![]() |
|
Atatürk'ün Gizemi - Baskı Önizleme +- Hepimiz Biriz (https://www.hepimizbiriz.com/forum) +-- Forum: TARİH (https://www.hepimizbiriz.com/forum/Forum-TAR%C4%B0H-83) +--- Forum: Mustafa Kemal Atatürk (https://www.hepimizbiriz.com/forum/Forum-Mustafa-Kemal-Atat%C3%BCrk-96) +--- Konu Başlığı: Atatürk'ün Gizemi (/Konu-Atat%C3%BCrk-%C3%BCn-Gizemi-5670) |
Atatürk'ün Gizemi >> Çanakkale'de Kaybolan Tabur - arachnanthe - 11-11-2007 Yer: Yine Çanakkale... Çanakkale Savaşı insanlık tarihinin kaydettiği en büyük savaşlardanbiridir. 8,5 ay boyunca Boğazın iki yakası adeta bir yeryüzücehennemine dönüşmüştü. Bu savaşta yarım milyondan fazla asker hayatınıkaybetti. Sadece İngiliz ordusunun kaybı 34.000 askerdi. Bu gün bunların27.000'inin mezarı vardır. Yani kaybolan İngiliz askerlerinin sayısı7000 civarındadır. Fakat savaş bittikten sonra hepsi değil, özellikle267'si arandı durdu... Tarih: 10 Ağustos 1915 Yer: Çanakkale Olaya Şahit Olanlar: Yeni Zelandalı Askerler Olayı Rapor Edenler: istihkam Eri Künye No: 4/165 F. Reichard, istihkamEri Künye No: l 3/416 R. Nevnes ve Künye Numarası verilmeyen istihkamEri J.L. Newman Olayın Alındığı Yer: "Râtselhafte Phanomene" Dergisi Sayı: 64 İngilizler askeri tarihlerinin en büyük yenilgilerinden birine adımadım yaklaşıyorlardı... İngiliz komutanı Sir Hamilton, korkunç biryenilgiye uğrayacağını sezmiş, savaşı kazanmanın tek şansını, tazekuvvetlerle birlikte yapılacak büyük bir saldırıda görmüştür. Kraliyet Norfolk Alayı, taze kuvvetlerin bir parçası olarak 29 Temmuz1915'de İngiltere'de gemilere bindirildiler. Ve Çanakkale'ye doğru yolaçıktılar. Savaşta her şey olabilirdi ama Norfolklular, Çanakkale'debaşlarına gelecek olayı asla düşünemezlerdi... Sir Hamilton, Tekke ve Kavaktepeleri'ne bir gece karanlığında ani vehızlı bir saldırı yapmayı planlamıştı. Bu is için 12 Ağustos gecesi 54.Tümen ilerlemeye başladı. İçlerinde Norfolklular'ın Tugayı dabulunuyordu. Tepelerin yamacına kadar gelecekler ve şafak sökerkensaldırmak üzere hazırlanacaklardı. Fakat, gece yürüyüşünün yapılacağıKüçük Anafartalar Ovası denilen yerde, Türk askerlerinin pusuya yattığızannediliyordu. Bu yüzden Norfolklular'ın bir Tümeni önden giderek yoluaçmak amacıyla, l 2 Ağustos öğleden sonra harekete geçti. Bu öncü Tümen'in ilerleyişi, tam bir bozgunla sonuçlandı. GeliboluSavaşı'nda İngilizlerin gösterdiği şaşkınlık ve beceriksizliğin tipikbir örneğini verdiler. Öğleden sonra, saat 4'de topçu desteğibaşlayacaktı ama 45 dakikalık bir gecikme oldu. Haberleşme hatasıyüzünden gecikmeyi öğrenemeyen topçu desteği gereksiz yere, saatindenönce ateşe başladı ve boşuna ateş gücünü harcadı. Savaş alanı hiç incelenmemişti, İngiliz komutanlarının, arazi hakkındabilgileri yoktu. Hedefleri hakkında tam bir karara varamamışlardı.Haritaların çoğu son anda çalakalem çizilmişti ve yarımadanın diğertarafını gösteriyordu. Ayrıca Türk kuvvetlerinin gücünden dehabersizdiler. 163. Tümen, gün ışığında çıplak ovayı geçmeye çalışmanın bariz bir hataolduğunu anladığında, ancak 900 metre kadar ilerleyebilmişti. 4.Norfolk Taburu onların gerisindeydi. Türkler'in direnci, İngilizlerintahmin ettiğinden çok daha büyüktü. İngiliz Tümeni'nin büyük bir kısmıyoğun makinalı tüfek atışı altında kaldığı için, olduğu yerdeçakılmıştı. Ancak sağ tarafta yer alan 5. Norfolk Taburu daha az birmukavemetle karşılaştığından ilerlemeye devam etti. Esrarengiz Bulutun İçine Doğru... İşte, tam bu sırada, 22 kişilik Yeni Zelanda sahra birliğinin gözleriönünde, Norfolk Alayı'nın 4. Taburu'na bağlı askerler, karşılarındakitepeye doğru yürümeye başladılar. Tepenin üzeri, ekmek somunu şeklindebeyaz bir bulutla kaplıydı, İngiliz askerleri, yavaş yavaş tepeyeyaklaştılar ve bulutun içinde gözden kayboldular. Bulut yüzündenaskerler görülmüyordu. Son asker de bulutun içine girdikten sonra,beyaz bulut yavaşça havalanmaya başladı ve rüzgarın aksi yönüne doğruhareket etti. Bulutun hareket etmesiyle birlikte tepenin üstü de, görüşalanına açılmıştı. Ama 4. Norfolk Taburu'ndan hiç bir asker tepedegörünmüyordu!... Komutan Hamilton, İngiliz Savaş Bakanı Lord Kitchener'e gönderdiğitelgrafta, olaya şöyle anlattı: "Savaş sırasında, 163. Tümen herbakımdan üstün olduğu bir anda, çok. garip bir şey meydana geldi...Türkler'in zayıflamakta olan kuvvetlerine karşı, Albay Sir H.Beauchamp, cesur ve kendinden emin bir subay olarak büyük bir gayretle,hızla ilerledi ve savaşın en önemli kısmı böyle başladı. Mücadele iyicekızışmış ve iyice karışmıştı. Albay, 16 subayı ve 250 askeriyle önünedüşmanı katmış, hızla ilerlemesine devam ediyordu... Daha sonrabunlardan hiç bir haber alınamadı. Ormanlık bölgeye hücum ettiktensonra gözden kayboldular ve sesleri de duyulmadı, içlerinden hiç birigeri dönmedi." 267 kişi hiçbir iz bırakmadan kaybolup gitmişti... Savaş sonunda bu Tabur kayıp ilan edildi. 1918 yılında Anadolu işgaledildiğinde, İngiltere'nin ilk talebi, bu Tabur'un iadesi olmuştu. Bunakarşılık Türkler böyle bir Tabur'un varlığından haberdar olmadıklarınıbildirmişlerdi. Bu Olayın Sonunda Yenilgi Kaçınılmaz Oldu O gün, öğleden sonra başlayan ilerleyişin başarısızlıkla sonuçlanması,Sir Hamilton'ın savaşı kendi lehine döndürme ümidini de yok etmişti.Böylece, 1915 yılı sonunda Müttefik Kuvvetler, geri çekilerek, büyükbir yenilgiye uğradılar. Gelibolu Savaşı, 8,5 ay sürdü ve 46.000askerin ölümüyle sonuçlandı. O zamanın savaşları için, bu korkunç birrakamdı... 50 yıl sonra... Çanakkale Savaşı'nın bitmesinden 50 yıl sonra, olayın görgütanıklarından üç Yeni Zelandalı asker ortaya çıktılar ve çok önemli biraçıklama yapmak istediklerini bildirdiler: "Aşağıda anlatılanlar, 12Ağustos 1915 tarihinde meydana gelmiş garip bir olayın dökümüdür..."sözleriyle başlayan bir rapor sundular. Raporda bu garip olayınayrıntıları, tüm açıklığıyla anlatılmıştı. Raporlarını: "...Olayın 50.yılında, geç de olsa, aşağıda imzası olan bizler, anlattığımız buolayın kelimesi kelimesine doğru olduğunu beyan ederiz" sözleriylebitiriyorlardı... Olaya Dünya Basını'nda Geniş Bir Şekilde Yer Verildi Bu savaşta hayatta kalanlar, yaşadıklarını hiç bir zaman unutmadılar.Hatıralarını gelecek kuşaklara anlattılar. Savaşın tarihi yazıldı.Ölenlerin, yaralıların, kaybolanların sayısı tespit edildi. Şimdi o yılları yaşayan çok az sayıda insan kaldı... O yıllarla ilgiliunutulmayan pek çok şey oldu... Fakat tek bir şey, özellikleunutulmadı. O da, Norfolk alayının garip bir şekilde kaybolanaskerleriydi... Atatürk'ün Gizemi >> Uçak Kazası - arachnanthe - 11-11-2007 Mustafa Kemal Atatürk, son Osmanlı Padîşahları'ndan olan Mehmet Reşatile Almanya'ya gitmişti. Askeri üsler gezilirken, bir askeri üsseşereflerine uçaklarla gösteriler yapılacaktı. Birinci Dünya Savaşıöncesi 1910 yıllarında uçaklar az çok gelişme göstermişti. Askeri üssegösteri yapacak olan uçaklardan birine de Atatürk'ün binmesikararlaştırılmıştı. Planlanan törende zamanı gelince Atatürk, uçağa doğru ilerlemeyebaşladı... Ancak bir anda geri dönerek uçağa binmekten vazgeçtiğinisöyler. Bütün ısrarlara rağmen Atatürk fikrinden vazgeçmez. Onun yerinebir Alman subayı uçağa biner. Uçak havalandıktan bir müddet sonraarızalanarak düşer. İçindeki Alman subayı ölür!... Atatürk uçağa niçin binmek istemediğiniaçıklanamamıştır. O sadece içindeki sese her zaman olduğu gibi kulakvermiş ve mutlak bir ölümden dönmüştür. Atatürk'ün Gizemi >> Yaşamındaki 9 Rakamı - arachnanthe - 11-11-2007 Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatında kehanetlerinin yanısıra 9 rakamınınkendisine özgü bir yeri olmuştur. Bu esrarengiz 9 rakamı onundoğumundan başlayıp ölümüne kadar geçen süre içinde kendisini hiçyalnız bırakmamıştır. Üstünde çok konuşulmuş olmasına rağmen bu konunun ardındaki gizem günümüzde hala çözülememiştir... İşte Atatürk'ün yaşamındaki 9 rakamları... 19. Yüzyıl'da doğmuştur. Doğum tarihi olan 1881 yılı da 9 ve 9'un katlarıyla ilgili birrakamdır: 18' in içinde 2 adet 9'un toplamı, 81'in içinde ise 2 adet9'un çarpımı vardır. Ayrıca 1+8+8+1=18 eder ki tekrar 1+8'i toplarsakyine 9 rakamıyla karşılaşırız. 1899 yılında Atatürk İstanbul'daki Harp Okulu'na girdi. 29 Aralık 1903'de Kurmay Yüzbaşı oldu. 19 Aralık l904'de Hürriyet perver fikirlerinden dolayı Yıldız'da sorguya çekildi. 22.9.1909 tarihinde İttihat ve Terakki'nin yıllık toplantısına Trablusgarp delegesi olarak katıldı. 9 Ocak 1912 tarihinde Trablusgarp'ta İtalyanlar'ı bozguna uğrattı. 19 Mayıs 1915'de Albaylığa yükseldi. 89 Ağustos 1915'de Anafartalar grubu komutanı oldu. Emrindeki l9 Tümeniyle Çanakkale Savaşlarına girdi. 29 Ekim 1918'de Yıldırım Orduları Komutanı Limon Von Sanders'in yerine atandı. 9. Ordu Komutanı olarak Erzurum'a tayin edildi. 19 Mayıs 1919'da Vatan'ı kurtarmak İçin Samsun'a çıktı. Yanında 18 kişi vardı. Kendisiyle beraber 19'u buluyorlardı... 8'i 9'a bağlayan 1919 Temmuzu'nda askerlikten istifa etti. 9 Temmuz l919 gecesi Erzurum Kongresi'ni açtı. 19 Ekim 1919 Erzurum Milletvekilliğinin adaylığını kabul etti. 19 Eylül 1921 'de TBMM kendisine Gazi unvanını verdi. 9 Eylül 1922'de Başkomutan olarak yönettiği ordular ülkeyi düşmandan temizledi ve İzmir'i kurtardı. 29 Ocak 1923 tarihinde İzmir'de Uşaklıgiller'in kızı Latife hanımla evlendi. 9 Ağustos 1923'de Cumhuriyet Halk Fırkası'nı kurdu. 9 Ekim 1923'de kendisinin önerisiyle Ankara Başkent oldu. 29 Ekim l923'de Cumhuriyet ilan edildi. 29 Ekim 1923 gecesi Türkiye'nin ilk Cumhurbaşkanı oldu. 9 Nisan 1928'de Laiklik ilkesini Anayasa'ya ilave etti. 9 Ağustos 1928'de İstanbul Sarayburun'da Latin harflerinin kabulünü milletine müjdeledi. 10 Kasım 1938'de Saat: 9'u 5 geçe Dolmabahçe Sarayı'nda bu dünyadan ayrıldı. l9 Kasım 1938'de cenaze namazı Dolmabahçe Sarayı'nın tören salonunda kılındı. Nüfus cüzdan numarası 993814B'dir. Ortadaki 938 ölüm tarihini, geriyekalan baştaki 9 ve sondaki 14 rakamı ise ölüm saatini (9 dakikalıkfarkla) vermesi bakımından oldukça düşündürücüdür. Düşündürücü olan bir başka gelişme de bu kitabın basılması sırasındayaşanmıştır!... Kitabın Ankara'dan gelen ISBN numarası 9 rakamıylabaşlamış ve 9 rakamıyla bitmiştir!... Uzmanların Açıklamaları Ünlü psikolog C. G. Jung bu tür anlamlı tesadüflere hayatı boyunca ilgiduymuş ve sürekli olarak bu meseleyi araştırmıştır. Jung bu konuylailgili elde ettiği sonuçları şöyle özetler: 1- Anlamlı tesadüfler, nedensel bir açıklamadan yoksundur. 2- Anlamlı tesadüfler, arşetipik bir temele dayanır. 3- Anlamlı tesadüfler, şans eseri meydana gelmesi imkansız olan ve anlamlı bir şekilde bağlandırılabilen rastlantılardır. 4- Anlamlı tesadüfler, çoğunlukla yaşantımızın bazı önemli günlerinde ortaya çıkar. Atatürk'ün Gizemi >> Annesinin Ölümünü Bilmesi - arachnanthe - 11-11-2007 Latife hanım İzmir'de Uşşakizadeler'inköşkünde kalıyordu. Hastalığına iyi gelsin diye Zübeyde hanımİstanbul'dan oraya gitmişti. Ancak ne var ki, rahatsızlığı artanZübeyde hanım Uşşakizadeler'in evinde oğluna hasret vefat eder. Latifehanım ve Yaveri Salih Bey; Paşa'ya annesinin ölümünü nasılbildireceklerini kara kara düşünmekteydiler. Çünkü O'nun dünyada ensevdiği insan olan annesinin ölümünden büyük bir üzüntü duyacağınıbilmekteydiler... Annesinin ölümünden habersiz olan Mustafa Kemal, aynı saatlerde trenleçıktığı Yurt gezisinde uyumaktaydı. Gecenin ilerleyen saatlerindegördüğü kabus gibi rüya yüzünden kan ter içinde uyanır... Bir sigarayakar ve zile basarak kompartımanındaki hizmetine bakan Ali Çavuş'uçağırıp: "Gördüğüm rüya canımı sıktı..." der. Ali Çavuş: "Hayırdır Paşam" deyince Atatürk de rüyasını anlatır: "Pekhayır olacağa benzemiyor... Kırlık bir y er dey misiz. Her tarafyeşillik. Birden bire bir sel geliyor, annemi alıp götürüyor. Endişeediyorum. Yaverlere söyle, İzmir'e telgraf çekip annemin sağlıkdurumunu sorsunlar..." ... Ve acı haber, kısa bir süre sonra Yaver Salih'in yolladığı şifrelitelgraf ile gelir. Atatürk telgrafın şifreli olduğunu derhal anlayarak:"Annem öldü değil mi?" Ali Çavuş üzgün bir şekilde telgrafı uzatır:"Başınız sağ olsun Paşam." Gözleri yaşla dolan Atatürk: "Bana malum oldu... Bana malum oldu...Bunun kabusunu gördüm ben... Anam... Zavallı çilekeş anam... Benim anamöldü başka analar sağ olsun..." diyerek koltuğuna çöker. Ne yazık ki annesinin cenaze törenine katılamaz ve Yurt gezisinikesmeden, içi kan ağlayarak vatan hizmeti için yoluna devam eder... Atatürk'ün Gizemi >> Salih Bozok'un İntiharı - arachnanthe - 11-11-2007 Yaverliğini yapan Salih Bozok O'nun uzun yıllar yanında kaldı. En büyüksırdaşlarından da biri oldu... Aradan geçen bu süre içinde çok şeylerpaylaştılar... Hatta rüyalarını bile... Atatürk'ün Salih Bozok'aanlattığı bir rüya da, oldukça düşündürücüdür... "Büyük bir otelin salonunda oturuyormuşuz. Yanımda sen de varmışsın.Salonun bir köşesinde bilardo masası varmış. Masanın başında, arkasıbize dönük olan bir zat oturuyor. Tam bu sırada odanın kapısı açıldı veiri yarı 30 kadar adam içeri girdiler. Bunlardan biri eline bilardomasasından bir iştaha alarak masanın önünde oturan benim teşhisedemediğim zatın omuzuna bütün kuvvetiyle indirmeye başladı. Omzuvurulan zat ayağa kalkarak, kendini müdafaa etmekte ve 'bana niyevuruyorsun' diye hiddetle haykırmaktayken, Salih bana göz ucu ile neyapmak lazım gibisinden baktın. Ben sana sakın kıpırdama manasına gelen bir işaretle sükunete davetettim. Bu sırada eli ıstakalı adam, bize doğru yaklaşarak karşımızdatehditkar bir vaziyet aldı. Bu sefer Salih sen yine müdahale etmekistedin. Ben sana sus işareti verdikten sonra, o azılı adama dönerek'Sen kimsin ne istiyorsun?' diye sordum. Fakat adam bu suale cevapvereceği yerde, cebinden bir tabanca çıkartarak iki kurşun sıktı. Biribana, öteki de sana. Sonra adam bize 'Kalkın dans edelim' emrini verdi.İkimiz de kalkıp onun huzurunda dans ettik." Bilindiği gibi Atatürk'ün ölümünden sonra Salih Bozok tabancasıyla intihar etmiş ancak kurtarılmıştır. |