Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 2.67/5 - 27 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Mikro Bioloji
#6

07. Virolojinin Tarihçesi
Bakteriler üzerinde yapılan çalışmalardan sonra, nedenleri saptanamayanbir çok hastalıklar konusunda da yoğun araştırmalar yapılmayabaşlanmıştır. Bakterileri geçirmeyen filtrelerin bulunması, bu yöndekiincelemeleri daha kolay hale getirmiştir. Pasteur, Berkefeld veChamberland kendi adları ile tanınan ve bakterileri tutan filtreleriyapmayı başarmışlardır. Iwanowski, 1892'de, ilk defa tütün mozaikvirusunu bulmuştur. Yine aynı yıllarda, Löffler ve Frosch, sığırlardaönemli hastalıklara yol açan şap virusunun filtreleri geçtiğinisaptamışlardır. Nicolle ve Adil Bey, 1899'da, sığır Vebası virusununfiltreleri geçebildiğini açıklamışlardır. Tword, 1915'de, İngiltere'deve d'Herelle, 1917'de, Fransa'da bakteriyofajları bulmuşlar ve bunlarınsüzgeçleri geçtiklerini göstermişlerdir. W. Reed ve ark.1901'de,insanlarda sarı humma (Yellow fever) hastalığı etkeninin filtrelerigeçtiklerini kanıtlamışlardır.

08. İmmunolojinin Tarihçesi
İnsan ve hayvanları hastalıklardan koruma çalışmaları çok öncelerekadar uzanmaktadır. Bu yöndeki ilk adımı, bir İngiliz olan, EdwardJenner (1749-1823) atmıştır. Bağışıklığın kurucusu olarak tanılanaraştırıcı, sığır çiçeği alan bir şahsın, insan çiçeğine karşı bağışıkolacağını ve hastalanmayacağını göstermiş ve aşılama ile immuniteninelde edilebileceği görüşünü yerleştirmiştir. Pasteur de aynı tarzda,hazırladığı birçok aşılarla (tavuk kolerası, koyun antraksı ve kuduzakarşı yaptığı aşılar) ve bunlarla elde ettiği bağışıklık o devir içinçok önemli buluşlar arasındadır. Emil Roux ve Alexander Yersen,1888'de, difteri toksinini bulduktan sonra, Emil Von Behring dedifteriye karşı antitoksin elde etmeyi başarmıştır. August VonWassermann (1886-1925), frenginin teşhisinde Bordet Gengou, fenomeniniuygulamış ve kendi adı ile bilinen Wassermann reaksiyonunu ortayakoymuştur. Nuttal, 1888'de, hayvanların kanında B. anthracis içinbakterisidal etkiye sahip maddelerin bulunduğunu saptamıştır. PaulEhrlich (1854-1916) ve Bordet bağışıklığın humoral ve Elie Metschnikoff(1845-1916) da hücresel (fagositoz) yönlerini açıklamış ve bunlarınönemi üzerinde durmuşlardır. Jules Bordet (1871-1962) ve Gengou ilebirlikte komplement fikzasyon reaksiyonunu bildirmişlerdir. AlbertCalmette (1868-1933) ve Guerin ile birlikte BCG 'yi hazırlamışlardır.H. Durham ve Max Gruber, 1896'da, mikroorganizmaların spesifikantiserumlar tarafından aglutine olduklarını göstermişlerdir.

09. Mikolojinin Tarihçesi
Mantarların varlığının tanınması çok eski zamanlara (Devonian vePrekambium) kadar uzanmaktadır.Bitkiler üzerinde mantarların ürediğinive bazı zararlara neden olduğuna ait ilk bilgileri Vedas (MÖ. 1200)vermektedir.

Romalılar zamanında, depolarda saklanan danelerde ve tahıllardamantarların ürediğini Pliny (MS. 23-79) bildirmektedir. Yine budönemlerde, mantarlara ait bazı resimlerin çizildiği, Pompei'dekikazılardan anlaşılmaktadır. Loncier, çavdar mahmuzunu (Clavicepspurpurae mantarının sklerotiumu) tanıyan ve bunun morfolojiközellikleri hakkında bilgi veren kişi olarak tanınmaktadır (1582).Clusius (1526-1609), mantarlar üzerinde araştırmalar yapmış ve eldeettiği bilgileri 28 sayfalık bir monograf içinde yayımlamıştır.

Gaspard Bauhin (1560-1624), mantar üzerinde araştırmalar yapmış vehazırladığı "Pinax Theatri Botanici" adlı eserinde 100 kadar mantarınözelliklerini bildirmiştir (1623). Marcello Malpighi (1628-1694),Rhizopus, Mucor, Penicillium ve Botrytis gibi bazı mantarlar üzerindearaştırmalar yapmış ve bunlara ilişkin özlü bilgiler vermiştir (1679).Van Sterbeeck (1630-1693), yenilebilen mantarlarla zehirli olanlararasında ayrımları belirtmeye çalışmış ve bu konudaki görüşleriniyayımlamıştır.

Hooke (1635-1703), mantarlar üzerinde birçok araştırmalar yapmış vebunları "Micrographia" adlı yapıtında resimleyerek Royal Society 'yesunmuştur. Araştırıcı, özellikle, iki mantar üzerinde (Phragmidium veMucor) incelemeler yapmış, bunların bitki olduklarına ve bitkilerdenorijin aldıklarına inanmıştır (1667).

Tournefort (1656-1708), çeşitli mantarlar ve likenler üzerindeincelemeler yaparak bunları, morfolojik ve diğer karakterlerinedayanarak, 6 gruba (1-Fungus, 2-Boletus, 3-Agaricus, 4-Lycoperdon,5-Coralloides, 6-Tubira) ayırmış ve "Element de Botanique" adlıeserinde yayımlamıştır (1694). Sebastian Vaillant (1669-1750),mantarlar üzerinde ayrıntılı çalışmalar yapmış, bazılarını alfabetikolarak klasifiye etmiş, önemli gördüklerinin de resimlerini çizmiş ve"Botanicon Parisiense" adlı kitabında açıklamıştır (1727).

Antonio Micheli (1679-1737), mantarlar üzerinde yaptığı inceleme vearaştırmaları grup isimlerinden yararlanarak sınıflandırmış (Clavaria,Clathrus, Geaster, Lycoperdon, Phallus, Tuber gibi) ve bunları "NovaGenera Plantarum" adlı eserde yayımlamıştır (1729). Araştırıcının,çizdiği resimler ve verdiği bilgilere dayanarak spesifik identifikasyonyapılabilir. Bu eserin çok değerli olduğu ve mantarların ayrımlarındabazı önemli anahtarları açıkladığı bildirilmektedir. Kendisinin yaptığıözel klasifikasyonda bazı büyük mantarlara özel yer vermiş ve bunlarıFungi lamellati (Agaricaceae), Fungi porosi (Polyporaceae) ve Fungiromosi (Clavariaceae) diye 3 gruba ayırmıştır. Botrys ve Rhizopus gibibazı mantarları da saf kültürler halinde üretmiştir.

Carl Von Linne (Linneaus, 1707-1778), bir botanikçi olan bu araştırıcı,kendi yaptığı klasifikasyon içinde mantarları "Species Plantarum" adlıyapıtında "Cyrptogamia Fungi" sınıfında toplamış ve Agaricus, Boletus,gibi bazı generik isimler de kullanmıştır. (l753). Gleditsch(l7l4-l786), mantarların sporları ve sporulasyon özellikleri üzerindearaştırma ve incelemeler yapmış ve bu karakterlerine göre mantarları 2ana bölüme ayırmıştır.

Builliard, Discomycetes, Pyrenomycetes, Mucorales ve Mycetozoa 'larüzerinde araştırmalar yapmış ve bulgularını "Champignon de France" deyayımlamıştır (l79l). Hendrik Persoon (l76l-l836), mantarlara ilişkinincelemelerini, taksonomik bir yapıt olan "Synopsis Methodica Fungorum"da toplamıştır (l80l). Ayrıca kendisinin 3 volum halinde olan, l822 vel828 yıllarında yayımlanan "Mycologia Europaea" adlı çalışmaları davardır. Araştırıcı, mantarları 2 sınıf, 6 ordo ve 71 genusa ayırarakbir klasifikasyon yapmıştır.

Schweinitz (l780-l834), Kuzey Amerika'da, North Carolina eyaletinde3000 ve Pennsylvania'da da l200 mantar toplayarak incelemiş ve bunları"Synopsis Fungorum Carolina Superioris ve Synopsis Fungorum in AmericaBoreali Medico Degantium" adlı yayınlarda açıklamıştır. Elias Fries(1794-1878), bugünkü mantarlar sistematiğinin esasını kurmuş veİsveç'de de mantar klasifikasyonu ile bir fonun kurulmasında önderliketmiş olan araştırıcı çalışmalarını "Systema Mycologicum" adlı eserdetoplamıştır.

Josef Cordo (l809-l849)' nun, mantarlar üzerindeki çalışmalarını 6 cilthalinde olan "İcones Fungorum Hucusque Cognitorum" adı altındayayımlanmıştır. Anton de Bary (1831-1888), mantarların yaşam dönemleriüzerinde incelemeler yaparak bir çok kapalı noktaları aydınlığakavuşturmuştur. Mycetozoa 'nın yaşam siklusunu dönemini 1859'daaçıklamıştır. Harton Peck (1833-1917) de 2500 tür mantar üzerindeçalışmıştır.

Andrea Saccardo (1845-1920), mantarlar üzerinde 1880 yılına kadaryapılmış inceleme ve araştırmaları, 25 cilt halinde olan ve ilki1882'de yayımlanan "Sylloge Fungorum" adlı eserde toplamıştır. Soncilt, ölümünden sonra 1931'de yayımlanmıştır. Bu çalışmalarda, 80.000mantar türü bildirilmiştir.

Tulasne'nin güzel resimlerle süslenmiş olan "Selecta FungorumCarpologia" adlı eseri 1861-1865 yılları arasında ve 3 cilt halindebasılmıştır. Bunlardan sonra bir çok araştırıcı, mantarlar üzerinde çokdeğerli çalışmalar yapmış ve bunları sınıflandırmaya çalışmışlardır.Patouillard, Quelet, Cooke (1871-1883), Massee (1892-1895), Bresadola(1927-1932), ayrıca, Engler, Prantl, Rabenhorst, Sydows, Oudemans,Seymour, gibi araştırıcılar da mantarlar üzerinde inceleme veçalışmalar yapmışlardır.

Mantarlar, bitkilerde olduğu gibi, insan ve hayvanlarda da çeşitlihastalıklara (mycoses) neden olurlar. Mantarların bitkilerde hastalıkoluşturduğuna dair birçok yayınlar vardır (Fontana (1767), Prevot(1807), Berkeley (1832), Kühn (1858), de Bary (1866), Hartig (1874),Woronin (1878), Whetzel (1918). Lafar, mayaların endüstridekullanılmaları hakkında, "Technische Mykologie (1904)" adlı yayındabilgi vermiştir.

Balıklarda (sazanlarda) Saprolegnia türü mantarlardan ileri geleninfeksiyonlar hakkındaki bilgilere, 1748 yılında yayımlanan"Transactions of the Royal Society" adlı bilimsel dergiderastlanmaktadır. Richard Owen (1804-1892), Avian Aspergillosis üzerindeçalışmalar yapmış ve bulgularını neşretmiştir (1832). Agostina Bassi(1773-1856), ipek böceklerindeki mantar hastalıkları üzerindeçalışmalar yapmış ve bulgularını bir monografta ayrıntılı olarakaçıklamıştır (1837). Berg (1806-1887), insanlardaki Candida albicansinfeksiyonları üzerinde araştırmalar yapmış ve bulgularınıyayımlamıştır. David Gruby (1810-1898), insanlardaki Dermatophytinfeksiyonları ile ilgilenmiş ve bunlara ait bir rapor düzenlemiştir.Sabouraud (1864-1938), medikal mikoloji üzerinde çok değerli çalışmalaryapmış ve bu konuda da bir kitap yayımlamıştır (1910).
Cevapla
#7

Bugün mantarların çeşitli yönlerini (morfolojik, fizyolojik,biyokimyasal özellikleri ve antijenik yapıları, patojeniteleriepidemiyolojileri ve diğer karakterleri) açıklayan çok değerliaraştırmalar yapılmakta ve henüz kesinlik kazanmamış veya tam olarakbilinmeyen yönleri aydınlatılmaya çalışılmaktadır.

10. Mikrobiyoloji Alanında Nobel Ödülü Kazanan Bilim Adamları
1901 Emil Von Behring Difteri antitoksini ve serumlarla sağaltma yöntemleri
1902 Sir Ronald Ross Malarya üzerinde araştırmalar
1905 Robert Koch Verem etkeninin bulunması ve verem üzerinde çalışmalar, bakteri kültürleri üzerine araştırmalar
1907 C.L.A Laveran Hastalık yapan protozoonlar
1908 Elie Metschnikoff Bağışıklığın hücresel yönü ve fagositoz
1908 Paul Ehrlich Humoral bağışıklık
1913 C.Robert Richet Allerji ve anaflaksi
1919 Jules Bordet Bağışıklık ve komplement fikzasyon reaksiyonu
1928 C.J.H. Nicolle Tifüsun naklinde bitlerin rolü
1930 Karl Landsteiner İnsan kan gurupları üzerinde araştırmalar
1939 Gerhard Domagk Prontosilin bulunması ve antibakteriyel etkisi
1945 Sir Alexander Fleming, E.Boris Chain, Sir H.Walter Florey Penicilinin bulunması ve etkileri
1948 P.Hermann Müller DDT’nin bulunması.
1951 Max Theiler Yellow fever aşısı üzerinde araştırmalar
1952 S.Abraham Waksman Streptomisinin bulunması
1954 J.Franklin Enders, Thomas H.Weller, Frederich C.RobbinsPoliomiyelit virusu ve diğer virusların hücre kültürlerindeüretilmeleri.
1958 Joshua Lederberg, George V.Beadle, Edward L.Tatum Mikrop genetiği
1960 Sir F.M.Burnet Transplante dokuların immunolojik kontrolleri.
1965 Andre Lwoff, Jacques Monod, François Jacob RNA’nın bulunması.
1966 Charles Huggins, Peyton Rous Kanser ve kanatlı sarkomu üzerinde çalışmalar
1967 R.Granit, H.R.Hartlin, G.Wald Fotoreseptörlerin fonksiyonları.
1968 R.W.Holley, H.Gobind, M.W. Nirenberg protein sentezinde genetik kodların çalışması.
1969 M.Delbrück, A.D.Hershey, E.Luria Bakteriyofajların hakkında yayınlar
1970 J.Axelrod. S.Bernard Katz, Ulf von Euler, Earl W.Sutherland AMP’nin metabolizmadaki önemi
1971 E.Sutherland AMP’nin metabolizmadaki önemi
1972 Porter,R.R, Edelman,G.M İmmunoglobulinler üzerinde sütrüktürel çalışmalar.
1973 K.Von Frisch, K.Lorenz, N.Timbergen Evolusyon ve analoji üzerinde çalışmalar
1974 C.de duve, G.E.Palade Hücre anatomisi,sitokrom ve mitokondrialar hakkında yayınlar
1975 D.Baltimore, R.Dulbeco, H.M. Temin RNA’ya bağlı DNA polimerase üzerinde
1976 Baruch Blumberg Serum hepatiti.
1976 Daniel C.Gajdusek Latent virus hastalıkları
1977 Rosalyn Yellow Radio immunoloji üzerinde çalışmalar
1977 Andrew Schally, Roger Guillemin Üç ayrı hormon serbest bırakma faktörleri üzerinde araştırmalar
1978 N.O.Smith, D.Nathans, W. Arber Restriksiyon enzimlerinin bulunması ve bunların kullanılması
1980 B.Benarerraf, G.Snell, J.Dausset Histokompatibilite antijenlerinin bulunması
1980 P. Berg, W.Gilbert rekombinant DNA teknolojisinin gelişmesi
1980 F.Sanger DNA sekans analizlerinin yapılması.
1982 A.Klug Kristalografik elektron mikroskobun gelişmesi, virus yapısının aydınlatılması

1984 C.Milstein, G.J.F.Köhler Monoklonal antikorların elde edilmesi.
1984 N.K.Jerne İmmunolojide teorik çalışmalar
1986 E.Ruska Transmisyon elektron mikroskobunun gelişmesi

1987 S.Tonegawa antikor çeşitliliğinin genetik prensipleri.

1988 J.Deisenhofer, R.Huber, H.Michel Bakteri membranlarnda fotosentetik reaksiyon merkezleri.
1988 G.Elion, G.Hitching Kanser, malarya ve viral infeksiyonların tedavisinde kullanılan ilaçların geliştirilmesi
1989 J.M.Bishop, N.E.Varmus, S.Altman Onkogenlerin bulunması
1989 T.R.Cech Katalitik RNA’ların bulunması
1990 J.E.Murray İmmunsupresif ajan kullanarak transplantasyon
1992 E.H.Fisher, E.G.Krebs Protein kinasenin bulunması
1993 R.J.Robets, P.A.Sharp DNA’nın farklı segmentlerindeki genler
1993 K.B.Mullıs PCR’nin bulunması
1993 M.Smıth Site directed mutagenezis
Cevapla
#8

Türkiye 'de Mikrobiyolojinin Kurulması
Yurdumuzda mikrobiyoloji alanındaki ilk çalışmalar aşı yapmaklabaşlamış ve buna da çiçek hastalığı ve aşı hazırlama çabaları önderliketmiştir. Bu yöndeki aktiviteler, 1840 yılından sonra giderek gelişmişve çiçek aşısı hazırlanarak başarı ile kullanılmıştır.

Pasteur 'ün, Paris Tıp Akademisi'nde, 27 Ekim 1885'de verdiği"Isırıldıktan Sonra Kuduzdan Korunma" adlı bildiri dünyada büyükyankılar yarattıktan ve aynı tebliğ 31 Ekim 1885'de İstanbul'dayayımlandıktan sonra, kuduz üzerindeki çalışmaları yakından izlemekamacı ile, Osmanlı Hükümeti tarafından, Tıbbiye Mektebi DahiliyeMuallimi Dr. Aleksander Zoeros Paşa başkanlığında, Veteriner HekimHüseyin Hüsnü ve Zooloji Muallimi Dr. Hüseyin Remzi Beyler 'den oluşanüç kişilik bir heyet, Pasteur 'ün yanına Fransa'ya gönderildi (1886).Bu heyetle birlikte, Padişah Abdulhamid, Pasteur 'e verilmek üzere, birnişan ve laboratuarına yardım için 1000 altın göndermiştir. Paris 'dePasteur 'ün yanında 6 ay kalan ve kuduz hastalığı aşısının hazırlanmasıve kullanılması konularındaki tüm bilgileri öğrenen heyet, yurdadöndükten sonra da bu hastalık üzerindeki "Daül-kelb Ameliyathanesi"ndeaşı yapımına başlamıştır (1887). Vet. Hekim Hüseyin Hüsnü ile Dr.Hüseyin Remzi Beyler de, Pasteur ve Chamberland'ın eserini "MikrobEmrazı Sariye ve Şarboniyenin Vesaili Sirayeti ve Usulü Telkihiyesi"adı altında tercüme etmişler ve yayımlamışlardır (1887). Ayrıca, Dr.Remzi Bey, "Kuduz İlleti ve Tedavisi" adlı 19 sayfalık bir broşürneşretmiştir (1890).

Tıp Mekteplerinde 1891'de okutulmaya başlanan bakteriyoloji dersi,Veteriner Mekteplerinde ancak 1893'den sonra ve Dr. Rıfat HüsamettinBey tarafından okutulmaya başlanmıştır. İstanbul 'da 1893 'de, koleravakalarının çıkması üzerine, önleyici tedbirlerin alınması vehastalığın üzerinde gerekli araştırmaların yapılması için, Fransa'danDr. Andre Chantemesse getirildi. İstanbul'da 3 ay kadar kalarak kolerakonusunda çok olumlu çalışmalar yapan bu kişiye, Rutbei Üla ile nişanverildi. Bu arada, Dr. Chantemesse, ülkemizde bir bakteriyolojilaboratuarının kurulması üzerinde ısrarla durdu ve böyle bir müessesekurulduğunda bunun idaresi için Dr. Maurice Nicolle'i tavsiye etti. Dr.M. Nicolle, 1893'de, İstanbul'a geldi ve Gülhane'de Tıbbıye Mektebicivarındaki bir binada çalışmaya başladı. Bu laboratuar, sonradan,Bakteriyolojihane-i Osmani olarak adlandırıldı ve Dr. Nicolle buranınmüdürlüğüne atandı. Çalışma konularının fazla olması nedeniyle, bu binada sonraları dar gelmeğe başladı. Bu yüzden, Nişantaşı 'ndaki SüleymanPaşa konağına nakledildi. Bu yeni binada, bakteriyoloji üzerindekurslar düzenleyen Dr. Nicolle, doktor kursiyerlerin yanı sıra çoktakdir ettiği Veteriner Dr. Refik Güran'ı da seçerek iştirak ettirdi.

Dr. Maurice Nicolle (1862-1920), İstanbul'da kaldığı 8 sene içinde,laboratuarları başarı ile yürütmüş, çok kıymetli çalışmalarda (sığırvebası, keçi ciğer ağrısı, şark çıbanı, P. aeruginosa'nın pigmenti,sığır babesiozu, pnömokok, vaksin virusu) bulunmuş ve ülkemizdemikrobiyolojinin yerleşmesi ve gelişmesinde büyük katkıları olmuştur.

Osmanlı İmparatorluğu zamanında bakteriyoloji ve viroloji çalışmalarıhem insan hekimliğine ait çeşitli müesseselerde (Telkihhane-i Şahane,Daülkelb Ameliyathanesi, Bakteriyolojihane-i Şahane, Mekteb-i Tıbbıye-iAskeriye ve Mektebi Tıbbiye-i Mülkiye ve diğer laboratuvarlarda) ve hemde Veteriner Hekimliğe ait organizasyonlarla (Bakteriyolojihane-iBaytar'i, Baytar Mektebi Alisi, Askeri ve Sivil Baytar Mektepleri,Pendik Bakteriyoloji hanesi ve diğer müesseselerde) yürütülmüştür.

Dr. M. Nicolle 'den başka, çalışmaları ve buluşları ile adları dünyaliteratürlerine geçmiş çok değerli meslektaşlarımız bulunmaktadır.Bunlardan kısaca bahsetmek yerinde olur. Ahmet Refik Güran (1870-1963),Dr. M. Nicolle ile birlikte 7 sene gibi uzun bir süre çalışmış,mikrobiyoloji alanında birçok değerli çalışmalar yapmış veyayımlamıştır. Bakteriyolojihane-i Osmani'de; sularda bulunankolibasillerin envari, Vebaibakari hastalığı ve serumu, lökosit sayımı,keçi ciğer ağrısı hastalığı; Baktriyolojihane-i Baytari'de: Barbonaşısı, şarbon aşısı, şarbon serumu, tavuk kolerası aşısı, kuru serum,kan alma ve vermeye yarayan alet ve periton kanülü yapan Dr. RefikGüran, ayrıca ilk Türk peptonunu da yapmayı başarmıştır.

Yukarıda bildirilen çalışmaları yanı sıra, daha birçok önemliincelemeleri ve ihtira beratı almış olduğu buluşları da olan Dr. RefikGüran, yurdumuzda bakteriyolojinin kurulmasında, gelişmesinde,bakteriyoloji laboratuar veya enstitülerinin açılmasında,bakteriyologların yetişmesinde çok büyük katkıları olmuş bir bilimadamımızdır.

Adil Mustafa Şehzadebaşı (1871-1904), Dr. R. Güran'ın çok yakın çalışmaarkadaşlarından biridir. Dr. Nicolle ile birlikte ve özellikle sığırvebası üzerinde yaptıkları araştırmalarla kendilerini dünyaliteratürlerine geçirmişlerdir. Bu iki bilim adamı, ilk defa, sığırvebası etkeninin filtreleri geçtiği ve süzüntünün hastalık yapıcınitelikte olduğunu deneysel olarak ispat etmişlerdir (1897). Fransa'daProf. Nocard'in yanında da çalışarak difteri serumu hazırlayan Dr. AdilBey, ayrıca, malleus ve piroplasmosis üzerinde de değerli araştırmalaryapmıştır. Kendisi, sivil ve askeri okullarda da bakteriyolojiöğretmenliğinde bulunmuştur.

Nikolaki Mavridis (Mavraoğlu) (1871-1955), Veteriner mikrobiyolojialanında çok değerli çalışmalar yapmıştır. Özellikle, sığır vebası,keçi ciğer ağrısı, malleus, tavuk kolerası, barbon ve diğer hayvanhastalıkları üzerinde kıymetli çalışmaları vardır. Mavraoğlu, RefikGüran ve Adil Şehzadebaşı Bey 'lerin çok yakın çalışma arkadaşlarıdır.

Osman Nuri Eralp (1876-1940), bakteriyoloji ve viroloji üzerindedeğerli araştırmalar yapmış bir bilim adamıdır. Çalışmalarını,özellikle, tüberküloz, tüberkülin, şarbon, sığır vebası, kolera,gonokok, frengi, sütte yaşayan ve sütle bulaşan mikroorganizmalar vediğer konular kapsamaktadır.

Rıza İsmail Sezginer (1884-1963), Baytar Yüksek Mektebinde salgınhastalıklar, bakteriyoloji ve gıda kontrolü dersleri vermiş, İstanbulmezbahasının kurulmasında önemli rol oynamış ve bunun laboratuvar şefiolmuş ve ayrıca kıymetli çalışmalar yapmış olan bir bakteriyoloğumuzdur.

Ahmet Şefik Kolaylı (1886-1976), sığır vebası virusunun insanlardahastalık oluşturmadığını, sığır vebasına tutulan hayvanların kesilereketlerinin askerlere yedirilebileceğini, böyle etleri yiyenlerdehastalık görülmesi halinde kendisinin kurşuna dizilmesini isteyen ve bucesareti gösteren değerli bir bilim adamıdır. Çatalca'da bulunan aç vegıdasız askerlerin bu etleri yemesinden sonra Edirne şehri düşmandan buaskerler sayesinde kurtarılmıştır. Şefik Kolaylı Bey özellikle, sığırvebasına karşı serum hazırlamış ve böyle müesseselerde bulunmuştur.Ayrıca, tüberkülin, mallein, tavuk kolerası ve barbon aşıları dahazırlamış, sığır vebası, antraksın teşhisi, çiçek aşısı, keçilerinbulaşıcı salgın ciğer ağrısı üzerinde de çalışmıştır.

Yukarıda adları bildirilen bilim adamlarının dışında, kendilerini buişe adamış daha birçok kıymetli bakteriyologlarımız bulunmaktadır.Bunlar arasında, Cafer Fahri Dikmen, Josef, Ahmet Hamdi, Ethem Eren,Mustafa Hilmi, İbrahim Erses ve diğerleri sayılabilir.

Başlangıçta, hayvan hastalıklarına karşı hazırlanan aşı ve serumlar ileinsan hastalıklarını ilgilendiren biyolojik maddeler aynı bina içindeyapıldığından, Veterinerler ile Doktorlar birlikte çalışmaktaydılar.Sonra iş hacminin ve eleman miktarının artması üzerine laboratuarlarbirbirlerinden ayrılmak zorunda kalmıştır.

Bakteriyoloji ve viroloji alanında, Osmanlı İmparatorluğu zamanında,çalışmış, değerli araştırmalar ve yayınlar yapmış birçok doktorlar dabulunmaktadır. Bunlar arasında, Hüseyin Remzi, Rıfat Hüsamettin Paşa,Hasan Zühtü, Kemal Muhtar, Sait Cemal, Aleksandr Zoeros Paşa, AhmetSadi, Cemalettin Muhtar, Rıza Arif ve diğerleri. Bu kişilerin de aynışekilde, yurdumuzda mikrobiyolojinin gelişmesinde ve yerleşmesindeönemli katkıları olmuştur.

Temel Mikrobiyoloji
Cevapla

Konu Araçları
Konuyu Paylaş :  
Konunun Linki :  
BBKodu :  
Konu Araçları :

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi