Türkiye’de Tanrı Hangi Dili Konuşuyor?

Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 2.29/5 - 17 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Türkiye’de Tanrı Hangi Dili Konuşuyor?
#1

Din Özgürlüğü ve Dil Hakkı

Türkiye’de din, her zaman hararetli tartışmalara ve büyük anlaşmazlıklara konu olmuş pek hassas bir husustur. Nitekim Osmanlı İmparatorluğu’nda İslam’ın kabul edilişinden beri yerleşmiş bir alışkanlıkla, kişi ile inandığı manevi güç arasında kalması gereken bir ilişki, gereğinden fazla sosyal hayatta dile düşmüş, irdelenmiş ve önyargıların yerleşmesinde belirleyici bir unsuru oluşturmuştur. Hal böyleyken, kişilerin, çoğunluktan farklı işlemesi olası olan inanç sistemlerini dile getirmeleri ya da söz konusu inanç sisteminin gereklerini yerine getirme hakları, genelde kendini günlük davranışlarda gösteren, bazen de fiziki boyutlara varan baskıyla sonuçlanma riskini oluşturmuştur.

Ancak medeni devletlerin belirli bir dini benimsemek ve halka onu dayatmak gibi bir lüksleri yoktur. Anayasamız da bu kaideyle uyumludur. Ne var ki halka böyle bir hissi dayatmak için yasal dayanağa ihtiyaç yoktur. Çünkü yasal dayanağı olmasa da dolaylı yoldan sosyal hayat ve din ilişkisine etki eden politikalar ve “devletimizin dini” tümcesi kullanılmadan bu anlamı akıllarda yaratan söylemler bu dayatmayı mümkün kılmaktadır. Çünkü din, herkesin de bildiği gibi insanoğlunun zayıf noktasıdır. Çünkü insan dünyaya geldiğinde ilk hissi korkudur; kendi zayıflığını fark ettiğinde hissettiği korku. Zaman geçtikçe doğayı ve kendi tabiatını daha da iyi öğrenir ama doğa karşısındaki zayıflığı yine de aşikârdır. Sonuçta her şeyi yaratan bir varlığın gerçekliğini sorguladığında, doğduğunda hissettiği korkudan vazgeçemeyeceğini anlar. Ve maneviyatındaki bu boşluğu da dini inancıyla doldurur. Bu yüzden kişinin maneviyatına seslenmek için dini söylemleri kullanmak, milliyetçilik duyguları gelişmemiş ya da yanlış yönde gelişmiş insanlara milliyetlerinden dem vurarak konuşmaktan daha çok etki yaratacaktır. Bu söylemler, tabii ki ülkenin demokrasi tarihi boyunca politika sahnesine çıkmış kişilere aittir. Bu gibi söylemleri kullanmalarına neden olarak da siyasal çıkarlar, iktidar mücadeleleri; kısacası halk üzerinde kurulmak istenen nüfuza mukaddes ve ulvi bir amaç kılıfını geçirmek gösterilebilir.

İşte Kemalizm, en başta kişi-yaratan şeklinde olması gereken ama tarihin birçok aşamasının, belirli bir süreç içinde kişi-yöneten-yaratan şekline dönüştüğünü gösterdiği ilişkilerin denetim altında tutulmasını sağlar. Kemalizm’in, “dinsizlik” suçlamalarına maruz kalmasına sebep olan, en göz önündeki laiklik ilkesi bir yana, Kemalist öğreti din konusunda, devletin tümü için benimsenmiş olan özgürlüğü temel almıştır. Bu demektir ki kişiler bir dine bağlı olarak doğmazlar ve yine o dine bağlanmak ya da bağlanmamak, kişinin hür aklını kullanarak, o dinin kutsal kitabını okuyup sorgulayarak ulaşabileceği bir noktadır. Ki bu da bizi ister istemez “Dinin bir dili var mıdır?” sorusuna getirir.

Türk milletinin çoğunun inandığı ve mensubu olduğu İslam dinini ve onun kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim’i ele alalım. Arabistan topraklarında Arapça yazılmış olan bu kitabın Arap milliyetçiliğini desteklediği ya da sadece Araplara yollanmış bir kitap olduğunu hiçbir Müslüman savunamaz, kaldı ki böyle bir görüş Müslümanlık görüşüne sığmaz. Bu durumda, bir İtalyan, Kur’an-ı Kerim’i okumak ve bu dini öğrenmek isterse ne yapması gerekir? Tek yol Arapça öğrenmesi midir? Bunun abesle iştigal eden bir durum olacağı ortadadır. Nitekim hem bir mütercim-tercümanlık öğrencisi, hem de bu daldaki araştırmaları takip eden bir kişi olarak, diller arası çeviri faaliyetinin belirli türdeki metinlerle kısıtlandığını hiç görmedim. Bittabi şiir türündeki biçim özelliklerine önem veren metin türlerinin çeviride yarattığı zorluklar göz ardı edilemez fakat kutsal kitaplar, her ne kadar yazıldıkları dilde okunduklarında hissedilen ahenk yadsınamazsa da, temel olarak içerik bakımından önemlidirler. Zaten kutsal kitaplarının yazıldıkları diller dışında okunmasına bu ahengin bozulacağı görüşüyle karşı çıkanlar, aslen ya neye inandıklarının farkında değillerdir ya da kendileri okuyup anladıktan sonra inanmayı veya inanmamayı seçtikleri bu metinlerin diğer insanlar tarafından açık şekilde öğrenilmemesi gibi amaçlar gütmektedirler.

Diğer yandan, kutsal kitaplar, yazıldıkları dilden başka dillerde okunmalarını yasaklayan ilahi hükümler içermezler. Bu, karanlık Orta Çağ Avrupa’sındaki kendi menfaatlerini gözeten kilisenin, bilim dilinin Latince olduğu hükmünü vermesiyle halkı bilimi anlamamaya ve öğrenmemeye mahkûm etmesi gibidir. Zira bu metinler ulusların kendi dillerine çevrilmesiyle Avrupa halkı, günümüzdeki refah seviyesinin önemli bir bölümünü borçlu olduğu Rönesans’ı yaşamış, bilim ve teknik konularında büyük adımlar atmıştır. Aynı şekilde, inananlar da dinlerini bu şekilde daha iyi anlayabilmeli, inançlarının gereklerini kendi dillerini kullanarak yerine getirebilmelilerdir. Bu, kimsenin inancını azaltmaz, aksine kişinin inancına daha da güç katar. Zaten bütün kâinatı yaratan yüce bir varlığın da bir dili olduğunu düşünmek, daha da kötüsü belli dilleri bilip de bu dilleri kullanarak farklı coğrafyalar için farklı kitaplar indirdiğini düşünmek ahmaklıktan başka bir şey değildir. Mademki bu varlık, insanlığa yol göstermesi için böyle rehber kitaplar yollamıştır, o zaman her isteyen de bu kitapları anlayabileceği şekilde okuma hakkına sahiptir.
Cevapla

Konu Araçları
Konuyu Paylaş :  
Konunun Linki :  
BBKodu :  
Konu Araçları :

Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Kalkınma Ajansları ve Türkiye'de Uygulanabilirliği civanpercemi 5 4.649 01-05-2008, Saat: 13:11
Son Yorum: civanpercemi
  Büyük Ortadoğu Projesi ve Türkiye civanpercemi 8 7.312 01-05-2008, Saat: 12:47
Son Yorum: civanpercemi
  2023 Türkiye Vizyonu civanpercemi 0 3.982 01-05-2008, Saat: 11:35
Son Yorum: civanpercemi
  Osmanlı'dan Cumhuriyete Türkiye'de Merkeziyetçilik civanpercemi 3 4.421 01-05-2008, Saat: 11:32
Son Yorum: civanpercemi
  Türkiye'nin Geleceği civanpercemi 0 3.157 01-05-2008, Saat: 11:25
Son Yorum: civanpercemi

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi