Kalkınma Ajansları ve Türkiye'de Uygulanabilirliği

Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 3.06/5 - 32 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Kalkınma Ajansları ve Türkiye'de Uygulanabilirliği
#6

• Bununla birlikte söz konusu kuramın birtakım sorunları olduğu, özellikle Türkiye

gibi gelişmekte olan ülkelerde sorunlarla dolu olduğu, sanayileşmeyi ağlayamayacağı

şeklinde eleştiriler söz konusudur (Geniş bilgi için Harvey, 1993 ve 1997).

• Avrupa Birliği vatandaşlarına daha iyi hizmet verebilmek için halka en yakın

yönetim birimi olan yerel yönetimlerin gelişmesine büyük önem vermektedir. AB

fonlarının kayda değer bir bölümü yerel ve bölgesel yönetimlerin daha iyi çalışabilmeleri

için ayrılmıştır. Avrupa Birliği’nde tek bir yerel yönetim sistemi yoktur. AB, yerel

yönetimlerin örgütlenme tarzı ve görev ayrımı gibi yerel yönetim sistemine ilişkin

konularda üye ülkelere herhangi bir yaptırımda bulunmaz; bu nedenle üye ülkelerin yerel

yönetim sistemlerinde farklılıklar bulunmaktadır. Ancak, AB sınırları içerisinde yerel

yönetimler için ortak bir yönetişim kavramı geliştirilmektedir. Bu anlayışın en temel

özelliği demokratik ve katılımcı bir yönetimin desteklenmesidir. AB’nin benimsediği

“yerindenlik” ilkesi yerel yönetimlerin yetkilerinin büyük ölçüde genişlemesine yol

açmıştır. Merkezi idarenin görev ve yetkilerinin yerel yönetimlere devredilmesi, mutlaka

demokratikleşme, kaynakların daha verimli ve etkili kullanımı, daha başarılı hizmet, israfın

ve yolsuzlukları önlenmesi anlamına gelmemektedir. Yerel yönetimlere fazla yetki ve güç

devri, ilk aşamada üniter devlet yapısının zayıflatılmasına ve parçalanmasına, eyalet

sistemine ve federal devletlere, ikinci aşamada ise küçük, zayıf ve bağımlı devletlerin

oluşumuna sebep olabilmektedir. Bu endişe Türk kamuoyunda da taraftar bulmakta ve dile

getirilmektedir.

• AB’deki kalkınma ajansı uygulamalarında insiyatif daha çok özel sektör

temsilcilerine ve sivil toplum kuruluşlarına bırakılmıştır. Türkiye’deki yapılanmaya

bakıldığında görünen tablo şudur: Özel sektör ve sivil toplum örgütleri yapılanmanın içinde

155

olmakla birlikte son söz DPT’ye bırakılmıştır. Bu haliyle Türkiye’deki BKA’lar

AB’dekilerden farklı bir yapılanma içinde olup DPT’nin Taşra Teşkilatları görüntüsünü

vermektedir.

• BKA’lara yüklenen misyon, Türkiye’deki bazı kurumların görev ve fonksiyonları

ile örtüşmektedir. Zira bölgelerin rekabeti, verim ve üretim artışını beraberinde getirecektir.

Esnek üretim sisteminde üretim görevi KOBİ’lere yüklenmiştir. Bu bağlamda Türkiye’de

esas görev alanı verimlilik artışı ve KOBİ’lerin geliştirilmesi olan iki kurum vardır.

Bunlardan biri Milli Prodüktivite Merkezi, diğeri ise KOSGEB olarak bilinen Küçük ve

Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme Başkanlığı’dır. Bu iki kuruluşun mevcut

durumunun yeniden gözden geçirilmesi ve BKA’larla ilişkilendirilmesi başta finans olmak

üzere birçok konuda kolaylık getirebilir.

Sonuç

Kalkınma Ajanslarının kuruldukları ülkeler incelendiğinde, otonom bölgesel

kalkınma kavramının daha çok gelişmiş ekonomilere özgü bir anlayış ve kalkınmış

ülkelerin ulusal bir denge oluşturmak için yurt düzeyinde bölgesel gelişme farklarını

ortadan kaldırmak amacıyla giriştikleri bir çaba olduğu sonucuna varılmaktadır. Ajansların

ana amacı; hizmetler vererek bölgedeki ekonomiyi canlandırmak, bölgenin girişimci

potansiyelini geliştirmek, bölge halkının kalkınmaya katılımını ve kalkınmadan

yararlanmasını sağlamak olmaktadır. Ajansları çoğu ulusal ve bölgesel hükümetler

tarafından yönetilen, kamu ile kuvvetli ilişkileri olan ve çoğu kere kamu yetkileri

kullanabilen kuruluşlardır.

Çeşitli ülkelerdeki ajansların amaç ve işlevlerindeki çeşitlilik doğal olarak

örgütlenme yapılarındaki farklılıkları beraberinde getirmektedir. Girişimci rolü oynayan

ajanslar kurumsal finansmana yönelik bölümler kurmaktadırlar. Bazı ajanslar hizmetleri

kendileri vermekte veya tamamen sahip oldukları şirketlere yaptırmakta, inşaat firması,

okul idarecisi, sanayi, iş merkezleri ve genel hizmetler yöneticiliği görevlerini

yüklenmekte, bunun için de geniş kadrolar kullanmaktadır. Diğer bazı ajanslar ise kendi

personelini sadece proje yönetiminde çalıştırmakta, uygulamalar için geniş ölçüde

müteahhitler ve danışmanlardan yararlanmaktadırlar.

Türkiye’de bölgesel dengesizliklerin azaltılması amacıyla uzun yıllardır bölgesel

planlar hazırlanmaktadır. Doğu Anadolu’yu kalkındırmak, aşırı bir biçimde nüfus ve sanayi

açısından yığılmanın yaşandığı Doğu Marmara’daki gelişmeyi denetim altına almak, geri

kalmış ancak zengin kaynaklara sahip Güneydoğu Anadolu’yu geliştirmek için hazırlanan

planlar bunlara örnektir. Diğer yandan, ulusal siyasette yaşanan karasızlıklar, önceliklerin

sürekli değişmesine, böylece bölgesel gelişme çabalarının kimi dönemlerde geri plana

itilmesine neden olmuştur ve planlama daha çok ekonomik ve fiziksel planlama biçiminde

algılanmış, planlamanın kültürel ve çevre boyutu ihmal edilmiş, sürdürülebilir bir planlama

anlayışı bu planlarda yer almamıştır.

Avrupa Birliği’ne giriş sürecinde Türkiye bölgesel gelişmeyi gerçekleştirebilmek

için, AB’nin üye devletlere kullandırdığı teşvik fonlarından yararlanmak ve bölgesel

politikalarını AB’ye uyumlaştırmak için BKA’ların oluşturulması gibi yeni bir

uygulamanın içine girmiştir. AB Bölgesel Politikası, AB’nin kendi içindeki bölgesel

gelişmişlik faklılıklarını gidermeye dönük düzenleme ve araçlardan oluşurken, yakın

gelecekte üyeliklerinin gerçekleşmesi beklenen aday ülkelerin de bu yapı içinde

düşünüldüğü görülmektedir. Tahsis edilen fonlar ve bu fonların yönlendirileceği alanların

tespitinde, ilgili aday ülkelerin ihtiyaçları kuşkusuz göz önünde bulundurulmakla birlikte,

ana hedef, AB’nin ilkeleri ve öncelikleridir.


Sonuç olarak, bölgesel gelişme farklılıklarının giderilmesi, tek başına bir ülkenin

üstesinden gelmesi oldukça zor bir konudur. Mali boyutu ağır basan çok yönlü bir sistemin

geliştirilerek uygulanmasını gerektirmektedir. AB, bölgesel politikasını bu çerçevede

geliştirmektedir. Özellikle, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin kalkınma çabalarında

sağladığı katkı da yine aynı doğrultudadır. Ancak, Türkiye için öngörülen katılım öncesi

strateji, bölgesel gelişmişlik farklılıklarını azaltmaya yönelik gayretleri finanse etmekten

çok uzaktır. Sorunun çözümünde temel görev merkezi hükümete düşmektedir. Oysa,

benimsenmiş olan modelin temeli, devletin ekonomik ve sosyal yaşama müdahalesinin en

aza indirgenmesi esasına dayanmaktadır. Geri kalmış bölgelere uygarlığın nimetlerini

taşıma ve bu bölgelerde üretimi, istihdamı artırma görev ve sorumluluğunu taşıyan bir

devlet anlayışı bu yaklaşımla ters düşmektedir. Bu bağlamda Bölgesel Kalkınma

Ajanslarının Türk idari, yönetim ve ekonomik yapısı ile uyuşması epey zaman alacak gibi

görünmektedir
İleride halkımızın,bunca ibret verici tecrübeden sonra gerçek dindarlarla din tüccar ve aktörlerini birbirinden ayırdedeceğini ümid ederim. Yoksa hep böyle geri ve ezik kalırız (M.Kemal Atatürk)
Cevapla

Konu Araçları
Konuyu Paylaş :  
Konunun Linki :  
BBKodu :  
Konu Araçları :

Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Büyük Ortadoğu Projesi ve Türkiye civanpercemi 8 9.101 01-05-2008, Saat: 12:47
Son Yorum: civanpercemi
  2023 Türkiye Vizyonu civanpercemi 0 4.619 01-05-2008, Saat: 11:35
Son Yorum: civanpercemi
  Osmanlı'dan Cumhuriyete Türkiye'de Merkeziyetçilik civanpercemi 3 5.526 01-05-2008, Saat: 11:32
Son Yorum: civanpercemi
  Türkiye'nin Geleceği civanpercemi 0 3.679 01-05-2008, Saat: 11:25
Son Yorum: civanpercemi
  Atatürk'ün Ekonomi Anlayışı ve Planlı Kalkınma civanpercemi 0 8.140 01-05-2008, Saat: 11:01
Son Yorum: civanpercemi

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi