Köşe Yazıları (Benim Seçtiklerim)

Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 2.7/5 - 23 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Köşe Yazıları (Benim Seçtiklerim)
#1

bcoskun@hurriyet.com.tr
BEKİR COŞKUN
Sansür şart...


ÇÜNKÜ bu olup-bitenleri, yandaşları "cumhurun" duymaması gerekiyor.

Diyelim ki; kararlılıkla bir başka ülke sınırlarına müdahale edecek olana herkes koşup "etme-eyleme" demez mi?


Bu kendisi herkese koşuyor...

Bence ilk iki gün bekledi, baktı gelen-giden yok...

Baktı; ABD olsun, İngiltere olsun, AB ülkeleri olsun, Irak yönetimi olsun koşup gelerek "etme-eyleme" demediler...

Kendisi bindi uçağa...

*

İşte böyle benim yaptığım gibi saçma-sapan yorumlara Ti-Vi ekranlarında yasak getirdiler.

Diyelim ki kayıp askerler, şehit cenazeleri, sokaklara dökülen onurlu-yurtsever insanların görüntüleri...

Tüm bunlar yasak.

Ama "Erdoğan kükredi" haberi serbest.

Nasıl kükredi?

Sen git Londra’da kükre......

Baktı onlar "etme-eyleme" diye gelmiyorlar, kendisi uçağa atladığı gibi gitti kükremeye...

Ben biliyorum; birkaç gün sonra "kükremek" üzere ABD’ye gidecektir, medyadan duyacaksınız:

"Başbakan Washington’da da kükredi..."

Dün yazılı basında ilginç bir haber vardı; ABD "Siz durun, biz vuralım" diyor.

Yani kükreme olarak; Erdoğan ağzını açacak, ama sesi Bush çıkartacak gibi bir şey ki...

İyi...

İşte tüm bunların Ti-Vi’lerde konuşulması, sonuçlarının hatırlatılması, Türkiye’nin onurunun nasıl ayaklar altına alındığının insanlara anlatılması, sokaktaki insanların buna tepkisi ve bu kişiliksiz politikalar yüzünden ölen çocukların cenaze törenlerinin yayınlanması yasak.

Başbakan’ın; PKK’nın arkasında ABD’nin olduğunu ima edip yine de ABD’ye koşması...

Artık operasyon yapılsa bile PKK’nın oralardan çoktan tüymüş olması...

*

Ben hiç bu kadar beceriksiz, yeteneksiz ve ele-áleme tutsak bir iktidar görmedim.

Bence sansür bunun için lazımdı.

Bir kimliği gizlemek için...

Ve bir utancı.
İleride halkımızın,bunca ibret verici tecrübeden sonra gerçek dindarlarla din tüccar ve aktörlerini birbirinden ayırdedeceğini ümid ederim. Yoksa hep böyle geri ve ezik kalırız (M.Kemal Atatürk)
Cevapla
#2

Ata affeder mi?
MELİH AŞIK Milliyet

Okuyucu mektupları bugünlerde daha yoğun. Hepsi duygu yüklü... İşte biri:
"Atam emanetini koruyamadık, bizi affet..."
Acaba Atatürk bizi affeder mi? Neden affetsin?
O bizden daha zor şartlarda bu toprakları kurtarıp bağımsız bir ülke kurmuş.
Biz yan gelip yatmışız, o toprakları koruyamaz hale gelmişiz.
"Türk öğün, çalış, güven" diye sloganlar ezberlemişiz.
Ama ne çalışmış ne güvenmiş, sadece övünmüşüz.
Üretmek yerine borçla yaşamak kolayımıza gelmiş...
Bugün borç para alanlar yarın emir de alırlar, özdeyişini unutmuşuz.
İktidarı paylaşanlar ABD ile işi pişirirken salak salak bakmışız.
İpleri Amerika'ya bağlamışız. Siyaseti hazine yağmacılığına çevirmişiz...
Yolsuzluğu, hırsızlığı bitirecek yerde alkışlamışız.
Tam bağımsız Türkiye diye bağıranları komünist diye kovalamışız.
Aydınlar yazarlar vurulmuş, tınmamışız...
Atatürk ve ilkeleri adım adım yok edilirken oralı olmamışız...
Sonunda başımıza ABD'ye en göbekten bağlı... Ulusal duygulardan en yoksun kadroyu getirmişiz...
Her türlü felakete davetiye çıkarmışız.
Kendimiz etmiş kendimiz bulmuşuz.
Mustafa Kemal bizi niye affetsin?..
Hem affetse neye yarar?..
Yarın çocuklarımız affedecek mi?
Tarih bizi affeder mi?
İleride halkımızın,bunca ibret verici tecrübeden sonra gerçek dindarlarla din tüccar ve aktörlerini birbirinden ayırdedeceğini ümid ederim. Yoksa hep böyle geri ve ezik kalırız (M.Kemal Atatürk)
Cevapla
#3

Barzani’nin yatırımları şimdi akla geldi
CAN ATAKLI Vatan


Bundan yaklaşık 4 ay önce bu köşedeki bir yazımda Barzani’nin Türkiye’deki yatırımlarından söz etmiştim. Bunun da ötesinde Barzani’nin yakınlarının ve Türkiye’deki işbirlikçilerinin yeni bir örgüt marifetiyle çok ciddi kaçakçılık faaliyetleri içinde olduğunu anlatmıştım.

Bu bilgileri de şimdi de iyi haber aldığına inandığım bir eski istihbaratçı ile yaptığım konuşmadan edindiğimi söylemiştim.

Şimdi “lafın bittiği yere” geldik.

Bakıyorum da Barzani’nin Türkiye’deki yatırımları artık haber olmaya başladı. Ayrıca bazı iş adamlarının Kuzey Irak’taki yatırımları da gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlanıyor.

Milyar dolarlarla ölçülebilen bu karşılıklı yatırımlar ve kaçakçılıklar belki bazılarının zihninde oluşan “Neler oluyor?” sorusuna da ipuçları verebilir.

Şimdi isterseniz 2 Temmuz günü bu köşede yayınlanan konuşmadan kısa bir bölümü tekrar okuyalım; (ilk söz benim).

- Irak konusu hükümeti çok sıkıştırıyor.

- Evet ama hiçbir şey yapmayacaklar.

- Neden?

- Birçok nedenini sen yazdın zaten.

- Ama Genelkurmay’ın son çıkışı önemli.

- Öyle ama hükümet direnebildiği kadar direnecek.

- Ne kadar?

- Seçime kadar götürmek istiyorlar.

- Seçimden sonra sınırlı operasyon?

- O konuşuluyor ama o da zor.

- Peki ne olacak?

- Belki gerçekleri ortaya çıkarmak lazım.

- Mesela?

- Şu anda Güneydoğu’da büyük sigara kaçakçılığı yapılıyor.

- Sadece orada mı?

- Hayır ama o bölgede bandrollü sigara bulamazsın.

- Ne tutar bu?

- Bir milyar doları bulur.

- Vay canına!

- Bunu da Barzani’nin kontrol ettiği kesin gibi.

- Başka?

- Barzani’nin Türkiye’de yatırım yaptığı da söyleniyor.

- Nerede?

- Bak Amerikalılar bir harita yayınlamıştı.

- Şu neredeyse tüm Doğu’nun Kürdistan olarak gösterildiği?

- Evet o harita.

- Tamam.

- İşte haritadaki bölgede yatırım yapıyor.

- Ooo, bu çok önemli.

- Biliyor musun, elma bahçesi aldığı bile var raporlarda.

- Adamlar çok emin yani.

- Arkasında Amerika da olunca gemi azıya alıyorlar.

- Peki bunlar niçin ortaya çıkmıyor?

- Nasıl çıksın; birincisi, kesin belge yok, ikincisi öyle bir ticari ilişki var ki.

- Kimlerin?

- Var işte, git bak bakalım Erbil’e kaç Türk göreceksin, hem de en ünlülerinden.

- Duyuyoruz tabii, ama onlar yasal yoldan gitmediler mi?

- Orası öyle ama görünürdeki iş bağlantılarının arkasında da çok iş var.

- Milyar dolarlar mı?

- Aynen öyle.

- O zaman işimiz çok zor.


*****

Demiryolu sevgisi

Pazartesi akşamı Levent Metrocity önünden metroya binmek üzere aşağı indim. Metroya giden yol üzerinde bir sergi olduğunu görünce durup ilgilendim. Çünkü çocukken çok sevdiğim oyuncak trenlerle doluydu her yer. Meğer emekli gar müdürlerinden Mete Tekyıldız’ın koleksiyonuymuş. Tekyıldız ömrünü Devlet Demir Yolların’nda geçirmiş. En büyük hobisi de başta oyuncak trenler olmak üzere demiryolları ile ilgili her şeyin koleksiyonunu yapmak. O kadar hoş bir koleksiyon ki anlatmak zor, fırsatı olanların gidip görmesini tavsiye ederim. Birbirinden güzel trenlerin yanı sıra, kullandığımız eski biletler, kondüktör şapka ve üniformaları, demiryolu armaları, yabancı trenlerin levhaları görülmeye değer.

Mete Tekyıldız koleksiyonunun her tarafına “Demiryolu Meslek Lisesi tekrar açılsın” sloganını yazmış. Bilmiyordum, böyle bir okul varmış zamanında ve demiryolcu yetiştirirmiş. Şimdi kapanmış. Aslında önemli bir meslek kolu, okulunu neden kapattılar acaba? Kim bilir, Tekyıldız’ın ısrarlı çabalarıyla tekrar açılır belki.


*****

Bu saatten sonra ne kadar inandırıcı olabilecekler ki?

Çok değil üç gün önce “Türkiye’ye PKK liderlerini değil bir kedimizi bile vermeyiz” diyen Talabani dün çark etmiş görünüyordu. Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın Bağdat’taki temaslarından sonra açıklama yapan Talabani “Bu konuyu reddetmeyiz” anlamına gelen sözler söyledi.

İyi de bu sözler ne kadar inandırıcı olabilir artık. Türkiye’den hiçbir tehdit gelmeyeceğine inandıkları için galiba ağızlarına geleni söylemekten çekinmeyen bu terör hamisi aşiret liderleri şimdi işin o kadar ucuz olmadığını gördüler anlaşılan.

İktidar, kamuoyunun da yoğun baskısıyla, şimdilik fiili bir şey yapmasa da Kuzey Irak’taki sözde kahramanları korkuttu sonunda.

Ama yine de içimde bir kuşku var. Çünkü sonuçta karşımızdaki sözde liderler birer devlet adamı değil, aşiret reisi. Böyle olunca da ilişkileri feodal oluyor. Dün söyledikleriyle bugün söylediklerinin birbirini tutmaması, verdikleri sözleri yerine getirmemeleri bu feodal yapının da bir özelliği.

Türkiye’de patlayan öfke belli ki Amerika’yı da endişelendirdi. Amerika Türkiye’de dalga dalga kabaran öfkenin Tayyip Erdoğan’ın direncini de kırabileceğini ve sınır ötesi harekâtın başlayabileceği ihtimalini göz önünde bulunduruyor. Bu durumda iki aşiret liderine “Geri adım atın” talimatı vermiş olması kuvvetle muhtemeldir.

Bu nedenle Türkiye’nin “İşte dize getirdik” havasına girmeden soğukkanlılıkla gelişmeleri izlemesi gerek.

Bugüne kadar hiçbir sözünü yerine getirmeyen ve bundan da bir utanç duymayan aşiret liderlerine öyle hemen güvenmek olmaz.


*****

“Birileri istiyor diye olmaz”

Sayın Başbakan aylarca terör konusunu ciddiye almadı. Genelkurmay Başkanı’nın “Irak’a sınır ötesi operasyon yapmamız lazım, aksi takdirde terör tırmanacak” sözlerine ilk başlarda cevap bile vermedi. Bu taleplerin ısrarlı biçimde tekrarlanması da Sayın Başbakan’ı tavrından döndürmedi.

Derken 13 askerimiz şehit edildi. Sayın Başbakan yine aldırmadı.

Ardından 12 askerimiz daha şehit edilince tüm Türkiye ayağa kalktı. Sayın Başbakan da o zaman durumun vahametinin farkına vardı.

Şimdi tam bir şahin gibi konuşuyor. “İnceldiği yerden kopsun” diyor, “Ödenecek bedelden” söz ediyor. Geçen gün de sormuştum ama hâlâ bu bedelin ne olduğunu öğrenemedik. Bir “bedel ödemektir” lafı gidiyor da, bu bedeli kimse anlatmıyor.

Şimdi merak ettiğim bir söylem daha var. Sayın Başbakan “Birileri istiyor diye olağanüstü hal ilan edilemez” diyor. Doğru da da merakım şu “birilerinin” kim olduğu konusunda. Çünkü hafızamı zorluyorum, kimse ortaya çıkıp da “olağanüstü hal ilan edilsin” demedi ki. Muhafefet partileri “olağanüstü durumdan” söz etti. İkisi birbirinden farklı. Sayın Başbakan bu sözü üstelik birkaç kez herhalde bilerek söyledi. O halde bu “birilerini” merak etmemiz hiç de yanlış değil.
İleride halkımızın,bunca ibret verici tecrübeden sonra gerçek dindarlarla din tüccar ve aktörlerini birbirinden ayırdedeceğini ümid ederim. Yoksa hep böyle geri ve ezik kalırız (M.Kemal Atatürk)
Cevapla
#4

İlhan Selçuk/Cumhuriyet

Şehitlik üzerine

Garip bir milletiz!.. Daha tam anlamında, tarihsel gerçeğimizle, toplumsal içeriğimizle, vatansever romantikliğimizle romanımız yazılamadı...

Bir yandan kimi kesimlerde üçkâğıtçılık, madrabazlık, hokkabazlık, dincilik, aşağılık, sahtecilik, köşeyi dönmecilik alabildiğine revaçtayken; öte yandan özveri, yurt sevgisi, saflık, bayrak özlemi ve kardeşlik duygusuyla şehitlik bilinci, insanı sürekli gözyaşlarına boğacak yoğunlukta...

İki sözcük:

Şehit..

Ve gazi..

*

Cühela neo-entelimiz şehitliğe dudak büker elbet; dinci -dindar değil- uzaktan bakar; hayattan soyutlanmış küreselci için şehitlik, modası geçmiş bir kavramdan başka nedir ki?..

Ama ülkemizde şehitlik bilinci toplumsal bir gerçek değil mi!..

Nasıl bir gerçek?..

Adana Erkek Lisesi'nde edebiyat öğretmenim olan Arif Nihat Asya' nın şiirinde gerçek:

"Kız kardeşimin gelinliği

Şehidimin son örtüsü

Işıl ışıl dalga dalga bayrağım..."

*

Evet, şehitlik, 2007 Türkiye'sinde gözle görülür, elle tutulur bir gerçeğe dönüştü..

Oğlu şehit olan ana hıçkıra hıçkıra diyor ki:

- Bir oğlum daha var...

Baba diyor ki:

- Ne mutluyum ki oğlum şehitlik mertebesine erişti...

Şehitlik, hiçbir toplumda bizimki kadar var olamayacak bir gerçekliği simgeliyor; toplumu sarıp kucaklıyor...

Bayrakla örtülü tabutlar eller üstünde yükseliyor..

Şehitlik bilinci, inancı, şerefi, rütbesi, mertebesi tüm toplumda en yüksek noktada...

*

Fazıl Hüsnü Dağlarca' dan:

"Sudan havadan topraktan

Aynı istikamet aynı huzur.

Beraberliğin büyük saadeti

Üç buuduyla vatan his olunur.

......................

Aynı kıyafette binlerce asker

En önde sancak.

Belki bugün, belki sonsuz zamanlarda,

Binlerce var olmak."

........................

"O kadar çok dizildik

Sanki dizildik rüyada

Sol elimizde rüzgar,

Tüfek sağda.

.........................

Sabah, mavi bir gök,

Belki havada belki dağda

Geldi beklenen mektup gibi

Anadan evlada."

*

Amerika'dan Avrupa'ya dek Türkiye'ye bakış garipleşti; öyle ki "dostlarımız" kanlı teröre neredeyse alkış tutacaklar...

Sevr Antlaşması dönemindeki gibi yalnızlaştık...

Bu badireden kurtulacak mıyız?..

Şehitlik bilinci kurtuluşumuzun en büyük güvencesidir.
İleride halkımızın,bunca ibret verici tecrübeden sonra gerçek dindarlarla din tüccar ve aktörlerini birbirinden ayırdedeceğini ümid ederim. Yoksa hep böyle geri ve ezik kalırız (M.Kemal Atatürk)
Cevapla

Konu Araçları
Konuyu Paylaş :  
Konunun Linki :  
BBKodu :  
Konu Araçları :

Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Kutup ayısıyla köşe kapmaca asi cafe 0 1.288 30-12-2008, Saat: 10:50
Son Yorum: asi cafe

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi