Hepimiz Biriz

Orjinalini görmek için tıklayınız: yine 24 nisan geldi
Şu anda (Arşiv) modunu görüntülemektesiniz. Orjinal Sürümü Görüntüle internal link
Değerli arkadaşlar,

İngiltere, Fransa ve Rusya maskesini kullanan Emperyalizm, Osmanlıyı yıkmak ve parçalamak için Rumları, Kürtleri ve Ermenileri kışkırtarak birçok isyanın çıkmasını sağlamışdır. Mustafa Kemal ATATÜRKÜN önderliğinde emperyalizme ve onların işbirlikçilerine karşı koyarak bağımsızlığı elde eden Türkiye Cumhuriyeti, birçok mazlum ülkeye örnek olmuştur. Bu başarıyı hazmedemeyen dış güçler, şimdi de aynı piyonları Türkiye Cumhuriyetini bölmek ve parçalamak için farklı yöntemlerle kullanmaktadır.



Ülkemizi bölmek ve parçalamak isteyen uluslararası emperyalizm, son yıllarda ABD de bulunan Ermeni diasporasını kullanarak amacına ulaşmak istemektedir.

Örneğin bu konuda yapılan çalışmalarında;

Tehcirin fikir babası Alman Genel Kurmayı olmasına rağmen, emperyalist güçler tarafından suçlu Sadrazam Talat Paşa ve grubu gösterilmişdir,


Tehcir olayı, Osmanlı İmparatorluğunda 1915 yılında olmasına ve Osmanlıdan sonra 28 adet ülkenin meydana çıkmasına karşın, sadece 1923 yılında kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti suçlanmaktadır,


Dışişleri Bakanlığımızda görevli ve canları bulundukları ülkelere emanet edilen masum 42 tane çok değerli diplomatımızı, 1973 yılından itibaren Ermeni katillerin süikastlerinde kaybettik. Katilleri hala cezalandırılmadı!!!!


Soykırımın hukuksal tanımı ikinci dünya harbinden sonra 1948 yılında olmasına karşın, 1915 yılında Osmanlıda yapılan tehcir de bu tanımlamaya sokulmak istenmektedir,


En önemlisi geçen yıl Ermeniler tarafından yapılan gösterilerde çok terbiyesiz ve çok saygısızca, Türkiye Cumhuriyetinin bayrağı ile Almanların nazizm sembolü olan gamalı haçı eşitlenmektedir. Yüce önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ile Alman dikatatörü Hitleri eşdeğer gösteren resimler pankartlarda taşınmaktadır.


Değerli arkadaşlar, her yıl 24 Nisan geldiğinde, 42 eyaletinde soykırımın kabul edildiği ABD de başkanlığında ne şekilde bir yorum yapılacak diye kaygıyla beklemekteyiz. Bu sırada sözde soykırımın, ABD yönetimi tarafından da ha tanındı ha tanınacak diye ülkemize baskı yapılmaktadır. Yani AB-D emperyalizmi, bizlere ölümü göstererek sıtmaya razı etmek istemektedir. Bu isteğe karşı koymak için ABD de birçok lobi kuruluşu, çeşiti tavizler verilerek devreye sokulmaktadır. Ayrıca bu konuda pekçok askeri ve sivil görüşme yanında ABD de birçok da kitlesel eylemler yapılmaktadır. Bu ortamı iyi değerlendiren ve ülkemizi oldukça değerli bir müşteri olarak gören ABD, bizlere milyarlarca dolarlık silah ve askeri malzeme satma fırsatı bulmaktadır.



Değerli arkadaşlar, Ermeni ve kürt terör örgütleri üzerine araştırmalarıyla tanınan Ercan CİRİTCİOĞLU’nun verdiği bilgiye göre, 24 Nisan 1915 de eceliyle yaşamını yitirenler dışında, Osmanlı da bir tek ermeni bile öldürülmüş değildir.

Peki 24 Nisan neden sembol gün olarak seçilmişdir?

Yunan, Bulgar, Sırp halkları Osmanlıdan bağımsızlığını alınca Ermeniler de aynı yolda örgütleniyor. Ermeniler İstanbuldan Vana kadar dernekler kurup silahlanıyorlar. Bu arada Osmanlı, Birinci Dünya Savaşına giriyor. Mart 1915 de Rusya, Doğu Anadoluya giriyor. Rus desteğini alan Ermeniler, 11 Nisan 1915 de Van’da isyan çıkartıp, Osmanlıya karşı BAĞIMSIZLIK SAVAŞINI başlatıyor.

Bu isyan Van’dan öteki bölgelere de sıçrayınca, daha sonra soykırım iddialarına neden olacak Osmanlının zorunlu göç kararı geliyor. Ancak bu karar sadece Ortodoks Ermenilerine uygulanıyor. İsyana katılmayan Katolik ve Protestan Ermeniler yerlerinde tutuluyor.

Ortodoks Ermeniler Vanda Kürt ve Türk bütün Müslümanları öldürüp şehri ele geçirince ve isyan öteki bölgelere sıçrayınca, 24 Nisan 1915 te Osmanlı yönetimi, Anadoludaki bütün Ermeni derneklerinin kapatılmasına ve isyanı destekleyen İstanbuldaki 200 kadar Ermeni aydınının, Çankırı Ayaş’a sürgüne gönderilmesine karar veriyor.

Sonra 24 Nisan sürgünleri burunları bile kanamadan İstanbula geri dönüyor.

Görüyorsunuz, gerçek bilgi ve belgeye dayanmayan asılsız iddiaların, tarihciler tarafından araştırılmasına izin verilmeden, birçok ülkede yasalar çıkarılarak soykırımın yalanının tanınması işi oldu bittiye getirilmeye çalışılıyor.



Umarım bu konuda oldukça geç kalınan loby faaliyetlerimizi ve gerçek verilere dayanan araştırmalarımızı, en kısa sürede uluslararası arenada sağduyu sahiplerinin dikkatine sunabiliriz. Devletimiz, hükümetlerimiz, üniversitelerimiz, STK lar, askeri ve sivil kurumlar bu konuda işbirliği yaparak ülkemizi savunmak zorundadır. Aksi halde güzel ülkemizi bölmek isteyen ve bu dönemde AB-D maskesini kullanan emperyalizm, kötü amacına ulaşacaktır.



Sevgi ve saygılarımla (24.04.2009).

Prof.Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR