06-05-2008, Saat: 22:57
(Son Düzenleme: 12-10-2008, Saat: 1:12, Düzenleyen: arachnanthe.)
DİSK'e ağır cevap "Taksim'e çıkmak isteyenler işçi değil"
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan, "memleket sevdasıyla çıktıkları yolda en temel
önceliklerinin, milletin iradesini en yüksekte tutmak, demokratik ve
ekonomik istikrarın gözetilmek" olduğunu belirterek, "Üzülerek
söyleyelim ki krizler üreterek siyaset yapmayı alışkanlık haline
getirenler, iktidarı zaafa düşürmek için ülkenin zaafa düşmesini
kendileri için bir fırsat olarak görüyorlar" dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında sözlerine, önceki gün
meydana gelen ve binlerce insanın hayatını kaybettiği, binlerce insanın
da kaybolduğu şiddetli kasırganın yaralarını sarmaya çalışan Myanmar
halkına başsağlığı dileyerek başladı. Başbakan Erdoğan, Çin halkına ve
devletine de tren kazasında hayatını kaybedenler sebebiyle başsağlığı
diledi.
AK Parti olarak millete hizmet yolunda hiçbir günü, hiçbir saati zayi
etmemeye azami özen göstererek çalışmalarını sürdürdüklerini anlatan
Erdoğan, şunları söyledi:
"Bütün dünyanın ve milletimizin gözü önünde bir süreç yaşıyoruz. Aklı
ve vicdanı en hassas terazi olan milletimiz, bizi de siyasi
rakiplerimizi de hakkaniyetle değerlendiriyor.
Hayatın her aşamasını önemli bir sınav olarak gören, her dakikasını
sorumluluk duygusuyla geçiren insanlar olarak, içinden geçtiğimiz süreci
de aynı hassasiyetle değerlendiriyoruz. Bütün gücümüzle Türkiye'nin bu
günlerini de kazanca dönüştürmek için gayret ediyoruz.
Tek temennimiz, bütün şartlarda milletimizin emanetini hakkıyla taşımak,
hizmet için çıktığımız bu yolda, heyecanımızı yitirmeden ülkemize hizmet
etmektir. Tek amacımız, milletimizle aynı istikamette yürümek, adaleti,
merhameti, hakkaniyeti en üst düzeyde tutmaktır.
Memleket sevdasıyla çıktığımız bu yolda en temel önceliğimiz
milletimizin iradesini en yüksekte tutmak, demokratik ve ekonomik
istikrarı gözetmektir.
Üzülerek söyleyelim ki krizler üreterek siyaset yapmayı alışkanlık
haline getirenler, iktidarı zaafa düşürmek için ülkenin zaafa düşmesini
kendileri için bir fırsat olarak görmektedirler. Türkiye'yi küçük
düşüren bir tek görüntü, bir tek fotoğraf ortaya çıktığı zaman, bu
negatif tabloyu kendi siyasetleri için bir kazanç, bir imkan sayıyorlar.
Türkiye'nin küresel rekabette elde ettiği sayısız başarı,
kırdığı rekorlar ise onları hiç ilgilendirmiyor.
Ekonomi onları ilgilendirmiyor, milli güvenlik onları ilgilendirmiyor,
uluslararası ilişkiler onları ilgilendirmiyor."
-"ÖNCELİĞİMİZ DAİMA TÜRKİYE"-
Siyasi ihtirasları, kişisel hesapları, parti menfaatlerini her şeyin
üzerinde tutanları milletin gayet iyi bildiğini ifade eden Başbakan
Erdoğan, "Hükümetimiz, başından beri izlediği siyasetin gereği olarak
gözünü hiçbir zaman toplumun tamamının menfaatlerinden ayırmadı,
ayırmayacaktır. Önceliğimiz daima Türkiye oldu, daima Türkiye
olacaktır" diye konuştu.
Erdoğan, kendilerine göre, devletin ve milletin menfaatlerinin; devletin
milletle gücünü birleştirmesinde ve aynı istikamete yürümesinden
geçtiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Siyasetin temel görevi, asli misyonu da millet ile devletin bu güç
birliğini sağlamaktır. Bizim siyasetimizin ana misyonu budur. Bu güç
birliğinden rahatsız olanların varlığı bizi doğru bildiğimiz yolda
yürümekten alıkoymayacaktır. Bu siyaset anlayışını milletimiz de bizimle
paylaştığı için, her ilde, her bölgede toplumsal merkezin en güçlü
partisi olarak AK Parti'yi çıkarması da bundandır. En büyük toplumsal
desteğe sahip olamamız da bundandır.
Biz, hiçbir zaman ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı, çatışmacı siyaset
tarzlarına tevessül etmedik, bundan sonra da tüm Türkiye'yi kucaklayan,
kuşatan siyaset tarzımızı sürdüreceğiz. Sivas'ın ötesine geçemeyenler,
'Biz Türkiye'yi kucaklıyoruz' diyemezler.
Ama 81 vilayeti, ilçeleriyle ayırt etmeksizin adım adım dolaşanlar, bu
milletle birleşmiş, milletle beraber ayrım yapmadan hep beraber el ele
devlet-millet kaynaşmasını ortaya koyarak geleceğe yürüyen kadro
olmuştur. İşte, bu kadro AK Parti'dir. Çünkü, biliyoruz ki Türkiye'nin
birlik ve bütünlüğünün yegane şartı, AK Parti'nin takip ettiği birlik
siyasetidir. Çünkü, inanıyoruz ki Türkiye'nin bir bütün olarak
kalkınmasının, bir bütün olarak demokratikleşmesinin yegane şartı, AK
Parti'nin yürüttüğü hürriyetçi demokrasi anlayışıdır.
Ne yazık ki Türkiye'de siyasi rekabet her zaman icraatlar, projeler
üzerinden yapılmıyor, siyaset bir uzlaşı zemini olarak görülmüyor.
Türkiye'nin terör ve şiddet eliyle politik kutuplaşma yoluyla, sınıf ve
zümre siyasetiyle, bölge siyasetiyle, kavim-kabile siyasetiyle, zaafa
uğraması bu ülkede kimsenin, ama kimsenin hayrına değildir. 6 yıldır
ısrarla dile getirdiğimiz bu gerçeği umuyorum ki siyasi rakiplerimiz de
en kısa zamanda anlayacaklardır. Zira Türkiye'de halkın istediği
birliktir, bütünleşmedir. Ayrışma değildir."
-"TERÖRE, ŞİDDETE VERMEMEK DE DEMOKRATİK SİYASETİN GEREĞİ"
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan, terörle mücadeleyi, kararlılıkla, çok yönlü ve çok
boyutlu olarak devam ettirdiklerini söyledi.
Erdoğan, "Teröre, şiddete, tedhişe pirim vermemek de demokratik siyaset
anlayışının bir gereğidir. Demokratik bir düzende, hangi gerekçeye
dayandırılırsa dayandırılsın, hangi şartların ürünü olursa olsun teröre
meşruiyet atfedilemez" dedi.
Partisinin grup toplantısında konuşan Erdoğan, gündemdeki konulara
değindi. 81 ilin 80'inde milletvekili çıkarmalarının sırrının,
Türkiye'nin birliğine tam güvenmeleri olduğunu vurgulayan Erdoğan,
"Milletimiz, engin sağduyusuyla, ferasetiyle herkesin samimiyetini,
amacını, hedefini çok iyi görüyor" diye konuştu.
-SINIR ÖTESİ HAVA HAREKATI-
Terörle mücadelenin çok boyutlu olarak devam ettiğini ifade eden
Başbakan Erdoğan, Hükümetin verdiği yetki çerçevesinde Türk Silahlı
Kuvvetlerinin, 1-2 Mayıs tarihlerinde terör örgütüne yönelik önemli bir
sınır ötesi hava harekatı daha gerçekleştirdiğini anımsattı.
Operasyon ile terör örgütüne ciddi kayıplar verdirildiğini anlatan
Erdoğan, şöyle konuştu:
"Bu operasyonu planlayıp icra eden Genelkurmay Başkanımız ve kuvvet
komutanlarımız başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerimizin bütün
kahraman mensuplarını kutluyorum. Terörle mücadeleyi, kararlılıkla, çok
yönlü ve çok boyutlu olarak devam ettiriyoruz. Olay sadece güvenlik
noktasında, askeri noktada olan bir mücadele değildir. Terörle
mücadelenin farklı özellikleri de var. Bir yandan askeri tedbirler
alınırken, diğer yandan siyasi, kültürel, diplomatik ve ekonomik
araçları da etkili bir şekilde kullanmayı sürdürüyoruz.
Askeri yöntemlerle birlik ve beraberliğimize kast eden terör örgütünü
etkisiz kılmaya çalışırken, eşzamanlı olarak içeride ve dışarıda
yalnızlaştırma konusunda ciddi adımlar atıyoruz, ciddi mesafeler
alıyoruz. İstismar etmek istediği bölge insanımızı daha çok kucaklamayı,
sosyal, kültürel ve ekonomik sorunlarına çözümler üretmeyi amaç edinen
Hükümetimiz, bu noktadaki hizmetlerini de hızla sürdürüyor. Buna paralel
olarak diplomatik imkanları da devreye sokmak suretiyle terör
örgütünü her geçen gün daha çok izole etmenin, insan ve finans
kaynaklarını kurutmanın gayreti içindeyiz.
Millet olarak bekamız, huzurumuz, mutluluğumuz, Türkiye'nin birlik ve
dirliğindedir. Etnik köken, din, mezhep ayrımı olmadan herkesin
kendisini birinci sınıf vatandaş hissettiği, kültürel farklılıklarımızı
zenginlik saydığımız, kardeşlik duygularımızı güçlendirdiğimiz bir
ortamı hızla geliştirmek mecburiyetindeyiz. Bu konuda en önemli
sorumluluk demokratik siyasete düşmektedir."
Başbakan Erdoğan, AK Parti olarak bu sorumlulukla hareket ettiklerini
kaydederek, "Teröre, şiddete, tedhişe prim vermemek de demokratik
siyaset anlayışının bir gereğidir. Demokratik bir düzende, hangi
gerekçeye dayandırılırsa dayandırılsın, hangi şartların ürünü olursa
olsun teröre meşruiyet atfedilemez" diye konuştu.
-DİPLOMASİ-
Teröre karşı çok boyutlu mücadelenin önemli bir ayağını da diplomatik
çabaların oluşturduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, "Komşumuz
Irak'ın merkezi hükümeti ile yoğun bir işbirliği içindeyiz. Irak ve
Türkiye, hem kendilerini hem de bölgelerini ilgilendiren sorunları aşmak
için karşılıklı saygı ve güven anlayışı içinde hareket etmek
durumundadır. Bu nedenle, diplomatik zeminin korunmasına ve
geliştirilmesine büyük önem veriyor, sık sık karşılıklı ziyaretler,
görüşmeler gerçekleştiriyoruz" dedi.
-IRAK İLE DİYALOG VE İŞBİRLİĞİ-
Erdoğan, 7-8 Mart tarihinde, Irak Cumhurbaşkanı Talabani'nin 5 bakanıyla
birlikte Türkiye'ye önemli bir ziyaret gerçekleştirdiğini hatırlatarak,
son olarak da Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Haşimi'nin geçen hafta
Ankara'da olduğunu kaydetti. Aynı günlerde kendilerinin de görüşmeler
yapmak üzere özel temsilcilerden oluşan bir heyeti Bağdat'a
gönderdiklerine işaret eden Erdoğan, şunları söyledi:
"Görevlendirdiğimiz heyet, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Kurulu
oluşturulmasına yönelik düşüncelerimizi Irak hükümetine
iletti. Başbakanların başkanlığında yürütülecek olan bu kurul, başta
güvenlik meseleleri olmak üzere ekonomi ve enerji alanlarındaki
gelişmeleri de iki ülkenin ortak çıkarları doğrultusunda değerlendirmeyi
amaçlamaktadır. Bu çerçevede, Kuzey'deki yerel yönetim dahil, Irak'taki
tüm grup ve oluşumlarla istişarelerin sürdürülmesinin de yararlı
olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda heyetimiz, oradaki tüm gruplarla
temaslarda bulunmuş ve olumlu görüşmeler yapmıştır. Türkiye, bundan
sonra da Irak'ın normalleşmesi sürecine azami katkıda bulunmaya devam
edecektir. Zira, toprak bütünlüğünü koruyan, siyasal istikrara kavuşmuş,
güçlü bir Irak'a bütün bölgenin olduğu gibi en çok da Irak halkının
ihtiyacı olduğu açıktır."
Irak ile diyalog ve işbirliğinin geliştirilmesinin, Türkiye'nin genel
çıkarları yanında terörle mücadele açısından da büyük önem taşıdığına
işaret eden Erdoğan, "Hava ve kara harekatları esnasında Irak'taki
merkezi ve yerel yönetimler ile diğer grupların olumsuz bir yaklaşım
içine girmemesi, bu görüşmelerin bir ürünüdür. Gerek merkezi hükümetle
gerek Türkmenler, Kürtler, Araplar, Sünni ve Şiiler olmak üzere tüm
gruplarla diyaloğumuz bundan sonra da devam edecektir. Terörle
mücadelenin güvenlik boyutunun yanında siyasi ve ekonomik, diplomatik
boyutlarını da derinlemesine ele alıyoruz" diye konuştu.
-GAP'A KAYNAK AKTARIMI-
Erdoğan, bölgelerarası gelişmişlik farkının azaltılması ve bölgesel
kalkınmanın gerçekleştirilmesi için çok boyutlu çalışmalar
sürdürdüklerini de belirterek, demokratik ve ekonomik gelişmeyi bir
bütün olarak ele aldıklarını, Türk insanını hak ettiği standartlara
kavuşturmanın mücadelesini verdiklerini anlattı.
Bu hafta Genel Kurul gündemine gelecek olan, "İstihdam Paketi"
çerçevesinde Güneydoğu Anadolu Projesini (GAP) bitirmeye yönelik büyük
bir hamlenin başlatılacağını kaydeden Erdoğan, şunları kaydetti:
"GAP'a kaynak aktarmak noktasında da yine önemli bir adım atıyoruz.
Bugüne kadar İşsizlik Sigortası Fonuna aktarılan devlet payı ve
nemasının 2008-2013 yılları arasındaki faiziyle, Özelleştirme Fonu nakit
fazlasından toplam 3.5 milyar YTL'nin GAP için kullanılabilmesini
sağlayacak bir adım olarak atılıyor. Bu çerçevede, 2008 yılında GAP'a,
İşsizlik Sigortası Fonundan 1.3 milyar YTL, ayrıca Özelleştirme Fonundan
1 milyar YTL olmak üzere; toplam 2.3 milyar YTL aktarıyoruz bu yıl.
Bu sayede, 2013 yılına kadar GAP ve bölge illerine yönelik olarak önemli
oranda istihdam sağlamayı da hedefliyoruz. Bu adım inanıyorum ki gerek
Güneydoğu Anadolu, gerekse bölge illerinde çok ciddi bir sıçramayı, çok
ciddi bir hareketlenmeyi getirecektir. Bunun içinde barajların
yapımından; başta Cizre, Silvan olmak üzere, bütün bunlarla beraber
sulama sistemlerindeki aksamalar, yağmurlama, damlama sistemiyle tüm
topraklarımızı şu ana kadar yapılan ilkel sulama sisteminden çıkarıp
modern sulama sistemlerine, bilişim teknolojisiyle donanmış bir sisteme
geçmenin adımlarını atıyoruz. Bunların yanında eksik kalan yolları
süratle bitireceğiz. Böylece Güneydoğu Anadolu ve çevre illerinde hamd
olsun bu eksiklikleri gidermiş olacağız."
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan, "Devlet memuruna borçlu olmaz" diyerek, 13,5
katrilyonu işçiye, memura ödediklerini belirterek, "Soruyorum şimdi
sendikaların yönetimlerine? Bu müjdeyi size verdiğim zaman, sevinmiyor
muydunuz? seviniyordunuz. Peki bunu şimdi niçin takdir etmiyorsunuz?"
dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı
konuşmada, cumhuriyet hükümetleri arasında, çalışanların her açıdan
şartlarını en fazla iyileştiren hükümetin AK Parti hükümeti olduğunu
söyledi.
5.5 yıl gibi kısa bir süre içinde tarihin en önemli düzenlemelerini
yaptıklarını; asgari ücreti, emekli maaş artışlarını, diğer ücret
artışlarını enflasyona ezdirmediklerini belirten Erdoğan, enflasyonun
altında zam vermediklerini, bundan sonra da bunun böyle devam edeceğini
bildirdi. Başbakan Erdoğan, çalışma hayatını ilgilendiren yasaları
kararlılıkla çıkardıklarını, çıkarmaya devam ettiklerini ifade etti.
-"BENİM İŞÇİ KARDEŞİM SADECE SSK HASTANESİNE MAHKUMDU"-
Erdoğan, sosyal güvenlik ve genel sağlık sigortası sisteminde devrim
niteliğinde reformlar yaptıklarına işaret ederek, şunları söyledi:
"Benim işçi kardeşim sadece SSK hastanesine mahkumdu. SSK hastanesinde
kuyruklarda bekler, 6-7 ay sonrasına yatak verirlerdi. Varsa yakını,
imkanı orada tedavi görebilirdi. Yoksa, 'filanca yerdeki muayeneye
git... oradan istifade et' denilirdi. İlacını almak için hastanelerde
kuyruklarda sabahın erken saatlerinden itibaren bekler ve hiç bir zaman
ilacını tam olarak alamazdı. Ama bu iktidar, değil SSK hastanelerini tüm
hastanelerde olduğu gibi, özel sektör ve vakıf hastanelerini de işçi,
memur ayrımı yapmaksızın herkesin emrine amade etti. Bunun için mi
işçinin karşısındayız, bunu yaptığımız için mi memurun karşısındayız?
Bizden önceki iktidarlar, SHP'si, CHP'si, DSP'si... Hepsi bunun
içinde... Benim işçi kardeşimden, memurumdan, nemalar adı altında
yıllarca paralar kestiler. 1,5 katrilyon... İktidara geldiğimizde
önümüzde gördük. 13,5 trilyon demiyorum, 13,5 milyar demiyorum, 13,5
katrilyon... Aldattılar işçiyi, memuru. 'Size bunun nemasını vereceğiz'
dediler, vermediler. Ama biz geldik, 13.5 katrilyonu işçimize,
memurumuza ödedik. Devlet memuruna borçlu olmaz dedik. Soruyorum ben
şimdi sendikaların yönetimlerine? Bunu sizlerle beraber yaptık. Bu
müjdeyi size verdiğim zaman, sizler sevinmiyor muydunuz? Seviniyordunuz.
Peki bunu şimdi niçin takdir etmiyorsunuz?"
-"BİZDEN ÖNCEKİLER ÖDEMEDİ"-
Başbakan Erdoğan, Konut edindirme yardımı ile ilgili olarak da paralar
toplandığını ifade ederek, bunu da aynı şekilde ödeyeceklerini kaydetti.
Erdoğan, "Bizden öncekiler ödemedi. Aldattılar, ama biz aldatmıyoruz,
aldatmayacağız. Çünkü devlet işçisine, memuruna borçlu olamaz. İşçisini,
memurunu kendi faiz borçlarını ödemek için kaynak olarak göremez, biz
görmüyoruz" dedi.
227 bin geçici işçinin kadroya alınmasıyla ilgili olarak da sendikalarla
görüştüklerini ve onlara söz verdiklerini belirten Erdoğan, "227 bin
geçici işçiyi daimi kadroya almak suretiyle, işçilerin bu sorununu da
çözen iktidar mı bugün işçiye karşı olan, soruyorum?" diye konuştu.
Recep Tayyip Erdoğan, "İnsaf, insaf edin. Bunları yapacağız, bütün bu
gayretlerle koşturacağız, edeceğiz ve kalkıp AK Parti iktidarını, sen
işçi karşıtı olarak ilan edeceksin. Ne yaparlarsa yapsınlar, benim
milletim, en iyisini, güzelini biliyor. Ben bütün milletvekili
arkadaşlarıma, teşkilatıma... 'halkımıza bütün bunları tekrar tekrar
anlatın' diyorum. 'İşte anlatmıştık demeyin', yine anlatın. Niye? Çünkü
insanoğlu hep daha önce olanları, yapılanları unutmakla maluldür de onun
için" diye konuştu.
-İSTİHDAM PAKETİ-
Başbakan Erdoğan, "istihdam paketi" olarak bilinen, İş Kanunu ve Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının gelecek
günlerde Genel Kurula geleceğini belirtti.
Yıllardır yapılamayanı, yapılmasına cesaret dahi edilemeyeni AK Parti
olarak yaptıklarını, Türkiye'nin kronik sorunlarından işsizliğe yönelik
etkili bir reform paketini uygulamaya koyduklarını anlatan Erdoğan,
işsizliği azaltmak yolunda, istihdam üzerindeki yükleri kaldırmak
noktasında tarihi nitelikteki düzenlemeleri hayata geçirdiklerini
bildirdi.
Recep Tayyip Erdoğan, "Bazı medya kuruluşları, istihdam paketi
oluşturulmadan önce bazı kurumların hazırladıkları işsizlikle ilgili
gelecek projeksiyonlarını verip, bu paket sonrasında istihdamın
artmayacağını söylüyorlar. Oysa istihdam paketinin neler getirdiği ve
nasıl bir istihdam artışı sağlayacağı çok açık, net ortadadır" diye
konuştu.
Başbakan Erdoğan, bu paketle, işveren tarafından ödenen SSK priminden 5
puan indirdiklerini, bu 5 puanlık payın Hazine tarafından karşılanmasını
sağladıklarını söyledi.
"Türkiye'nin neresine gittiysek, hangi işverenle, iş yeri sahibiyle
konuştuysak, SSK primlerinin yüksekliği yönünde şikayetler aldık" diyen
Erdoğan, parti ve Hükümet programında hedef olarak ilan ettikleri bu
indirimin ilk adımını bu yasayla gerçekleştirdiklerini ve işveren
üzerinden önemli bir yükü aldıklarını bildirdi.
-"GENÇLERİN VE KADINLARIN İSTİHDAMINA..."-
Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Gençlerin ve kadınların istihdamına özel bir önem atfettiğimizi
biliyorsunuz. Bu yasayla birlikte, mevcut istihdama ek olarak... Şimdi
hanım kardeşlerime sesleniyorum: Kadın haklarını savunduklarını
söyleyenlere karşı, 'AK Parti kadına nasıl yaklaşıyor' bunu görmelerini
istiyorum. İşe alınan kadın işçilerin SSK primleri, 5 yıl boyunca
kademeli olarak İşsizlik Fonundan karşılanacak. Aynı şekilde, 18-29 yaş
arasındaki gençlerimizin de SSK primleri kademeli olarak fondan
karşılanıyor. Yani SSK primlerinin ilk yıl yüzde 100'ünü, ikinci yıl
yüzde 80'ini, üçüncü yıl yüzde 60'ını, dördüncü yıl yüzde 40'ını ve
beşinci yıl da yüzde 20'sini biz yükleniyoruz.
Yine çok önemli bir projeyi de bu yasayla hayata geçiriyoruz. İŞ-KUR'a
kayıtlı işsizlerin eğitimi için, fondan kaynak kullanıyoruz. Böylece
işsizlerimiz İŞ-KUR aracılığıyla iş beklerken, iş ararken, meslek
eğitimi almak gibi bir imkana kavuşacaklar ve kalifiye eleman yetiştirme
noktasında da önemli bir işlev yerine getirilmiş olacak. İşverenler
üzerindeki önemli yükleri de yine bu yasayla kaldırıyor, bu
sorumlulukları kamuya yüklüyoruz. Eski hükümlü ve terör mağduru
çalıştırma yükümlülüğü özel sektörden alınıyor ve kamuya veriliyor.
Özürlülere ait SSK işveren prim tutarının Hazine'ce ödenmesini
sağlıyoruz. 50'den fazla işçi çalıştıran iş yerlerindeki; iş yeri sağlık
ve güvenlik birimi kurma, iş yeri hekimi çalıştırma, iş güvenliğinden
sorumlu teknik eleman görevlendirme yükümlülüklerinde önemli kolaylıklar
getiriyoruz. Bu yükümlülüklerin hizmet alımı ile karşılanabilmesinin ve
birden fazla iş yerinin ortak birim kurabilmesinin önünü açıyoruz."
-"BUNUNLA İLGİLİ DE YALAN HABERLER UÇURDULAR"-
Başbakan Erdoğan, bu yasayla birlikte, kreş ve emzirme odası açma
yükümlülüğünün, işverenler tarafından hizmet alımı ile de yerine
getirilebileceğini söyledi.
"Kreş yükümlülüğünün kaldırılması asla söz konusu değildir. Bununla
ilgili de yalan haberler uçurdular, Bunu nasıl yaparsın? Şimdi düşünün,
bir tekstil, konfeksiyon fabrikasında yüzlerce bayan çalışıyor, orada
kreş olmayacak. O zaman nasıl gelip de o kadın orada çalışacak?" diye
soran Erdoğan, çalışan kadınların mağdur edilmediğini, aksine bu haktan
daha fazla kadının yararlanmasının önünün açıldığını belirtti.
Başbakan Erdoğan, 500 ve daha fazla işçi çalıştırılan iş yerlerinde spor
tesisi kurma yükümlülüğünü kaldırdıklarını, iş sağlığı ve güvenliği
noktasında önemli düzenlemeleri ve tedbirleri getirdiklerini dile
getirdi.
Hizmetlerin etkin bir şekilde verilebilmesi için iş yerlerinde ölçüm,
kontrol, inceleme ve araştırmalar ile risk değerlendirmesine yönelik
esasları belirlediklerini anlatan Erdoğan, "Ağır ve tehlikeli işlerde
mesleki eğitimli işçi çalıştırma zorunluluğuyla ve çalışma hayatımızda
taşeronluk diye bilinen alt işverenlikle ilgili yeni düzenlemeler
getiriyor, bu konudaki keyfilikleri ve başıbozukluğu ortadan
kaldırıyoruz" dedi.
Recep Tayyip Erdoğan, bu düzenlemeleri, önceki çalışmalarda olduğu gibi
ilgili tüm kesimlerin katkısını, desteğini ve görüşlerini alarak
yaptıklarını ifade etti.
-"5,5 YILDIR BUNU TELAFİ ETMEYE ÇALIŞIYORUZ"-
İşçi ve işveren sendikalarıyla toplantılar yapıldıktan, görüşlerini ve
eleştirileri aldıktan sonra taslağın şekillendiğini işaret eden Erdoğan,
sözlerini şöyle tamamladı:
"Türkiye'de çalışma hayatında diyalog ve uzlaşma kültürü, bu hükümet
döneminde, kurumsallaştırılmış ve hakkıyla işler hale gelmiştir.
Çalışanlarımızın sorunlarına samimi bir şekilde yaklaşıyoruz, sorunların
üzerine gidiyoruz ve on yıllardır çözülmeyen sorunları tek tek çözüm
kavuşturuyoruz. Bunu yaparken de her kesimin görüşlerine, önerilerine,
eleştirilerine azami derecede dikkat ediyor, bunları çalışmalarımıza
yansıtıyoruz. Çalışma hayatında huzuru, barışı muhafaza ettiğimiz
sürece, Türkiye'de de huzuru, barışı, istikrarı muhafaza ederiz. Bu
anlayışla hareket ediyor, emeğin hakkını en iyi şekilde alabilmesi için
gayret sarf ediyoruz.
Biz, 5,5 yıldır işte bunu telafi etmeye çalışıyoruz. On yıllar boyunca
bozulan dengeleri, biriken sorunları tek tek hal yoluna koymanın
mücadelesini veriyoruz. Bunda da önemli mesafeler katettik. İnşallah,
Türkiye çok daha fazlasını görecek. Bu yeni reform paketinin de
işçilerimize, işverenlerimize, ülkemize, milletimize hayırlı olmasını
diliyorum."
----bu yorumlar benim sorularıma cevap vermiyor,bu arada taksime çıkmak isteyenler işçiydi tüm kanallar bunu naklen yayınladı,biz mi!!!!!acaba yanlış gördük herzamanki gibi....
![[Resim: 7903atamizindeyizby5hs7ii4.jpg]](http://img125.imageshack.us/img125/434/7903atamizindeyizby5hs7ii4.jpg)
“Bir memlekette; namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur”


