KIZ İSİMLERİ VE ANLAMLARI

Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 2.75/5 - 8 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
KIZ İSİMLERİ VE ANLAMLARI
#1

-A-


ABİDE: Anıt - Değerli eser

AÇELYA: Fundagiller familyasından, kokusuz ama güzel renkli çiçek.

ADALET: Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetmek.

ADİLE: Adaletli olan, doğruluktan ayrılmayan.

AFET: İnsanlığın önleyemediği büyük doğal felaket

AFİFE: Namuslu, iffetli, temiz ve dürüst

AFİTAP: Güneş / Çok güzel

AFŞAR: Atak, uyumlu, Oğuz boylarından birinin adı (Avşar)

AHSEN: En güzel, Çok güzel

AHU: Ceylan, karaca, maral - Güzel kadın

AJDA: Filiz, sürgün - Üzeri çentik çentik olan şey

AKASYA: Küçük sıra yapraklı, süs için yetiştirilen bir ağaç.Salkımağacı

AKGÜL: Beyaz gül, gül gibi

AKGÜN: Aydınlık gün

AKİFE: Sebatlı, kararlı - İbadet eden

ALARA: Al + ara. Al=Kırmızı, ara=bezeyen, süsleyen , Kırmızı süs anlamında bir tamlama

ALARCIN: Güzelliğini ateşin kırmızılığından alan

ALÇİN: Kırmızı renkli küçük bir kuş türü

ALEV: Ateşin çıkardığı yalım

ALEYNA: Esenlik ve güzelliklere sahip, esenlik içinde olan

ALİYE: Yüce, yüksek

ALTAN: Kızıl Şafak

ALTIN: Değerli bir metal (Paslanmayan, en iyi iletken)

ANDAÇ: Bir kimseyi hatırlamak için saklanan şey, hatıra

ARİFE: Tecrübeli, bilgili, sezgi ve anlayışa sahip

ARZU: İstek, özlem eğilim

ASENA: Türk Mitolojisinde Ergenekon destanında adı geçen dişi kurt

ASİYE: Acılı kadın / Direk

ASLI: Kök, köken - Aşık Kerem'in sevgilisi

ASLIHAN: Kökeni soylu han soyundan

ASRIN: Çağdaş, bu asıra ait olan, asıra uygun olan

ASU: Asi, ehlileşmeyen huysuz at - İsyankar

ASUDE: Sessiz, sakin dinlendirici

ASUMAN: Gök, gökkubbe, sema

ASYA: Yeryüzünün anakaralarından (kıta) birinin adı

AŞKIN: Aşmış, ileri, üstün/ Senin aşkın

ATEŞ: Yanıcı maddelerin yanmasıyla ısı ve ışığın ortaya çıkması

ATIFET: Karşılık beklemeden gösterilen sevgi, iyilik sever

ATİKE: Özgür - Soylu - Güzel, genç kız

AYBEL: Ay gibi dikkat çeken, aya benzeyen güzelliğiyle farkedilen, seçilen

AYBEN: Ay gibi. Ayın kendisi

AYBÜKE: Ay gibi parlak, aynı zamanda zeki, akıllı

AYCA: Ay gibi parlak ve aydınlık

AYCAN: İçi aydınlık

AYÇA: Ayın ilk günlerde aldığı biçim, hilal

AYÇİN: Ayçın, ay gibi, aya benzer

AYDA: Dere kıyılarında yetişen bir bitki - Parmakları, endamı güzel kadın

AYDAN: Aya benzer ay gibi

AYDİL: Güzel, parlak, aydınlık gönül

AYFER: Ayışığı

AYGEN: Gönül dostu

AYGÜL: Ay gibi güzel ve parlak renkli

AYLA: Kadın, eş zevce /Ayın çevresindeki ışıklı daire

AYLİN: Ayın çevresinde görülen ışıklı daire

AYNUR: Ay gibi ışıklı, pırıl pırıl

AYPARE: Ay parçası

AYSEL: Ay gibi parlak ve güzel

AYSEN: Aydan farksız, ayın yerdeki benzeri, güzel sevimli

AYSU: Ay gibi parlak, berrak su

AYSUN: Ay gibi güzel ve parlaksın

AYŞAN: Şanı ay gibi parlak olan

AYŞE: Yaşam, dirlik,

AYŞEGÜL: Güleç, güler yüzlü

AYŞEM: Ay ışığı - Benim Ayşem

AYŞEN: Ay gibi neşeli, parlak ve aydınlık

AYŞENUR: Nur gibi parlak, pırıl pırıl, ay gibi güzel

AYŞİN: Ay gibi, aya benzeyen

AYTAÇ: Ay gibi taçlı

AYTEN: Ay gibi beyaz tenli

AYTÜL: Tül gibi şeffaf ve ince ay ışığı gibi parlak

AZİME: Azmeden, yapmak için kesin kararlı / iri, kemikli yapılı

AZİZE: Kutsal, ermiş kadın - Sevgi hitabı

AZMİYE: Niyetli, kararlı

AZRA: Bakire, el değmemiş








B

BAHAR: Doğanın canlandığı mevsim

BAHRİYE: Donanma ve denizle ilgili

BALCA: Bal damlası, bal gibi

BALIM: Benim balım, tatlım - Çok sevgili, samimi arkadaş

BANU: Ev kadını , bayan

BARAN: Yağmur

BAŞAK: Tahılların tanelerinin bulunduğu kısım

BAŞAR: Başarılı ol anlamında

BEDİA: Güzellik, üstün değerli olan

BEDİHE: Başlangıç - Güzel söz

BEDRİYE: Ayın ondürdüncü geceki haliyle ilgili

BEGÜM: Saygıdeğer kadın, hanımefendi - Hint prenseslerine verilen san

BEHİCE: Şen güleryüzlü

BEHİRE: Güzel, asil

BEHİYE: Güzel ve alımlı kadın

BELGİN: Açık. belirli, farkedilen

BELİN: Şaşkınlık, hayret

BELKIS: Yunanca asıllı olup Arapçaya geçen tarihi bir isim

BELMA: Sakin, yumuşak

BENAN: Parmakla gösterilecek kadar güzel

BENGİ: Sonsuz, sonsuzluk

BENGİSU: İnsana ölmezlik verdiğine inanılan su / Abıhayat

BENGÜ: Sonu olmayan, ebedi

BENGÜL: Üzerinde benekler bulunan gül

BENSU: Su gibi aziz benlik

BERAY: Ayın en ışıltılı, en parlak hali

BERFİN: Kar toplayan

BERİA: Güzellik ve olgunlukta akranlarından üstün olan

BERİL: Mücevher olarak da kullanılan bir tür maden

BERİN: Manen çok yüksek

BERNA: Genç, delikanlı

BERRA: Bereketli olan

BERRAK: Temiz, saf, arınmış

BERRİN: Manen çok yüksek, yüce yaradılışlı

BERŞAN: Bir peygamberin din ve kitabını kabul eden

BESTE: Ezgilerin özgün dizimi,

BESTEGÜL: Gül demeti

BETİGÜN: Beti:Yüz (Bet benizdeki gibi) Gün: Aydınlık, Aydınlık yüz

BETİL/BETÜL: Temiz, iffetli

BETÜL: Ayrı kök salmış fidan - Hz.Meryem'in lakabı - Bakire

BEYHAN: Bey soyundan

BEYZA: En beyaz, en ak - Günahtan kaçınmış

BİHTER: En iyi

BİKE / BİKEM: Kadın, hanım

BİLGE: Çok bilen ve bildiklerini başkalarının yararına sunan

BİLLUR: Pek duru ve temiz cam

BİLUN: Yarım Ay

BİNGÜL: Bin gülün güzelliğinde

BİNNAZ: Çok nazlı

BİNNUR: Çok nurlu

BİRCAN: Herksçe sevilen, candan

BİRGÜL: Tek ve benzersiz gül

BİRİCİK: Tek, bir tane, emsalsiz

BİRSEN: Yalnız Sen anlamında

BİRSU: Özel bir su biricik su gibi

BUCAK: Genellikle, geniş verimli bakımlı alanlara verilen ad (Köşe bucaktaki anlamı gibi)

BUKET: Çiçek demeti

BURCU: Güzel ve etkileyici kokunun salgılanışı

BURÇAK: Tohumları kullanılan bir bitki türü

BURÇİN: Dişigeyik

BUSE: Öpmek, öpüşmek, öpücük

BÜŞRA: İyi haber


C

CAHİDE: Çalışan, çaba gösteren

CANAN: Sevgili, yar

CANDAN: Yürekten, içten

CANEL: İçten, candan uzatılan dostluk eli

CANKAT: Yaşa(**YASAK KELIME)na can ekle, sevinçle dol

CANSEL: Cana dair, canla ilgili

CANSIN: İçten, gönüldensin

CANSU: Cana benzer değerde

CAVİDAN: Ebedi, sonsuz

CELİLE: Büyük, ulu

CEMİLE: Hoşa giden davranış

CEMRE: Önce havada, sonra suda ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi

CENNET: Dinsel inançlara göre iyilerin ölünce gideceğine inanılan yer

CEREN: Ceylan, ahu

CEVHER: Bir şeyin özü - Güç, enerji - Değerli taşlar

CEVRİYE: Eziyet, cefa, sıkıntı

CEYDA: Yararlı, herkese iyilik yapan

CEYLA: Bu isim de çok istek almasına rağmen ben anlamını bulamadım. Bilen varsa lütfen yazsın.

CEYLAN: Geyik cinsinden gözlerinin güzelliğiyle ünlü hayvan

CİHAN: Evren, alem

CİHANNUR: Alemi aydınlatan nurlu ışık

CİLVENAZ: Nazı özellikle yapan / Cilveyle nazı birarada bulunduran




Ç

ÇAĞLA: Badem, erik ve Kaysı gibi meyvaların ham hali

ÇAĞRI: Davet

ÇİÇEK: Bitkilerin üreme organlarını taşıyan renkli bölümü

ÇİĞDEM: Zambakgillerden bir tür kır bitkisi

ÇİLAY: Ayın üzerinde beliren açık renkli lekeler

ÇİLER: Güzel öten, güzel ötüşlü

ÇİSEM: Çiseleyen yağmur

ÇOLPAN: Gözleri uzağı iyi gören, ilerigörüşlü



D

DAMLA: Bir sıvının küçük parçacığı

DEFNE: Yaprakları güzel kokulu, yaz kış yeşil olan bir ağaç türü

DELFİN: Yunus balığı

DEMET: Sapları bir araya getirilip bağlanan bitki ya da çiçek

DENİZ: Yeryüzünün 3/4'ünü oluşturan tuzlusu tabakası

DEREN: Derleyen, toplayan

DERİN: Yüzeyi, tabanından uzak olan

DERYA: Deniz, çok bol, gönül

DESTAN: Kahramanlık olaylarını konu alan şiir

DESTE: Cinsleri aynı ya da birbirine yakın şeylerin birarada bağlanması

DEVRAN: Talih, kader

DİBA: Çiçek desenli ipek kumaş - Sevgilinin yüzü

DİCLE: Güneydoğu bölgemizde bir nehir

DİCLEHAN: Dicle ve han kelimelerinden oluşan isim

DİDE: Göz (Arapça)

DİDEM: Dide ,Göz: Didem= Gözüm

DİLAN: Gönül dostu, gönüldaş

DİLARA: Gönül alıcı, sevgili

DİLAY: Gönlü ay gibi parlak, ışıklı olan / ışıl ışıl berrak konuşan

DİLBERAN: Dilberler, güzeller

DİLBERAY: Ay gibi güzel kadın

DİLDAR: Birinin gönlünü almış, sevgili

DİLEK: İstek, arzu

DİLER: İsteyen, dileyen

DİLHAN: İçten, samimi söylenen

DİLRUBA: Gönül kapan, herkesi kendine bağlayan

DİLŞAD: Gönlü hoş

DOLUNAY: Ayın tam olarak görünen biçimi,

DÖNDÜ: Henüz evlenmemiş kız

DURU: Saf, berrak

DUYGU: His, gönülde uyanan yankı ya da tepki

DÜNYA: Yeryüzü

DÜRDANE: İnci tanesi

DÜRRİYE: İnci gibi parlayan








E

EBRU: Kaşe / Hare gibi dalgalı kumaş

ECE: Reis / Ulu / İlerigelen

ECEHAN: Yönetici konumundaki ece,kraliçe

ECEM: Kraliçem, benim sultanım

EDA: Anlatış yolu ve biçimi / Sevimli olma hali

EDİBE: Edepli, terbiyeli - Edebiyatla uğraşan, yazar

EDİS: Benzerlerinden üstün, yüce

EFSER: Taç

EFTALYA: Bir dönemin ünlü gayrimüslim ses sanatçısı Denizkızı Eftalya'dan

EGE: Bir çocuğu koruyan, ondan sorumlu olan - Bir deniz

EKİM: Ekme, yetiştirme - Yılın onuncu ayı

EKİN: Buğday / Tahılın ekimden harman dönemine kadarki hali / Kültür

ELA: Sarıya çalar kestane rengi

ELÇİN: Deste / Demet / Bir kerede ele alınabilecek kadar az olan nesne

ELİF: Arap alfabesinin ilk harfi / dost tanıdık / ışık saçan güzel kız

ELMAS: Billurlaşmış karbondan oluşan sert değerli taş

ELVAN: Renkli, renk renk / güzel kokuların yayılması

EMEL: Güçlü istek / Umulan ve beklenen şey

EMİNE: Güvenilir, inanılır kimse

ENGİN: Uçsuz bucaksız genişlikte - Denizin karadan uzak geniş bölümü

ENİSE: Sevimli / Dost / Cana yakın arkadaş

ERDEN: Bakire - El sürülmemiş yer

ERGÜL: Erler içinde seçkinleşen, erlerin gülü

ERTAÇ: Erkeklerin baştacı olmuş güzel

ESEN: Sağ salim, rahat, mutlu sağlıklı

ESER: Rüzgarın esmesi/ Ortaya konan yapıt

ESİN: Rüzgar / İlham /İçe doğan duyguve düşünce

ESMA: Adlar , isimler

ESMERAY: Ay güzelliğinde esmerlik

ESRA: Arapça seri kelimesinden (ardarda sıralanan)'den esra

EVREN: Var olan şeylerin tümü - Felek, cihan

EVRİM: Değişim ve gelişmeler dizisi

EVŞEN: Hafif / Şen olan ev gibi de tanımlanabilir

EYLEM: Değişiklikdoğuran davranış, iş

EYLÜL: Yılın 30 gün süren 9. ayı (Güz'ün başlangıcı)

EYŞAN: Şanlı güzel, güzelliği ile ünlü

EZGİ: Belli bir kuralla yaratılan, duygu meydana getiren ses dizisi, şarkı, türkü

EZRA: Sözü, konuşması düzgün










F

FADİK: Fatma adının bir söyleniş biçimi

FADİME: Fatma adının bir söyleniş biçimi (Fa-tı-ma)

FADİŞ: Fatma adının bir söyleniş biçimi

FAHİRE: Övünülecek, iftihar edilecek - Kıymetli - Parlak, güzel, mükemmel FAHRİYE Bir karşılık beklemeden yapılan iş - Bir şiir türü

FAHRİYE: Bir işi çıkar beklemeden yapan

FAHRÜNİSSA: Övünülecek değerde kadın

FATMA: Sütten kesme / Aslı Fatima

FATMANUR: Fatma ve nur kelimelerinden türetilen isim

FATOŞ: Fatma adının halk arasında birbaşka söyleniş biçimi

FAZİLET: Erdem / İyi huyların tümü

FEHİME: Anlayışlı, çabuk kavrayan

FERAH: Bol geniş / Rahatlık veren / Gönlü şenlendiren

FERAY: Aydınlık, parlak

FERAYE: Ay ışığı

FERDA: Yarın / Gelecek zaman/ mecazi anlamda kıyamet günü

FERHAN: Sevinçli, mesut

FERHUNDE: Mübarek, kutlu, uğurlu

FERİDE: Tek eşsiz, benzeri olmayan

FERİHA: Sevinçli, ferah

FERZAN: Bilim

FEVZİYE: Galip gelen üstün - Tanrının bereketiyle ilgili

FEYMAN: Ahlaki olgunluk

FEYZA: Başarılı, refah içinde, mutlu

FEZA: Uzay, evrenin genişliği

FİDAN: Ağaçların genç ve yeni yetişeni

FİGEN: Çiçek demeti / Gölge yapan, gölge düşüren

FİKRET: Fikir, düşünce - Amaç, niyet

FİKRİYE: Düşünce ile fikir ile ilgili

FİLİZ: Ağaçtan süren taze dalcıklar

FİRDEVS: Cennetteki altıncı bahçenin adı

FİRUZE: Mesut, mutlu - Açık yeşille gök mavisi renkleri arasında kıymetli taş

FULDEM: Her zaman geniş açık görüşlü

FULDEN: Her zaman geniş açık görüşlü

FULYA: Nergislerden soğan köklü bir bitki

FUNDA: Küçük çalılık / Süpürge otu

FÜREYYA: Parlak, ışıltılı günler

FÜRUZAN: Çok parlak, parlayıcı, aydınlık

FÜSUN: Efsun / Büyü, sihir






G

GAMZE: Çene ya da yanakta gülümserken beliren çukurluk

GAYE: Amaç , erek, varılmak istenen hedef

GAZAL: Ceylan, geyik - Güzel, iri göz

GENCAY: Hilal

GİZEM: Sır / bilinmeyen şeyler, esrarengizlik

GONCA: Açılmamış, tomurcuk halinde gül

GÖKBEN: Özü genç olan

GÖKÇE: Sevimli güzel / Gök rengi, mavimsi

GÖKÇEN: Mavi gözlü

GÖKNİL: Gökyüzüne ait olan, Gök + Nil olarak da düşünülebilir

GÖKNUR: Nurlu, ışıklı, aydınlık gökyüzü

GÖKSU: Mavi su, akarsulara verilen ad

GÖKŞİN: Gök gibi mavi gözlü / Sonsuz mavi derinlik

GÖNÜL: Kalp, eğilim, sevgi arzu heyecan gibi duyguların bulunduğu yer

GÖRKEM: İhtişam, gösteriş

GÖZDE: Göze girmiş, birince sevilip beğenilen

GÜHER: İnci / Soy sop

GÜL: Gülgillerin örneği olan bitki ve bunun çiçeği

GÜLAY: Güllerin açtığı ay, mayıs

GÜLBAHAR: Ebru yapmakta kullanılan koyu kırmızıboya

GÜLBEN: Ben, gül'üm anlamında

GÜLBİZ: Bizim gülümüz

******: Gül gibi güzel canlı

GÜLÇİN: Gül derleyen, gül toplayan

GÜLDEM: Hiç solmayan her dem gül, her dem gülen

GÜLDEN: Gül gibi, güle ait, gülden yapılmış

GÜLDEREN: Gül toplayan

GÜLDESTE: Gül destesi

GÜLEN: Güleç yüzlü

GÜLENDAM: Gül gibi endamlı, zarif görünümlü

GÜLER: Gülen, sevinçli

GÜLFEM: Gül dudaklı, gül ağızlı

GÜLFİDAN: Gül fidanı gibi endamlı

GÜLGÜN: Gül renginde, kırmızı, pembe

GÜLHANIM: Gül gibi güzel kadın

GÜLİN: Güle ait olan, gülden gelen

GÜLİSTAN: Gül bahçesi

GÜLİZ: Gül gibi güzel iz bırakan

GÜLİZAR: Gül yanaklı

GÜLLÜ: Güzel kadın / Gülü olan

GÜLNAZ: Gül gibi ince ve narin

GÜLNİHAL: Gül fidanı

GÜLNUR: Çevresini aydınlatan gül

GÜLPEMBE: Gül pembesi / Gül gibi pembe yanaklı

GÜLRİZ: Gül saçan, gül serpen

GÜLSELİ: Gül seli

GÜLSEN: Gül gibi güzel

GÜLSEREN: Gül toplayan, dağıtan

GÜLSOY: Gül gibi güzel bir soydan gelen

GÜLSÜM: Yuvarlak yüzlü, güzel

GÜLSÜN: Yaşam boyu yüzü hep gülsün anlamında

GÜLŞAH: Gül dalı, güllerin kraliçesi

GÜLŞEN: Gülistan / Gül bahçesi

GÜLTEN: Gül gibi pembe tenli

GÜLÜMSER: Her zaman gülümseyen

GÜN: Gündüz vakti / Aydınlık

GÜNAL: Gün al yaşa, kızıl renkli güneş

GÜNER: Güneşin doğma zamanı - Fecr

GÜNEŞ: Kendi sistemi içindeki gezegenlere ısı ışık veren gökcismi

GÜNGÖR: İyi günler yaşa anlamında

GÜNİZ: Günün başlangıcını belirleyen görüntü

GÜNNUR: Güneş ışığının aydınlığı, nuru

GÜNSEL: Günle ilgili güne ait

GÜNSELİ: Işık seli, bol parlak ışık demeti

GÜRCAN: Herkesi seven, özveride bulunan

GÜVEN: Birşeyden beklenen niteliğe inanıp ona göre davranmak

GÜZİDE: Seçkin, seçme, seçilmiş

GÜZİN: Seçici, beğenici







H

HABİBE: Seven, sevgili, dost

HACER: Taş, kaya parçası, çakıl

HAFİZE: Koruyucu, esirgeyici

HALE: Ayın çevresinde görülen ışıklı halka

HALENUR: Ayın ya da güneşin çevresindeki halkadan geçen ışık

HALİDE: Sürüp gelen, sürekli, geç yaşlanan

HALİME: Sakin, sessiz

HAMİDE: Şükredici, hamd edici

HAMİYET: İnsanın aile ve ülkesini koruma çabası, iyilik severlik

HANDAN: Gülen, şen

HANDE: Gülüş, gülme / alay etme, eğlenme

HANIM: Soylu kadın, bayan

HANİFE: Allah'ın birliğine inanan, iman eden

HARİKA: Eşyanın tabiatı dışında, doğa üstü, garip şey, olağanüstü

HASİBE: Kişisel değeri olan, ünlü soydan gelen

HASRET: Ele geçirilemeyen bir şeye üzülmek - İç çekme, inleme

HATIRA: Anı, andaç

HATİCE: Erken doğan kız çocuğu

HAVVA: Allah'ın yarattığı ilk kadın

HAYAL: İnsanın beyninde kurduğu düşünceler , kesitler, olaylar

HAYAT: Yaşam, doğumdan ölüme kadar geçen süre

HAYRİYE: Hayr'la, iyilikle ilgili

HAYRÜNİSSA: Kadınların hayırlısı

HAZAL: Haz duy, tad al anlamında

HAZAN: Güz, sonbahar

HAZER: Deniz, büyük su

HEDİYE: Armağan, bahşiş

HİCRAN: Ayrılık - Unutulmaz acı, keder

HİLAL: Gül yanaklı

HURİ: Cennet kızı, melek

HURİYE: Melekle ilgili, melek gibi

HÜLYA: Kuruntu, hayal

HÜMEYRA: Aklık, beyazlık

HÜNER: Marifet, beceri, herkesin yapamadığı şeyleri yapmak

HÜRMÜZ: Zerdüşt dininde, iyilik ve hayır tanrısı

HÜRREM: Sevinçli, hoş vakit geçiren

HÜRRİYET: Özgürlük

HÜSNİYE: Güzellikle ilgili, güzelliğe ait








I

ILGAZ: Hücum, akın - Bir dağ

ILGIN: Akdeniz bölgesinde yetişen birtür ağaç

IRMAK: En büyük akarsu, nehir

IŞIK: Cisimleri görmemizi sağlayan fiziksel erke

IŞIL: Aydınlık, parlak ışık

IŞILAY: Ay ışığı, mehtap

IŞILTI: Parıltı, titrek ışık

IŞIN: Bir ışık kaynağından çıkan ışık demeti

ITIR: Güzel koku / Çiçek














İ

İCLAL: Azamet, büyüklük, ağırlama, ikram

İDİL: Kır hayatını anlatan şiir, ya da yazı - İçten, saf aşk

İFFET: Temizlik, namuslu olmak

İKBAL: Baht açıklığı, işlerin doğru gitmesi

İLAYDA: Su perisi

İLCAN: Ülkenin canı, sevdiği

İLGİN: Yabancı, gurbette yaşayan

İLHAN: Moğol hükümdarı

İLKAY: Ayın ilk hali

İLKBEN: Ben ilk'im anlamında

İLKCAN: İlk doğan çocuklara verilen ad

İLKE: Temel düşünce, ana görüş ve inanış

İLKİN: Önce, öncelikle

İLKNUR: Ayın ilk hali

İLKSEN: Önce sen anlamında

İLKYAZ: Bahar sonu, Yaz başlangıcı

İLSU: lkenin suyu, bereketi

İLTER: Yurdunu seven, koruyan

İMGE: Zihinde tasarlanan /düş hayal gibi gerçekleşmesi özlenen şey

İMRAN: Bayındırlık, mutluluk, bolluk,bereket

İMREN: Görünen bir şeyi ya da bir isteği elde etme isteği

İNCİ: İstiridyede oluşan küçük değerli süs tanesi

İNCİNUR: İnci gibi ışıklı, parlak

İPEK: İpek böceği kozası çözülerek çıkarılan ince parlak tel

İREM: Cennet / Şam ya da Yemende bulunduğu ileri sürülen eski ünlü bahçe

İSMİHAN: Hükümdar ismi

İYEM: Güzellik

İZEL: İz + El /El izi anlamında

İZGİ: İyi, güzel, adaletli














J

JALE: Kırağı, çiğ, şebnem

JALENUR: Parlayan, ışıldayan çiy

JÜLİDE: Karışık, dağınık saç




K

KADER: Değişmez bir karar ile iyilik yada kötülük hazırladığına inanılan olağan üstü güç

KADRİYE: Değerle ilgili / İtibar, onur

KAMELYA: Çaygillerden büyük çiçekler açan bir bitki - Yabangülü

KAMİLE: Tam, eksiksiz - Kemale ermiş - Bilgin, bilgili

KAMURAN: İstediğine ulaşmış, mutlu

KARANFİL: Kokulu bir çiçek

KARDELEN: Baharda çok erken açan bir çiçek - Çiğdem

KARMEN: Parlak kırmızı

KAYRA: Büyük birinden gelen iyilik - İhsan

KERİMAN: Cömert - Ulu, büyük

KERİME: Cömert - Ulu, büyük - Kız çocuk

KEVSER: Cennette bir akarsuyun adı

KEZBAN: Aslı Kedbanu - vekilharç kadın (evi çekip çeviren)

KISMET: Talih, nasip, kader

KIVILCIM: Yanan bir maddeden sıçrayan ateş parçası

KIYMET: Değer, paha (baha), bedel

KİBARİYE: İnce, zarif - Cömert, asil

KİRAZ: Gülgillerden bir meyva ağacının sulu

KÖSEM: Sürülere rehberlik eden - Cildi temiz, pürüzsüz

KUMRU: Güvercinden küçük boz renkli kuş

KÜBRA: En büyük



<!-- function link_to_post(pid) { temp = prompt( "Bu mesajın linkini kopyala", "http://www.tatliaskim.com/" + pid); return false; } -->



L


LALE: Yaprakları uzun, çiçekleri kadeh biçiminde çeşitli renkleri olan soğanlı bir süs bitkisi

LALEHAN: Lalelerin sultanı

LAMİA: Parlak, parlayan

LATİFE: Yumuşak, hoş,güzel,nazik - Güldüren güzel söz , şaka

LEMAN: Parlama, parıltı

LEMİDE: Parlak, parıldayan

LERZAN: Titreyiş, titrek

LETAFET: Latiflik, hoşluk - Güzellik

LEYLA: Uzun ve karanlık gece

LÜTFİYE: İyi muamele, güzellik ve hoşlukla ilgili

LÜTUF: İyilik, güzellik, hoşluk - İhsan, bağış



M

MACİDE: Şan ve şeref sahibi

MAHİNUR: Ay ışığı - Ay yüzlü güzel

MAHMURE: Uyku basmış, yarı baygın göz

MAKBULE: Alınan, kabul olunan, beğenilen

MANOLYA: Beyaz, güzel kokulu ağaç ve çiçekleri

MARAL: Dişi geyik, ceylan, karaca

MEDİHA: Övülmeye neden olan

MEFHARET: Övünç, övünme, kıvanç

MEFKURE: Ulaşılmak istenilen en yüce amaç

MEFTUN: Gönül vermiş, tutkun

MEHPARE: Ay parçası

MEHTAP: Ay ışığı, Dolunay

MEHVEŞ: Ay yüzlü güzel

MELAHAT: Güzellik, güzel yüzlülük, yüzünde tatlı ifade olmak

MELDA: İnce ve taze vücutlu

MELEK: Allah ile insanlar arasında aracılık yapan manevi yaratık

MELİHA: Güzel, Şirin

MELİKE: Kadın hükümdar, hükümdarın karısı

MELİS: Bal arısı

MELİSA: Baklagillerden, yaprakları liomu andıran kokulu bir bitki

MELODİ: Ezgi, müzik parçası

MELTEM: Yazın, karadan denize doğru esen mevsim rüzgarı

MENEKŞE: İnce saplı, ufak mavi çiçekli güzel kokulu bitki

MENGÜ: Ebedi, ölümsüz

MERİÇ: Bulgaristanla olan sınırımızda bulunan bir nehir

MERİH: Dokuz gezegenden biri (Mars)

MERVE: Mekke yakınlarında bir dağ

MERYEM: Dinine bağlı kadın

MESUDE: Mutlu, bahtiyar

MISRA: Şiirin bir satırı

MİHRİBAN: Seven, şefkatli

MİMOZA: İnce sarı yapraklı çiçek açan bir süs bitkisi

MİNE: Maden eşya üstündeki renkli sır tabakası

MİRAY: Yılın ilk aylarında doğan / Güneş gibi ay gibi parlayan

MUALLA: Makam ve rütbece yüksek olan

MUAZZEZ: Saygı uyandıran, kıymetli - İzzet, şeref sahibi

MUHTEREM: Saygın, saygıdeğer

MUKADDER: Tanrı hükmü, kader, alın yazısı

MUKADDES: Kutsal olan , mübarek olan Mukaddes Kutsal olan , mübarek olan

MUNİSE: Sıcak kanlı, sevimli

MUZAFFER: Zafer kazanan, üstün gelen

MÜBERRA: Aklanmış, temize çıkarılmış

MÜCELLA: Parlak, cilalanmış

MÜESSER: Eser bırakan, eser sahibi

MÜGE: İnci çiçeği,

MÜJDE: İyi haber, sevinçli haber

MÜJGAN: Kirpik

MÜKRİME: İkramı bol olan

MÜNEVVER: Aydınlatılmış, parlak ışıklı, bilgili

MÜNİRE: Işık veren, aydınlatan

MÜRÜVVET: Kişilik, şahsiyet, insanlık

MÜŞERREF: Onurlandırılmış, şerefli kılınmış

MÜYESSER: Kolaylıkla yapılan

MÜZEYYEN: Süslü, süslenmiş, bezenmiş


N

NACİYE: Kurtulmuş, selamete kavuşmuş

NADİDE: Görülmemiş, görülmedik, ender bulunan

NADİRE: Az bulunur, seyrek, ender bulunan

NAFİA: Bir yeri güzelleştirmek için yapılan çalışmalar

NAGEHAN: Ansızın

NAĞME: Ezgi, uyumlu ses

NAHİDE: Venüs - Ergenlik çağındaki kız

NAİLE: İsteğine ulaşmış

NALAN: İnleyen

NAME: Mektup - Aşk mektubu

NARİN: Zarif, ince yapılı

NAŞİDE: Şiir okuyan , yazan

NAZ: Kendini beğendirmek amacıyla yapılan davranış

NAZAN: Nazlanan, işve yapan, cilve yapan

NAZENDE: Nazlanan - Sevgili

NAZİFE: Zarif, kibar - Temiz

NAZLI: Naz eden, cilveli, işveli

NAZMİYE: Şiirle ilgili, düzenli

NEBAHAT: Onur, şeref, ün

NECLA: Çocuk, evlat, oğul, kuşak, sülale,nesil

NECMİYE: Yıldızlarla ilgili, yıldızlara ait

NEDİME: Hoş sohbet, kadın - Kadın arkadaş

NEDRET: Az bulunan

NEFİSE: Beğenilen, hoş, güzel

NEHİR: Irmak, büyük akarsu

NERGİS: Çiçekleri ayrı ayrı ya da bir kök üzerinde sarı ve beyaz renkte bir bitki

NERİMAN: Pehlivan, yiğit

NERMİN: Nazik, ince

NESLİHAN: Han soyundan gelen

NESLİŞAH: Şah soyundan gelen

NESRİN: Bir tür yaban gülü

NEŞE: Sevinç, gönül ferahlığı

NEVAL: Talih - Bağış, ihsan

NEVCAN: Yeni doğmuş

NEVİN: Yeni

NEVRA: Işıklı parlak, çiçek

NEZAHAT: İç temizliği, paklık

NEZAKET: Naziklik, zariflik, incelik ç

NEZİHE: Temiz, pak

NİDA: Seslenme, çağırma, seslenen

NİGAR: Resim, resim gibi güzel

NİHAL: İnce ve düzgün vücutlu, fidan gibi

NİHAN: Gizli, saklanmış, görünmeyen, sır, giz

NİL: Afrika kıtasında bir nehir

NİLAY: Nil'e ışık saçan

NİLGÜN: Mavi renkte, çivit rengi

NİLÜFER: Geniş yapraklı, durgun sularda yetişen bir su bitkisi

NİMET: İyilik, iyi bir yaşantı için gerekli şeyler

NİSA: Kadın

NİSAN: Yılın dördüncü ayı

NUR: Işık, parıltı aydınlık, Allah'ın gönderdiği ışık

NURAL: Kutsal ışık

NURAN: Işıklı, nurlu, aydın

NURAY: Ay ışığı gibi nurlu

NURCAN: Işık canlı, can ışığı

NURÇİN: Işık derleyen

NURDAN: Işıklı, parlak

NURGÜL: Işıklı gül, gül gibi güzel ve aydınlık

NURHAN: Aydın hükümdar

NURİYE: Işıklı, ışıktan gelme

NURPERİ: Peri kadar aydınlık, güzel

NURSEL: Sel gibi ışık

NURSELİ: Işık seli

NURSEN: Işık gibi nurlu

NURŞEN: Işık gibi şen ve güler yüzlü

NURTEN: Teni ışık gibi beyaz olan

NÜKHET: Güzel ve hoş kokulu



O

OKŞAN: Sevil, sevgiye değer ol

OLCA: Düşmandan ele geçirilen mal, ganimet

OLCAY: Talih, baht, ikbal

ORKİDE: Az bulunup zor yetiştirilen değerli bir çiçek

OYA: İpek ibrişim kullanılarak iğne, fırkete gibi şeylerle yapılan ince dantel




Ö

ÖĞÜN: Kendini yücelt,gurur duy - Zaman - Kez, defa - Önde gelen

ÖĞÜT: Birisine ne yapıp ne yapmaması gerektiğini belirten söz

ÖMÜR: Yaşama süresi - Hayat

ÖNGÜL: Direnen, inatçı - Kılavuz - Öncü, teşvik eden

ÖVGÜ: Övmek için kullanılan söz

ÖVGÜL: Övülmeye değer

ÖVÜN: Başarılarınla, niteliklerinle yücel

ÖYKÜ: Hikaye / Masal

ÖZDEN: Özgür, özle ilgili

ÖZGE: Başka, yabancı, iyi güzel

ÖZGEN: Özü geniş, rahat

ÖZGÜL: Bir türe ait olan - Özü gül gibi olan

ÖZLEM: Hasret, birine ya dabir yere duyulan görme arzusu

ÖZLEN: Görülmek istenilen ol, hasreti çekilen ol

ÖZNUR: Özü ışıklı, aydınlık

ÖZÜN: Şiir - Hak edilmiş ün





P

PAKİZE: Çok temiz, hoş ve güzel

PAPATYA: Taç yaprakları beyaz, ortası sarı baharda açan bir kır çiçeği

PARLA: Parlamak fiilinin emir kipi, 3. tekil şahıs

PELİN: Siyah ve beyaz renkte acı kokulu bir tür bitki

PELİNSU: Pelin + Su (Bkz Pelin)

PEMBE: Açık kırmızı renk

PERÇEM: Kakül - Mızrak, bayrak gibi şeylerin üzerine konulan püskül

PEREN: Ülker yıldızı

PERİ: Çok güzel, çekici, dişi cin

PERİHAN: Peri padişahı, perilerin başı

PERRAN: Uçan, uçucu

PERVİN: Ülker yıldız takımı (Süreyya)

PETEK: Arıların bal depoladığı yuvacık

PINAR: Suyun topraktan kaynayıp geldiği yer

PIRILTI: Parıldayan şeylerin çıkardığı ışık

PİRAYE: Süs, bezek

PÜREN: Sarı, kırmızı renkte açan küçük yapraklı bir tür ot







R

RABİA: Dördüncü

RAHİME: Acıyan, esirgeyen

RAHŞAN: Işıltı

RANA: Güzel, hoş

RAZİYE: Kabul eden, boyun eğen

REBİA: Bahar

REFAH: Bolluk, rahatlık

REFİKA: Eş, zevce

REMZİYE: Sembolik, simgesel

RENAN: İnleyen

RENGİN: Parlak renkli - Hoş süslü

REŞİDE: İyiyi, doğruyu seçebilen, ergin

REVAN: Su gibi akan - Ruh, can

REYHAN: Fesleğen, güzel kokulu bitki

REZZAN: Ağır başlı, vakur, ciddi

RUHAN: Güzel kokulu

RUHSAR: Yüz, çehre

RUHŞEN: Neşeli, canlı

RÜYA: Düş / Uyku anında bilinç altında oluşan kurgular

RÜYET: Görme.Kalp gözüyle görme

Cevapla
#2

AZRA: Bakire, el değmemiş ıste turk erkegının aradıgı kadın ole degılmı ama herkesı ellemek ama el degmemıs bulmak ısterız
Cevapla
#3

ELİF: Arap alfabesinin ilk harfi / dost tanıdık / ışık saçan güzel kız
EVET O BENİMMM141414141414
Bakmayın çevremi kuşatanlara;
Hüznün, yalnızlığın yazarıyım ben !
Bul
Cevapla

Konu Araçları
Konuyu Paylaş :  
Konunun Linki :  
BBKodu :  
Konu Araçları :

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi