![]() |
|
Atatürk'ün Gizemi - Baskı Önizleme +- Hepimiz Biriz (https://www.hepimizbiriz.com/forum) +-- Forum: TARİH (https://www.hepimizbiriz.com/forum/Forum-TAR%C4%B0H-83) +--- Forum: Mustafa Kemal Atatürk (https://www.hepimizbiriz.com/forum/Forum-Mustafa-Kemal-Atat%C3%BCrk-96) +--- Konu Başlığı: Atatürk'ün Gizemi (/Konu-Atat%C3%BCrk-%C3%BCn-Gizemi-5670) |
Atatürk'ün Gizemi >> Yeşil Ordu - arachnanthe - 11-11-2007 1920 yılı İlkbaharı'nın sonlarına doğru bir gün Mustafa Kemal, TevfikRüştü Âras'ı Ankara İstasyonunun bitişiğinde kaldığı bir eve çağırdı.Tevfik Rüştü Araş kendisine bir yaverinin haber verilmeksizin "YeşilOrdu" teşkilatına alındığından şikayet etti. O sıralarda Büyük MilletMeclisi kurulalı 10 hafta olmuştu. Vatanın kurtarılması içinbaşvurulan, türlü tedbirler arasında bir de "Yeşil Ordu" adı verilengizli bir teşkilat vardı. Fakat Birinci Büyük Millet Meclisi tam anlamıyla ve bütün kuvvetiyleişlemeye başladığı için artık her türlü dağınık tedbirlerinkaldırılması ve her faaliyetin Büyük Millet Meclisi yetkileri içinealınması zamanı da artık gelmişti. Yeşil Ordu teşkilatına lüzumkalmamıştı. Atatürk o gece bazı arkadaşlarını davet ederek konuyla ilgili birtoplantı düzenlemişti... Toplantıda Celal Bayar, Muhtar Bey, Yunus NadiBey, Kılıç Ali Bey ve Tevfik Rüştü Araş bulunuyordu. Atatürk ciddiişler konuştuğu zaman toplantılarda kahveden başka bir şey içmezdi.Alkol kesinlikle almazdı. O gece konuşmalar uzun sürmüştü. Toplantı bittiğinde gece yarısını ikisaat geçmişti. Toplantıda memleketin çeşitli yerlerinden ve önemlikişilerden gelen raporlar okunmuş, kurtuluş etrafında değişik mevzularkonuşulmuş, sert tartışmalardan sonra, üzerinde görüş birliğine varılanbazı kararlar alınarak sırasıyla yazılmaya başlanmıştı. Toplantı tamamen bitip de, o gece için son kahveler içilirken, MustafaKemal, Tevfik Rüştü Aras'a hitap ederek: "Bu gün öğleden sonra bukonular etrafında bir arkadaşla görüşmüş, bazı notlar almıştım. TevfikRüştü, lütfen köşedeki saksının içinde duran o notları alıp okurmusunuz?" Tevfik Rüştü Aras sözkonusu notlan okumaya başlayınca toplantıdabulunanların hepsi hayretler içinde kalmıştı... Saatlerce üzerindekonuşularak, görüş birliğine varılan kararların hepsinin, tamamıylaaynı olmak üzere o not kağıdında yazılmış olduğunu gördüler!... Atatürk'ün Gizemi >> Başkent Ankara - arachnanthe - 11-11-2007 Atatürk'ün Ankara'yı Başkent yapmasının ardındaki sebep bir hayliilginçti. Bu sebebi açıklarken aynı zamanda yeni bir kehanette dahabulunuyordu. "Ben Türk'ün imkansızı imkan haline getiren kudretinibütün dünyaya göstermek için Ankara'yı istedim. Bir gün gelecek şuçorak tarlalar yeşil ağaçların çevirdiği villalar arasından uzananyeşil sahalar, asfaltlar ve binalarla bezenecek. Hem bunu hepimizgöreceğiz, yakında olacak..." Ankara 13 Ekim de Başkent oldu... Fakat Cumhuriyet'in ilk yılları daneredeyse boş denecek kadar az bir nüfusa sahipti ve kırsal bir alandakuruluydu. Bunun için bazı Batılı devletler büyükelçigöndermeyeceklerini açıklamalarına rağmen, Atatürk ve Türk Hükümetikararlarından hiç bir zaman vazgeçmediler. Ancak Atatürk bu konuda da haklı çıkacaktı... Atatürk'ün bu sözlerininde çok kısa bir süre sonra gerçekleştiğini, Batılı devletler büyük birşaşkınlıkla izlemişlerdir. Bu arada Ankara'nın Başkent olacağı ileilgili kehanette bulunan bir başka kişi daha vardı... Bu kehanet; Tarikatı Aliye Sufi şeyhlerinden Müştak Dede'nin 1848yılında basılan "Divan"ında yer alan bir şiirde ortaya çıkıyordu. Buşiirde Ankara'nın Başkent olacağına dair bir kehanette bulunulmuştur. Müştak Dede'nin Sufi anlayışına uygun olarak kehanetini şifreli birşekilde yazdığı şiirinin l, 3, 5, ve 7 nci mısralarında sırasıylaArapça Elif, Nün, Kaf, Re ve He harfleri vurgulanmaktadır. Bu harflerA, N, K, R, H yi yani Ankara'yı belirler. İkinci mısrada belirtilen buyerin Ankara olacağı, yedinci mısrada da bunun hay-u hu ile yaniKurtuluş Savaşı kastedilerek, gürültü-patırtıyla gerçekleşeceği imaedilmektedir. Üstelik Ebcet hesabıyla birinci mısranın açılımıyapıldığında, hicri tarih ortaya; çıkmaktadır. Ayrıca Başkent olacakyerin Ankara olduğu dokuzuncu mısrada geçen Sultan Hacı Bayram'ailişkin ifadeyle; de açıklanmaktadır. Çünkü Hacı Bayram Veli'nintürbesi Ankara'da yer alır. Atatürk'ün Gizemi >> - arachnanthe - 11-11-2007 1936 yılının Ekim Ayı'nda o zamanki İngiltere Kralı 8. Edward ile MadamSimpson, Türkiye'de Atatürk'ün misafiri olarak bulunuyorlardı. Atatürkve misafirleri bulundukları gemiden, Moda'daki deniz yarışlarınıseyrediyorlardı. Atatürk çok keyifli ve neşeliydi. İngiltere Kralı 8.Edward ile Madam Simpson yanyana oturuyorlardı. Bir ara Madam Simpson elindeki dürbünü ile ayağa kalktı. Davetliler vegazeteciler de kalktılar. Kral da Ata'yı selamlayarak Madam Simpson'unarkasından kalkınca, Atatürk yanlarındakilere döner ve şöyle der:"Kral'ın Madam'a karşı zaafı olduğunu görüyorum. Korkarım ki, tahtınıbu kadın yüzünden kaybedecek." İngiltere tahtına çıkmış olan 8. Edward bir süre sonra Madam Simpsonile evlenmek isteyince, saray çevresindekiler ve hükümetin ilerigelenleri bu evlenmeye karşı geldiler ve engel oldular. Çünkü MadamSimpson asil tabir edilen bir aileden gelmiyordu. O halktan biriydi.Bunun üzerine 8. Edward İngiltere tahtından feragat ederek, BayanSimpson ile evlenmişti. Bu olay Yirminci yüzyılın en büyük aşkı olarakkitaplara ve filmlere konu olmuştur. Atatürk'ün Gizemi >> İznik'in Batı Kapısı - arachnanthe - 11-11-2007 Atatürk, 15 Temmuz 1936'da Yalova'dan Bursa'ya geçerken İznik'euğramıştı. Yanında Celal Bayar, Afet hanım ve daha bazı arkadaşlarıvardı. Afet hanını İznik'i gezmek için Atatürk'ten izin alır. Atatürk:"Hay, hay... Gidebilirsiniz fakat asıl İznik'i göremeyeceksiniz. Çünküo toprağın altındadır" der. Atatürk etrafındakilere sorar: "İznik kaç kapılıdır?" Bir İznikli yanıtverir: "Üç kapısı vardır efendim. Bulunduğumuz yerin doğusundaki kapı,kuzeyindeki Yenişehir kapısı, güneyindeki İstanbul kapısı..." Atatürk'ün "Peki Batı kapısı nerede?" diye sorması üzerine İznikli öylebir kapının olmadığını ve böyle bir kapıyı bilmediklerini söyler.Atatürk bir müddet susar.. Ve o konuyla ilgili başka bir söz etmez..Konu kapanır... Aradan seneler geçer... Biriken suları İznik Gölü'ne akıtmak için kanalaçmaya uğraşan işçiler, suların kendiliğinden boşluk bularak akmayabaşladığını görürler... Kazıya devam edilir... Sonunda toprağınaltından tam teşkilatlı kurşun bir kapıyı ortaya çıkartırlar... İşte bukapı Atatürk'ün aradığı ve bahsettiği kapıdır!... Atatürk'ün Gizemi >> Orman Çiftliği - arachnanthe - 11-11-2007 Atatürk bir gün Ankara'nın banliyölerinde araba ile dolaşırken,arabasını durdurur. Şimdiki Orman Çiftliği'nin bulunduğu bölgede birçiftlik kurmak istediğini yanındakilere açıklar. Fakat itiraz ilekarşılaşır... "Paşam burada bir şey yetişmez. Burada su dolu bir testitoprağa gömülse aksamdan sabaha çıkmaz." Yetkililer de bu bölgede hiç bir şeyin yetişemeyeceğini söylerler.Fakat Atatürk fikrinden vazgeçmez. Bu bölgede bir çiftlikkurulabileceğini ısrarla vurgular. Bunun üzerine Atatürk'e konuyu ispatetmek için su dolu bir testi toprağa gömülerek bir gün bırakılır.Ertesi gün testinin topraktan çıkarıldığında su dolu olduğu görülür... Şimdi o yerde "Atatürk Orman Çiftliği" bulunmaktadır... |