Sabahattin ALİ

Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 2.39/5 - 23 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Sabahattin ALİ
#1

25 Şubat 1907'de bugün Bulgaristan sınırları içinde kalan Gümülcine kazası Eğridere köyünde doğdu. Öğrenimini Balıkesir ve 1927'de İstanbul Muallim Mektebi'nde yaptı. Yozgat’ta öğretmenliğe başladı. Maarif Vekaleti'nin açtığı sınavı kazanarak Almanya’ya eğitime gitti. Postdam ve Berlin’de öğrenim gördü. Yurda dönüşünde Aydın'daki bir ortaokulda Almanca öğretmenliğine atandı. Bu görevdeyken okulda "yıkıcı propaganda" yapmak suçlamasıyla 3 ay tutuklu kaldı. Konya'ya atandı. 1932'de okuduğu bir şiirde Mustafa Kemal'i eleştirdiği suçlamasıyla yine gözaltına alındı. Sinop ve Konya cezaevlerinde bir yıl yattı. Cumhuriyetin 10. Yılı nedeniyle çıkan aftan yararlanarak salıverildi. Maarif Vekaleti Talim Terbiye Dairesi'nde, Neşriyat Müdürlüğü'nde çalıştı. Ankara'da Almanca öğretmenliği, Ankara Devlet Konservatuvarı'nda çevirmenlik, öğretmenlik, dramaturgluk yaptı. 1945'te bakanlık emrine alındı. 1946'da işsiz kaldığı dönemde Aziz Nesin'le birlikte "Marko Paşa" dergisini çıkarmaya başladı. Yayın yoluyla hakaret suçlamasıyla 3 ay hapse mahkum edildi. Serbest kalınca bir kamyon alarak taşımacılığa başladı. Sürekli izlenmekten, yargılanmaktan tedirgin olduğu için yurtdışına kaçmaya karar verdi. Kırklareli üzerinden Bulgaristan'a geçmek istedi. 2 Nisan 1948’de yurt dışında çıkmak için anlaştığı, kendisine kılavuzluk yapan Ali Ertekin tarafından, Bulgaristan sınırı yakınlarında Sazara köyü civarındaki ormanda öldürüldüğü iddia edildi. Mezarının nerede olduğu kesin belli değil. Yazmaya Balıkesir'de yayınlanan "Çağlayan" dergisinde 1925'te yayınlanan şiirleriyle başladı (Bazı kaynaklara göre "Irmak" dergisinde). Yedi Meşale, Resimli Ay, Varlık gibi dergilerde yayınlanan şiirleri, öyküleri, yazılarıyla tanındı. Cumhuriyet döneminin ilk yılarındaki gerçekçi edebiyat akımının öncüsü oldu. İlk toplumsal gerçekçi öyküleri "Resimli Ay" dergisinde yayınlandı. Şiirler, hikâyeler, romanlar yazdı, çeviriler yaptı. Asıl ününü öykü ve romanlarıyla kazandı. Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyat yeni bir boyut kazandırdı. Konularını toplumsal eşitsizliklerden aldı. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirdi. Aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirdi. 1937'de yayınlanan "Kuyucaklı Yusuf" romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Öykülerinde, tanımlamakta güçlük çektiğimiz kimi duyguları ustalıkla anlatır. İnsanın zavallılığını ve gücünü aynı sarsılmaz üslupla, zaman zaman masalsı ve destansı bir biçimde yansıtmayı başardı.
ESERLERİ

ŞİİR
:
Dağlar ve Rüzgâr (1934)
Değirmen Dağlar ve Rüzgâr (1965)
Dağlar ve Rüzgâr, Kurbağaların Serenadı, Öteki Şiirler (1988) tüm şiirleri

ROMAN
:
Kuyucaklı Yusuf (1837-1988)
İçimizdeki Şeytan (1940-1982)
Kürk Mantolu Madonna (1943-1988)

ÖYKÜ:
Değirmen (1935)
Kağnı (1936-1983)
Ses (1927-1972)
Yeni Dünya (1943-1982)
Sırça Köşk (1980)

OYUN:
Esirler (tefrika 1936, basım 1966)

Sağlığında yayımlanmış dokuz kitabına, Varlık dergisinde tefrika edilen Esirler (1936) oyunu da eklenince on kitabı, yedi ciltlik bir külliyat halinde Varlık Yayınları arasında tekrar basıldı (1965/1966). Bütün Eserleri önce Bilgi, sonra Cem Yayınevi’nde yeniden basıldı. Yazar üzerine incelemeler arasında; Kemal Sülker’in Sabahattin Ali Dosyası (1968), Asım Bezirci’nin Sabahattin Ali / Hayatı, Hikâyeleri, Romanları (1974), Kemal Bayram’ın Sabahattin Ali Olayı (1978), Filiz Ali Laslo ile Atilla Özkırımlı’nın Sabahattin Ali (1979), Reşit M. Ertüzün’ün Sabahattin Ali Olayının Gerçeği (1985), Filiz Ali’nin "Filiz Hiç Üzülmesin" (1996), Ramazan Korkmaz’ın Sabahattin Ali (YKY 1997) adlı kitapları ve Almanya’da yayımlanan Elisabeth Siedel’in Sabahattin Ali Mystiker und Sozialist adlı çalışması sayılabilir.
[Resim: 7903atamizindeyizby5hs7ii4.jpg]

“Bir memlekette; namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur”
Bul
Cevapla
#2

Sabahattin Ali
Derin devletin ilk kurbanlarından Sabahattin Ali
Sabahattin Ali, gençlik yıllarından itibaren sürekli hakkında açılan davalarla uğraştı. Yazdığı dergiler kapatıldı, işsiz kaldı, ülkeyi terk etmek isterken de öldürüldü.
Bu yıl doğumunun 100'üncü yılı olan Sabahattin Ali'nin 1948'deki ölümü üzerindeki sis perdesi hâlâ kalkmadı



İSTANBUL - 1948 yılının haziran ayı ortalarında Kırklareli'nin Sazara Köyü yakınlarında bir çoban çıplak bir erkek cesedi buldu. Kimliği ve neden öldürüldüğü uzun zaman anlaşılamayan bu ceset Nâzım Hikmet'in "Türk edebiyatının ilk devrimci-gerçekçi hikâyeci ve romancısı" diye nitelediği Sabahattin Ali'ye aitti. Öldürülüşünün üzerinden 58 yıl geçmesine rağmen Sabahattin Ali'nin kim tarafından, neden ya da nerede öldürüldüğü aydınlatılamadı. Mahkemelerde verilen ifadeler, bugüne kadar yapılan araştırmalar "Görmesen bile denizi/ Yukarıya çevir gözü/ Deniz gibidir gökyüzü/ Aldırma gönül aldırma" dizelerinin sahibi Ali'nin ölümü üzerindeki bu sır perdesini aralayamadı.
Soluk soluğa takip edilebilecek bir yaşamöyküsüydü onun ki. Yaşamı boyunca sosyalist ve muhalif kimliği yüzünden çeşitli baskılara uğramış, cezaevlerinde yatmış ve en sonunda öldürülmüştü. "Kimilerine göre siyasi bir cinayete gitmişti 'Kuyucaklı Yusuf'un, 'Kürk Mantolu Madonna'nın yazarı Sabahattin Ali. Hıfzı Topuz da yaklaşık dört ay önce Ali'nin yaşamını anlattığı 'Başın Öne Eğilmesin' adlı kitabında bu cinayetin zanlısını 'karanlık güç' olarak göstermiş ve yazarı 'emperyalizmin ilk kurbanı' olarak nitelemişti.
25 Şubat 1907'de doğan yani bu yıl doğumunun yüzüncü yılını kutladığımız Sabahattin Ali, yüzbaşı babasının görevi nedeniyle çocukluğunda sık sık yer değiştirdi. 1921'de Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgali altında olduğu için aile çok zor günler geçirdi. Öğretmen okulunu bitiren Ali, bir süre Anadolu'da görev yaptıktan sonra da Milli Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya gitti ve iki yıl orada kaldı. Ülkeye döndüğünde de ilk cezaevi deneyimini yaşadı. Önce Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu gerekçesiyle bir yıl hapis yattı. Cezaevinden çıktıktan sonra bir süre devlet hizmetinde çalışan Ali, Nihal Atsız'la yaşadığı gerilimli dava sonrası görevini bıraktı ve gazeteciliğe başladı. Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, iktidarın kışkırtmasıyla meydana gelen Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kaldı. Sonra da Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkardı. Ancak bu dergiler de tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaştı ve kapatıldı. Bu dönemde de yazıları dolayısıyla sık sık mahkûm oldu.
1948'de Paşakapısı cezaevinden çıktıktan sonra ise hayatının en zor günleri başladı. İşsiz kaldı, işportacılık ve nihayet kamyonculuk yaptı. Hiçbirinde tutunamayınca da yurtdışına çıkıp yeni bir hayat kurmak istedi. Ama yine karşısına devlet çıktı. Yasal yollardan pasaport alamayan Ali, Bulgaristan sınırını gizlice geçmek istedi. Neresi olduğu bilinmeyen bir yerde kim olduğu bilinmeyen kişiler tarafından vahşice öldürüldü. 2 Nisan 1948'de Ali Ertekin, Ali'yi öldürdüğünü itiraf etti ama kimlerin kendisini bu işi yapmaya sevk ettiğini asla söylemedi. Cinayet nedeniyle dört yıla hüküm giydi ve aynı yıl çıkan aftan yararlanarak serbest kaldı. Ali, Bulgaristan üzerinden Sovyetler Birliği'ne gitmekle, Komünist Parti'yle ilişki kurmakla suçlandı. Oysa o komünist sayılmasına karşın hiçbir örgüte bağlı değildi. Zaten Nâzım da ölümünün ardından "Parti üyesi olsaydı, bu hapislere girmesini, katledilmesini belki yine de önleyemezdi. Ama o kahrolası faşist provokasyonuna o denli kolayca düşmez, bir ormanda öylesine katledilmezdi" demişti. Sabahattin Ali'nin isyanı Ali Baba'daki 'Ne Zor Şeymiş' başlıklı yazısında yazdığı şu satırlarda kaldı: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi". (Kültür Sanat)
[Resim: 7903atamizindeyizby5hs7ii4.jpg]

“Bir memlekette; namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur”
Bul
Cevapla

Konu Araçları
Konuyu Paylaş :  
Konunun Linki :  
BBKodu :  
Konu Araçları :

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi