Türban YÖK’ü böldü

Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 2.72/5 - 18 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Türban YÖK’ü böldü
#1

Türban YÖK’ü böldü YÖK Genel Kurulu'nun 9 üyesi Özcan'a karşı bildiri yayımladı, Özcan'ın yanıtı ise sert oldu

‘Türban ile alın’a 9 YÖK üyesi karşı çıktı


YÖK Başkanlığı’ndan yapılan bu açıklama yetki saptırılması niteliğinde olup hukuken yok hükmündedir. YÖK Başkanı’nın açıklamaları Anayasa’ya açıkça aykırıdır!..
9 üyeye 4 saat sonra YÖK’ten yanıt geldi

Cumhuriyet’in nitelikleri, kişi hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasının gerekçesi olarak kullanılamaz. Kanuni düzenleme yapılması açıklamaları, hukuki dayanaktan yoksundur...

Üniversitelerde türban serbestisini getiren anayasal değişikliğin yasalaşmasına karşın, türbanın bağlanma biçiminin hüküm altına alınacağı YÖK Kanunu’nun ek 17. maddesinde değişikliğe gidilmemesi YÖK içindeki çatlağı derinleştirdi ve karşılıklı restleşmelere yol açtı. YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın, rektörlere, üniversitelerde “türban yasağının kaldırılmasına” yönelik gönderdiği yazıya karşı çıkan 9 YÖK üyesi, karşıt bildiri yayınladı. Dokuz üyenin bildirisinden birkaç saat sonra YÖK Başkanlığı’ndan, karşıt bildiriye yanıt niteliğinde yeni bir açıklama yapıldı.

13. maddeye atıf...

YÖK Başkanı’nın önceki gün rektörlüklere gönderdiği yazıya ilişkin olarak “oluşturulmaya çalışılan tereddütlere” açıklık getirmek amacıyla yapıldığı belirtilen YÖK’ün dünkü açıklamasında Anayasa’nın 13. maddesine yer verildi. Maddedeki “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir” cümlesinde geçen “ancak” kelimesinin Danışma Meclisi tarafından kabul edilen metninde yer almasına rağmen MGK Anayasa Komisyonu’nca çıkarıldığı hatırlatılan açıklamada, bu kelimenin Anayasa’ya 2001’de konulduğu belirtildi.

Cumhuriyet’in nitelikleri...

Anayasa Mahkemesi’nin 1986 yılında verdiği bir kararla bu değerlendirmeyi paylaştığı kaydedilen açıklamada, 2001 yılında kelimenin Anayasa’ya konulması ile “bir hak ve özgürlüğün, idarenin genel düzenleyici işlemlerinin yanı sıra, mahkeme kararıyla sınırlandırılamayacağı yönündeki hukuk kuralını teyit ettiği” savunuldu. Açıklamada şöyle devam edildi: “Ayrıca belirtilmelidir ki, Cumhuriyetin (ve dolayısıyla, Devletin) Anayasa’da belirlenen nitelikleri, temel hak ve hürriyetlerin korunmasının ve geliştirilmesinin teminatı olup, hiçbir biçimde kişi hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasının gerekçesi olarak kullanılamazlar. Kişilerin belirli bir kılık ve kıyafet tarzını benimsemeleri veya terk etmeleri yönünde zorlamaya tabi tutulması, TCK’nın 106. maddesinde tanımlanan tehdit suçunu oluşturur. Türban takmaya zorlamanın ve başını açmaya zorlamanın aynı suçu oluşturacağı TCK madde gerekçelerinden yapılan alıntılarla ispatlanmaya çalışıldı.”
TCK’nın 112. maddesinde “eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi” suçunun düzenlendiği belirtilen açıklamada devlet ve özel eğitim kurumlarındaki eğitim öğretimin kamu hizmeti olduğu belirtilerek öğrencilerin buralara girmesinin engellenmesinin “eğitim ve öğretim hakkının kullanılmasını engellemek” olarak düşünülmesi gerektiği savunuldu.

Hukuki dayanaktan yoksun

Anayasa’nın 42. maddesine eklenen “Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yükseköğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez” hükmüne göre, kanunda açıkça gösterilmemiş bir sebebe dayanarak kişilerin yükseköğrenim hakkını kullanmaktan yoksun bırakılamayacakları ileri sürüldü. Açıklamada bu hükmün “doğrudan uygulanabilir” bir hüküm olduğu savunularak “Ayrıca bir kanuni düzenleme yapılması gerektiği yönündeki açıklamalar, hukuki dayanaktan yoksundur” denildi. Açıklamanın sonunda, üniversite öğrencilerinin disiplin cezalarını düzenleyen YÖK Kanunu’nun 54. maddesinde sayılan bir sebep dışında hiçbir öğrencinin yükseköğrenim hakkının kısıtlanamayacağı savunuldu.

BBC: “TÜRK AKADEMİSYENLERİ TÜRBAN YASASINA MEYDAN OKUYOR”

Türban ile ilgili anayasa değişikliklerinin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanmasının ardından üniversitelerde yaşanan kargaşa, yabancı medyaya da yansıdı. İngiliz yayın kuruluşu BBC, türban konusunun Türkiye’deki kamu oyununu böldüğünü ileri sürerken "Türk akademisyenleri, türban yasasına meydan okuyor" dedi.

BBC haberinde parlamentodan büyük çoğunluğun onayıyla geçen anayasa değişikliklerinin kamuoyunu böldüğünü belirterek, "Bazı üniversiteler, kadın öğrencilerin türban kullanmasına izin veren yeni bir yasal düzenlemeye meydan okuyorlar" yorumunu yaptı.

Baş örtüsü serbestliğinin üniversitelerde farklı uygulamalara neden olduğunu belirten BBC, muhalefetin laikliğe sıkı sıkı bağlı olan devletin altının kazıldığını düşündüğünü belirterek, ana muhalefet partisinin din ve devlet ayrılığını tehdit eden değişikliklerin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmayı düşündüğünü kaydetti. BBC ayrıca YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'ın, üniversite rektörlerinin, uygulamaları anayasa değişikliğine uygun hale getirilmesi konusunda sorumluluklarının olduğunu belirttiğine de dikkat çekti.
[Resim: 7903atamizindeyizby5hs7ii4.jpg]

“Bir memlekette; namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur”
Bul
Cevapla
#2

Üniversite senatoları yanıt verdi: Ek17 şart
Selçuk, Hacettepe, Bilecik, Osman Gazi üniversitesi senatolarının açıklama yapmaması dikkat çekti

* ODTÜ Senatosu: YÖK Kanunu’na somut bir düzenleme yapılıncaya kadar üniversitede süregelen uygulamalara devam edilecek.
* Akdeniz üniversitesi: Şu anda 2547 sayılı YÖK Kanunu’nun hükümlerini uygulamakla yükümlüyüz. Hukuksuz bir durum olduğu düşüncesinde değiliz.
* Ankara üniversitesi: 10 ve 42. maddelerde yapılan değişiklik birlikte değerlendirildiğinde, şu an için yükseköğretim kurumlarında mevcut uygulamayı doğrudan etkileyecek bir hukuki sonuç doğmamıştır.
* Gazi üniversitesi: Gerekli yasal düzenlemeler yapılmadıkça yürürlükteki uygulamaların sürdürülmesinin hukuka uygun olacağı kanısındadır.
* Uludağ üniversitesi: Ek 17. madde değişmeden üniversiteye türbanla girişe izin vermeyeceğiz.
* Çukurova üniversitesi: ek 17.maddesinin değiştirilmesi gerekir.
* Fırat üniversitesi: Yasal düzenleme yapılıncaya kadar, eski uygulama devam edecek.
* Ondokuz Mayıs üniversitesi: Anayasa, ne derse onu yaparız.
* Amasya üniversitesi: Ek 17’de değişiklik yapılması şarttır.
* Kocaeli üniversitesi: Kanunu değişiklik yapılana kadar, eski uygulaması devam edecektir.
* Yıldız Teknik üniversitesi: Mevcut uygulama aynen devam edecektir.
* Süleyman Demirel Üniv. 17. madde değişmediği sürece serbest bırakma becerimiz yok.
* Dumlupınar üniversitesi: Yasanın bir ayağı eksik kaldı.

Gül’ün atadıkları...

Cumhurbaşkanı Gül, göreve geldikten sonra Selçuk üniversitesi Rektörü Prof. Süleyman Okutan, Hacettepe üniversitesi Rektörü Prof.Uğur Erdener, Bilecik üniversitesi Rektörü Prof. Azmi Özcan ile Eskişehir Osman Gazi üniversitesi Rektörü Prof.Fazlı Tekin’i atadı. Bu üniversitelerin senatolarından açıklama yapılmaması dikkat çekti.

Rektörlere ‘karanlık güçler’ uyarısı

Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Tahsin Yeşildere bir uyarıda bulunarak şöyle dedi: “Yasağı uygulayan rektörlerin bazı karanlık güçlerin hedefi haline gelmesi söz konusu olabileceği gibi yasağı ortadan kaldıran rektörlerin de bu durumda anayasal suç işlemiş olmaları söz konusu olabilecektir.”
-------------------------------------------
9 üye YÖK Başkanı Özcan'ın açıklamalarının tek taraflı olduğunu belirten karşı bildiri yayınladı.

YÖK'ün 9 üyesi, 'Mahkeme kararlarına uymak anayasal ve yasal bir zorunluluk olup, 'konusu suç teşkil eden emri hiçbir surette yerine getirmemek' de Anayasa'nın 137. maddesinin amir hükmü gereğidir' dedi.

YÖK üyeleri Prof. Dr. Engin Ataç, Prof.Dr. Atilla Eriş, Prof. Dr. İsa Eşme, Prof. Dr. Mustafa İlhan, Prof. Dr. Tunçalp Özgen, Prof. Dr. Ali Ekrem Özkul, Bülent Serim, Prof. Dr. Fikret Şenses ve Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu imzasıyla 'YÖK Üyelerinden Kamuoyuna' başlıklı yazılı bir açıklama yapıldı.

Açıklamada, 'Ulusumuzun ve ülkemizin bölünmez bütünlüğü için TSK'nın kuzey Irak'a yönelik operasyonunun sürdüğü şu sırada, üniversitelerimizde kargaşaya yol açacağı yıllardır tartışılan hassas bir konuda, Yükseköğretim Genel Kuruluna bile danışılmadan YÖK Başkanlığınca alelacele yapılan 24 Şubat 2008 tarihli yazılı açıklama karşısında, aşağıdaki görüşlerimizi üniversitelerimizle ve kamuoyuyla paylaşmak sorumluluğu duymaktayız' denildi.

Anayasa'nın 10. ve 42. maddelerinde yapılan değişikliklerin 23 Şubat 2008'de Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği anımsatılan açıklamada, şöyle denildi:

'Bu değişikliğin uygulamaya etkisi ile ilgili olarak YÖK Başkanlığıca üniversitelere ve kamuoyuna yapılan açıklamada; yasama organınca yeni bir düzenleme yapılmadan da, Anayasa'nın 174. maddesiyle korunan İnkılap Kanunlarındaki kısıtlamalar gibi, 'kimliği teşhis edilemeyecek bir durumda bulunan kişilerin Yükseköğretim Kurumlarının bina, eklenti ve yerleşke alanlarına alınmaması yönünde tedbirler alınabilir' denilerek, yükseköğretim kurumlarında kılık kıyafetle ilgili Türk Anayasa Mahkemesi'nin içtihatlarıyla oluşturulan hukuki durum ortadan kaldırılmak istenmektedir.

YÖK Başkanlığının yaptığı bu yorum ve değerlendirme, öncelikle bu değişiklikle Anayasa'nın 42. maddesine eklenen, 'Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yükseköğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanılmasının sınırları kanunla belirlenir' amir hükmüne açıkça aykırı düşmektedir. Çünkü, bu hükümle kılık kıyafet dahil, yüksek öğrenim hakkını sınırlayan sebepleri belirleme yetkisi 'münhasıran kanun koyucuya' tanınmıştır. Dolayısıyla, bu düzenlemenin de 'mutlaka kanun' ile yapılması Anayasal bir zorunluluktur. 2596 sayılı 'Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun'un din adamları gibi bazı özel statüler için olduğu, bunun Anayasa'nın 42. maddesinin öngördüğü yasama organınca çıkarılması gereken yasa olmadığı açıktır. Yasama organı söz konusu yasayı çıkarmadan ne Yükseköğretim Kurulunun ne de üniversitelerin bu konuda düzenleme yapma yetkisi yoktur. 'Hiçbir kimse veya organın kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisini kullanamayacağı' Anayasa'nın 6. maddesinin amir hükmü gereğidir. Bu nedenle, Anayasa'nın söz konusu hükümleri uyarınca YÖK Başkanlığınca yapılan bu açıklama yetki saptırılması niteliğinde olup hukuken yok hükmündedir.

Anayasa'nın 10. ve 42. maddelerinde yapılan bu değişiklikler, Türk Anayasa Mahkemesi'nin içtihadıyla oluşan ve AİHM'in de sözleşmeye uygun bulduğu mevcut hukuki durumu ortadan kaldırdığı şeklinde yorumlanamaz. Aksine yorum ve değerlendirmeler Anayasa'nın teklif dahi edilmeyen hukuk devleti ve laiklik ilkesine açıkça aykırı düşecektir. Bu nedenle, Anayasa değişikliğinden sonra da yükseköğretim kurumlarında kılık kıyafetle ilgili olarak uyulması ve uygulanması gereken hukuki statü, mahkeme kararlarına dayanarak oluşturulan mevcut hukuki durumdur. Mahkeme kararlarına uymak Anayasal ve yasal bir zorunluluk olup, 'Konusu suç teşkil eden emri hiçbir surette yerine getirmemek' de Anayasa'nın 137. maddesinin amir hükmü gereğidir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
[Resim: 7903atamizindeyizby5hs7ii4.jpg]

“Bir memlekette; namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur”
Bul
Cevapla
#3

16 üniversitede türbanlı öğrenciler derse girdi

Türban serbestisini uygulamayanlar

Dokuz Eylül (İzmir): İzin verilmedi.
Kocaeli üniversitesi: İzin verilmedi.
Uludağ (Bursa): üniversitesinde eğitim gören türbanlı öğrenciler, sabah güvenlik görevlileri gelmeden türbanlarıyla kampusa girdi. Güvenlik görevlilerinin mesaiye gelmesinden sonra türbanlı öğrencilerin derslere girmesine izin verilmedi.
Marmara üniversitesi (Göztepe Kampüsü: İzin verilmedi.
İstanbul Teknik üniversitesi: Maslak Kampüsü’ne türbanlı gelen öğrenciler, girişteki kabinde türbanlarını çıkararak içeri girdi.
Ankara üniversitesi: İzin verilmedi.
Gazi (Ankara) üniversitesi: Kampüste türbanlı öğrenciler sabahın ilk saatlerinde fakültelere giriş yaparken, daha sonra türbanlar çıkarıldı.
Trakya (Edirne), Süleyman Demirel (Isparta), Abant İzzet Baysal (Bolu), Karaelmas (Zonguldak), Dumlupınar (Kütahya), Onsekiz Mart (Çanakkale), Kocatepe (Afyon), İnönü (Malatya),
Kafkas (Kars), Sütçü İmam (Kahramanmaraş), Kırıkkale üniversitesi, Giresun üniversitesi, Anadolu (Eskişehir), Erzincan üniversitesi, Eskişehir Osmangazi üniversitesi, Düzce üniversitesi, Cumhuriyet (Sivas), Adıyaman üniversitesi, Adnan Menderes (Aydın), Mimar Sinan (İstanbul), Muğla üniversitesi, Akdeniz (Antalya), Atatürk (Erzurum), Balıkesir üniversitesi, Celal Bayar (Manisa), Niğde üniversitesi, Mersin üniversitesi, Gaziosmanpaşa üniversitesi (Tokat), Pamukkale üniversitesi (Denizli), Uşak üniversitesi, Kastomonu üniversitesi, Mehmet Akif Ersoy (Burdur), 19 Mayıs (Samsun), Hitit üniversitesi (Çorum), Sinop üniversitesi, Ordu üniversitesi, Amasya üniversitesi, Nevşehir üniversitesi, Ahi üniversitesi(Kırşehir), Aksaray üniversitesi, Karaman üniversitesi.
Kampüse girilmesine izin verilenler
Ege (İzmir), Çukurova (Adana).
Türban serbestisini uygulayanlar

Boğaziçi(İstanbul): Derse alındı
Fatih (İstanbul): Derse alındı.
Selçuk (Konya): Derse alındı.
Erciyes (Kayseri): Derse alındı.
Karadeniz Teknik (Trabzon): Derse alındı.
Fırat (Elazığ): Derse alındı.
Yüzüncü Yıl (Van): Derse alındı.
Bozok (Yozgat): Derse alındı.
Gaziantep üniversitesi: Derse alındı.
Rize üniversitesi: Derse alındı.
Siirt üniversitesi: Derse alındı.
Dicle (Diyarbakır): Saat 10.00’dan sonra derslere alındı.
Sakarya üniversitesi: Saat 09.30’da güvenliğe gelen telefon sonrasında yasak kaldırıldı.
Harran üniversitesi (Şanlıurfa): Eyyübiye Kampüsü’nde türbanlı öğrenciler derse alındı; Yenişehir ve Osmanbey Kampüsü’nde ise türbanlılar sadece kampüse alındı.
Mustafa Kemal (Hatay): Önce türbanlı öğrenciler kampuse alınmadı. 2 saat sonra öğrenciler derse alındı.
Bilecik üniversitesi: Türbanlı öğrenciler sabah kampüse alınmadı. Öğleden sonra yasak kaldırıldı..
------------------------
Yeni düzenlemeye gerek yok YÖK, başörtüsünün üniversitede serbest bırakılmasını öngören 10 ve 42. maddelerine göre uygulama yapılabilmesi için ayrıca bir kanuna ihtiyaç bulunmadığını bildirdi

Birçok hukukçu Anayasa değişikliğinin türban serbestisi için yeterli olmadığını savunurken YÖK Başkanı Özcan, türbanın serbest olduğunu ilan etti.

YÖK Başkanı Prof. Yusuf Ziya Özcan, başörtüsünün yükseköğretimde serbest bırakılmasını öngören değişikliklerin yapıldığı Anayasa’nın 10 ve 42. maddelerine göre uygulama yapılabilmesi için ayrıca bir kanuni düzenlemeye ihtiyaç bulunmadığını bildirdi. Dün öğle saatlerinde YÖK Başkanvekili Prof. İzzet Özgenç ile toplantı yapan YÖK Başkanı Özcan, ardından rektörlere yazı göndererek, “türbanlı öğrencilerin üniversitelere alınması” gerektiğini vurguladı. Özcan, “kimliği ve cinyiseti teşhis etmeye engel kıyafetlerle girmek isteyecekler” ve “muhtemel provokasyonlar” için üniversite yönetimlerinin genel kolluk kuvvetleriyle tedbir almasını da istedi.

Önce ‘yarın’ dedi

Özcan, dün sabah saatlerinde yaptığı açıklamada, YÖK Başkanvekili Prof. İzzet Özgenç’in konuyla ilgili çalışma yürüttüğünü söyledi ve bugün bir toplantı yapacaklarını, çalışmaya son şeklini vereceklerini ifade etti. Özcan, “Yarın (bugün) bir basın duyurusuyla YÖK’ün duruşunu açıklayacağız” dedi. Edinilen bilgilere göre YÖK Başkanı Özcan, dün öğle saatlerinde Prof. Özgenç ile 3.5 saat süren bir toplantı yaptı. Özcan bu toplantının sonrasında da rektörlere yazı gönderdi. Sözkonusu yazı “bilgi için” İçişleri Bakanlığı ve valiliklere de gönderildi.

Yazısında, Anayasa değişikliğinin Resmi Gazete’de 23 Şubat’ta yayımlanarak yürürlüğe girdiğini hatırlatan ve Anayasada değişiklik yapan 5370 sayılı Kanuna ilişkin teklifin genel gerekçesindeki ifadelere yer veren YÖK Başkanı türban serbestisi için ayrıca bir düzenlemeye gerek olmadığını savundu.

Polisten yardım istedi

Özcan, yazısında ilginç bir uyarıda da bulundu:

Söz konusu Anayasa değişikliğinin yürürlüğe girmesiyle, çağdaş uygarlık düzeyine erişmeyi bir erek olarak telakki eden toplumumuzun estetik anlayışını yansıtmayan kılık ve kıyafet tarzlarıyla yükseköğretim kurumlarının bina, eklenti ve yerleşke alanlarına girilmesi teşebbüslerinde bulunulabilecektir.

Yazısında provokasyon uyarısı yapan Özcan, “Muhtemel provokasyonlar karşısında gerekli önleyici kolluk tedbirlerinin alınmasını sağlamak amacıyla valiliklerle koordinasyonun sağlanması gerekmektedir” dedi.
[Resim: 7903atamizindeyizby5hs7ii4.jpg]

“Bir memlekette; namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur”
Bul
Cevapla

Konu Araçları
Konuyu Paylaş :  
Konunun Linki :  
BBKodu :  
Konu Araçları :

Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Ananı da al git’ yanıtı yetmedi! gamze33 0 1.759 10-03-2009, Saat: 0:07
Son Yorum: gamze33
  Sandık açıldıktan sonra sokağa çıkamayacaklar!’ gamze33 0 1.319 11-02-2009, Saat: 21:16
Son Yorum: gamze33
  İzmit’te Sirmen aday asi cafe 0 1.601 01-12-2008, Saat: 11:01
Son Yorum: asi cafe
  ’Doğru bildiğimi korkmadan yaparım’ asi cafe 0 1.255 29-11-2008, Saat: 11:01
Son Yorum: asi cafe
  Dünya markası ‘Elegant’ battı, 1800 kişi işsiz kaldı sevgi kelebeği 0 1.447 27-11-2008, Saat: 16:44
Son Yorum: sevgi kelebeği

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi