Uğur Mumcu'yu anıyoruz

Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 3.11/5 - 19 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Uğur Mumcu'yu anıyoruz
#1

Aracına konulan bombanın patlaması sonucu hayatını kaybeden Mumcu, aramızdan ayrılalı 16. yıl oldu
Aracına konulan bombanın patlaması sonucu 24 Ocak 1993’te yaşamını yitiren Araştırmacı-Gazeteci Uğur Mumcu, bugünden itibaren hafta boyunca düzenlenecek çeşitli etkinliklerle anılacak.
Uğur Mumcu Araştırma Gazetecilik Vakfı (um:ag) tarafından düzenlenecek Uğur Mumcu’yu anma etkinlikleri, “16. Adalet ve Demokrasi Haftası” adıyla, bugün itibariyle tüm hafta boyunca sürecek ve 31 Ocak 1990’da Ankara’da evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürülen Prof. Dr. Muammer Aksoy’u anma etkinlikleri ile tamamlanacak.
Uğur Mumcu’nun öldürülmesinin 16. yıldönümü anma etkinlikleri, bugün saat 11.00’de, Batıkent Uğur Mumcu Parkı’nda bulunan anıta çelenk konulmasıyla başlayacak. “Uğur Mumcu Sesleniyor: Sömürenler Demokrasisi Hırsızlar Düzeni” sloganıyla, sevenleri aynı gün saat 13.00’da, karanfil ve mumlarla Mumcu’nun sokağında olacak. Burada, Ankara Çok Seli Müzik Derneğince, Çocuk Korosu Konseri gerçekleştirilecek. Konserin ardından, Mumcu’nun Cebeci Asri Mezarlığı’nda bulunan anıtmezarı ziyaret edilecek.
Cumhuriyet Gazetesi’nin düzenlediği “Dostları Uğur Mumcu’yu Anlatıyor” başlıklı söyleşi bugün saat 16.00’da Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde yapılacak. Özgen Acar, Işık Kansu ve Nuri Yıldırım’ın katılacağı söyleşinin ardından Mumcu, Ankara üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Farabi Salonu’nda “Uğur Mumcu Sesleniyor 2009; Siz Verin Hükmünüzü?” başlığı altında düzenlenecek dans ve sinevizyon gösterisi ile Leman Sam Konseri ile anılacak.
Uğur Mumcu’yu anma etkinlikleri, 25 0cak’ta Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde saat 11.00’de düzenlenecek şiir ve müzik dinletileri ile devam edecek. Şairler, Özgen Seçkin, A. Kadir Paksoy, Selma Ağabeyoğlu, Arzu Alır, Gökhan Cengizhan, Ahmet Antmen, Bilge Öngöre, Ali Rıza Kars, Metin Turan, Neşe Ersoy’un katılacağı, etkinliğin ardından “Demokrasiye Selam, Hırsızlığa Devam” konulu açık oturum gerçekleştirilecek. Açıkoturumun dikkat çeken konukları ise, yazar İlhan Taşçı, Tuncay Çelen ve CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu olacak. 25 Ocak etkinlikleri, konuşmacıların Prof. Dr. Korkut Boratav, Porf. Dr. Mustafa Altıntaş, Prof. Dr. Yakup Kepenek, Prof. Dr. Birgül Ayman Güler, Yrd. Doç. Dr. Gökhan Günaydın olduğu söyleşi ve ardından düzenlenecek “Üç Anadolu” temalı konserle sona erecek.
ÖZGE MUMCU’DAN “15 YIL ÖNCE BUGÜN”
Uğur Mumcu 26 Ocak’ta da anılmaya devam edecek. Gün boyunca Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde, öğretim görevlileri ve gazetecilerin katılacağı “Eğitim ve Sömürü”, “Kültür Sömürgenleri”, Sömürü ve Yolsuzluğun Dünü Bugünü” başlıklarındaki açıkoturumlar gerçekleştirilecek.
Aynı gün saat 19.00’da Yunus Emre Kültür Merkezi’nde de, Uğur Mumcu’nun kızı Özge Mumcu tarafından hazırlanan “15 Yıl Önce Bugün” adlı belgesel film gösterilecek. Buradaki anma etkinlikleri, saz dinletisi ve ardından Özgen Acar, Erdal Sarızeybek, Doç. Dr. Ünsal Yavuz’un konuşmacı olarak katılacağı “Sömürenler Demokrasisi Hırsızlar Düzeni” başlıklı açıkoturumla sona erecek.
27 Ocak Salı günü, Çağdaş Sanatlar Merkezi bu kez saat 14.30’da “Bankacılık Sisteminde Yabancılaşma, Üretici Köylü Sömürüsü” konusu etrafında birleşen, Yrd. Doç. Dr. Gökhan Günaydın, Yard. Doç. Dr. Oktay Gökdemir, Dr. Hulusi Tanman, Tuncay Mollaveisoğlu, Uğur Civelek’i konuk edecek. Açıkoturumun ardından, sırasıyla saz dinletisi, halk dansları topluluğu gösterisi, Türk Halk Müziği Konseri ile Necati Cumalı’nın “Gömü” adlı oyunu sahnelenecek.
28 Ocak Çarşamba günkü anma etkinlikleri de, Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde saat 12.30’da gerçekleştirilecek, Öner Tanık, Makbule Cengiz, Emrah Konuralp, Osman Yılmaz’ın konuşmacı olarak katılacağı “Uğur Mumcu ve Gençlik” başlıklı açık oturumla başlayacak. Ardından, Özge Mumcu’nun “15 Yıl Önce Bugün” adlı belgesel filmi bu kez saat 16.30’da um:ag Konferans Salonu’nda gösterilecek. um:ag’daki etkinlikler, yazı-karikatür ile ahşap alçak kabartma sergisi, gitar dinletisi, YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun konuşmacı olarak yer alacağı “Küresel Saldırılara Karşı Hukukun Savunulması” başlıklı söyleşi ile sona erecek.
Aynı gün saat 18.00 itibariyle Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Batıkent Şubesi’nde de gazeteci yazar Bahadır Selim Dilek ve Uluç Gürkan’ın katılacağı söyleşiler düzenlenecek.
ANMA ŞARKILARLA SON BULACAK
Uğur Mumcu’yu anma etkinlikleri, 29 Ocak Çarşamba günü, saat 13.00’de Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gerçekleştirilecek, Necla Ülkü Kuglin, Avukat İlknur Kalan ile Yaşar Seyman’ın katılacağı, “Yoksulluk Kadınları Neden İki Kez Vurur?” konulu açık oturumla devam edecek. Ardından, bu kez M. Emin Değer, A. Nejat Ölçen, Uluç Gürkan, Şengül Hablemitoğlu’nun aynı masayı paylaşacağı, “Yediveren Bağımsızlık Gülleri” başlıklı açıkoturum yapılacak. Aynı gün saat 20.00’de Ankara Sanat Tiyatrosu, Uğur Mumcu için, Ariel Dorfman’ın “Ölüm ve Kızı” adlı eserini sahneye koyacak.
30 Ocak Cuma günü de Mumcu anısına Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde açıkoturum, söyleşi ile şiir ve müzik dinletileri düzenlenecek.
Hafta’nın ve anma programının son günü olan 31 Ocak’ta ise, bundan 18 yıl önce Ankara’da evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürülen Prof. Dr. Muammer Aksoy, Cebeci Asri Mezarlığı’nda bulunan anıtmezarında saat 12.30 itibariyle ziyaret edilecek. Ardından Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde, Avukat Tuncay Alemdaroğlu, Avukat Şevket Şahap İnce, Avukat Reşat Yalın tarafından “Sömürüye Karşı Hukuk” tartışılacak.
Uğur Mumcu’yu anma etkinlikleri, “16. Adalet Ve Demokrasi Haftası”, Geleneksel Kapanış Gecesi ile son bulacak.
Uğur Mumcu, Ankara üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Farabi Salonu’nda saat 19.00’da Cahit Berkay, Çetin Gül, Emrah Karaca, Ufuk Karakoç, Grup Gündoğarken’in vereceği konserle bir kez daha uğurlanacak.
Zar Atmam Şansa İnanmam Ortada Bir Şans Varsa Onuda Ben Yaratırım...
Cevapla
#2

[Resim: 240120091614424068448_2.jpg]


UGUR MUMCU
�Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi... Bir gün sesimiz hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi... Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz ey halkım unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi...�

UĞUR MUMCU, 1975

UĞUR MUMCU, her şeyden önce bir demokratik sosyalistti.
UĞUR MUMCU, demokrattı, herkes için ve her yerde demokrasiyi savundu.
UĞUR MUMCU, sosyalistti, emeği ve çalışanın hakkını savundu. Sömürüye, soyguna, talana karşı çıktı.
UĞUR MUMCU, şiddete karşıydı. Demokratik çözümleri savundu, barıştan yana oldu.
UĞUR MUMCU, din tüccarlarına karşı çıktı. Laikliği savundu.

Dünya görüşlerinden dolayı siyasi cinayetlere kurban giden Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, Muammer Aksoy, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı ve diğerleri unutulmadı. Mücadelesini verdikleri değerler ve ilkeler unutulmadı, unutulmayacak. Barış, laiklik, özgürlük yolunda herkese insan hakları, her yerde demokrasi diyerek, aydınlanma ve bilimin ışığında bir uzun yürüyüşe çıkanlar, sizleri unutmayacak.

Hepiniz yerinizde huzur içinde yatın.

Yüreğimizde ve belleklerimizde her zaman yaşayacaksın!..

Vuruldun! Ama halkın Sen�i unutmadı!..

UNUTMADIK! UNUTMAYACAĞIZ! UNUTTURMAYACAĞIZ!




Alıntıdır: http://www.aypa.net/Ugur-Mumcu/
24 Ocak Uğur Mumcu'nun ölüm yıl dönümü..


Allah rahmet eylesin ;

bir pazar sabahıydı ankara kar altında
zemheri ayazıydı yaz güneşi koynunda
ucuz can pazarıydı kalemim düştü kana
zalımlar pusudaydı bedenim paramparça
ucuz can pazarıydı kalemim düştü kana

uğurlar olsun uğurlar olsun
hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun
bir keskin kalem bir kırık gözlük
yürekli yiğitlere hatıran olsun

çevirdim anahtarı apansız bir ölüme
şarapnel parçaları saplandı ciğerime
ucuz can pazarıydı kan doldu gözlerime
isimsiz korkuları katmadım yüreğime
bembeyaz doğruları yaşadım ölümüne

uğurlar olsun uğurlar olsun
hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun
bir keskin kalem bir kırık gözlük
(selda bağcan)
son yaprak düştüğünde ,son ağaç kesildiğinde, son akarsu kuruduğunda paranın yenmediğini anlayacaksınız....

Dizlerimin üzerinde yasamaktansa..Ayaklarimin üzerinde ölmeyi tercih ederim....
Cevapla
#3

UNUTMADIK,UNUTMAYACAĞIZ,UNUTTURULMAYACAK....

Sorumlu Olmak

Demokratik toplumlarda bir kişiye yapılan haksızlık bütün topluma karşı yapılmış sayılır. Bu bilinç yerleşmedikçe haksızlıkların adaletsizliklerin önüne geçmeye olanak bulunamaz.

- Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.. felsefesi toplumun bütün bireylerini sarar ve bir çok insan:

- Adam sen de.. bencilliği ve bireyciliğiyle yetişir. Herkes kendi küçük dünyasının kabuklarında, sessiz sedasız yaşamayı hüner sayar.

- Sen mi kurtaracaksın?.. gibi sorularla kavgadan gürültüden uzak tutulmak, günlük yaşamın mutluluk zırhlarıyla sarılıp sarmalanmak hiçbir yasanın suç saymadığı ve birçok insanın da küçük görmediği bir yaşam biçimi olarak belirir.

- Beni düşünmüyorsan çocuklarını da mı düşünmüyorsun? gibi duygusal tepkilerin gözdağlarıyla sıkıştırılmış sorumluluk duygularının sınırladığı insanlar, yaşamlarında bir başka mutsuzluğun gölgeleri ile boğuşup dururlar öylece.

Düşündüklerini bir kez bile yüksek sesle söyleyememiş, öfkesini karşısındakinin yüzüne bir kez bile söylememiş, öfkesini karşısındakinin yüzüne bir kez bile haykırmamış bir insanın bilinç ve duygu dünyasında doğan girdaplar belki de sabah akşam boğmuştur bu kişiliğini.

Kendi kişiliğinin katili olmak da güç iştir basbayağı.

Susmak.. susmak, hep susmak. Konuşmamak, konuşmamak. Üstlenilen görev budur bütün yaşam boyunca. İnsanları saran küçük çemberler büyüye büyüye demokrasinin boynuna bir halka gibi geçer. Suskunluk kural, konuşmak ve eleştirmek de kural dışı olur bir süre sonra.

Bir kişiye yapılan haksızlığı her insan yüreğinde ve bilincinde duymalıdır bütün ağırlığınca. Bu sorumluluk bilinci kurulmamışsa her yeni haksızlık bir “kader” gibi benimsenir bütün toplumda.

Oysa ne yoksulluk ne de haksızlık “kader” değildir. Yoksulluğun ve haksızlığın nedenleri vardır. Bunları birer birer saptayıp toplumun önünde haykırmak gerekiyor.

Toplumdaki her insandan beklenen bu da değildir aslında bakarsınız. Herkes, kendi görevinin sınırları içinde dirençli olabilse bir ölçüde kolaylaşır işler.

Yargıçsınız: Önünüzdeki sanığın suçsuz olduğunu biliyorsunuz. Fakat emir almışsınız. Mahkum ederseniz bile bile.

Doktorsunuz: Önünüze işkence evlerinden getirilen bir hasta çıkardılar. Verilen emirlere uyar sahte raporlar düzenlersiniz.

Memursunuz, amirsiniz: Bir altınızdaki memurun sicilini bozmak için verilen emirleri körü körüne yerine getirirsiniz. Belki sivilsiniz. Terfi bekliyorsunuzdur. Belki de albaysınız, generallik sırasındasınız. Hemen bozarsınız sicilleri. Başkalarının mutsuzluğu üzerine kendi mutluluğunuzu kurmak istersiniz.

Kimler gelir, kimler geçer böylece…

Aynı çarklar insanı öğütür. Dönme dolap gibidir yaşam: Bakarsınız yüksektesiniz, bir bakarsınız inmişsinizdir o yüksek yerlerden. Geriye sadece insanın kişiliği ve onuru kalmıştır.

Ben onuru daha yükseklere sıçrayabilmek için bir “pey akçesi” olarak sürenler eninde sonunda bir insanlık yıkıntısı, bir “enkaz” olarak kalırlar belleklerde.

Yirminci yüzyılda uygarca direnişin adıdır “medeni cesaret.”

Bu konuda çok zengin değil toplumumuz. Bir kaplumbağa gibi yaşamayı, bir sürüngen gibi beslenmeyi, bir yılan gibi beslenmeyi, bir “yılan” gibi yükseklere tırmanmayı hüner saymışız yıllarca.

Sorumluluk pınarlarından, bilinç çeşmelerinden gürül gürül akan kişilikleri, köhneleşmiş yasaların kıskacı altında yaşatmayı tek çıkar yol bilmişiz yıllarca.

Karanlıklarla beslenen korkuları, bir tel örgü, bir dikenli tel gibi sarmışız dört bir yanımıza. Yüreksizliğin özrünü bir parça da kendi küçücük dünyalarımızın mutluluğuna sığınarak gidermek istemişiz.

Bir kişiye yapılan haksızlık, bütün topluma karşı işlenmiş bir suçtur. Bu bilinci paylaşmak ve bu sorumluluğu yerleştirmek zorundayız. Uygarca paylaşılan sorumluluk bilinci, özgürlüğün de, demokrasinin de tek güvencesidir. Bu güvence sağlanmadıkça, demokrasinin temeline bir tek taş bile konmuş olamaz.

Unutmayalım ki “cesur bir kez, korkak bin kez ölür.” Önemli olan, insanın böyle bir toplumda bir “mezar taşı” gibi suskunluk simgesi olmamasıdır.

Yeniortam, 9.12.1974
[Resim: 7903atamizindeyizby5hs7ii4.jpg]

“Bir memlekette; namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur”
Bul
Cevapla

Konu Araçları
Konuyu Paylaş :  
Konunun Linki :  
BBKodu :  
Konu Araçları :

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi