Yeni Bir Düzene Doğru "BILDERBENG"

Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 2.78/5 - 27 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Yeni Bir Düzene Doğru "BILDERBENG"
#11

Sayın Cezaevi Notları, belli ki emek harcayarak edindiğiniz bu çok kıymetli bilgileri bizimle paylaştığınız için teşekkürler.
Bütün bunları okuyunca zihnimde belirebilen tek şey, bizim gibi halktan insanların yalandan bir demokrasiyle kandırılıp aslında tüm dünya'nın oligarşiyle yönetildiği oldu. Açıkçası verdiğiniz isimlerin bir çoğunun bu tip bir oluşumda yer alabilir olması bir dereceye kadar tahmin edilebilir. Çoğu süpriz olmadı diyebilirim. Ancak beni en çok şaşırtan şey Rahmetli Bülent Ecevit beyefendinin ismini bu listede görmek oldu. Bir de yazınızda altını çizdiğiniz üzere özellikle yahudi olmalarına verilen önem doğrultusunda soracağım şey tüm bu sayılan kişilerin evet bir kısmı yahudi kökenli olduğunu bilebiliyoruz, ancak diğerleri soru işareti yani Soner Yalçın'ın Efendi serisinde dile getirdiklerini de düşününce iş çok bilinmeyenli denklemlere dönüşüyor. Bizi aydınlatmaya devam etmeniz dileğiyle
Sevgiyle kalın
İleride halkımızın,bunca ibret verici tecrübeden sonra gerçek dindarlarla din tüccar ve aktörlerini birbirinden ayırdedeceğini ümid ederim. Yoksa hep böyle geri ve ezik kalırız (M.Kemal Atatürk)
Cevapla
#12

Soner Yalcin'in kitabini okudunuzmu ? Bu kitapta gecenlerle burdaki belirtilen yazi hakkinda nasil bir bilinmeyenli denkeleme gitme sonucuna vardiniz .
Cevapla
#13

Şöyle bir sonuca vardım; Türkiye'de önemli mevkilere yükselebilmek, veya "başarılı" ki tırnak içinde söylüyorum olabilmek için illa köklerimizin yahudi -sabetayist- mi olması gerekiyor.... Bu ülkede bir Allah'ın kulu yok mu ki cidden memleketin bağrından çıkma olsun ki bunu da tırnak içinde söylüyorum çünkü bu insanların birileri tarafından bir yerlere getirilmeleri iddiasıyla yola çıkıyoruz. Şunun için bunu söylüyorum bu iddiaların oturduğu çizgi çok incedir ve kimse bu örgütlere üye dahi olsalar memleketi için iyi işler de yapmış insanlar da vardır , yanlışların yanında doğruları da görmek gerekir. Yani bu ülke Soner Yalçın beyefendinin -ki çok saygı duyduğum bir araştırmacı yazardır - yazdıklarından sonra bir sabetayist avıdır çıktı,İnsanların neyi nereye çekeceği pek belli olmuyor ülkemizde maalesef. Bunu şunun için söylüyorum , Türkiye kutuplaşmalara çekiliyor, Yahudi, ermeni düşmanlığı tırmandırılıyor ya da tırmanıyormuş gibi bir görüntü çiziliyor. Bunlar iyi şeyler değildir. En azından barışı ve kardeşliği savunmakta olanlar için iyi şeyler değildir.
Bugün Başkent Tv'de Bir panel izledim başlığı 'Cumhuriyet'e Yönelik Tehditler' idi. Vural Savaş gibi Emin Gürses gibi değerli aydınlar vardı. Yeni nesil bir demokrasi anlayışından bahsettiler, küresel demokrasi...Yani demokrasinin, insan haklarının vs'nin sadece bir amaç olmaktan çıkarılıp, küresel menfaatler açısından bir araç olarak kullanılmaya başlanmasından ve batılı küresel sermaye sahiplerinin dayatmalarıyla artık demokrasi anlayışının ulusal çıkarları yok saymak olduğu anlayışını yayma çabası içerisinde olduklarını ve ulusal çıkarlarını gözetmeye çalışan ülkelerin de faşizanlıkla suçlanmaya başlandığı bir döneme girildiğini ve bu tarz demokrasi anlayışlarının sadece kapitallerin doymak bilmeyen kar etme hevesleriyle beslenmekte olduğunu anlattılar. Türkiye'nin durumu ve batının içinde bulunduğu durum enine boyuna tartışıldı.
Bana göre Türkiye içine düştüğü bu umutsuzluğu üzerinden atmalıdır çünkü istedikleri şey tam olarak çaresiz ve ümitsiz kaderci bir toplum haline gelmemiz. 3-5 belki milyon kişi bir araya gelip karanlık güçleri ve paralarıyla dünyayı yönetmeyi bir monopoly oyunu zannedebilirler ,bunlara milletçe pabuç bırakmayacağımız günleri eskiden yaşamıştık ama gerekirse yine yaşarız.
Sevgiyle özgür kalın
İleride halkımızın,bunca ibret verici tecrübeden sonra gerçek dindarlarla din tüccar ve aktörlerini birbirinden ayırdedeceğini ümid ederim. Yoksa hep böyle geri ve ezik kalırız (M.Kemal Atatürk)
Cevapla
#14

Oncelikle burada bahsettiginiz konuya Soner Yalcin'in yazdigi Beyaz Turklerin Buyuk Sirri kitabiyla bilinmeyenli bir denkleme dogru gidilmedigini bu kitabi okuyan herkes bilebilir. Soner Yalcin Sabetayistlerin yasantilarini, cumhuriyet donemini ve Evliyazade aileleri ustunde durarak genis kapsamli bircok okurun okudugu bir kitap yazmistir. Bu kitapta gecen bolumlerle konumuz bilinmeyenli bir denkleme dogru gidildigi gorusu bilmiyorum nasil vardiniz. Sonuca vardiginizi soyleyerekten bi sabetayist avi veya bu ulkede bir yerlere gelmek icin sabetayist veya yahudi olmak gibi bir sonuc cikarabilinir. Goruslerinize olan saygim bir yana burdaki amac Turk siyassetinde veya dunya siyasetinde aktif olan guclerin varligi veya bu guclerin amaclaridir. Bu kutuplasma degildir veya dikkatleri baska bir yere cekmek de degildir. Amacimiz yetisen neslin butur konular hakkinda fikir sahibi olmalari ve sececekleri kisileri titizlikle secmeleridir.Yahudi ve ermeni dusmanligi kazanmak yerine yahudilerin ve ermenilerin bu ulkeden ne istediklerini anlamamiz daha iyidir. Sizin ilgi alaliniza girmeyebilir buradaki yazimiz ilgi alanina giren kisiler tarafindan okunmasidir. Simdi kaldigim yerden devam ediyorum.
Cevapla
#15

ABD, başından beri, Yahudi önde gelenlerinin denetimi altında olacak dünya-hakimi bir güç şeklinde tasarlanmıştır. Amerika'yı dış müdahaleye, yayılmacılığa zorlayanların da yoğun olarak Yahudiler, ya da onlarla "ittifak" içindeki masonlardan oluşması bunun önemli bir göstergesidir. Önceki sayfalarda Amerika'yı ilk kez emperyal bir güç haline getiren İspanya savaşının Yahudi medyası tarafından kışkırtıldığına değinmiştik. Amerika'nın I. Dünya Savaşı'na girişi de Wilson'ın akılhocaları, yani Yahudiler aracılığıyla olmuştur. Amerikalı gazeteci Andrew I. Killgore da, Amerika'nın I. Dünya Savaşı'na girmesindeki Yahudi etkisine dikkat çekiyor. Killgore'un yazdığına göre, Dünya Siyonist Örgütü liderleri, İngiliz hükümetini Siyonizme destek veren Balfour Deklarasyonu'nu yayınlaması için zorlarken, deklarasyon yayınlandığında kendilerinin de Amerikalı soydaşları aracılığıyla ABD'yi İngiltere'nin yanında savaşa sokacakları sözünü vermiş ve gerçekten de İngiltere'yi bu konuda ikna etmişlerdi.

Olayı bu çerçeve içinde değerlendirdiğimizde, CFR'deki belirgin Yahudi etkisi çok daha anlamlı hale gelmektedir. Çünkü Mesih Planı, Mesih gelmeden önce de, dünyada Yahudi-kontrollü bir sistemin belli ölçüde kurulmasını öngörmektedir. Kabalacılar'ın kehanetleri yorumlayış şekli, Mesih'in gelişinden önce, pek çok sonuca "insan eliyle" varılacağı yönündedir. Dolayısıyla inanışa göre Yahudilerin Mesih gelmeden de belirli bir egemenlik kurmaları gerekmektedir; Mesih'in bu hazır düzenin kontrolünü ele alacağı ve "metafizik" katkılarla egemenliği daha da sağlamlaştıracağı beklenmektedir.

Kabalacıların yorumu böyleyken, dünyadaki en büyük politik ve askeri gücü olan ABD'nin "ırk bilinci" yüksek Yahudiler tarafından oluşturulan kurumlar aracılığıyla yönetiliyor olmasını bir tesadüf olarak yorumlamak akılcı gözükmemektedir. Görünen, Amerika'nın, Mesih Planı'ndaki önemli misyonunu CFR gibi kurumlar sayesinde yerine getirdiğidir.

Cevapla

Konu Araçları
Konuyu Paylaş :  
Konunun Linki :  
BBKodu :  
Konu Araçları :

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi