Hepimiz Biriz

Tam Versiyon: KURŞUN ZEHİRLENMESİ VE KAYNAKLARI
Şu anda arşiv modunu görüntülemektesiniz. Tam versiyonu görüntülemek için buraya tıklayınız.
KURŞUN ZEHİRLENMESİ VE KAYNAKLARI
Kanda Kurşun Düzeyi


Kurşun bileşikleri yüzyıllardır insanlar tarafından bilinmekte ve kullanılmakta, günümüz kent yaşamında ise, her alanında kullanımı giderek artmaktadır. Özellikle kurşunlu benzinle çalışan araçlar, yoğun trafik kentlerimizde kronik bir zehirlenme süreci ortaya çıkarmaktadır. Kurşun zehirlenmesi (plumbism), özellikle sanayi kuruluşlarında çalışan bireyler olmak üzere, tüm kent yaşamı içerisindeki insanları etkilemektedir. Plansız kentleşme ve sanayileşmenin sonucu kurşun düzeyi, yalnız yetişkinler için değil, bebek ve çocuklarda da gelişim bozukluklarına yol açmaktadır.

Çocuklar da risk altındadır

Çoçuklarda 10 Microgram/dL gibi düşük düzeylerin bile, işitme ve büyüme fonksiyonlarında gerilemeye yol açtığı gösterilmiştir. Kurşun zehirlenmesi hiçbir belirti vermeden seyredebilir. Çoğunlukla tanı konulamaz ve çeşitli hastalıklar ile karışabilir. Bu yüzden kansızlık (anemi), bayılma nöbetleri (konvülziyon), zihinsel gelişme geriliği (mental retardasyon), belirgin davranış bozuklukları, karın ağrısı gibi semptomların görüldüğü durumlarda kurşun zehirlenmesi akla gelmelidir.

Düzenli aralıklar ile yapılacak laboratuvar testleri bu tehlike karşısında uyanık olmamızı sağlayacak ve olası gelişim bozuklarının tanısında yardımcı olacaktır. Sanayi kuruluşlarında çalışanların bu testi yılda en az iki kez yaptırmaları önerilmektedir. Çocuklar için ise bu süreç yılda en az bir kez olmalıdır. Kurşun zehirlenmesi sistemik bir hastalık tablosudur. Çeşitli organ ve sistemlerle ilgili belirti ve bulgular hastalık tablosunda yer alır. Belirtilerin en çok görüldüğü sistemlerden birisi sindirim sistemidir. Ağızda metalik tat, künt karın ağrısı ve karında huzursuzluk hissi, iştahsızlık, kabızlık oldukça sık rastlanılan belirtilerdir. Ayrıca diş etlerinde kurşun sülfür çökmesine bağlı olarak diş etlerinde Burton çizgisi görülebilir. Bazen barsak düz adalelerinin kasılması sonucu çok şiddetli karın ağrıları şeklinde de (kurşun koliği) olabilir.

Kurşun zehirlenmesi tablosu

Hematopoietik sistem de kurşun zehirlenmesinden etkilenebilmektedir. Kan yapıcı sistemle ilgili tipik belirti anemidir. Kurşun, hem (haem) sentezinde rolü olan delta amino levülinik asit dehidrataz ve haem sentetaz enzimlerini inhibe eder. Sonuçta “hem” sentezi bozulacağı için anemi meydana gelir. Anemi hipokrom, normositerdir ve genellikle hafif-orta düzeydedir. Hemoglobin değeri genellikle 8-10 gram/dl dolayındadır. Eritrositlerde bazofilik noktalanma olur. Lökositler ve trombositlerle ilgili bozukluk söz konusu değildir.

Kurşun zehirlenmesinde sinir sistemi ile ilgili belirtiler de olur. Kurşun kan-beyin bariyerini aştığı için beyin-omurilik sıvısına geçer ve beyin ödemine yol açar. Baş ağrısı, bulantı, kusma, ileri derecede olduğunda şuur bulanıklığı, koma ve ölüme kadar ilerleyebilen tablo kurşun ensefalopatisi olarak adlandırılır. Merkezi sinir sistemi belirtileri çocuklarda daha sık görülür ve daha ağır seyreder. Periferik sinir sistemi belirtisi ise periferik motor felçleriyle karakterizedir.

Bir ağır metal olan kurşun böbreklerde tübüler reabsorbsiyon mekanizmasını bozar. Bunun sonucunda idrarda glukoz, amino asitler ve fazla miktarda fosfat çıkar. Bu üçlü olgu (glukozüri, aminoasidüri ve hiperfosfatüri) Fanconi triadı olarak bilinir. Kurşunun idrar yolu ile atılımı ürik asit ile kompetisyon halindedir, bu nedenle idrarla kurşunun atılması sırasında ürik asit retansiyonu olur. Ağrılı gut tablosu da görülebilir.

Kardiyovasküler sistem de kurşun zehirlenmesinde tabloya katılabilir. Genellikle basit supraventriküler aritmiler, T ve S-T değişiklikleri görülebilir. Bu değişiklikler reversibldir. Klinik tablonun düzelmesi ile kaybolur. Hipertansiyon ile kurşun arasında ilişki olabileceği şeklinde bilgiler de vardır.

Son yıllarda kurşunun reprodüktif sistem üzerindeki etkileri ile ilgili olarak ta bilgiler ortaya konulmaktadır. Ayrıca kurşunun kullanıldığı işlerde çalışanlar arasında çeşitli fertilite bozukluklarına rastlanmaktadır.

Tanıda; kurşuna maruz bir işte çalışma öyküsünün yanı sıra, klinik belirti ve bulguların varlığı da önemlidir. Kesin tanı kanda kurşun düzeyi tayini ile yapılır. Kanda, 100 ml. de 50 mikrogram ve daha yüksek bulunan değerler kurşun zehirlenmesi olarak kabul edilir. Benzeri şekilde idrarda da kurşun tayini yapılabilir ancak kan kurşun düzeyi daha güvenilir yöntemdir. Hem sentezinin bozulmasının sonucu olarak porfirin bileşiklerinin idrar düzeylerinde de artma olur.

Korunma ve alınacak diğer önlemler

Korunmada işyeri ortamında alınacak teknik önlemler çok önemlidir. Kurşun tütsüsünün olduğu yerde havalandırma sistemleri kurulmalı, tozlanmanın önüne geçmek için yerler ıslatılmalıdır. Gerekiyorsa maske kullanımı düşünülebilir. Çalışanlar iş başında yemek yememeli ve yemeklerden önce mutlaka ellerini yıkamalıdırlar. Böylece sindirim sistemi yolu ile vücuda kurşun girişi önlenebilir. Yine aynı amaçla iş başında sigara da içilmemelidir. Tıbbi korunma önlemleri olarak işe giriş muayenesi ve aralıklı kontrol muayeneleri yapılmalıdır. Bu muayenelerin sıklığı ve dikkat edilmesi gereken noktalar İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü'nün 61. Maddesinde belirtilmektedir. Kurşun, solunum , sindirim ve cilt yolu ile alınır. Solunum ile alınan kurşun, akciğerlerden kana karışır. Bunun yanında hava, su ve çeşitli besinler insanlar için devamlı bir kurşun kaynağıdır. Konserve besinler ile vücuda alınan kurşun önemli bir kaynak oluşturabilir. Sindirim yoluyla alınan kurşunun onda biri kana karışır, kalanı dışkı ile atılır.

Kurşunlu Bileşikler

Kurşun doğada bol olarak bulunan bir metaldir. Yumuşak olması nedeniyle işleme kolaylığı vardır ve insanlar kurşunu çok eski yıllardan beri (mutfak araç-gereçleri, su boruları yapımı vb.) çeşitli amaçlarla kullanmışlardır. Bu yüzden kurşun zehirlenmesi de çok eski yıllardan beri bilinmektedir. Hipokrat kurşun zehirlenmesine ait klinik tablolar tanımlamıştır.

Günümüzde metalik kurşunun başlıca kullanım yeri akümülatör yapımıdır. Üretilen kurşunun yarısından çoğu bu amaçla kullanılmaktadır. Diğer kullanım alanları arasında matbaacılık, boya imali, kristal cam ve plastik yapımı gibi işler sayılabilir. Ayrıca kurşunun organik bileşikleri olan Tetra Etil Kurşun ve Tetra Metil Kurşun benzin içine oktan yükseltici olarak katılmaktadır. Bu kullanımın giderek azaldığı bilinmektedir.

Kurşun doğada en çok Kurşun sülfür bileşiği (galena) halinde bulunur. Cevherden kurşun eritilerek saflaştırma (izabe) yöntemi ile elde edilir. Bunun dışında kurşunun önemli bir bölümü de eski hurda akümülatörlerin veya kurşundan yapılmış başka malzemenin eritilmesi yolu ile elde edilir. Kurşun zehirlenmesi bakımından en riskli işler de kurşunun eritildiği işlerdir. Kurşunun eritildiği, dolayısı ile kurşun zehirlenmesi riskinin yüksek olduğu diğer işler arasında akümülatör yapımı, matbaacılık, boya işleri gelmektedir.

Kurşun yumuşak bir metal olduğu için erime ve kaynama noktaları oldukça düşüktür. Erime noktası 327 , kaynama noktası ise 1600 santigrat derecedir. Kurşun zehirlenmesi bakımından önemli olan nokta, 500-600 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda kurşunun buharlaşmaya başlamasıdır. Tütsü (fume) adı verilen bu buhar içinde erimiş kurşunun mikron düzeyinde partikülleri vardır. Bu partiküller solunum yolu ile vücuda girerler. Daha az miktarda kurşun ise sindirim kanalından alınır. Ancak solunum yollarından alınan kurşunun % 40 kadarı absorbe olup, kan dolaşımına katılırken sindirim kanalından alınan kurşunun ancak % 10-15 kadarı absorbe olmaktadır. Bu nedenle zehirlenme bakımından solunum yolu ile maruz kalma daha önemli olmaktadır. Organik kurşun bileşiklerinin deri yolu ile de absorbsiyonu olabilir. Kan dolaşımındaki kurşun eritrositlere bağlanarak taşınır. Kurşun vücutta depolanan bir metaldir, en çok kemiklerde olmak üzere yumuşak dokularda ve parankimal organlarda da depolanır. Vücuttan atılımı da başlıca idrar yolu ile olur. Az miktarda kurşun dışkı ile, ter içinde, epitel deskuamasyonu ile veya saç, tırnak kesilmesi yolu ile, kadınlarda menstruasyonla ve emzirme sırasında sütle vücuttan atılabilir.

Özellikle sanayi kuruluşlarında çalışan bireyler olmak üzere tüm kent yaşamı içerisinde insanlarımız kurşun zehirlenmesi tehlikesi altındadırlar. Bunun yanında henüz yaşama yeni adım atmış bebeklerde kronik bir zehirlenme tehditi altındadırlar. Bu tehlike plansız kentleşme ve sanayileşmenin sonucu olarak gerçek bir olgu halini almaktadır. Bu durum bebek ve çocuklarda sinsice ilerlemekte ve gelişim bozukluklarına yol açmaktadır.

İnorganik kurşun bileşikleri

A. Saf metalolarak: Kurşun levha ve borular, tel ve kablolar, yapı kaplamaları.

B. Bileşikleri olarak: Kurşun monoksit (PbO=mürdesenk), Kırmızı kurşun (Pb304, kurşun tetraoksit=sülyen), Beyaz kurşun (PbCO3, kurşun karbonat=üstübeç), Kurşun silikat (PbSiO3), Kurşun sülfür (PbS), Kurşun kromat -PbCrO4).

C. Alaşımlar: Kurşun antimon alaşımları akümülatör vb. yapımında kullanılır.

Organik kurşun bileşikleri

Kurşun alkilleri: Başlıcaları benzine katılan kurşun tetra-etil ve metil ile plastik yapımında kullanılan kurşun-stearattır. Özel kokulu sıvı maddeler olan kurşun alkillerinin kaynama noktaları çok düşük olduğundan (kurşun tetra-etil 200°C, -metil 100 °C) kolaylıkla buharlaşırlar.