04-07-2008, Saat: 13:54
Umut etmeyi kimden öğrendik biz. Bunca inatçıyız ikimiz de. Tutunmayı, vazgeçmemeyi, kim aşılamıştı benliğimize. Acıdan kavruk dillerimizi kilitli tutmamızın sebebi neydi? Şimdilerde yalnızlığımı düşünüyorum da bir salıncak beliriyor zihnimde. Sallandıkça özgürleştiğim, sanki sallandıkça çocuklaştığım…
Bir salıncak… Bu küçük değersiz ömrümün mücevheri… Sallandıkça umut ettiğim. İyimserliğimin kaynağı salıncağım. Yalnızlığı kışın ayazında terkedilmiş bir parkın kimsesizliğinden alan o salıncak. Hayalet çocukların çığlıklarının karıştığı öldürücü sessizlikte zamanda asılı kalmış gibi duran o salıncak… Zincirleri hayatla bağı sanki ve bütün hayat felsefesi birkaç mutlu çocuk kahkahası olan, Aylarca soğukta yağmurda unutulan salıncak…
Sallandıkça çocuklaşıyor hüznüm. Sevincim yabancı bana. Dillerimiz hala kilitli.
Daha hızlı… Daha hızlı… Hızlandıkça yaklaşıyor muyum sana? Rüzgârın her zerresi dolaşıyor saçlarımın arasında. Yüzümü sıvazlayıp geçiyor serinliği. Gözlerimi kapatıp seni çağırıyorum. Birden karşımda beliriyorsun. Salıncağın mucizesi bu diyorum. Gülümseyişinin ezberlediğim her kıvrımı yüzünde duruyor işte. Dursam bitecek bu güzel düş… Uzansam düşeceğim. Neredesin sevdiğim adam?
Sallandıkça büyüyor hayallerim, derinleşen boşluğu altımda dipsiz bir kuyuya dönüşmekte…
Salıncak biliyorum sonum olacaksın. Zincirlerinin soğuğunda hissediyorum bunu. Uyuşuyor parmaklarım. Yıldızlar düşüyor omuzlarıma. Gecenin ortasında tutuşuyor hayallerim göz alıcı alevlerin arasından bir görünüp bir kaybolan salıncak. Zavallı umudumun kopuk zinciri… Etlerimi delercesine acıtan çakıl taşlarıyla gerçeğe ayışım. Salıncak boşlukta sallanıyor şimdi, her zamankinden ürkütücü… Karanlığın içinde ateşin sıcaklığı ortasında kımıldamadan kalan ölü salıncak… Her hareketimle sancıyor vücudum. Hayatta oynanan düşe kalka oyunlardan sıkıldım salıncak… Sen sahip olduğum tek şeysin. Sen çocukluğumsun… Sen yalnızlığım… Sen ki bütün yaşamımın şahidi, serseriliğimin özü salıncak… Sallandıkça kendimi buluyorum biliyor musun?
Senin bu parka mıhlanmış benliğine inat açıyorum kollarımı rüzgarına… Gözlerimi yumup bizi düşüyorum. En çok da sevdiğim adamı… Onu bana ancak sen getirebilirsin salıncak. Hadi durma tekrar ve daha hızlı sallanalım. Her şey öylece dursun yalnız ikimiz ve gıcırdayan zincirler. Gece bitiyor salıncak acele etmelisin. Beni bir tek sen anlayabilirsin.
Çocukluğum, sevinçlerim, hüznüm, terkedilmişliğim, hapisliğim, kimsesizliğimsin salıncak… Sallandıkça sen oluyorum anlasana… Sadece ve sadece yerimde sayıyorum…
ASLI
03/08
Ankara
03/08
Ankara
İleride halkımızın,bunca ibret verici tecrübeden sonra gerçek dindarlarla din tüccar ve aktörlerini birbirinden ayırdedeceğini ümid ederim. Yoksa hep böyle geri ve ezik kalırız (M.Kemal Atatürk)

