyildiz-Tim‘den, Kader kavraminin, felsefi perspektif dâhil, yapila gelen bir yigin tanimi vardir.
Ama birde yasanani var ki; iste, buna bir örnekte, ben ve AYT arasinda yasanan olsa gerek.
Artik, hayatin uzatma devresinin, ek sürelerini yasadigim bir dönemdeyim.
Bundan olsa gerek, “Moped Show”un, o bilinen iki huysuz ihti-yar karakterlerinden birini oynarken; gazete ve televizyon denen bilgi çarpitma ve propaganda araçlarinin kültür sigliliklarina, keza saçmaliklarina tahammül edemedigim için, hep uzak durdugum, ama arada bir nadiren kurcaladigim, televizyon kanallarinin birinde tesadüfen bir röportajla karsilastim.
Konunun, ilgi alanim içinde olmasinin verdigi merakla, prog-rami takip ettigimde AYT’yi de bulmus oldum.
Eh, merakli ve huysuz dedelik yapacak biri ne yapar, dogru AYT sitesine tabii.
Üyelik islemlerim, tamamlanir tamamlanmazda, huylu huyun-dan vazgeçmez sözünü kanitlamak için vede daha üye olali on da-kika ancak olmus iken;
Ilk, “Olmadi, Admin Olmadi” mesajimi yazmaya baslamistim bile. Üstelik bu sefer, su götürmez kesinlikte hakliydim da.
Iste, kader, herhalde o onda beni yeni bir yol sapagina getir-misti.
Zira buna benzer uyarilari, ben, her zaman gerektiginde hep yaptim, yapacaktim ve de yapmamam mümkün degildi.
Moskova Svyaz 86 Elektronik fuarinin açilis seremonisi bile, benim bu tutkumdan gecikmisti o yil.
Diplomatik rezalet patlak vermek üzereydi.
CIA’nin, sermaye istiraki ‘ITT’ firmalar grubundan birinin de, ortagimiz oldugu, önemli bir yari resmi, Türk Kurulusunu temsilen orada bulunuyordum.
Gerçi, CIA ile bir iliskimiz yoktu ama KGB, ayni kanaatte ol-madigi için, daha havaalanindan pesimize düsmüstü.
Nede olsa, saibe altindaydik, ama ne fark eder ki, ben direkte tokalanmis bayrak için, bu nasil Türk bayragi kavgasina bayagi yüksek tonda baslamistim bile.
Ben, Türk’tüm. Üstelik günümüz isbirlikçilerinin sovenist olarak gördükleri Türklerden.
Böyle olmaktan da ayrica her zaman gurur duydum. Vatan, Millet, Bayrak, Türkçe ve Milli Mars tutkusu sovenizmse!
Evet, ben bir sovenisttim Bey’ler. Belki, onlar için altinda yasa-diklari, bayragin rengi ve sekli önemli degildir.
Ama benim için bayragim kutsaldi; ugruna nice güneslerin bat-tigi, yildizin-hilâl ile dostlugunu, al renginde tasiyandi.
Benim Bayragim; egitimini aldigim, iletisim ana sanat dallari kuramlarinin, estetik kabulü olarakta en güzeldi.
Nasil olurdu da, benim ulusumun bayragi yanlis ölçülerde olurdu ki? Bunu, bana hiçbir kosulda kimseler anlatamaz. Bu, mümkün olmayandir.
Iste, bu ayni dürtüler beni yine yönlendirmisti. Yazi vermistim, Staff ünvani olan yöneticiye.
Onu, bilinçli olarak seçmedigim ise kesindi. Bir an, satirlar arasindan o denk geldi.
Ama onun ilgi ile hemen cevap vermesi de hostu dogrusu. Meselâ, yüksek tirajli bir gazeteyi, daha ilk çiktiginda, defalarca “Bayraginiz yanlis” diye uyarmistim.
Ve kimsede “Peki dogrusu ne?” diye sormamisti.
Bugüne kadar hâlâ çit yok, ama bir vatanseverler ki(!), onlar-dan önde giden yok
Bayrak yanlismis, ne gam, ne fark eder ki? Oysa Ayyildiz-Tim hemen soruyordu. Ve bu benim için oldukça önemli ve de koca bir arti puandi.
Hata, biz kullar içindi ve benim için paylasmak bilginin zekâ-tiydi. Aktardim bildiklerimi.
Bir, iki, ek sual ve cevap sonrasinda ise gelen “Ben, Ata-kan.”’la baslayan telefon görüsmesi ile beklemedigim, sürpriz teklif ve terfi ettirilmem.
Bu sonucu aklimdan bile geçirmemistim.
Sitede, Atakan Kumandanin, bunu, tüm AYT’ye duyurmasi karsisinda, sasirdim kaldim.
Bir Napolyon Bonaparte bile bu kadar hizla terfi etmemisti. He-le, sitede, yürekten geldigine inandigim sicak hos geldin mesajlari. Sonuç mu?
Arastirmasi son on bes senemi alan, kendi mesgalem bir yana kaldi, AYT’nin candan, dost atmosferinde, sanki kirk yillik Ay-Yildiz Tim mensubuyum.
Oysa bu yasa ve ortama gelene dek; görev aldigim koca ku-rumlarda ve buralarda, fiilen yürüttügüm üst kademe yöneticilikle-rimde bile, böylesine aidiyet duygusu yasamadim.
Yüzlerce reklâm filmini, binlerce fotografi çekerken, bir yigin grafik tasarim yaparken veya sayfalarca tanitim metnini yazarken,
“Bira bu kapagin altinda”, “Genç Pamukbank, iyi bankadir”, “Türkiye’de, otomobilin yarini Toyota” veya “Lassa, can simitleri” kampanyalarini yönlendirirken, AYT’nin bana verdigi isleri yaparken ki kadar heyecanlanmamistim.
Bende; okudugum Türkçe, Ingilizce, Almanca yüzlerce içerigi iddiali kitap, AYT’nin, site içerigini okurken, duydugum ilgiyi uyar-madi.
Ama ne yalan söyleyeyim… Daha önce, bu siteden haberimin olmamasindan da mahcuptum.
Vatan, Millet, Bayrak, Türkçe ve Milli Mars tutkum var diye-ceksin ve Ay-Yildiz Tim’den bi’haber olacaksin.
AYT’de, bu yasadiklarima vesile olanlarin tümüne; özellikle de, bu güzide toplulukta görev almamda önceligi olan, Atakan ve Staff’ a candan tesekkür ediyorum.
Bu arada, tabii olarak ne oldum degil, ne olacagim diyorum.
Bazi masalar vardir; birisi, oturdugu için doludur ama bazi ma-salarda vardir ki; o kisi oturdugu için doludur.
Ben, üstlendigim tüm görevlerde hep ikincisi olmak için ugras verdim. Ay-Yildiz-Tim’de de bunun için var gücümle çalisacagim.
Belki; garip ama evet, aranizda bu ugrasi veren 66’lik bir Dede var.
Genç vatanseverler ve onca kusak farkliligina ragmen hiç bir yabancilik, aykirilik da hissetmiyorum.
Bunun kaynagi ben degilim, Ay-Yildiz-Tim’deki, genç gönüldaslarimin yürek sicakligi.
Siradan bir üye olarak basladim. Sorumlu, “Dede Korkut” ola-rak devam ediyor ve sizlerle iftihar ediyorum.
Yurdumun, Görünmeyen Kahramanlari...
Hepiniz, iyi ki varsiniz!
Ve “Biz, Büyük Türk Milletinin Hizmetindeyiz.” piril piril, yürekli gençleriyle, yasli dedesiyle.
Olmayanlar, olamayanlar utansin!
Tabii, eger bir nebze utanma duygulari varsa!

Dede Korkut
Onursal Yetkili
AYT Basin ve Enformasyon Baskani


”Memleketin ellide biri degil, her tarafi tahrip edilse, her tarafi ates-ler içinde birakilsa, biz bu topraklarin üstünde bir tepeye çikacagiz ve oradan savunma ile mesgul olacagiz.”

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

**************************************


Satis Noktalarimiz;

AVRUPADA ŞUAN TEK SATIŞ MERKEZİMİZ OLARAK ATB İLE ANLAŞMA YAPILMISTIR AYRICA EK OLARAK BAZI ÜLKELEREDEKİ ATATÜRK DÜŞÜNCE DERNEKLERİDİR.
BAŞKA BİR FEDERASYON VEYA BENZERİ DERNEK VB YERLERE AYT NİN EMRİ İLE SATIŞ YASAKLANMIŞTIR.BU VESİLE İLE ATB YETKİLİLERİNE VE ÇALIŞANLARINA SÜKRANLARIMIZI SUNARIZ AVRUPA DA KİTAP I ALMAK İSTEYENLER LTF ATB İLE GÖRÜŞSÜN,

ALMANYA
Avrupa Türk Kültür Dernekleri Birligi Verband der Turkischen Kultur vereine in Europa Mittelsee Str 25 60386 Fraankfurt Main TEL : 069-40806521-22 FAX: 40806523
http://www.atb-europa.com


Hollanda Avrupa Türk Birligi
http://www.atb-europa.com


AVUSTURYA-KÜLTÜR MERKEZI
ADRES:Antousplatz 28 1100 wien avusturya
tel:004312089663
http://www.ataturk.at

AVUSTURYA-TÜRK VELILER BIRLIGI
Hortlgasse 41/1 1200 wien avusturya
tel:0043 19257746

ankara da sadece dost kitap evine sınırlı sayıda verilecektir.2. baskının piyasaya ya suruldugu an bitmesinden dolayı,dogru yolda oldugumuzu daha iyi anladık en yakın zamanda 3 cü baskıda piyasaya çıkacaktır.İlginiz için tsk ederiz.
cengizhanyayıncılık 50 kitap altını satmamaktadır.buz yuzden ltf bulundugunuz ildeki kitapcılara sorunuz

http://cengizhanyayincilik.com/iletisim.htm

Cevapla

Konu Araçları
Konuyu Paylaş :  
Konunun Linki :  
BBKodu :  
Konu Araçları :

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi