Kangalların Tarihçesi

Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 2.93/5 - 30 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Kangalların Tarihçesi
#1

KANGAL (KARABAŞ) VE AKBAŞ’LARIN TARİHÇESİ
Kangal ve Akbaşlar Türk çoban köpekleri olup Asya Çoban Köpeği ailesindendir. Bu köpekler Anadolu’ya Oğuz Türkleri’nin 250 yıllık göçleri sırasında gelmişlerdir.Hayvan yetiştiriciliği konusunda oldukça başarılı olan Oğuz Türkleri, İran Horasan bölgesine geldiklerinde, daha önce bu bölgeye Kuzey Asya’dan getirilerek sıcak ve rutubetli iklime uyum göstermiş Akbaş ve Karabaş’ların melezlemelerini yaparak bugünkü Anadolu iklimine uyumlu nesilleri geliştirmişlerdir.Küçük baş hayvan yetiştiriciliği ile uğraşan Oğuz Türklerinde Kangal ve Akbaş’lar hayvan sürülerinin ve kendi yaşam alanlarının korunmasında kullanılmıştır.

KANGAL (KARABAŞ) IN MORFOLOJİK IRK ÖZELLİKLERİ

Kangal köpeğinin vücut yapısı aslanı andırır.Kuyruğu kıvrımlı, yukarı doğru kalkık ve halka biçimindedir. Kök kısmı kalın, uç kısmı çok ince olmayan bu kuyruk gövde renginden biraz daha koyudur. Kuyruğun halka şeklinde ve , kök ve üst kısmının siyah kırçıllı, en uç kısmının ise beyaz ya da siyah olması iyi özellik sayılır.

Yüzün burun kısmından alına doğru az veya çok karalığı, Karabaş ırkının belirleyici özelliğidir. Kangallarda kafa iri, alın kısmı geniş ve yüksek, çene kalın ve güçlü, dişler çok iridir. Çene ve burun orta uzunlukta, burun küt, kulaklar üçgen şeklinde, büyükçe, kafaya yapışacak şekilde aşağı sarkık ve siyah dalgalı görünümdedir. Gözler oval, genelde siyah ve kahve rengi olup etrafı siyahtır. Boyun hafifçe eğik, adaleli, kısa ve başa yakın genişliktedir. Gövde kirli beyaz , bazen gri bazen de açık kahverengi kırçıllıdır. Göğüs oldukça geniş ve adaleli olup rakibine ilk saldırıda kullandığı silahıdır. Kalça oldukça küçük olup, boyun yüksekliğindedir. Bel ince, karın içeri çekiktir. Ön bacaklar oldukça kalın ve adaleli olup kavgada kullandığı önemli silahlardan biridir. Arka bacaklar, ön bacaklar kadar kalın olmamakla birlikte, daha uzun olup, düşmanını biran önce yakalamada büyük avantaj sağlar. Ayaklar iri, yere basan kısmı uzunca, parmaklar bombeli ve siyahtır. Ayakların tümü veya dizden yukarısı gövdesinin rengindedir. Ön ayak parmakları dört adet olup kalın ve küt tırnaklıdır. Tabandaki tırnaksız olan beşinci yassı parmak topuk görevi yapar. Bazılarında, ayak pençesinin üzerinde de bir tırnak bulunabilir. Bu tırnak arka ayaklarda çift olabilmektedir. Bedeni kısa ve sık tüylerle kaplı olup bozdan çelik rengine kadar farklılık gösterir. Göğüste beyaz bir madalyon bulunabilir. Yüzündeki Kangal beni ya da benleri ile üst damağındaki siyah leke Kangal’ın soy saflığının garantisidir.

Beden ölçüleri şu şekildedir:

Ağırlık Kalça Yüksekliği

Erkek 45 - 70Kg 70 - 85cm

Dişi 40 - 60Kg 60 - 75cm

AKBAŞ’IN MORFOLOJİK IRK ÖZELLİKLERİ

Akbaş, iri cüsseli, atletik yapılı, dururken ve hareket halinde son derece güzel ve zariftir. Kafa iri, hafifçe basık, burun Kangala göre biraz uzunca, ucu siyah ve kütçe, üst dudaklar hafif sarkıktır. Gözler badem şeklinde, kahve rengi tonlarda, zeki ve yumuşak bakışlıdır. Kulaklar irice üçgen şeklide, kafaya yapışacak şekilde sarkıktır. Boyun orta uzunlukta kalın ve kaslıdır. Göğüs geniş ve kaslı, göğüs kafesi derindir. Ön bacaklar kalın kemikli ve adaleli olup birbirine paraleldir. Arka bacaklar adaleli ve ön bacaklara göre daha uzuncadır. Ayakların yere basan kısımları uzuncadır. Bazılarında, Kangallarda da olduğu gibi pençe tırnağı bulunabilir. Kalça ve bel dar, karın içeri çekiktir. Gövde uzun ve atletik görünümdedir. Kuyruk kalın, uzun ve yukarıya kalkık halka şeklindedir.Tüyler başta ve bacaklarda oldukça kısa ve yumuşak, boyun, sırt ve kuyrukta daha uzun ve sert yapılıdır. Renk istisnasız olarak, bu türün tamamında beyazdır. Kulak üstleri, omuz ve sırt bal köpüğü olabilir.

Beden ölçüleri şu şekildedir:

Ağırlık Kalça Yüksekliği

Erkek 45 - 65Kg 70 - 85cm

Dişi 40 - 55Kg 60 - 75cm

KANGAL VE AKBAŞ’IN FİZYOLOJİK ÖZELLİKLERİ

Vücut ısısı : 38-39 C Kızgınlık : Senede iki defa ortalama 21 gün.
Solunum sayısı : 10-40/dk Çiftleşme zamanı : Kızgınlığın 9-13 üncü günü.
Nabız : 70-130/dk (yavrularda 200 e kadar çıkabilir) Gebelik süresi : 58-63 gün.

Vücut gelişiminin tamamlanması : 15 ay.


YAVRULARDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

VERİLMEYECEK GIDALAR:
Çok yağlı yiyecekler : Yağlı et ve et suları , tavuk derisi, yağlı salça v.b..
Sert ve kılçıklı yiyecekler : Tavuk kemiği, pirzola kemiği, kılçıklı balık, sucuk parçaları, sert ekmek kabukları v.b..
Tatlı yiyecekler : Çukulata, pasta, baklava ve diğer tatlılar.
Baklagiller : Kuru fasulye, nohut v.b.
Diğer : Patates, ıspanak, patlıcan, domates, çilek, bulgur pilavı, sulandırılmamış süt ve sıcak, soğuk, salçalı ve baharatlı yiyecekler.

VERİLEBİLİR GIDALAR :
Hazır yavru köpek mama ve konserveleri, pirinç ile pişirilmiş ince kıyılmış sebze ve yağsız kıyma, pirinç pilavı, peynirli yada kıymalı makarna, pirinç çorbası, sebze çorbaları, tavuk eti, yağsız kıyma, suda pişmiş kılçıksız balık, yoğurt, peynir, ayda bir güzel pişirilmiş karaciğer, haftada iki kez yumurta sarısı ve bal.

DİĞER HUSUSLAR:
Tüm aşıları tamamlanana kadar dış ortamla ve başka evcil hayvanlarla temas ettirilmemeli, yıkanmamalıdır. Üç aylıktan önce eğitime başlanmamalıdır.Eğitim sırasında kesinlikle sert davranılmamalıdır.
09.jpg
Cevapla
#2

..:: KANGAL ÇOBAN KÖPEĞİNİN TARİHÇESİ ::..
Kangal köpeği hakkında çeşitli rivayetler söz konusudur. Bir rivayete göre M.Ö. Asurlular ve Babilliler zamanında türediği, aslan ve kaplan gibi vahşi hayvanlara karşı korunmak, savaşlarda yararlanmak amacıyla büyük bir özenle yetiştirildiği anlatılmaktadır. Bu köpeğin çok rahat bir şekilde aslanı mağlup ettiği söylenmektedir. İkinci bir rivayete göre, Hint mihracesinin Osmanlı padişahına (Yavuz Sultan Selim veya 4. Murat’a) bir köpek hediye etmesiyle başlamaktadır. Sarayda bulunan ve aslanla boğuşan bu köpek aslanı öldürüyor. Böylece padişahın nazarında büyük bir ilgi görüyor. Osmanlı ordusu doğu seferine gelişinde Kangal Deliktaş dolaylarında köpeğin kaybolduğu ve bütün aramalara rağmen bulunamadığı, Kangaldaki köpeklerin bu köpeğin soyundan türediği rivayetler arasındadır. 17.Yüzyılda Evliya Çelebi Seyahatnamesinde aslan kadar kuvvetli olarak tarif ettiği bu köpeklerden bahsetmektedir. Osmanlı İmparatorluğu kurucularının bu köpeği beraberlerinde Anadolu’ya getirdikleri ve Osmanlının Avrupa'ya yayılmasıyla çoğu Avrupa Çoban Köpeğinin de bu ırktan türediği sanılmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu dönemi arşivlerinde, Kangal köpeklerinden bahsedilmekte pedigrili yetiştiriciliği yapıldığı bahsedilmektedir. Kangal Çoban Köpeklerinin bu kadar eskilere dayanan tarihi geçmişten günümüze kadar irk özelliklerini bozmadan gelebilmesini, geçimini koyunculuktan sağlayan çiftçilerin en güvenilir dostu olmasına ve Dünya köpek ırkları arasında kurtlara karşı koyabilen tek köpek ırkı olmasına bağlanmaktadır. Kangal köpekleri en zor iklim ve çalışma şartlarında verilen görevi cani pahasına yerine getirirler. Bakım ve beslenme şartları diğer köpek ırklarına göre daha basit ve ekonomik olması Kangal ırkı köpek neslinin devamını sağlamıştır.

"farklı bir kaynak"
Cevapla
#3

Buda farklı bir kaynaktan
GENEL BİLGİLER

Genel Karakter Özellikleri:

Sadakati, cesareti ve dost canlısı karakteriyle gerek Türkiye'de gerekse İngiltere, ABD ve Kanada başta olmak üzere tüm dünyada haklı bir üne sahip olan kangal çoban köpeklerinin değeri özellikle 1970'li yıllardan sonra anlaşılmaya başlanmıştır. Özellikle İngiltere ve Amerika'da kangal koruma dernekleri oluşturulmuş; ülkemizde ise bu özen ancak son yıllarda gösterilmeye başlanmıştır.

Kangal çoban köpekleri ülkemizde ilk kez 1970'li yıllarda Gemlik'te askeri amaçlı köpek eğitim programına alınmıştır. Eğitim programının sonucu hakkında farklı kaynaklar farklı bilgiler vermektedir. Bir bölümü, eğitim programı sonucunda, kangal çoban köpeklerinin, yıllardır bu yönde eğitim gören köpeklerden çok daha yetenekli olduğunun ortaya çıktığını söylerken; bir bölümü ise, eğitim sürecinin istenilen sonucu vermemiş olduğunu ve eğitimlerinin sınırlı tutulmasına karar verildiğini söylemektedir. Kaynaklardan hangilerinin daha güvenilir sonuçlar içerdiğini bilemiyoruz; ancak ikinci varsayımın doğruluğu halinde dahi, zeka seviyeleri diğer köpeklerden az olmayan bu köpeklerin eğitimlere yeterli cevabı vermemiş oluşunu iki etmene bağlamak bizce mümkündür:

Kangal çoban köpekleri tüm insancıllıklarına ve güçlü sorumluluk duygularına rağmen, geçmişten beri süregelen yaşam biçimlerinden ve genel karakter özelliklerinden kaynaklı olarak özgürlüklerine son derece düşkündürler. Ayrıca, çok gururlu olan kangal köpeklerinin, sürekli emirlere itaat etmesini ve bir anlamda köle-sahip ilişkisini benimsemesini beklemek kanımızca onlara haksızlık olur. Bizim gözlemlerimize göre, kangal çoban köpekleri bir çok komutu kolaylıkla öğrenmekte; ancak yalnızca istedikleri zaman bu komutlara uymaktadırlar. Fakat zaten içgüdüleri çok güçlü olan kangal köpekleri, önemli durumlarda genellikle ne yapması gerektiğini herhangi bir komuta gerek duymaksızın bilmektedir.

İkinci bir faktör ise, eğitimin verildiği saatler olabilir. Koruma köpeği olarak yetişmiş oluşundan dolayı performansı geceleri maksimum seviyede olan, ancak gündüz saatlerinde, hele de öğlenleri minimuma inen kangal çoban köpeklerine, araştırdığımız kaynaklarda yazdığına göre, eğitim hep gündüz verilmeye çalışılmıştır; ki dediğimiz gibi performansının en düşük olduğu zaman dilimidir gündüz...

Yine 1970'li yıllarda yurtdışına götürülmesiyle de önemi anlaşılmaya başlanmış ve Anadolu köylüsünün yıllardır sadık dostu olan, ancak özellikleri geniş çevrelere yayılamayan kangal çoban köpekleri tüm dünyada tanınmaya, Türk ve dünya basınında yer almaya başlamıştır.

Tüm yeteneklerine karşın yine de çok sakin ve mütevazı bir görünüme sahiptir. Mimikleriyle, hal ve hareketleriyle ve hatta havlama şekilleriyle, üzüntüsünü, sevincini, kızgınlığını çok rahat ifade eder. Fazlasıyla hassastır. Kendisine kızıldığını anladığında, başını öne eğer, mahzun mahzun bakmaya başlar. Pek kaprislidir; bazen keyfi tekrar yerine gelsin diye uzun uzun onunla konuşmak, kendisine neden kızıldığını anlatmak bile gerekebilir.

Üzüldüğünde yemeğini yemez, durgunlaşır, sürekli mahzun bir ifade olur yüzünde.

Kendileriyle ilgili konuşurken dikkatli olmak gerekir. Övüldüklerini veya yerildiklerini gayet iyi anlarlar. Son derece kıskançtırlar ve gözlerinin önünde bir başka köpeğin sevilmesine hiç dayanamazlar.

Özellikle son yıllarda evlerinde bekçi köpeği olarak kangal besleyenlerin sayısında büyük artış olmuştur. Bunda en çok kangal çoban köpeğinin aile bireylerine karşı son derece sevecen, kadın ve çocuklara karşı çok uysal oluşu etkilidir. Ayrıca koku alma duyularının da diğer köpek türlerine göre daha güçlü olduğu söylenmektedir.

Çobanlar için önemi ise, esas olarak, kangal çoban köpeklerini, diğer bütün sürü koruma köpeklerinden üstün kılan özelliklerinden kaynaklanır. Diğer sürü koruma köpekleri kurt için yalnızca caydırıcı özellik gösterirken, yalnızca kangal çoban köpeği kurdu öldürebilme özelliğine sahiptir. Kurda karşı erkek ve dişi köpek ortak çalışıp birbirlerinin eksikliklerini kapatırlar. Dişi köpek daha hızlı ve çeviktir; erkek ise daha güçlü... Boğuşurken esas olarak göğüs darbeleriyle düşmanlarını sersemletip savunmasız duruma getirirler. Elbette ki, kurt boğan bir köpeğe sahip olmak çobanlar tarafından bir gurur kaynağı olarak görülmektedir. Ancak kurt boğmasının yanı sıra, sürü koruma köpeği olarak birçok başka yeteneklere de sahiptir.

Çok hızlı koşarlar ve çok çeviktirler. Yaklaşık 200 başlık bir sürüyü korumak için yalnızca bir erkek ve bir dişi kangal yeterlidir. Görevlerine çok bağlıdırlar. Sürüdeki hayvanların sayısını bilirler ve dağda kaybolan, sürüden ayrılan, geride kalan koyunların başında günlerce aç ve susuz bekledikleri çobanlar tarafından anlatılmaktadır.

Doğada çok zorda kalmadıkça başka köpeklerle çiftleşmeyi kabul etmezler. Hatta kardeşlerin de genellikle çiftleşmediği bilinmektedir. Bu özellikleri, yüzyıllardır ihmal edilmiş olmalarına ve değerlerinin yeni anlaşılmaya başlamış olmasına rağmen, genel karakter özelliklerini yitirmemelerini ve saflıklarını büyük ölçüde korumalarını sağlamıştır.

Tarihçesi:

Yüzyıllardır Anadolu insanının cesur, zeki ve bir o kadar sadık dostu olan kangal çoban köpeklerinin tarihçesi hakkında çok kesin bilgilere ne yazık ki ulaşılamamaktadır.

Kangal çoban köpeği yüzyıllar boyunca Anadolu'da çobanların yanında sürüyü her türlü tehlikeye karşı korumuş olan bir köpek türüdür. Geçmişiyle ilgili üç ayrı varsayıma ulaşabildik.

Asurlular ve Babilliler döneminde ortaya çıktığı ve aslan gibi vahşi hayvanlardan korunmak için kullanıldığı ileri sürülmektedir.

İkinci bir varsayıma göre; kangal çoban köpeği bir Hint mihracesi tarafından Yavuz Sultan Selim veya IV. Murat olduğu tahmin edilen Osmanlı padişahına hediye olarak getirilmiştir. Bu köpeğin aslanı öldürmesi, padişahı çok etkilemiş ve padişahın bu köpeğe çok değer vermesini sağlamıştır. Ancak Osmanlı ordusuyla birlikte gittiği doğu seferinde, Kangal Deliktaş civarlarında köpek kaybolmuş ve tüm aramalara rağmen bulunamamıştır. Kangal çoban köpeklerinin bu soydan geldiği söylenmektedir.

Üçüncü bir varsayım da; Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sinde bahsedilen köpek hakkındadır.Evliya Çelebi, 'aslan kadar kuvvetli' diye tanımladığı bir köpekten bahsetmektedir. Osmanlı'nın kurucularının bu köpeği kendileriyle birlikte Anadolu'ya getirdikleri tahmin edilmektedir. Yine bu varsayıma göre, Osmanlı'nın Avrupa'ya yayılmasıyla birlikte, bu köpek de Avrupa'nın çeşitli yerlerinde bulunmuş ve birçok Avrupa çoban köpeği de bu ırktan türemiştir.

Bu varsayımlar dışında bilinen bir olgu, kangal çoban köpeğine Osmanlı İmparatorluğu döneminde çok önem verildiği ve pedigrili olarak yetiştirildiğidir. Bu dönemde kangal çoban köpeği Osmanlı İmparatorluğu'nda genellikle saray eşrafı ve İmparatorluğun ileri gelenleri tarafından yetiştirilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünden itibaren ise, pedigrili yetiştiricilik kaybolmuştur.

Asıl köpek türü, yani Latince ismiyle 'canis familaris', kendine özgü birtakım karakter özellikleri taşımaktadır. Sadakat gibi, cesaret gibi, güvenilirlik gibi... Ne yazık ki, çakal, kurt gibi dış görünüş itibariyle köpeğe benzeyen; ancak karakter yapısı itibariyle yukarıdaki özelliklere sahip olduğu tartışılır olan hayvanlarla yüzyıllar boyunca çiftleştirilen köpeklerin saflıkları bozulmuş, insanın gerçekten iyi dostu olan köpeklerin genlerinden gelen karakter özellikleri başlangıçtaki niteliklerini kaybetmeye başlamıştır. Bu bilinçsiz çiftleştirme olgusundan kendini koruyabilen ender köpek türlerinin başında kangal çoban köpeği gelmekte ve günümüzde hâlâ Anadolu insanının en sadık dostlarından biri olma özelliğini korumaktadır.

Öylesine ki, kangal çoban köpeklerinin geçmişini araştırmaya başladığımızdan beri, görüştüğümüz her kangal çoban köpeği sahibinin, köpeklerinin sadakati, duygusallığı, cesareti veya zekasıyla ilgili ve bu köpeği kendileri için vazgeçilmez kılan, başlangıçta bizim de inanamadığımız, sonrasında ise alıştığımız ve hatta kendi köpeklerimizde yaşadığımız öyküleri vardı. Bunların bir bölümünü sitemizin 'Anılar, Efsaneler ve Haberler' bölümünde okuyabilirsiniz.

Kangal çoban köpeklerinin saflıklarını büyük ölçüde koruyabilmiş olmalarının en önemli sebeplerinden biri olarak bu köpeklerin yapı itibariyle çok iri oluşları ve bu nedenle diğer tür köpeklerle çiftleşmeyi kabul etmemeleri gösterilmektedir.

Beslenmesi:

Bu bölüm henüz hazırlık aşamasında. Çok yakında en sağlıklı ve ekonomik biçimde köpeğinizi beslemenize yardımcı olacak rasyonları burada bulabileceksiniz...

Çiftleşme, Gebelik ve Doğum:

Dişi köpekler düzenli ve iyi bir beslenme ve bakım altında bulunduklarında genellikle 1 yaş civarında kızgınlık gösterirler. Ancak bir dişi köpeğin anatomik yapısını tamamlayıp yetişkin bir köpek oluşu 18 ayı bulur. Bu nedenle, köpeğin sağlığı açısından 18 aydan önce çiftleştirilmemesi gerekir. Kızgınlık döneminde dişi köpek huzursuz ve alışılmadık davranışlar içerisine girebilir. Bu dönemde vulva şişer ve kanama başlar. Bu dönemde dişi köpeğin salgıladığı koku yüzlerce metre uzaktaki erkek köpekleri bile etkileyebilecek kadar güçlüdür. En çok 21 gün devam eden kızan dönemi 6 ayda bir yaşanır. En uygun çiftleştirme kızan döneminin 8. ile 10. günleri arasındadır. Gebe kalan dişi köpek artık erkek köpeği kabul etmez ve uysallaşır.

Gebelik süresi 58-63 gün arasında değişir. 5. haftadan itibaren köpeğe görev verilmemeli, diğer köpeklerden uzak tutulmalı ve ayrı bir bölmeye alınmalıdır. Bu bölme, köpeğin içinde rahatça gezip dolaşabileceği genişlikte olmalıdır. Bu dönemde köpek çok kıskanç ve hırçın olabilir.

Gebe köpekler aşırı sıcaktan ve soğuktan korunmalı, koşmalarına, atlamalarına, kendilerini çok yoracak hareketler yapmalarına izin verilmemelidir. Beslenmesine çok önem verilmeli, içinde tercihen A ve D vitaminleri bulunan kaliteli gıdalarla beslenmelidir. Ancak köpeğin aşırı şişmanlamamasına da dikkat edilmelidir. Kesinlikle bozulmuş, küflü yiyecekler verilmemelidir.

Köpekler doğumdan önce dış parazitlerden arındırılmalıdır. Köpeğin doğum yapacağı yerin önceden hazırlanması, temiz ve uygun bir altlığa sahip olması gerekir.

Köpek doğum yapacağı zaman da genellikle huysuz ve sinirlidir. Doğum sırasında genellikle kimseyi yanına yaklaştırmaz. Hatta yavruları doğduktan sonraki birkaç gün boyunca kimseyi yanına kabul etmeyebilir. Doğum sırasında veya sonrasında herhangi bir aksilikle karşılaşılırsa, hemen veteriner hekime haber verilmelidir.


Yavru Kangalların Bakımı:

Köpeğimi En Erken Ne Zaman Alabilirim?

Alacağınız yavru kangal en az 35 günlük olmalıdır.Dişlerine bakarak bunu anlayabilirsiniz. 35 günlükten küçük kangalın dişleri olmadığı için beslenmesi daha çok özen ister.Maddi açıdan pahalı olacağı gibi işçiliği de zordur.Ayrıca anne sütünün eksikliği yavrunun gelişimi açısından geri dönülmez sorunlar da doğurabilir. Biz bu nedenle 45. günden önce yavrunun anneden ayrılmamasını tavsiye ediyor ve o zamana kadar kesinlikle ayırmıyoruz.

Ayrıca sağlıklı ve büyük bir kangalınızın olması için yavru anne sütünü mümkün olan en uzun süre emmeye devam etmelidir.

Yavru 35 gün dolaylarında diş çıkarır.Yavrular dişleri çıkarken kaşınan diş yerlerini, annelerinin memelerini ısırarak kaşırlar. Bu durum dişler çıkınca da devam eder. Yavru kangal her şeyi ısırarak dişlerini dener. Bu diş, çene kası ve öğrenimi için gereklidir de. Anne kangalın memelerinde bu ısırıklardan dolayı yaralar oluşabilir. Anne canı yandığı için yavrularını emzirmeyi reddeder, yavru memelere uzandıkça anne uzaklaşıp başka bir yere kaçar. Bu kovalamaca sırasında bir iki damla süt alabilen yavru şanslıdır ve bu bir iki damla bile onun için oldukça yararlıdır. Yavru artık bu dönemde anne sütü dışında yiyecekleri de almaya başlar, zira anneden alınan süt artık yavruya yetmemektedir.

Anne Sütünden Sonraki İlk Beslenmeleri...

Bu dönemde yavru kangalın çene kasları çok zayıf, dişleri küçüktür.Henüz azı dişleri yoktur. Bu durum yemekleri hazırlanırken mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.

İlk yemeklerinde haşlanmış tavuk, kemik, et seçeneklerinden (tercihen tavuk) birinin suyu ekmek ile karıştırılarak verilebilir. Tavuğun derisi de el ile küçük parçalara ayrılarak bir miktar ilave edilebilir, bunu severek yiyeceklerdir. Bu yemek ayrandan biraz daha katı kıvamlı olduğunda rahatça tüketebilirler. Buna ilave olarak az miktarda süt de karıştırılabilir. Bu yemek et suyunu çok sevdiklerinden onları çanaktan yemeye alıştırmak için iyi bir karışımdır.

Yavru kangal bu rasyonu yemiyorsa bir iki çay kaşığı şeker ilave ederek yedirin. Böylece anne sütü dışındaki yiyecekleri de severek yemesini sağlayabilirsiniz. Şekeri zamanla azaltın ve en kısa sürede kesin. Şeker köpekler için yararlı değil aksine zararlıdır. Aşırı ve gereksiz kullanımında başta kısmi körlük olmak üzere birçok rahatsızlığa neden olur.

Bu dönemde anne kangal yavrularını günde 6-8 defa beslemektedir. Siz de yavrunuzu günde en az 6 defa besleyin.


Yavru kangalınız yemeye başladığında vereceğiniz süt anne sütünden farklı olacağından ishal durumu oluşabilir. Bunun önüne geçebilmek için vereceğiniz yarı yarıya su ile karıştırılmış olmalı. Süreç içerisinde su yavaş yavaş azaltılabilir. Bütün gıda ve mama değişiklikleri birdenbire değil süreç içinde yavaş yavaş yapılmalıdır. Buna rağmen yine de ishal oluyorsa rasyona kattığınız ekmeği arttırın. Bir çanak yemeğin 1/3’ü ekmek, 1/3’ü süt, 1/3’ü su olmalıdır.

Ne Kadar Yemek Vermeliyim? Doydu Mu?


Yavru kangalın acıktığını, doyduğunu karnından da gözleyebilirsiniz. Karnı doymuş olan yavrunun karnı balon gibi
şişmiştir. Nitekim doğada da köpeğinizin vahşi akrabaları karnını tıka basa doldurur. Eğer sindirebileceğinden çok ise kusarak çıkarır. Aç yavrunun arka ayaklarının gövde ile birleştiği yerin önünde, karınlarında çukurluk, içe geçmişlik gözlenebilir. Yavrunuz beslendikten sonra bu çukurluk kaybolmamışsa doymamıştır. Biraz daha yemek verin.

DİKKAT! Beslensin Derken Ona Zarar Verebilirsiniz!!!!

Yavru kangalınıza vereceğiniz yumurta günde bir taneyi geçmemelidir. Yumurtayı çırparak yalın içine katın. Çiğ yumurta kangalınızın sıçrama denebilecek hızlı büyüme döneminde (0-3 ay arası) ihtiyacı olan proteini karşılayacağı gibi büyüdüğünde de gür ve kalın sesli olmasına katkıda bulunur. Ancak yemeğine katacağınız yumurtayı 6 aylık olduğunda kesmeniz gerekir. 6 aylıktan sonra vereceğiniz yumurta köpeğinizin yağlanmasına, şişmanlık hastalığına yakalanmasına neden olabileceği gibi, yumurta akında bulunan albümin bağırsaklarda vitaminin emilmesine engel olur, tüy dökümünü arttırır. Bu zamandan sonra yumurtayı; ancak çok fazla çalışan köpeklere az miktarda verebilirsiniz.

Köpeğinizin dişleri çıktığı andan itibaren ona haşlanmış, iri kemik verebilirsiniz. Vereceğiniz iri kemikler aşırı yağlı veya kırık olmamalıdır. Köpeğiniz kırık parçaları yutmaya kalkabilir ve bu onu yaralayabilir. Vereceğiniz iri kemikleri köpeğiniz yiyemeyecektir. Bu kemikler onun kaşınan diş yerlerini kaşımasına yardımcı olacağı gibi çene kaslarının güçlenmesini de sağlayacaktır. Böylece evinizdeki koltuk, sehpa, terlik gibi eşyaların kemirilmesini de önlemiş olursunuz.

Asla ona kanatlı hayvanların kemiklerini; yani örneğin tavuk kemiği vermeyin. Bu kemikler gevrek ve kırılgandır. Yavru köpeğiniz azı dişleri çıkmadan bu kemikleri kırabilir; ancak öğütemez. Sivri uçlu kırılan kemikler sindirim organlarına batabilir. Kanatlıların sadece iri kemiklerini ve boyun kemiğini köpeğinize ancak 1 yaşını geçtikten sonra verebilirsiniz.

Şeker ve şekerli besinler de özellikle 6 aydan sonra, donma durumu, köpeğinizin doğumgünü gibi özel durumlar dışında kesinlikle verilmemelidir.

Asla bozulmuş, küflü gıdalar vermeyin!!!

Ne Yerler, Ne İçerler???

Yavru kangalınıza 12 aylık olana kadar günde ½ litre süt, ½ kg. et veya eş değerde hayvansal protein vermelisiniz. Ekonomik durumunuza göre, arpa unu, yulaf unu, mısır unu, buğday unu, soya unu, balık unu, makarna, küfsüz bayat ekmek, bozulmamış ve kesinlikle küflü olmadığından emin olduğunuz yemek artıkları (bu yemek artıkları kanatlı hayvanların kemiğini içermemeli ve tercihen baharatsız ve az tuzlu olmalı), haşlanmış patates, lahana, karnıbahar, soğan, domates, havuç, biber (acı olmayan) gibi sebzelerden oluşan; karbonhidrat, protein ve vitamin bakımından zengin
rasyonlar hazırlayabilirsiniz.

Hazırlayacağınız rasyonda havuç miktarı az olmalıdır. Yüksek miktarda mineral bulunduran havuç ileri yaşlarda böbrek sorunlarına yol açabileceği gibi, içerdiği şeker nedeniyle gözlerine de zarar verebilir.

Tuz köpeğinize gerekli bir madde, ancak tuz fazlalığını köpekler tat olarak algılayıp; ‘Bu çok tuzlu olmuş, yememeliyim!!’ diyemez. Dolayısıyla eğer verdiğiniz yemek artıkları bir miktar tuz içeriyorsa, ek olarak tuz vermemelisiniz. Eğer verdiğiniz yemeklerde tuz yoksa, hazırladığınız rasyona 1% oranında tuz eklemelisiniz. Tuzun fazlası da ileri yaşlarda köpeğinizin rahatsızlanmasına yol açacaktır.

Köpeğinizi dengeli beslemenin bir diğer yolu da hazır mamaları kullanmaktır; ancak bu aynı zamanda pahalı bir yol olacaktır. Yüksek besin değerlerine sahip bir mama aldığınız durumda, bu köpeğiniz için dengeli bir beslenme olacak, köpeğinizin tüylerinin parlak görünmesini ve bakımlı olmasını sağlayacaktır. Köpeğinizi kuru mamayla beslemeyi düşünürseniz önünden suyu asla eksik etmemeli ve birkaç günde bir hazırlayacağınız rasyonla takviye etmelisiniz.

Gördüğünüz gibi köpeklerin beslenmesi de insanlarınki gibi dengeli olmalıdır. Birçok kangal yetiştiricisi et, süt, kemik ve ekmeği kolayca temin edebilmekte ve köpeklerini bunlarla beslemekte; fakat vitamin ve mineralleri önemsememektedir. Eğer bunları rasyonunuza katamıyorsanız veteriner hekiminizin önereceği vitaminlerle takviye edebilirsiniz. Ancak bizce herşeyin doğalı en iyisi...

En azından kangalınız 12 aylık oluncaya dek rasyonlarında yukarıdaki saydığımız malzemeleri bulundurmaya çalışmalısınız. Kangal çoban köpekleri 0-3 ay ve 6-8 ay arasında sıçrama denebilecek hızda olmakla birlikte, 12 aylık oluncaya dek çok hızlı büyür. Gelişme döneminde yetişkin bir kangalın bir buçuk katı yemek yiyebilen kangalın sağlıklı olması ve istenen büyüklükte olabilmesi rasyonlarında bu malzemelerin kullanılmasına bağlıdır.
12 aydan sonra rasyonlarından sütü çıkarabileceğiniz gibi (bu yaştan sonra kemik gelişimi çok yavaş olur, ve fazla kalsiyuma ihtiyacı yoktur) eti de küçük bir miktar azaltabilirsiniz. Kangalın boy gelişimi 2 yaşında, kafa ve vücut genişlemesi ise 3 yaşında duracaktır. Bu yaşlardan sonra yaşamsal faaliyetlerine yetecek miktarda protein ve kalsiyum verebilirsiniz.

Rasyon Önerileri

4-6 Haftalık Yavrulara Rasyon Önerileri

1/3 süt + 1/3 su + 1/3 + ekmek + 1 yumurta

1/3 tavuk + 1/3 tavuk suyu + 1/3 ekmek

1/3 kemik suyu + 1/3 ekmek + 1/3 süt + haşlanmış kemik

1/3 karaciğer + 1/3 süt + 1/3 ekmek


Bu rasyonlardaki ekmek yerine yal malzemelerinden ; arpa buğday, mısır, soya unları karışımı haşlanıp kullanılabilir. Bu karışımı yapabilmek için, önce suyu kaynatın, bu un karışımından bir miktar soya dökün ve ayran çırpacağı ile karıştırarak 5 dakika daha kaynatın, daha sonra diğer unları da katıp yine ayran çırpacağı ile karıştırın. Un hemen şişecek ve hamur halini alacaktır. Cacık ayranı kıvamına gelinceye kadar su veya süt ekleyerek ayran çırpacağı ile karıştırın.
Su ısıtmak yerine haşladığınız tavuk, ciğer, kemik vs. suları ile hazırlanan yalı daha çok seveceklerdir. Yal malzemesinde soya unu da kullanacaksanız ; toplam un malzemesinin 1/3’ ü miktarda diğer unlardan önce 5 dakika soya ununu pişirip diğer un karışımlarını öyle ilave edin. Soya unu iyice pişmezse soyanın proteini açığa çıkmaz ve bağırsaklarda emilim gerçekleşemez. Soya unu iyice kaynatılmadığında köpeğinizin zehirlenmesine bile yol açabilir. Bu konuda çok dikkatli olmalısınız.

Bizim kullandığımız un karışımı şöyle:

UN ORAN (%)
Soya Unu 30
Mısır Unu 25
Buğday Unu 12,5
Arpa Unu 22,5
Yulaf Unu 10


6-8 haftalık olduklarında yukarıdaki rasyona ilave olarak kıkırdak ve mevsim sebzesi haşlayıp ekleyebilirsiniz. Sebze haşlamayı düşünürseniz patlıcan ve bamyanın ishale neden olduğu unutmamalısınız.

8 haftadan sonra kalsiyum (süt) ve protein (et) ihtiva eden gıdaları eksiltmeden ekmek, makarna, yal, yemek artıkları gibi dolgu malzemeleriyle de yavru kangalınızı besleyebilirsiniz.
Bunun dışında internette birçok sitede de birbirinin aynı olan rasyonlar ve bilgiler bulmanız mümkün. Ancak bu rasyonlar genellikle kemik unu ve et unu içermekte ve günümüzde kemik ve et ununun Sağlık Bakanlığı tarafından büyükbaş hayvanlarda kullanımı yasaklanmış olduğundan köpeğinizin sağlığı açısından kullanımı uygun olmamaktadır. Bunun nedeni son zamanlarda gittikçe yaygınlaşan ve çok tehlikeli olan ‘Deli Dana’ hastalığıdır. Bizce de ‘Deli Dana’ hastalığı dışında da, şu anda kilogramı 0,2 - 0,4 $ civarında olan işlenmiş et ve kemik türevinin ne kadar sağlıklı koşullarda üretildiği ve hammaddesinin nasıl elde edildiği tartışmalıdır. Şu anda Türkiye’de kemik ve et unu Sağlık Bakanlığı’nın izniyle yalnızca kanatlılar için ve balık yetiştiriciliğinde kullanılmaktadır.

Yal hazırlamak uyguladığınızda da göreceğiniz gibi (su kaynatması, soğuması) çok zaman alacaktır. Yemeği vereceğiniz zamandan bir iki saat önce yalı hazırlamış olmanız gerekir; çünkü ancak soğur; üstelik cacık kıvamına gelinceye kadar soğuk su ilave ettiğiniz halde. Soya ununun da iyice pişmesi gerektiğini düşündüğünüzde bu sürenin iyice uzayacağı görülmektedir. Dolayısıyla özellikle 1 veya 2 köpek besleyenler için bu oldukça zahmetli bir yöntem. Bunun yerine yal malzemesi ile ekmek veya kurabiye de yapabilirsiniz. Haftalık olarak yapabileceğiniz ekmek veya kurabiyeleri hergün süt,et suyu ve et ile karıştırarak verebilirsiniz. Emin olun ki bugüne kadar, hazırladığınız kurabiyeleri onlar kadar iştahla yiyenini görmemişsinizdirJ

Yavru Kangalımı Günde Kaç Kere Beslemeliyim?

YAŞ / AY YEMEK VERECEĞİNİZ ÖĞÜN SAYISI
35 - 60 günlük arası Günde 6 öğün
60 - 90 günlük arası Günde 5 ve sonra 4 öğün
90 gün - 6 ay arası Günde 3 öğün
6 ay - 1 yıl arası Günde 2 öğün
1 yıl + Günde 1 öğün


60 – 90 gün arasında köpeğinizin yemeğini 5 öğünden 4 öğüne indirirken bunu yavaş yavaş yapın. Bir öğünün miktarını azaltıp, diğerini arttırarak, köpeğinizi alıştırdıktan sonra öğün sayısını azaltın. Bütün öğün azaltmalarını da yine bu şekilde vermeyeceğiniz öğündeki yemek miktarını azaltıp, devam edeceğiniz öğündeki yemek miktarını arttırarak yapmalısınız. Geçişler birden bire olursa kangalınız yemeğin tamamını bitiremeyip, bir sonraki (kestiğiniz) öğünde yemeğe çalışacaktır. Bu da yemeğin bozulmasına, köpeğinizin hasta olmasına yol açacaktır. Yemek kabını önünden almışsanız da tam olarak karnı doymayacaktır. Dolayısıyla kangalınızın sağlığı açısından öğün azaltırken özenli davranmanız gerekmektedir.
Hasta Mı????L

Yavru kangalınız cıvıl cıvıl, kıpır kıpır, oyuncu hali yerine durgun ve keyifsizse; yerinde sürekli yattığını, çok sevdiği şeylere ilgisiz ya da eskisine oranla ilgisiz kaldığını gözlüyorsanız hastadır. Hele ishal, istifra varsa ayaklarını içme suyuna ıslayıp bekliyorsa; ki bu onun ateşi de olduğunu gösterir, kesinlikle hastadır, hemen veteriner hekiminizi veya bizi arayın.

35 Günlükten Küçük Yavruların Beslenmesi:

Eğer, annesi hastaysa, yanında değilse veya ölmüşse, ya da birlikte olmalarına rağmen bebek kangalı beslemiyorsa, bu durumda iş size düşüyor... Yavru kangallar 20-21 günlükken çanaktan su içmeye, yemeye(sıvıları) başlayabilir.aşağıdaki rasyonlar bu günlerden sonra çanaktan verilmelidir. Günde 8 öğün beslemek gerekir.

Yemeklerden sonra sızlanıyor mızmızlanıyorsa gazını almanız gerekmektedir. Henüz bunu öğrenememiş olabilir.
Bir kolunuza veya yere sırt üstü yatırın (kucağınızda kolunuza yatırmanız daha kolay olur), apış aralarından göğsüne doğru karnını ovuşturur gibi yumuşak ve yavaş hareketlerle okşayın. Anne kangal bu işi yavrunun karnını diliyle yalayarak yapmaktadır. Ama tabii ki siz böyle yapamazsınız. El hareketlerinizi buna benzetmeye çalışın. Gazını çıkarttığında rahatlayacaktır.

Eğer yavru kangalınız 15-18 günlükten küçükse dışkısını yapabilmesi için yine aynı hareketi yapmalısınız. Anne kangal yavrunun karnını yalayarak sindirim sistemini de harekete geçirmektedir. 21 günlük olana dek (bu süre birkaç gün uzayabilir de) biberonla 2 saatte bir beslemeniz gerekmektedir. Böyle küçük yavrular annesini emip sütten alması gereken antikorları alamayacağı için hijyene bir kat daha fazla özen gösterilmelidir.

-Hazırlanması en kolay olan hazır bebek mamasıdır. Bebeklere verilen mama, hazırlanıp, ılıştırılıp verilebilir. Yalnız bu çok pahalıya gelir.

-Yarım çay bardağı inek sütü, yumurta sarısı, 1 – 2 yemek kaşığı pirinç unu, 2 çay kaşığı şeker, 1 yemek kaşığı krema kaynatılıp, soğutulduktan sonra; ılık bir şekilde biberonla verilebilir. Ancak bu rasyonu hazırlamak da çok zahmetlidir. Her seferinde yeniden hazırlamanız gerekmektedir. Toptan hazırlamaya kalktığınız takdirde, mama bozulacağı için yavrunun ishal olmasına neden olur.

Daha önce de söylediğimiz gibi bu kadar küçük yavruların beslenmesi anneleri için çok kolay; ancak sizin için ciddi anlamda zor olacaktır.

Çanaktan su içemeyecek kadar küçük olan yavrulara yemeklerden sonra ve yemek aralarında biberonla su vermeyi de unutmamalısınız. Vereceğiniz su steril olmalı ve verdiğiniz sırada ılık olmalıdır. Bu da gösteriyor ki, iki tane biberona ihtiyacınız olacaktır; biri su, diğeri de mama için. Köpeğinizin rahat yiyebilmesi için, biberonların ağız deliğini biraz genişletmeniz gerekebilir.

21 – 35 gün arasında, başlangıçta 8 olan öğün sayısı, yine öğünün biri azaltılıp, biri çoğaltılarak 35. günde 6 öğüne düşürülmelidir. 21 günlükken 50 – 75 mililitre mama tüketen bebek kangal, 30 – 35 günlük olduğunda 250 – 300 mililitre mama tüketmeye başlayacaktır.

Önemli Hastalıklardan Bazıları:

Gençlik Hastalığı (Distemper): Gençlik hastalığının nedeni virüstür. Genellikle 3-8 aylık köpekler arasında yaygın olmasına karşın, daha ileri yaşlarda da ortaya çıkabilir. Hastalığın kuluçka süresi 3-7 gündür. İlk evrede iştahsızlık, göz ve burun akıntısı, ateş yükselmesi gibi belirtiler gösterir. Hastalığın yayılışıyla birlikte karın ve kasık bölgelerinde bu hastalığa özgü kızarıklıklar oluşur. Öksürük, nefes almada zorlanma, kusma, ishal gibi belirtiler de ortaya çıkar. Ateş 41 dereceye kadar yükselebilir. Kramplar ve sara benzeri nöbetler ortaya çıkabilir. Hastalığı atlatma olasılığı çok düşüktür ve hastalığı atlatan köpeklerde de yüz ve bacaklarda seyirme gibi etkiler kalabilir. Tedavinin başarısı, köpeğin veteriner hekime ne kadar erken götürüldüğüne ve hastalığın şiddetine bağlıdır.

Distemper virüsüne etki eden bir antibiyotik yoktur. Bu yüzden köpeğinizi bu hastalıktan koruyabilmek için mutlaka aşı yaptırmanız gerekir. Aşılama için en uygun zaman köpeğinizin 7-9 haftalık olduğu dönemdir.

Kanlı İshal (canine parvavirus): Bu hastalık ilk kez Amerika'da 1970'li yılların sonlarında ortaya çıkmıştır. Parvavirüsler köpeklerde kanlı ishal denilen hastalığa neden olmaktadır. Hastalık her yaştaki köpeklerde ortaya çıkabilir; ancak yavru köpeklerde ölümle sonuçlanma oranı daha yüksektir. Hastalık dışkı yoluyla bulaşır. Dolayısıyla, hastalığı diğer canlılara bulaştırmamak için, hastalığın bulunduğu bölgelere giren kişilerin kullandıkları materyallerin, ayakkabılarının, vb. temizliğine çok dikkat etmesi gerekir. Hastalığın kuluçka süresi 1-2 haftadır. İlk belirtisi şiddetli kusmadır. Kusmadan sonra ciddi bir depresyon, ishal, yüksek ateş görülür. Dışkı çok kötü kokulu ve kanlıdır. Kusma ve ishal sonucu oluşan sıvı kaybı nedeniyle çoğu yavru köpek ilk 24 saat içinde ölür. Bu hastalık, yavru köpeklerde kalp kasının iltihabına neden olduğundan, kurtulan yavrularda da çoğunlukla kronik kalp yetmezliğine bağlı ölümler olabilir. Tedavinin başarısı,köpeğin yaşına, veteriner hekime ne kadar erken götürüldüğüne ve hastalığın şiddetine bağlıdır.

Hasta köpeğin temas ettiği yerler mutlaka çok iyi dezenfekte edilmelidir. Bu iş için çamaşır suyu kullanılabilir.

Kuduz: Genellikle herkesin bildiği kuduz, etkeni virüs olan ve insanlara bulaşabilen çok tehlikeli bir hastalıktır. Belirtileri sudan korkma, huzursuzluk, şuur kaybı ve davranış değişiklikleridir. Hastalığın bulaşması genellikle kuduz mikrobu taşıyan hayvanların ısırmasıyla olur. Isırmadan başka, içerisinde virüs bulunan salyanın yaralara temasıyla da bulaşabilir.

Kuduz hastalığının üç ayrı evresi vardır;

Sükunet dönemi birkaç gün sürer ve davranış değişiklikleri ortaya çıkmaya başlar. Çok yavaş geliştiği için fark edilmeyebilir. Hareket dönemi yaklaşık üç gün sürer, huzursuzluk ve ısırma dürtüsü belirir. Felç dönemi ise, ölümden kısa bir süre önce meydana çıkan dönemdir. Bu dönemde gövdede, ayaklarda ve yüz kaslarında felç oluşur.

Hastalığın tedavisi yoktur. Tek koruma yolu her yıl düzenli olarak tekrarlanması gereken kuduz aşısıdır. İlk aşı 3 aylıkken yapılmalıdır.



Gerekli Olabilecek Malzemeler:

Kendi gündelik yaşamınızda nasıl ki bazı malzemeler kullanmanız gerekiyorsa, artık ailenizin yeni bir bireyi olan köpeğinizin de mutlu, sağlıklı ve rahat bir yaşam sürebilmesi için birtakım malzemelere ihtiyacınız olacaktır. Bunların en temel olanları aşağıda sıralanmaktadır:

Yemek kabı: Paslanmaz, sağlam ve kolay temizlenebilir nitelikte bir malzemeden (çelik kaplar en ideal seçenektir) yapılmış olmalıdır. Köpeğin yemeğini etrafa dökmeden ve kabı devirmeden yiyebileceği hacim (3-4 litre kapasiteli) ve biçimde kaplar tercih edilmelidir. Kullanılan kabın temizliğine özen gösterilmeli; her yemekten sonra iyice yıkanmalıdır.

Su kabı: Paslanmaz, sağlam, devrilmeyecek nitelikte, 10-15 litre su alabilecek hacimde ve köpeğin başının rahatlıkla sığabileceği genişlikte bir kap kullanılmalıdır. Kap sürekli temiz tutulmalı ve su her gün mutlaka değiştirilmelidir. Köpeğin önünde her an su bulunmalıdır. Kış aylarında ılık su verilmelidir.

Tasma: Sağlam, 2-3 cm eninde, 70-80 cm uzunlukta, ayarlanabilir olmalıdır. Tasma köpeğinin boynunu sıkmayacak biçimde 2 parmak kadar boşluk bırakarak takılmalıdır. Bu şekilde köpeğin tasmayı boynundan çıkartması da engellenmiş olacaktır. Kangal çoban köpekleri özgürlüklerine çok düşkün olduklarından tasmaya küçük yaşlardan itibaren alıştırmak gerekmektedir.

Bağlama zinciri: Köpeğin her hangi bir yere bağlanması amacıyla kullanılır. Köpeğinizin ve çevredeki diğer canlıların sağlığı açısından (unutmayın bu bir kangal!!!!) çok sağlam olmalı ve mutlaka tasmaya bağlanmalıdır. Rahatça hareket edebileceği uzunlukta (en az 2 metre) olmalıdır. Bir ucu tasmaya takılabilecek biçimde olmalı,diğer ucunda ise yerine sağlam bir biçimde bağlanabilmesi için halka bulunmalıdır. Köpeğin hareketleri sonucunda zincirin karışmasını engellemek amacıyla fırdöndülü zincir kullanılmalıdır.

Sevk kayışı: Köpeğinizi bir yere götürürken veya dolaşmaya çıkarttığınızda kullanılan kayıştır. Elbette ki diğerleri gibi, bu da çok sağlam olmalıdır. Bir ucu tasmaya takılacak biçimde olmalı diğer ucunda ise bileğe geçirilecek bir halka bulunmalıdır.

Oyuncak: Bundan önceki maddelerde yazdıklarımız hem köpeğinizin, hem de sizlerin sağlığı açısından gerekli olan malzemeler. Ancak bizler gibi köpeklerimizin de eğlenecekleri ve oyalanabilecekleri bir şeylere ihtiyacı vardır. Dolayısıyla bizce köpeğinizin oyuncakları olması da en az diğerleri kadar önemlidir (en azından ayakkabılarınızın sağlığı açısından). Bu oyuncaklar köpeğin yiyemeyeceği, yutamayacağı, boğazına kaçmayacak nitelikte olmalıdır. Elbette kendisine zarar verebileceği kırılabilir veya kesici maddeler de kullanılmamalıdır. Mesela bizim yavru köpeklerimiz tenis toplarına bayılıyor...



Barınak:

Köpeğinizin yetiştirilme amacına göre barınağın yapısı farklılık gösterir. Yapacağınız barınaklar mutlaka sağlam bir malzemeden (örneğin ahşap veya betonarme) olmalıdır. Ağaçtan yapılan kulübelerde tahtalar arasında boşluk kalmamalıdır. Çünkü bu boşluklar parazitler için ideal birer yuvadır. Çatı kısmı saç, ondülin veya atermit ile kapatılmalıdır.Suyun birikmemesi için çatı kısmı eğimli olmalı ve gölge yapacak biçimde öne doğru uzantısı bulunmalıdır. Kulübenin önünde köpeğin rahatça dolaşabileceği alan olmalıdır. Açık alanın çevresi en az 2 metre yüksekliğinde kafes teliyle çevrilmeli ve köpeğinizin sizin inisiyatifiniz dışında çıkıp gerek kendine, gerekse çevredeki diğer canlılara zarar vermesi engellenmelidir.

Toplu olarak köpek beslenmesi halinde ise; kulübeler tek bir çatı altında, birbirine bitişik olarak inşa edilebilir. Kulübeler aydınlık olmalı ve her birinin önünde köpeğin rahatça dolaşabileceği, telle çevrili alan bulunmalıdır. Bunlara ek olarak toplu köpek besleyen yerlerde doğum ve çiftleşme bölümleri bulunmalı, ayrıca hasta olan köpeklerin alınabilmesi için diğer kulübelerle hiçbir şekilde bağlantısı olmayan kapalı bölmeler yapılmadır.

Barınaklar köpeğinizin sağlığı açısından olabildiğince sık yıkanmalıdır. Kulübe içindeki akıntılar, ahşap kulübelerde tahtalardaki çatlaklar, aşınmalar engellenmelidir.

Kangal çoban köpeği, Anadolu insanının yüzyıllar boyu çobanın yanında onun sürüsünün kötü niyetli kimselerden ve vahşi hayvanlardan korumuş bir köpek ırkıdır. Babiller zamanından beri varlığı bilinmektedir. Bu köpekler savaş köpeği olarak kullanıldığı gibi at ve aslan avında da kendisinden yararlanılmıştır.



Çeşitli arkeolojik kayıtlarda Osmanlı İmparatorluğu dönemi Arşivlerinde ve Evliya Çelebinin Seyahatnamesinde Kangal Çoban Köpeğinin varlığı kanıtlanmıştır.



Kökeninin Sivas İli Kangal İlçesinden geldiği tahmin edilmektedir. Buna rağmen Yozgat, Kayseri, Çorum, Tokat, Erzurum ve Erzincan'da da saf kanlılarına rastlamak mümkündür. Keza ülkemiz köpek ırklarından Karakaya ve Kızılkaya gibi isimlerle anılan ve ancak kanlarında Türk çoban köpeği gibi bir başka yabancı isim taşımayan ırklarımızla melezlerine ülkemizin her yöresinde rastlamak mümkündür. Ancak birinci derecede saf Kangal Çoban Köpeğini Sivas veya özellikle Kangal İlçesinde bulmamız mümkündür.


"alıntıdır"
Cevapla
#4

"Buda başka bir kaynak Alıntıdır"


Temel Özellikleri
Zeki, kolay eğitilen, çocuklara karşı sabırlı, azarlanmaya karşı duyarlı, sevilmek isteyen, yaşadığı yeri sahiplenen bir köpektir. Yabancılara karşı kuşkucudur, bu nedenle güvenli ve çitlerle çevrili bir alanda ya da koruyucusu olduğu sürüsüyle birlikte açıkta yaşamalıdır.

Neler Yapar?
Savaşta ve avda yüzyıllar boyunca savaş köpeği olarak kullanıldı. özellikle kurtlara karşı verdiği başarılı savaşlarla tanınır. Bir çoban köpeği olarak yorgunluktan ve kötü hava koşullarından etkilenmez. Günümüzde bekçi köpeği olmanın yanı sıra çoban köpeği olarak da kullnılmaktadır.

Tarihçesi
çok eski çağlardan beri Küçük Asya'da (Anadolu) yaşar. Türk bekçi köpeği olarak da bilinir. 1968'de Amerika Birleşik Devletleri'ne götürülmüştür.

- - -

Kangal özel
Kangal'ın tarihçesini araştırdığımızda en küçük bir belgeye rastlayamadık. Kangal köpeği hakkında çeşitli rivayetler söz konusudur. Bir rivayete göre M.ö. Asurlular ve Babilliler zamanında türediği, aslan ve kaplan gibi vahşi hayvanlara karşı korunmak, savaşlarda yararlanmak amacıyla büyük bir özenle yetiştirildiği anlatılmaktadır.

Bu köpeğin çok rahat bir şekilde aslanı mağlup ettiği söylenmektedir. İkinci bir rivayete göre, Hint mihracesinin Osmanlı padişahına (Yavuz Sultan Selim veya 4. Murat’a) bir köpek hediye etmesiyle başlamaktadır. Sarayda bulunan ve aslanla bo---güs---an bu köpek aslanı öldürüyor. Böylece padişahın nazarında büyük bir ilgi görüyor. Osmanlı ordusu doğu seferine gelişinde Kangal Deliktaş dolaylarında köpeğin kaybolduğu ve bütün aramalara rağmen bulunamadığı, Kangaldaki köpeklerin bu köpeğin soyundan türediği rivayetler arasındadır.

17.Yüzyılda Evliya çelebi Seyahatnamesinde aslan kadar kuvvetli olarak tarif ettiği bu köpeklerden bahsetmektedir. Osmanlı İmparatorluğu kurucularının bu köpeği beraberlerinde Anadolu’ya getirdikleri ve Osmanlının Avrupa'ya yayılmasıyla ---cög---u Avrupa çoban Köpeğinin de bu ırktan türediği sanılmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu dönemi arşivlerinde, Kangal köpeklerinden bahsedilmekte pedigrili yetiştiriciliği yapıldığı bahsedilmektedir. Kangal çoban Köpeklerinin bu kadar eskilere dayanan tarihi geçmişten günümüze kadar ırk özelliklerini bozmadan gelebilmesini, geçimini koyunculuktan sağlayan çiftçilerin en güvenilir dostu olmasına ve Dünya köpek ırkları arasında kurtlara karşı koyabilen tek köpek ırkı olmasına bağlanmaktadır. Kangal köpekleri en zor iklim ve çalışma şartlarında verilen görevi cani pahasına yerine getirirler. Bakım ve beslenme şartları diğer köpek ırklarına göre daha basit ve ekonomik olması Kangal ırkı köpek neslinin devamını sağlamıştır.

Ek 1
Dünyada emsali görülmemiş bir köpek türü olan Kangal çoban köpekleri, Türkiye’de ve yabancı devletlerde haklı bir üne sahiptir. özellikle İngiltere ve Amerika’da bu köpekleri sevenler tarafından dernekler kurulmuş, yarışmalar yapılmıştır. Ne acıdır ki yabancı devletlerin göstermiş oldukları ilgiyi, bizler maalesef son on-on beş yıldır göstermekteyiz.

Kangal çoban Köpekleri çok cesur, gayet hızlı ve çeviktirler. Kadın ve çocuklara karşı gayet muhlis, kötü niyetli kişilere karşı son derece caydırıcı bir silah olan Kangal köpekleri çok zeki, ön sezileri kuvvetli ve sahibine aşırı bağlıdırlar. Sahibi tarafından azarlandığı zaman suçlu bir çocuk gibi başını öne eğer,sahibinin gözlerine mahsun mahsun bakarak af edilmesini bekler. Hislerini yalnız hal, hareket, mimik ve jestlerle değil çıkardıkları çeşitli tonlardaki havlamalarla belli ederler.

Kangal çoban Köpekleri görevlerine çok sadıktırlar şöyle ki; dağda sürüden ayrılan veya geride kalan koyunun başından günlerce aç ve susuz bekledikleri Kangal çiftçileri tarafından anlatılmaktadır. Kangal çoban Köpeğine sahip çiftçilerin en büyük gurur kaynağı köpeklerinin kurt boğmalarıdır. Kurt boğan köpeğe sahip olmak onlar için bir ayrıcalık ve övünç kaynağıdır.

Yüzyılların ihmaline rağmen ne ırk vasıflarından ne de yüksek ruh yapısından en ufak bir taviz vermemiştir. Kan asaletine çok bağlıdır. Doğuda serbest iken bile başka bir karnivorla çiftleşmesi mümkün değildir. 1975 yılında askeri amaçla eğitime alınmış ve asırlardır bu yönde eğitim gören köpek türlerinden çok daha yetenekli olduğunu kanıtlamıştır.

Ek 2
Kangal köpekleri topluca kurt boğdukları gibi tek başlarına da kurt boğabilirler. Eğer köpek tek başına kurt boğmuşsa genellikle günlerce yerinden kalkamaz . Zira hem yaralı olur hem de gösterdiği üstün efordan dolayı aşırı yorgun olur. Yarasının ---cög---u tırnak yarasıdır. Kurdu boğmak için altına aldığında yaraların ---cög---u karın bölgesindedir.

Kurt arka ayağının tırnaklarıyla üstündeki köpeği kaldırıp atmaya çalışırken yaralar. Kurdun arka ayak kasları çok kuvvetlidir. Kurdun açmış olduğu diş yarası ise bıçakla kesilmiş gibidir. Kangal köpeği kurdu çok süratli kovalar ve yetiştiği zaman bazen yan taraftan süratli döş vurur, bazen de rastgele arkadan da çarpar. Bu çarpışma sırasında haliyle kurtta köpekte yıkılır. Sonra her ikisi birden kalkmaya çalışır.

Eğer köpek kurttan evvel kalkarsa, hemen kurdun boğazından tutar ve ölünceye kadar bırakmaz. Fakat kurt daha evvel kalkarsa bu kovalamaca devam eder. Eğer köpek iki veya daha fazla ise kurt kalkmadan köpeğin öbür eşleri kurdu boğarlar.

Bu köpekler kurdun ölüsüne kulağını dayayarak dinler ve en ufak bir harekette yeniden boğarlar. Bu anda köpeklerin sahibi dahi gelse o hırsla hücum edip kurdun ölüsünün yanına yaklaştırmazlar. Bu olaydan birkaç saat sonra köpekler uysallaşırlar ve boğazlarına kaçan kurdun kılları dolayısıyla öksürmeye başlarlar. Bunun için köpeklere hemen bir koyun kesilir ve koyunun kuyruğu yedirilir. Böyle bir olaya tanıklık etmek ve böyle bir köpeğe sahip olmak sahibi için övünç kaynağıdır.

Ek 3
Sadakati, cesareti ve dost canlısı karakteriyle gerek Türkiye'de gerekse İngiltere, ABD ve Kanada başta olmak üzere tüm dünyada haklı bir üne sahip olan kangal çoban köpeklerinin değeri özellikle 1970'li yıllardan sonra anlaşılmaya başlanmıştır. özellikle İngiltere ve Amerika'da kangal koruma dernekleri oluşturulmuş; ülkemizde ise bu özen ancak son yıllarda gösterilmeye başlanmıştır.

Kangal çoban köpekleri ülkemizde ilk kez 1970'li yıllarda Gemlik'te askeri amaçlı köpek eğitim programına alınmıştır. Eğitim programının sonucu hakkında farklı kaynaklar farklı bilgiler vermektedir. Bir bölümü, eğitim programı sonucunda, kangal çoban köpeklerinin, yıllardır bu yönde eğitim gören köpeklerden çok daha yetenekli olduğunun ortaya çıktığını söylerken; bir bölümü ise, eğitim sürecinin istenilen sonucu vermemiş olduğunu ve eğitimlerinin sınırlı tutulmasına karar verildiğini söylemektedir. Kaynaklardan hangilerinin daha güvenilir sonuçlar içerdiğini bilemiyoruz; ancak ikinci varsayımın doğruluğu halinde dahi, zeka seviyeleri diğer köpeklerden az olmayan bu köpeklerin eğitimlere yeterli cevabı vermemiş oluşunu iki etmene bağlamak bizce mümkündür:

Kangal çoban köpekleri tüm insancıllıklarına ve güçlü sorumluluk duygularına rağmen, geçmişten beri süregelen yaşam biçimlerinden ve genel karakter özelliklerinden kaynaklı olarak özgürlüklerine son derece düşkündürler. Ayrıca, çok gururlu olan kangal köpeklerinin, sürekli emirlere itaat etmesini ve bir anlamda köle-sahip ilişkisini benimsemesini beklemek kanımızca onlara haksızlık olur. Bizim gözlemlerimize göre, kangal çoban köpekleri bir çok komutu kolaylıkla öğrenmekte; ancak yalnızca istedikleri zaman bu komutlara uymaktadırlar. Fakat zaten içgüdüleri çok güçlü olan kangal köpekleri, önemli durumlarda genellikle ne yapması gerektiğini herhangi bir komuta gerek duymaksızın bilmektedir.

İkinci bir faktör ise, eğitimin verildiği saatler olabilir. Koruma köpeği olarak yetişmiş oluşundan dolayı performansı geceleri maksimum seviyede olan, ancak gündüz saatlerinde, hele de öğlenleri minimuma inen kangal çoban köpeklerine, araştırdığımız kaynaklarda yazdığına göre, eğitim hep gündüz verilmeye çalışılmıştır; ki dediğimiz gibi performansının en düşük olduğu zaman dilimidir gündüz...

Yine 1970'li yıllarda yurtdışına götürülmesiyle de önemi anlaşılmaya başlanmış ve Anadolu köylüsünün yıllardır sadık dostu olan, ancak özellikleri geniş çevrelere yayılamayan kangal çoban köpekleri tüm dünyada tanınmaya, Türk ve dünya basınında yer almaya başlamıştır.

Tüm yeteneklerine karşın yine de çok sakin ve mütevazı bir görünüme sahiptir. Mimikleriyle, hal ve hareketleriyle ve hatta havlama şekilleriyle, üzüntüsünü, sevincini, kızgınlığını çok rahat ifade eder. Fazlasıyla hassastır. Kendisine kızıldığını anladığında, başını öne eğer, mahzun mahzun bakmaya başlar. Pek kaprislidir; bazen keyfi tekrar yerine gelsin diye uzun uzun onunla konuşmak, kendisine neden kızıldığını anlatmak bile gerekebilir.

üzüldüğünde yemeğini yemez, durgunlaşır, sürekli mahzun bir ifade olur yüzünde.

Kendileriyle ilgili konuşurken dikkatli olmak gerekir. övüldüklerini veya yerildiklerini gayet iyi anlarlar. Son derece kıskançtırlar ve gözlerinin önünde bir başka köpeğin sevilmesine hiç dayanamazlar.

özellikle son yıllarda evlerinde bekçi köpeği olarak kangal besleyenlerin sayısında büyük artış olmuştur. Bunda en çok kangal çoban köpeğinin aile bireylerine karşı son derece sevecen, kadın ve çocuklara karşı çok uysal oluşu etkilidir. Ayrıca koku alma duyularının da diğer köpek türlerine göre daha güçlü olduğu söylenmektedir.

çobanlar için önemi ise, esas olarak, kangal çoban köpeklerini, diğer bütün sürü koruma köpeklerinden üstün kılan özelliklerinden kaynaklanır. Diğer sürü koruma köpekleri kurt için yalnızca caydırıcı özellik gösterirken, yalnızca kangal çoban köpeği kurdu öldürebilme özelliğine sahiptir. Kurda karşı erkek ve dişi köpek ortak çalışıp birbirlerinin eksikliklerini kapatırlar. Dişi köpek daha hızlı ve çeviktir; erkek ise daha güçlü... Bo---güs---urken esas olarak göğüs darbeleriyle düşmanlarını sersemletip savunmasız duruma getirirler. Elbette ki, kurt boğan bir köpeğe sahip olmak çobanlar tarafından bir gurur kaynağı olarak görülmektedir. Ancak kurt boğmasının yanı sıra, sürü koruma köpeği olarak birçok başka yeteneklere de sahiptir.

çok hızlı koşarlar ve çok çeviktirler. Yaklaşık 200 başlık bir sürüyü korumak için yalnızca bir erkek ve bir dişi kangal yeterlidir. Görevlerine çok bağlıdırlar. Sürüdeki hayvanların sayısını bilirler ve dağda kaybolan, sürüden ayrılan, geride kalan koyunların başında günlerce aç ve susuz bekledikleri çobanlar tarafından anlatılmaktadır.

Doğada çok zorda kalmadıkça başka köpeklerle çiftleşmeyi kabul etmezler. Hatta kardeşlerin de genellikle çiftleşmediği bilinmektedir. Bu özellikleri, yüzyıllardır ihmal edilmiş olmalarına ve değerlerinin yeni anlaşılmaya başlamış olmasına rağmen, genel karakter özelliklerini yitirmemelerini ve saflıklarını büyük ölçüde korumalarını sağlamıştır.

Ek 4
Yüzyıllardır Anadolu insanının cesur, zeki ve bir o kadar sadık dostu olan kangal çoban köpeklerinin tarihçesi hakkında çok kesin bilgilere ne yazık ki ulaşılamamaktadır.

Kangal çoban köpeği yüzyıllar boyunca Anadolu'da çobanların yanında sürüyü her türlü tehlikeye karşı korumuş olan bir köpek türüdür. Geçmişiyle ilgili üç ayrı varsayıma ulaşabildik.

Asurlular ve Babilliler döneminde ortaya çıktığı ve aslan gibi vahşi hayvanlardan korunmak için kullanıldığı ileri sürülmektedir.

İkinci bir varsayıma göre; kangal çoban köpeği bir Hint mihracesi tarafından Yavuz Sultan Selim veya IV. Murat olduğu tahmin edilen Osmanlı padişahına hediye olarak getirilmiştir. Bu köpeğin aslanı öldürmesi, padişahı çok etkilemiş ve padişahın bu köpeğe çok değer vermesini sağlamıştır. Ancak Osmanlı ordusuyla birlikte gittiği doğu seferinde, Kangal Deliktaş civarlarında köpek kaybolmuş ve tüm aramalara rağmen bulunamamıştır. Kangal çoban köpeklerinin bu soydan geldiği söylenmektedir.

üçüncü bir varsayım da; Evliya çelebi'nin Seyahatname'sinde bahsedilen köpek hakkındadır.Evliya çelebi, 'aslan kadar kuvvetli' diye tanımladığı bir köpekten bahsetmektedir. Osmanlı'nın kurucularının bu köpeği kendileriyle birlikte Anadolu'ya getirdikleri tahmin edilmektedir. Yine bu varsayıma göre, Osmanlı'nın Avrupa'ya yayılmasıyla birlikte, bu köpek de Avrupa'nın çeşitli yerlerinde bulunmuş ve birçok Avrupa çoban köpeği de bu ırktan türemiştir.

Bu varsayımlar dışında bilinen bir olgu, kangal çoban köpeğine Osmanlı İmparatorluğu döneminde çok önem verildiği ve pedigrili olarak yetiştirildiğidir. Bu dönemde kangal çoban köpeği Osmanlı İmparatorluğu'nda genellikle saray eşrafı ve İmparatorluğun ileri gelenleri tarafından yetiştirilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünden itibaren ise, pedigrili yetiştiricilik kaybolmuştur.

Asıl köpek türü, yani Latince ismiyle 'canis familaris', kendine özgü birtakım karakter özellikleri taşımaktadır. Sadakat gibi, cesaret gibi, güvenilirlik gibi... Ne yazık ki, çakal, kurt gibi dış görünüş itibariyle köpeğe benzeyen; ancak karakter yapısı itibariyle yukarıdaki özelliklere sahip olduğu tartışılır olan hayvanlarla yüzyıllar boyunca çiftleştirilen köpeklerin saflıkları bozulmuş, insanın gerçekten iyi dostu olan köpeklerin genlerinden gelen karakter özellikleri başlangıçtaki niteliklerini kaybetmeye başlamıştır. Bu bilinçsiz çiftleştirme olgusundan kendini koruyabilen ender köpek türlerinin başında kangal çoban köpeği gelmekte ve günümüzde hâlâ Anadolu insanının en sadık dostlarından biri olma özelliğini korumaktadır.

öylesine ki, kangal çoban köpeklerinin geçmişini araştırmaya başladığımızdan beri, görüştüğümüz her kangal çoban köpeği sahibinin, köpeklerinin sadakati, duygusallığı, cesareti veya zekasıyla ilgili ve bu köpeği kendileri için vazgeçilmez kılan, başlangıçta bizim de inanamadığımız, sonrasında ise alıştığımız ve hatta kendi köpeklerimizde yaşadığımız öyküleri vardı.

Kangal çoban köpeklerinin saflıklarını büyük ölçüde koruyabilmiş olmalarının en önemli sebeplerinden biri olarak bu köpeklerin yapı itibariyle çok iri oluşları ve bu nedenle diğer tür köpeklerle çiftleşmeyi kabul etmemeleri gösterilmektedir.
kucuk1113618017kangal_12.jpg
Cevapla

Konu Araçları
Konuyu Paylaş :  
Konunun Linki :  
BBKodu :  
Konu Araçları :

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi