DENİZ GEZMİŞ'in Son Sözleri 6 mayıs 1972

Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 2.94/5 - 18 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
DENİZ GEZMİŞ'in Son Sözleri 6 mayıs 1972
#1

İNFAZ BAŞLIYOR
Her üç mahkûm tarafından, dini telkinin de reddinden sonra, infaza geçmek için, hemen hemen yapacak başka bir şey kalmamıştır. Nitekim, Sami Uğur gardiyanlara birşeyler söyledikten sonra, Deniz Gezmiş'e hitaben:

«— Artık vakit geldi!. Gömleği giydirelim, ha, ne dersin?» tarzında yumuşak bir edâ ile konuşarak, sanki onu bir yere davet ediyordu.

Aslında, Deniz, kendsini ölüme çağıran bu söze karşılık hiçbirşey söylemedi. Sadece ağır ağır ayağa kalktı. O esnada da, iki gardiyanın getirdiği beyaz gömlek üstüne geçirilerek, iliklenmişti bile. Sonra boynuna, beyaz kartona yazılmış idam yaftası asıldı. Herkes heyecanlı ve asık suratlı idi. Sadece, bu işte büyük tecrübesi olduğu anlaşılan İnfaz Savcısı Sami Uğur'un soğukkanlılığı dikkati çekiyordu:

«— Artık yavaş yavaş çıkalım!.»

Uğur'un bu sözü üzerine iki gardiyan Deniz Gezmişin koluna girdi ve hep beraber odadan çıkılarak, avluda kurulmuş olan sehpaya doğru yürünmeğe başlandı.

Bir dakika kadar sonra, yanında Hacı Zengin ve Halis Güven adındaki iki cellâdın beklediği sehpanın altına gelindiğinde, Savcıyla konuşmak istediğini belirten Gezmiş, «İskemleyi kendim devireceğim. Kimse dokunmasın!.» dedi. Bu sırada saatler 01.20'yi gösteriyordu ve elleri arkasından bağlı olan Deniz Gezmiş, sanki bir miting alanında imişcesine, birden etrafındakilere dönerek, oldukça yüksek bir tonda, şu sözleri söyledi:

«— Yaşasın, Türk Halkının bağımsızlığı!. Yaşasın, Marksizmin ve Leninizmin Yüce İdeolojisi!. Yaşasın, Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi, kahrolsun emperyalizm!..»

Sonra etrafına baktı ve artık başka birşey söylemeden masaya çıkmaya çalıştı. Ama, belli ki, yorgun ve heyecanlı idi. Masaya, sonrada iskemleye çıkmasına yardım edildi ve etleri zangır zangır titreyen iki cellât, ipi onun boynuna geçirdikten sonra, gerilediler. İskemleyi devirmesi bekleniyordu. Fakat, bir dakikaya yakın süre geçtiği halde, Deniz Gezmiş'in bu işe yeltenmediği görülünce, cellâtlardan biri, âniden iskemleyi bir bacağından tutarak çekiverdi. İşte o zaman, sessizliği yırtan bir gıcırtı ile boşluğa düşen Gezmiş'in ayaklarının ucu da «Küt!.» diye alttaki masaya çarpmış ve biraz sonra da, kasılarak sallanmaya başlamıştı.

On dakika kadar geçtikten sonra, Deniz Gezmiş'in halâ kıpırdaması, boyun kemiğinin kırılmamış olmasındandı. Boyunun uzun olması nedeniyle ayakları masaya çarpınca, bu kırılmayı önlemişti.

Bundan dolayı da, Deniz Gezmiş'in ölümü için tam 52 dakikanın geçmesi beklendi. Bu süre içinde zaman zaman yapılan doktor muayenelerinin sonuncusunda, Deniz'in ölmüş olduğu saptandı ve bu konuda hazırlanan bir rapor, orada bulunan doktor ve diğer ilgililerce imzalandı.

Bu arada, mahkûm sehpadan indirilmiş ve boynundaki yaftası da çıkarıldıktan sonra, cesedi kenardaki bir tabuta konulmuştu. Bir iki dakika sonra da tabut, içeride bir yere taşındı.
(Darağacı–Burhan Dodanlı, Sayfa: 337-351 Evren Yayınları, İstanbul)



[alıntıdır]
son yaprak düştüğünde ,son ağaç kesildiğinde, son akarsu kuruduğunda paranın yenmediğini anlayacaksınız....

Dizlerimin üzerinde yasamaktansa..Ayaklarimin üzerinde ölmeyi tercih ederim....
Cevapla

Konu Araçları
Konuyu Paylaş :  
Konunun Linki :  
BBKodu :  
Konu Araçları :

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi