Paulo Coelho - Simyacı

Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 2.5/5 - 14 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Paulo Coelho - Simyacı
#1

Yazar : Paulo Coelho, Rio de Janerio'da doğdu. Roman yazarlığına başlamadan önce oyun yazarı, tiyatro yönetmeni ve sevilen bir şarkı sözü yazarıydı. Coelho, 1986 yılında Hristiyanların Batı Avrupa'dan başlayıp ispanya'da Santiago de Compostela kentinde sona eren geleneksel hac yolculuğunu yaptı. Bu deneyimi 1987 yılında yayınladığı The Pilgrimage (Hac) adlı kitabında anlattı. 1988 yılında yayınlanan 3. kitabı Simyacı Coelho'yu en çok okunan çağdaş yazarlardan biri yaptı. Simyacı 48 ülkede yayınlandı, 26 dile çevrildi. Bu kitap Coelho'yu Gabriel Garcia Marquez'in (Yüz Yıllık Yalnızlık) arkasından en çok okunan Latin Amerikalı yazarlardan biri konumuna getirdi.
Diğer Eserleri:
Ø Piadra Irmağının Kıyısında Oturdum, ağladım.
Ø Beşinci Dağ
Ø Seranika ölmek İstiyor
Ø Şeytan ve Kadın
Ø Işığın Savaşcısının El kitabı

B) İÇERİK ÖZELLİKLERİ
KONU: İ
İspanya'dan yola çıkıp Mısır Piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago'nun felsefi ve masalsı yaşam öyküsü anlatılıyor.
ÖZET:
Santiago, ispanya'da yaşayan bir delikanlıdır. Santiago'nun ailesi onun bir papaz olmasını ister. Fakat onun düşüncesi, beklentileri farklıdır. O, çoban olmayı ve dünyayı gezmeyi arzulamaktadır. Bir gün babasına bu düşüncesini açar ve onunla konuşur. Babası da Santiago'nun düşüncesine olumlu yaklaşır. İsteğini gerçekleştirmesi için ona para verir. Santiago bu parayla bir sürü koyun alır. Düşündüğü gibi ülkeyi dolaşmaya başlar.
Santiago koyunlarıyla birlikte bir kilisede yatıp kalkmaktadır, ilk önce karşısına bir kral çıkar. Kral ona yol gösterir. Santiago rüyasında Mısır Piramitlerine gittiğini ve orada bir hazine bulduğunu görür. Bu rüya iki defa tekrar edince Santiago rüyayı karşısına çıkan bir çingeneye anlatır. Çingene ona Mısır Piramitlerine gitmesini söyler. Bunun üzerine Santiago koyunlarını satar, Afrika'ya gitmek üzere yola çıkar. Bundan sonra Santiago'nun hayatı oldukça maceralı geçer.
Santiago önce parasını çaldırır. Sonra billuriye dükkanında çalışır. Arapça öğrenir. Bir yıl çalıştıktan sonra yeteri kadar para kazanır. Bundan sonra tekrar bir kervanla yola koyulur. Birçok arkadaş edinir. Delikanlı hiç beklemediği bir anda Simyacıyla tanışır. Simyacı ona yardım eder, yol gösterir. Santiago'ya "evrenin dilini" öğretir. Nesnelerle konuşmayı öğretir. Simyacı piramitlere kadar ona yol gösterir.
Santiago sonunda piramitlere gider. Simyacının öğüdünü hatırlar. Yüreğinin sesini dinleyecektir, bundan sonra. Santiago'nun içinden gelen ses ona gözünden yaş akan yeri kazmasını söylemektedir. Bunun üzerine kazıya başlar. Bu sırada haydutlar üzerindeki altın parçasını alırlar. (Kimyagerin verdiği tarifle yumurta biçimindeki bir altın elde etmiştir. Bunun dörtte biri de kendisinde kalmıştı). Santiago'yu saatlerce döverler. Kazı sırasında Santiago'nun yanına gelen bir kişi ona rüyasında Endülüs'teki bir kilisede hazine olduğunu gördüğünü söyler. Bu kilise ve hazinenin bulunduğu yer Santiago'nun üzerinde yattığı yerdir.
Gerçeğin sırrını çözen Santiago ispanya'ya geri döner ve koyunlarıyla kaldığı kilisedeki incirin altını kazar ve bir sandık dolusu paranın sahibi olur. Parayı alır ve sevdiği kadının (Fatima) yanına gitmek için yola koyulur.
ANAFİKİR :
Yaşamda mutlu olmak insanın elindedir, insan her zaman hayallerinin, umutlarının peşinde koşmalıdır. Gerçekleşmesini istediklerimiz uzaklarda aranmamaktadır, insan kendi yazgısına egemen olabilir.
YARDIMCI FİKİRLER :
Ø Yaşamda mutlu olmak insanın elindedir.
Ø insan için en önemli hazine sevgi ve aşktır.
Ø insanı ayakta tutan hayalleri ve umutlarıdır.
Ø Dünyanın en eski dili evrenin dilidir. Ama insanlar bunu zamanla
unutmuşlardır.
Ø Yüreğimizin sesini dinlemeliyiz.
Ø Elde etmek istediklerimiz bizim çok yakınımızdadır.
KAHRAMANLAR:
Santiago : Kitabın baş kahramanı, düşündüklerini gerçekleştirmek için mücadele eden, kendisine farklı bir yaşam planı çizen Endülüslü çoban.
Fatima : Santiago'nun sevdiği fakat Mısır'a gitmek için bırakmak zorunda kaldığı kızdır.
Kral : Santiago'ya Endülüsteyken yol gösteren kişidir (Salem Kralıdır).
Çingene Falcı : Santiago'nun gördüğü rüyayı yorumlayan ve Mısır'a gitmesini söyleyendir.
Simyacı: Santiago'ya yol gösteren bilge bir kişidir. Mısır'da onu yalnız bırakmamıştır.
YAZARIN İŞLEMİŞ OLDUĞU TEMEL DEĞERLER
Ø Sevgi,
Ø Saygı,
Ø İletişim,
Ø Duyarlılık,
Ø Yaşama bağlılık,
Ø Mücadele etme,
Ø Mutluluk,
Ø Aşk,
Ø Evrenin dili,
Ø Yetkinlik
YAZARIN KABULLERİ:
Ø Yaşamdaki her canlının bir konuşma dili vardır. Onlarla bir iletişimi
kurmalıyız. Evrenin dilini öğrenmeliyiz.
Santiago koyunlarıyla sürekli konuşurdu. Evrenin dilini öğrendikten sonra da bu konuşmaları sürdürdü.
Ø İnsanlar sadece kendilerini değil başkalarını da düşünmelidir.
İnsanlar kendilerini düşünür, kendileri için ağlarlar. Bu temel değerlerle örtüşmüyor; her insan bunu düşünmez.
Ø Mutlu olmamız/ı sağlayan şeyleri kaybedince üzülürüz.
"Sularıma eğildiği zaman gözlerinin derinliklerinde kendi güzelliğimin yansımasını görebiliyordum."
Ø Yaşayarak öğrenmek okuyarak öğrenmekten daha etkilidir.
Koyunlar Santiago'nun gezmesini ve öğrenmesini sağladılar. O yüzden,
koyunların kitaplardan daha öğretici olduğunu söyleyebiliriz, Çok okuyan değil çok gezen yargısına ulaşırız.
Ø İnanmak her insan için farklı anlam taşır.
Santiago'nun küçüklüğünden beri hayali dünyayı tanımaktı. Ona göre bu Tanrı' ya da insanın günahlarını öğrenmesinden çok daha önemlidir.
Ø Bir düşü gerçekleştirme olasılığı yaşamı ilginç kılar.
Santiago'da düşünü gerçekleştirmekten yola çıktı ve başından bir sürü olay geçti. Sıradan yaşamı ilginç bir yaşam örneği haline geldi, insanı hayata bağlayan hayalleridir, temel değerlerle örtüşür.
Ø Her işin zorluğu vardır.
Çobanlığın da zorlukları vardı, işi çekici kılan onun tehlikeleridir.
Çocuklar masumiyetin ve saflığın simgesidir. Onlar asla yalan söylemez.
Çocuklar her zaman dünyanın en saf yaratıklarıdır.
Ø Büyüklere karşı saygılı olmalıyız.
Santiago krala yaşından dolayı daha saygılı davranıyordur.
Ø İnsanlar yaşamlarına yön vermeyi bildikleri sürece kaderlerini yaşar/ar.
Yaşamımızda bir amacımız, bir planımız olmadan yaşarsak buna "Bu
bizim kaderimizdi" deyip geçmek doğru değildir.
Ø Yürekten istediklerimiz gerçekleşir.
İnsanın kim, ne, nasıl olduğu önemli değildir. Önemli olan gerçekten, içten istemeyi bilmek gerekmektedir.
Ø Amaca ulaşmak için sonuna kadar gitmek gerekir.
Santiago'nun bir amacı vardır. Dünyayı gezmek ve bunu bütün zorluklara rağmen başarmayı bildi. Bilginin derinliğini öğrenerek amacına ulaştı.
Ø Bir şeyi elde ettikten sonra onu başkalarıyla paylaşmalısın.
Henüz sahip olmadığımız birşeyi vaat ederek amaca gidecek olursak, onu ele geçirme arzumuzu kaybederiz.
Ø İnsan sahip olduklarını kaybetmeden mutluluğu e/de etmesini
bilmelidir.
Santiago Fatima'yı seviyordu. Fakat başka bir mutluluk için onu bırakmak zorunda kaldı. Bilge Kağan hikayesinde de söylendiği gibi "Mutluluğun gizi dünyanın bütün harikalarını görmektir, ama kaşıktaki iki damla yağı dökmeden". Santiago bilmediğini keşfetmek için elindekini kaybetti.
Ø Dünya gerçeklerine olduğu gibi değil, olmalarını istediğimiz gibi
bakarız.
Bu temel değerlerle örtüşmez.
Ø İnsan sevdiği işi yaparsa mutlu olur.
Tıpkı Santiago'nun papazlık yerine çobanlığı tercih etmesi gibi, yaptığımızda mutlu olacağımız işleri tercih etmeliyiz.
Ø İnsanları hayata bağlayan düşleridir.
Santiago'yu da mücadele etmeye götüren onun düşleri, istekleri olmuştur, insanın yaşamak için bir sebebi olmalıdır.
Ø Doğum, ölüm gibi yaşamımızda değiştiremediklerimiz kaderin bir parçasıdır.
Öyle zamanlar vardır ki, insan hayat ırmağının akış yönünü değiştiremez. İşte bu kader denilendir.
Ø Bir işi yapmaya karar vermek o işin olması için atılan en büyük
adımdır.
Karar vermek önemlidir, insan bu sayede aklına gelmeyen şeyleri bile yapıp, yaşayabilir. Santiago'nun verdiği karar ve yaşadığı olaylar.
Ø İnanmak bazı unsurları anlamlandırmak için gereklidir.
Bizler sahip olduğumuz şeyleri kaybetmekten korkarız. Ama hayat hikayemiz ile dünya tarihinin aynı el tarafından yazılmış olduğunu anladığımız zaman, bu korku uçup gider.
Ø Yaşam kitaplardan öğrenilmez.
Yaşamın kendisi en iyi o yollardan geçerek öğrenilir. Bu öğrendiklerimiz evrenin dilidir.
Ø Şimdiyi yaşamayı bilirsek mutlu oluruz.
Yaşam yaşamakta olduğumuz andan ibarettir. O yüzden insan içinde bulunduğu anı yaşamalıdır.
Ø Aşık olmak, sevmek yaşamı daha farklı anlamlandırmaktır.
Sevgi insanın hayata karşı bakış açısını değiştirir.
Ø İnanmak geleceğe umutla bakmaktır.
Gelecek Allah tarafından yazılmıştır ve Allah ne yazarsa yazsın, insanların iyiliği için her şeyi sunmuştur. Temel değerlerle örtüşmez.
Ø Kendimize yön vermeyi bilirsek kaderi yaşarız.
Allah gerçeği nadir açıklar. Bunu da bir tek gerekçe için yapar. Değişmek üzere yazılmış bir gelecek söz konusu olduğu zaman.
Ø Kötülük anlayışı.
Kötülük insanın ağzına giren şeyde değildir. Ağızdan çıkandadır. Santiago simyacıya şarabın şeriat tarafından yasaklandığını söyler.
Ø Aşk karşılık beklemeden sevmektir.
Aşk, kişinin kendi amaçlan peşinde gitmesine engel değildir. Böyle bir şey varsa, bu gerçek aşk değildir, insan sevdiği için sever, aşkın gerekçesi yoktur.
Ø Korkularımızın düşlerimizi gerçekleştirmeye iz/n vermemesine engel
olmalıyız.
Korkuları yenmeliyiz, başarısız da olsak riskleri göze almalıyız.
Ø Bir kere olan bir daha asla tekrarlanmaz. Ama iki kere olan mutlaka
üçüncü defa da olacaktır.
Temel değerlerle örtüşmüyor.
Ø İnsan farkında olmasa da yaşamda baş rolde oynamıştır.
İnsan tarih boyunca baş rolü oynar ve bunu doğal olarak bilmez.
Ø Her şey bir ve tek şeydir.
Yeryüzündeki her şey Tanrı'nın yansımasıdır. Vahdet-i vücud (varlığın birliği) temeline dayanır.
ÇOCUKSU ÖĞELER:
Ø Santiago'nun koyunlarıyla konuşması. Onlara kitap ve dergi okuması,
onlarla uyuması, kendi hayatını anlatmasıdır.
Ø Santiago'nun rüzgarın kendisine sevdiği kadının kokusunu getirdiğini
düşünmesi ve mutlu olmasıdır.
Ø Santiago'nun rüzgarla, güneşle, çölle konuşması.

C) DİL VE ÜSLUP
Felsefik ve masalsı bir üslupla yazılmıştır. Dili ağırdır. Eserde çok sayıda felsefi terim kullanılmıştır. Ama bu terimlerin anlamı dipnot şeklinde sayfanın altın verilmiştir.
Çeviri olması da eserin dil özelliğini korumadığını ortaya çıkarmaktadır. Devrik cümleler fazladır. Karşılıklı konuşmalar vardır. Yazar konuyla paralel olarak araya nasihat verici mesajda dediğimiz cümleler vererek sürükleyici olmayı sağlamaya çalışmıştır.

D) DEĞERLENDİRME
Kitap Mevlana'nın mesnevisindeki küçük bir öyküden yola çıkarak hazırlanmıştır. Okudukça derinliği ve genişliği olan bir kitaptır. Hristiyanlıktan, İslamiyetten çeşitli inançlardan kesitler verilmiş. Bu dinlerde yapılan bazı şeyler yazarca değerlendirilmiştir. Tartışmaya açık, herkesin kendine göre yorum yapacağı bir kitaptır.
Kitabın tasavvufi bir boyutu vardır. Vahdet-i vücud (varlığın birliği) görüşü üzerine oturtulabilecek bir kitaptır. Her şey bir ve tektir. Dünyanın yazgısı tek elden yazılmıştır.
Kitabın kahramanı Santiago'nun başından geçenler oldukça keyif verici ve kitabın akıcılığını sağlayan noktadır. Nitelikli kitap olma ve okuduğunu eleştirme yeteneğini geliştirmiş herkesin okuyabileceği bir kitaptır. Eğer yeterli eleştiri yapamıyorsak inanç sistemimizde farklılıkların olmasına neden olabilir. Kitaptaki olumlu unsurları olup olumsuzları atmasını bildikten sonra yaşamımıza güzel bir bakış açısı katacağına inandığım bir kitaptır
Cevapla

Konu Araçları
Konuyu Paylaş :  
Konunun Linki :  
BBKodu :  
Konu Araçları :

Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  PAULO COELHO - VERONİKA ÖLMEK İSTİYOR karanlıktaki yüz 1 2.042 14-09-2007, Saat: 11:33
Son Yorum: burcu

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi