Hepimiz Biriz
Atatürk'ün Gizemi - Baskı Önizleme

+- Hepimiz Biriz (https://www.hepimizbiriz.com/forum)
+-- Forum: TARİH (https://www.hepimizbiriz.com/forum/Forum-TAR%C4%B0H-83)
+--- Forum: Mustafa Kemal Atatürk (https://www.hepimizbiriz.com/forum/Forum-Mustafa-Kemal-Atat%C3%BCrk-96)
+--- Konu Başlığı: Atatürk'ün Gizemi (/Konu-Atat%C3%BCrk-%C3%BCn-Gizemi-5670)

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6


Atatürk'ün Gizemi >> Rusya Kehaneti - arachnanthe - 11-11-2007

Kurtuluş Savaşı sırasında en büyük desteği Rusya'dan alan MustafaKemal, savaş sonrasında ise ilişkilerini belli bir düzeydesürdürüyordu. Çünkü Lenin'den sonra iktidarı ele geçiren Stalin,Rusya'yı keyfi bir şekilde yönetiyordu...

Yıl: 1936...

Atatürk her zamanki gibi Çankaya'daki akşam yemeklerinde ülkeninsorunlarını konuşurken, masadakiler sık sık Paşam, Ruslar şöyle ileriadımlar atıyor, ekonomide, sanayide, askeri alanda şöyle başarılıoluyorlar diye anlatıyorlardı.

Atatürk bunun üzerine yemeği bırakıp masanın üzerindeki içindemeyvelerin bulunduğu tabağı alıyor ve yere alacakmış gibi yapıyor.Masadakilere: "Eğer bunu yere bıraksam kaç parça olur?" diye soruyor.

"40 parça olurdu Paşam" diyorlar. "Hayır..." diyor Atatürk, soruyu yinetekrar ediyor, aynı cevabı alıyor. Bunun üzerine: "Bilemediniz..."diyor. Ve devam ediyor: "Biraz sabredin... Yurtta Sulh, Cihan'da sulhasarılın. Çünkü 60 yıl sonra Rusya 60 parça olacak. Bu nesil Bolşevikİhtilali yaptı. Kan kussa, kızılcık yedim der. Oğulları da babalarınınistikametinde gider. Ama ondan sonraki nesil Rusya'yı 60parçayaböler..."

Şimdi Atatürk'ün bu sözleri söylemiş olduğu 1936 yıllarını şöyle birhatırlayalım... Henüz daha II. Dünya Savaşı çıkmamış ve Rusya büyük birgüç olmamışken, bu sözler söylenmiştir. Yani inanılacak gibi değil ama1936'da 1990'ları anlatmıştır. Bunun tek bir izahı olabilir. Bu normalşartlarda açıklanabilecek bir mesele değildir. Eğer Atatürk'ün geleceğigörebilen "Üstün Sezme Gücü" olmasaydı, böyle bir kehanettibulunabilmesi mümkün olamazdı...

Gerçekten de Rusya'daki parçalanma, Atatürk'ün söylemiş olduğu gibiüçüncü nesilde meydana gelmiştir. Atatürk 1936 yılında Rusya'nınparçalanacağını söylerken ayrıntılı açıklamalarda da bulunmuştur:

"Bu gün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Budostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat, yarın ne olacağını kimse bugündenkestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya Macaristanİmparatorluğu gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bu gün Rusya'nınelinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yenidengeye ulaşabilir, işte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir.Bizim, bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü birkardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmakyalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletlerbuna nasıl hazırlanır? Manevi köprüleri sağlam tutarak... Dil birköprüdür. İnanç bir köprüdür. Tarih bir köprüdür. Köklerimize inmeli veolayların böldüğü tarihîmiz içinde bütünleşmeliyiz. Onların bizeyaklaşmasını bekleyemeyiz, bizim onlara yaklaşmamız gereklidir."

"Rusya bir gün dağılacaktır. O zaman Türkiye onlar için örnek bir ülkeolacaktır" diyen Atatürk kehanetlerine şöyle devam eder: "Türkiye 21.Yüzyılı şekillendiren Avrasya için bir kilit ülke konumundadır. Onlarbizi örnek alacaklardır. "

Atatürk'ün Türk Cumhuriyetleri için söylediği kehanetleri onaylayanGenel Kurmay İkinci Başkanı Orgeneral Çevik Bir; 4 Mayıs 1998 tarihliSabah Gazetesi'nde "ATATÜRK GERÇEĞİ 65 YIL ÖNCE GÖRDÜ" başlığı ileyayınlanan demecinde şunları söylemiştir:

"Yeni Atlantik Girişimi toplantısında konuşan Orgeneral Bir,Türkiye'nin dış politika hedeflerini ve NATO genişlemesinin bölgedengeleri üzerindeki etkisini anlattı. Türkiye'nin artan önemine dikkatçeken Bir, "Türkiye 21'inci yüzyılı şekillendiren Avrasya için birkilit ülke konumundadır. İlginç olan, Mustafa Kemal Atatürk'ün bugerçeği 65 yıl önce görmesidir' dedi. Orgeneral Çevik Bir, Atatürk'ünSSCB'nin günün birinde dağılacağına ilişkin sözlerini de hatırlatarak,Türkiye'nin diğer Avrasya ülkeleri için iyi bir model olduğunukaydetti."


Atatürk'ün Gizemi >> - arachnanthe - 11-11-2007

Cumhurbaşkanlığı yaptığı süre içinde krallardan, devlet adamlarınakadar birçok kişi ile görüşen Atatürk, gelecek yıllarda politikada üstdüzeylere kadar çıkacak olan kişiler için de zaman zaman bazıkehanetlerde bulunmuştur...

Atatürk Celal Bayar'ın bir gün ülke yönetimine geleceğini de çokönceden söylemişti... Atatürk, yanında Bakanlarla birlikte trenle biryurt gezisine çıkmıştı. O yıllarda Türkiye ekonomisini kurtarmak içinçalışmalar yapan Celal Bayar da geziye katılanlar arasında yeralıyordu.Tren bir mola sırasında durmuştu. Atatürk'ün gözleri bir ara CelalBayar'ın üzerinde durdu...

O sıra bir düşünce alemine daldığı belli oluyordu... Sonra birdenyanındakilere dönerek şöyle konuştu: "Şayet bu memlekette bir günkansız ihtilal olacaksa ve bu ihtilale biri liderlik edecekse, o adamCelal Bayar olacaktır."

Sonra başka bir konuya geçen Atatürk'ün bu sözlerini dinleyenler hiçbir şey anlamamışlardı... Olay unutulup gitti... Aradan uzun yıllargeçti... Ve aradan geçen yıllar Atatürk'ü bir kez daha haklı çıkardı.Tutucu ve bağnazların desteklediği Demokrat Parti 1950'de iktidarageldi. Adnan Menderes Başbakan olurken, Demokrat Parti'nin liderliğiniyapan Celal Bayar Cumhurbaşkanı oldu...


Atatürk'ün Gizemi >> Yer: Çanakkale - arachnanthe - 11-11-2007

İngilizler Çanakkale'de Anafartalar grubunu mağlup edip de cepheyisökemeyince yeni bir harekete giriştiler. Cepheyi sağdan çevirmekistediler. Düşmanın planını bozmak için Kireç Tepe'yi tutmak lazımdı.Ancak oraya giden tek bir dar yol, harp gemileri tarafından makaslamaateş altında tutuluyordu. Her an 38'lik gülleler korkunç patlayışlarlaortalığı alt üst ediyordu. Bir insanın değil, kuşun bile geçmesineimkan yoktu...

Kireç Tepe'yi tutmak emrini alan askerler, bulundukları yerden çıkmaktatereddüt içindeydiler. Fırsat gözlüyorlardı... Fakat düşmanın ateşi biran bile kesilmiyordu. Atatürk bu hali görünce siperlere koştu.Askerlerin arasına karıştı ve sordu: "Niçin geçemiyorsunuz?"

İçlerinden biri cevap erdi. "Düşman ölüm saçıyor, geçilemez." Bununüzerine Mustafa Kemal zerre kadar korku ve tereddüt göstermeden:"Oradan böyle geçilir..," dedi ve ileri fırladı.

Askerler durur mu, onlar da Kumandanları'nın arkasından ileriatıldılar. Toz duman ve ölüm kasırgasını yaran askerler karşıyavardılar ve tepeyi tuttular. Mustafa Kemal'in ve yanındaki askerlerinvurulmadan o dar geçitten nasıl geçtikleri hiç bir zamananlaşılamamıştır.... Sevgili okuyucular bu sadece bir kahramanlıköyküsü değildir. Bu kahramanlığın ötesinde büyük bir mucizedir... Venormal şartlarda açıklanması mümkün değildir...


Atatürk'ün Gizemi >> Efsunlu Kemal - arachnanthe - 11-11-2007

Mustafa Kemal yönettiği savaşlarda cephenin ateş altında sık sıkdururdu. Siperleri dolaşarak hatta bazen öne çıkarak askerlerinmoralini yükseltmeye çalışır, tüm gelişmeleri yakından takip ederdi.

Atatürk'ü karalayan bir yazar olarak bir hayli eleştirilen ve birzamanlar kitabı Türkiye'de yasaklanan H.C. Armstrong bile "Bozkurt"adlı kitabında Mustafa Kemal'in mucizevi bir şekilde vurulamadığındanbahseder:

Bir keresinde yeni kazılmış bir siperin dışında duruyordu.Avcılarımızın yoğun ateşi altındaydı. Bir İngiliz Bataryası da o sipereateş açtı. Toplar menzili ve hedefi buldukça şarapneller gitgide dahayakınlarına düşmeye başladı. Vurulması matematiksel olarak kesindi.Kurmayları sipere girmesi için yalvarmaya başladılar. Dürbünlegörüyorduk. Fakat o sigara yakıp gayet sakin bir şekilde sigara içmeyebaşladı. Ne yakınında patlayan şarapneller, ne de yoğun avcı ateşiMustafa Kemal'e bir şey olmuyordu. Çünkü O'nu vuramıyorduk.

O, zaman zaman eline bir tüfek alıp yoğun ateş altında, siperden dışarıçıkıyor, Avustralya siperlerine dikkatli, telaşsız ve isabetli atışlaryapıyordu. Bu kısa menzilde bile avcılarımız onu vurmayıbaşaramıyorlardı. Vurulmuyordu... Onu vuramıyorduk...

Bu inanılmaz gerçeği büyük bir şaşkınlıkla kaleme alan Armstrong, sonraşöyle devam ediyor: Sonra duyduk ki, Mehmetçik adı verilen TürkNeferleri bu inanılmaz olayı gördükten sonra Mustafa Kemal'e bir isimtakmışlar: "Efsunlu Kemal..." Bu isim askerlerimizin moralini bozmuştu.Gelip soruyorlardı:

"Karşıdaki Türk Birliği'nin komutanı kim? O mu?"
"Hayır... Hayır..." diyorduk,
"O değil, O burada değil, sakin olun..."


Atatürk'ün Gizemi >> Hayatını Kurtaran Saat - arachnanthe - 11-11-2007

Çanakkale Savaşları sırasında düşman ordularının hücumlarına karşıConkbayırı ve Kocatepe'de yaptığı savunmalarla düşmanı durduran vesonra onları mağlup etmeye başlayan Mustafa Kemal İstanbul'un düşmesiniengellemiş oluyordu...

Savaşın en kızgın olduğu günlerden birinde Mustafa Kemal yanındabulunan Yaveri ve yakın arkadaşı Nuri Conker'e emirlerini verirken, busırada patlayan bir mermi parçası onun kalbinin üzerine isabet eder...

Nuri Conker: "Eyvah vuruldunuz Paşam!..." diye bağırınca, Mustafa Kemalhemen: "Öyle bir şey yok, aldığınız emri derhal yerine getiriniz" der.Aslında Nuri Conker'in gördüğü doğruydu. Bir mermi parçası O'nun tamkalbinin üzerine çarpmış fakat büyük bir mucize eseri cebindeki saaterastlamıştı. Birkaç santim sola ya da sağa isabet etse Mustafa Kemal'inkurtulabilmesi mümkün olamayacaktı. Fakat saat parçalanmış, MustafaKemal'in hayatı ise kurtulmuştu...