09-01-2008, Saat: 23:31
(Son Düzenleme: 27-09-2008, Saat: 21:38, Düzenleyen: arachnanthe.)
Hikaye, Füreya 82 yaşında ölüm döşeğindeyken büyük halası Sara’nınanlattığı olaylarla başlıyor. Füreya’nın ölmüş olan halası bir gün,küçük gözleri, gaga gibi burnuyla tıpki bir kuşu andıran yaşlı esmerhaliyle Füreya’nın hayatının son günlerini geçirdiği penceresininönünde beliriyor.
“Gitme zamanı kızım, seni götürmeye geldim. Ben seninrefakatçinim” diyordu. Sara halası Füreya’yı onu götürme sebebini iseona çok benzemesini gösteriyordu. Sara halası fiziksel olarak güzel veçok alımlı Füreya’ya benzemiyordu ama, yaşadıkları hayat olarakbirbirlerine çok benziyorlardı. Sen ve ben, bizi maddi yönden rahataerdirecek evliliklerimizin yavan tadını aldıktan sonra hayatımıza özgürve yalnız devam etmeyi tercih ettik diyordu. İkiside ömürlerinikendilerine ait olmayan çocukları yetiştirmeye hercamışlardı.
Sara halası, onüç yaşındayken babasını, bir hafta sonrada annesinikaybetmiş kimsesiz kalmıştı bunun üzerine o küçük yaşına rağmenbabasının pek yakın dostu Hüsamettin efendiye bir mektup yazarak kendive kardeşlerini himaye etmesi için yalvarmıştı kimsesiz kalan buçocukları Hüsamettin bey yanına almıştı. Hüsamettin bey Sara’ya üç yılbaktıktan sonra onu ellisini çoktan geçmiş şişman ama zengin bir adamlaevlendirdi. Sara nın kardeşleri Cevat ve Şakiri ise askeri okula yatılıolarak vermişti. Sara bu evliliğe kardeşlerine bakmak dolayısıylaparaya ihtiyacı olduğu için itiraz etmemişti.
Füreya, rüyasında halasını gördükten sonra derin bir hasret bastıiçini, çocukluğundan itibaren çok çalkantılı ve enterasan geçen hayatıgözlerinin önünden birer birer canlanmaya başladı. Füreya’nınçocukluğu, teyzesi Aliye ve Cevat dayısının kızı Mutarra ile beraberBüyükadadaki Şakir paşa köşkünde geçti. Anaannesi, her zamanköşklerinin bahçesi için cennetten bir köşe derdi.
Füreya’nın annesi Hakkiye hanımdı, babası onu ve kardeşi Ayşe’yiiç güveyi olarak gelen, askeriyede yetişmiş yüksek rütbeli askerlerleevlendirmişti. Füreyyanın babası Emin bey teyzesi Ayşe’nin kocasınınadı ise Ahmet’ti bu ailede olabilecek en büyük tatsızlık, Cevat ilebabası Şakir paşa arasındaki bitmez tükenmez münakaşalardı. Şakir paşatek oğlu olan Cevat’ı İngiltere’ye eğitime yollamış ama o okulubitirememiş daha sonra İtalya’ya geçerek orada İtalyan bir kıza aşıkolmuş ve onunnla evlenmişti. Bu olay ailede özellikle Şakir paşatarafından hoş karşılanmamıştı. Cevat bey İtalya’dan eşiyle döndüktensonra babası Şakir paşayla Afyon’daki arazinin mahsül parasını almayagiderlerken babası Şakir paşayı bir anlık öfkeye kapılması sonucuöldürmüştü. Kader sanki Şakir paşa ailesinin ve ülke dıramını müthişbir ayarlamayla aynı zamana denk düşürmüştü hem Şakir paşanın geridekalan eşi ve evlatları hemde ülke, 1914 yılının son aylarında derin biryas ve şaşkınlık içindeydi avrupa devletlerinin 1914 de başlattığıBirinci Dünya savaşının korkunç girdabına, Osmanlı devleti gözü kapalısürüklenecek ve o girdapta boğularak ölecekti.
O sırada Mustafa Kemal İstanbul’da kalarak mühim işler başarmayaimkan olmayacağını anlamıştı. Mustafa Kemal İstanbul’dayken silaharkadaşlarıyla gizli gizli toplantılar yapıyordu. Bu toplantılara,Füreya’nın babası Emin bey de katılıyordu. O günlerden birinde Füreyadaha dokuz yaşındayken Emin bey kendi evinde gizli bir toplantı yaptı,toplantıya üç kişi katılmıştı Füreya bunlardan Seyfettin beyi tanımış,diğer iki kişiden uzun boylu, mavi gözlü adamı görünce onu çok meraketmişti, babası onun Harbiye’den sınıf arkadaşı Mustafa Kemal olduğunusöyledi.
Emin bey, Atatürk’ün yanında savaşa katılmış ve zaferden sonraordu komutanı olarak İzmir’e atanmıştı. Artık o Cumhuriyet ordusundabir paşaydı. Bir süre sonra, Mustafa Kemal, Hakkiye hanımın yakınarkadaşı Latife hanımla evlendi ertesi gün Emin paşanın evine akşamyemeğine geldiler çok iyi Fransızca bilen ve keman çalan Füreya yemeksonrası küçük yaşına rağmen misafirlerine çok güzel bir kemankonçertosu çaldı. Sonra Füreya Mustafa Kemal’in yanına giderek bana birşeyler yazar mısınız? Diye sordu. Bunun üzerine Mustafa Kemal şunlarıyazdı “Füreya hanım diye başlıyordu, görüyorum ki çok çalışkan birinsansınız. Millet sizden çok şey bekliyor. Siz çalışmalı birşeylervermelisiniz memlekete.” Füreya defterini kutsal bir emanet gibigöğsünün üstüne bastırıp odasına çıktı.
Atatürk memleketinize hayırlı olunuz diye yazmıştı. Anadolu’yagidip halka faydalı olmak için çok hevesliydi. Tam bu sıralardaFüreya’nın Ahmet eniştesi, Bursa’lı çok varlıklı bir ailenin oğluSabahattin isimli gencin kendisiyle tanışmak istediğini, ona hayrankaldığını söyledi. Füreya’da ev halkını şaşırtacak biçimde tanışalımdedi.Çünkü Füreya evleneceği kişiyi kendi bulacak idealist bir kadındı.Sabahattin iriyarı, uzun boylu, açık kumral oldukça yakışıklı biradamdı. O bir toprak ağasıydı Bursa’da uçsuz bucaksız bozkırı vardı. Oat sürmeyi, ekin kaldırmayı, manda gütmeyi biliyordu. Füreya akşam evegeldiğinde, Sabahattin beyi beğendim dedi fakat Hakkiye hanım onun buhayata alışamayacağından endişeliydi.
Evlendikten sonra Bursa’ya gitttiler, Füreya yaşayacakları yerigörünce, hayalleri yıkılmıştı. Çünkü, yaşayacakları ev bir ahırınikinci katında tuvaleti dışarda olan eski bir kır eviydi. KocasıSabahattin ise vakit geçtikçe sertleşmeye bağırmaya, hatta içkiliolduğu vakit tokat bile atan çok kaba, herşeyine karışan bir kocaolmaya başlamıştı. Bir süre sonra Füreya hamile kaldı bu sebepleboşanmaktan bir süre vazgeçti ama Füreya bir erken doğum sonucubebeğini kaybetti İstanbul’da olsaydı belki bebek kurtulacaktı amakocası doğumu Bursa’da doktor kontrolü olmadan yapması için çok baskıyapmıştı hiç bir suretle İstanbul’a gitmesine izin verilmemişti buolaydan sonra Füreya kocasından hemen ayrıldı Füreya’nın ailesininmaddi durumu eskisi kadar iyi değildi. Bir kaç yıl sonra Emin paşanınsilah arkadaşlarından Kılıç Ali Füreya’yı görmüş onu çok beğenmişti.Füreya Fahrünissa nın zengin bir kocayla evlenip mutlu olmasından çoketkilenmişti, para sihirli idi dokunduğu her şeyi değiştirebiliyordu busebeple Kılıç Ali ile evlenmeyi kabul etti. Füreya onu zaten her güngazetelerde görüyor ve onun hakkında az çok birşeyler biliyodu.
Füreya, Kılıç Aliyle evlendikten sonra Ankara’ya taşındı.Ankara’da münevver bir çevre bulacağını sanmıştı. Ama, ne yazıkkiMustafa Kemal’in çevresi bomboş insanlarla doluydu. Hiç birinde nekültür, ne birikim ne de sanat tutkusu vardı, evet, savaşıarkadaşlarıyla kazanmıştı şüphesiz ama Cumhuriyet sonrası verdiğisavaşta yapayalnızdı. Atatürk ve Kılıç Ali çok sıkı dostlardı. Atatürk,sık sık evlerine geliyor. Füreya’nın özenle hazırladığı masalarda yemekyiyorlardı. Fakat birkaç yıl sonra 1938 yılında Atatürk’e siroz teşhisikondu o yılın Temmuz ayının ortalarından itibaren bu yemeklere sonverildi bu zaman süresince Füreya kocasını çok az gördü. Kocası 10Kasım günü gözleri kan çanağına dönmüş bir halde eve geldiğinde, bu acıhaberi çoktan radyodan öğrenmişti.
Füreya, teyzesi Fahrünissanın sergisi için çok yoğun bir tempodaçalışıyordu sergi bitimindeki gün yatak odasındaki koltuğa yığılıpkaldı. Onu apar topar Teşfikiye sağlık yurdu klıniğine götürdülerertesi gün Füreya’ya verem teşhisi kondu. Tevfik Sami paşanın bakımıaltındaki Füreya’ya Büyük Ada tepelerinde çamlar içinde ev tutuldukışın ise İsviçre Leysinde bir senatoryumda tedaviye devam edildi buuzun tedavi süresince teyzesi Fahrünissa Füreyyayı bir sanat dalınabaşlaması için teşfikte bulunuyordu boya, resim kalemi derken diğer birgün plastik şekil verilebilen kalıplardan yolladı ona, bu plastiklerişekillendirmeyi çok sevmişti Füreya, sonunda toprak kil ile ilgilikitapları okumaya başladı bir kaç gün sonra toprak önüne getirilipkonduğunda, tepsinin üzerine yığılmış kili avuçladı, bir serinlikyayıldı parmaklarından kollarına doğru, sanki beyaz bir ışık güneştentoprağa, topraktan Füreyya’nın ellerine geçiyor ellerinden yüreğine vebeynine yürüyordu. Teknik yönlerini bulmak için bir hoca buldu fakatFüreya okuduğu kitaplar yüzünden hocasından çok daha bilgiliydi. Busırada Füreya’nın tedavisi sürmekteydi Fransa da yeni bulunanStreptomosin isimli ilaçla tedavi oluyor, hemde ticari seramikler yapanbir atölyede çalışıyordu. Çamurla yaptığı panoların üstüne doğduğubüyüdüğü toprakların labirentlerinden gelen birikimi yansıtıyordu birFransız eleştirmeninin olumlu görüşleri ile Fransada eserlerinisergiledi. Sergide sürekli flaşlar patlıyor gazeteciler ona sorusoruyordu. Ertesi gün gazetelerde çok iyi eleştiriler aldı.İnanamıyordu, bir akşam üstü bir saatin içinde ünlü olmuştu Füreyahastalığının devam etmesine rağmen aşığı olduğu seramik sanatına devamediyordu bir sergide İstanbulda açacaktı bu sergide çok görkemli birşekilde olmuştu.
Bu süre zarfında kardeşi Şakir’in Sara isminde bir kızı olmuştukendi çocuğu olmadığı için bu çocuğu kendi kızi gibi hissetmişti dahasonra Sara’ile çok iyi ilişkiler kurup onun öz annesi durumunagelecekti hatta ilerde onu kendi velayeti altına aldıracaktı yine birakşam üstü yolda yürürkene ateşi oldukça yükseldi anladıki hastalığıtekrar nüksediyordu; bundan böyle Sara’yı uzaktan bile sevemeyecekti buonun için ölüm gibi birşeydi. Fransadaki doktoru onun hiç bir tedaviyecevap vermediğini yapılacak tek şeyin kökten çözüm olarak çiğerinin birkısmının kesilip atılması olduğunu söyledi. Ama bu ameliyat çokriskliydi yüz kişiden ancak bir kişi kurtulabiliyordu Füreya buamaliyatı ailesinden gizli olarak yaptırdı ve çok zor ameliyatta başarıile çıktı.
Füreya yaşamının diğer kalanında sanatına devam etti veTürkiye’nin ilk kadın seramik sanatçısı olarak tarihteki yerini aldı.Yaşamının son yıllarında hastalığı sebebiyle çamurdan uzak düşmüştübundan sonra ne ellerinde, ne kollarında güç kaldı bir mum gibi sönmeyebaşladı yatağa düşmüştü ama kızı diye düşündüğü Sara bir türlüziyaretine gelmiyordu çünkü, o da bir kaza sonucu hastanedeyatmaktaydı. Füreya’nın durumu oldukça ağırdı böyle bir gün Saraiyileşip onu görmeye geldi. Füreya onun elini tutmak istedi amabaşaramadı, tek kelime bile konuşamıyordu, Sara uzun süre elleriyleonun kollarını ovaladı ve ona baktı biraz sonra doktor Sara’ya onu çokyormaması için ayrılması gerektiğini söyledi Füreya’nın Sara çıkıncakararacağını sandığı oda, birden ışık içinde kaldı. Karda ay ışığıyansımalarını andıran, beyaz, temiz, sakin bir ışık … pencerenin oradaneler oluyordu?
Kuş! Kanatlarında gümüş parıltılarıyla beyaz kuş. Ama tünemiyorpencerenin pervazında bu kez iki yana sere serpe açıyor kanatlarını,tüm pencereyi kaplıyor göz göze geliyoruz. Kanatları küçükçırpınışlarla sarsılarak, beni bekliyor. Artık hazırım diyor Füreya.Merhaba ölüm. Hoş geldin!


![[Resim: fjkwjub.jpg]](https://i.hizliresim.com/fjkwjub.jpg)
![[Resim: 5p5q5f3.gif]](https://i.hizliresim.com/5p5q5f3.gif)