![]() |
|
Sanayi Devrimi - Baskı Önizleme +- Hepimiz Biriz (https://www.hepimizbiriz.com/forum) +-- Forum: EĞİTİM DÜNYASI (https://www.hepimizbiriz.com/forum/Forum-E%C4%9E%C4%B0T%C4%B0M-D%C3%9CNYASI-30) +--- Forum: Rehberlik (https://www.hepimizbiriz.com/forum/Forum-Rehberlik-39) +---- Forum: Dersler - Ödevler - Tezler (https://www.hepimizbiriz.com/forum/Forum-Dersler-%C3%96devler-Tezler-37) +----- Forum: Tarih (https://www.hepimizbiriz.com/forum/Forum-Tarih-74) +----- Konu Başlığı: Sanayi Devrimi (/Konu-Sanayi-Devrimi-6646) |
Sanayi Devrimi - civanpercemi - 23-01-2008 SANAYİ DEVRİMİ 18. yüzyılın ortalarında, Batı uygarlıklarında, sanayi devrimi denen yeni bir gelişme ve kapalı dünyayı sarsan oluşumlar görülmektedir. Sanayi devrimi ile, Batılı toplumların yaşamlarında, köklü değişiklikler olmuştur. Üretimin ve ulaştırma araçlarında da büyük gelişmeler olmuştur. Batı toplumu hızla genişleyen bir makineleşmeye yönelmiş, nüfus daha hızla artmaya başlamıştır. Buluşlar arka arkaya ortaya çıkmış ve bu buluşlar da üretimi artırırken üretim için harcanan fiziksel çabayı giderek azaltmıştır. Sanayi Devriminin 1750’lerden 1890’lara kadar süren ilk döneminde sanayi yapılarında hidrolik enerjinin yerini, James Watt’ın 1765’te bulduğu buhar enerjisi almıştır. Yine bu ilk dönemde dokuma sanayi ve metalurji konularında büyük gelişmeler olmuştur. Metalurjideki gelişmeler sonucu ilk yüksek fırınlarından Bessemer (1856) yöntemiyle çelik üretimine geçilmiş, özellikle demiryolu yapımına büyük olanaklar sağlamıştır. Batı Avrupa, bütün bu gelişmelerin merkezi olmuştur. Maden kömürü bakımından zengin ülkeler, hareketin başını çekmişlerdir. İngiltere ve Almanya, bu ülkelere örnektir. 1896’lardaki büyük fiyat artışları, sanayi devriminin ikinci dönemini başlatmış ve 1928’e kadar sürmüştür. Bu dönemde de enerji kaynakları bakımından, maden kömürü önemli bir rol oynamaya devam etmiş, bunun yanında elektrik ve petrol enerjisi bulunarak sanayide hızla kullanılmaya başlanmıştır. Daha sonra yeni sanayi alanları olarak kimya sanayi ile, otomobil ve uçak yapımına yarayan mekanik sanayi gelişmiştir. Bu yeni sanayi oluşumu, geliştirilmiş bir iş bölümüne dayanmakta ve işçilerin zaman kaybını önleyecek yöntemleri araştırıp kullanmaktadır. Zincirleme çalışma yöntemi (Taylorizasyon) ile, üretim, o zamana kadar görülmemiş boyutlara çıkmıştır. Son olarak tarım da sanayileşmiş, uzmanlaşmış ve mekanik tarım araçları kullanılmaya başlanmıştır. Sanayi, günümüzde de gelişimini sürdürmekte, bir anlamda sanayi devrimi devam etmektedir. Hızla gelişen otomasyon ve elektronik sistemler, gelişen enerji üretim olanakları, sanayi yapılarının yapım sistemlerinin ve teknolojilerinin de geliştirilmesine yol açmakta, üretilen yeni yapı malzemeleri, sanayi yapıları yapımında gelişime öncülük etmektedir. Dünyada Sanayi Yapısının Evrimi Geçmiş dönemlerde, toplumların zaman içinde ortaya çıkan ve hızla karşılanması gereken ihtiyaçları, bunları gerçekleştiren kurumlarca özümsenip algılanıncaya ve bu ihtiyaçların karşılığı olan biçimler ortaya çıkıncaya kadar, bir önceki aşamanın yarattığı biçimsel kalıplar ve koşullanmalar içinde yapısallaştırılmaktaydılar. Sanayi yapılarının gelişimi de bu oluşum doğrultusunda olmuştur. Yeni yapı malzemeleri üretilmeye başlamış olsa bile yapılarda eski biçimlerin uygulanmaya devam ettiği görülmektedir. Sanayi devrimi ile birlikte sanayi yapıları da yeni bir fonksiyon ve içerik kazanmışlardır. Üretilen yeni inşaat malzemeleri, önce eski biçimsel kalıplar içinde, köprülerde, su kemerlerinde, su kulelerinde vb. kullanılmıştır. Dökme demirden İngiltere’ de Severn nehri üzerinde yapılan ilk köprü (1777-1779) bu yapılara örnektir. Mimar T.F. Pritchard tarafından tasarlanan köprü, hem strüktürün ana biçimlenişi ile hem de dekoratif bazı eklenti elemanları ile eski taş köprüleri andırmaktadır. İlk sanayi yapılarının belirleyici niteliği, işlevde ve malzemede yenilik olmuştur. Fakat yeni malzemelerin sahip oldukları özelliklerin gereği olan yeni bir strüktür oluşturulamamıştır. Bu yapılarda yeni malzemelerin; hafiflik, kesitlerinin inceliği, geniş açıklıkları geçilebilmeleri, yapım sürelerinin kısalığı gibi özelliklerinden yararlanıldığı halde, eski strüktür sistemlerine bağlı kalınmıştır. Fakat geniş açıklıkların geçilebilmesi önemli bir gelişmedir. Özellikle ilk dönemde en yaygın olan tekstil sanayisinde, enerji kaynağı buhar makinesidir ve genelde bütün bir fabrikada bu makineden bir tane bulunmaktadır. Bu sebeple, bütün araçların vargeller ve kolonlar aracılığı ile bu makineye bağlanması zorunludur. Bu özelliğinden ötürü bu üretim sistemi, en azından kesiksiz sürekli bir hacme ihtiyaç duymaktadır. Sanayi yapıları bu aşamada yeni bir işlevin henüz eski biçimlerde karşılandığı bir durumdadır. Bundan sonraki aşamada, malzeme ile yapının strüktürü arasında bir uyum görülmeye başlanmıştır. Fakat bu davranış sanayi yapılarında değil de daha çok ürünlerin gösterişli bir biçimde teşhir edilmesi amacıyla inşa edilen sergi yapılarında ortaya çıkmıştır. Bu çalışmalar da çoğunlukla mühendisler tarafından yapılmıştır. Dökme demir ve cam malzeme, 19.yüzyılın ortasından önce, çoğunlukla bahçe seralarında ve limonluklarda kullanılmıştır. Bu malzemeler, sanayi ile ilgili olarak ilk kez 1851’de Londra’da açılan büyük sanayi sergisinde kullanılmıştır. Yapı, asıl mesleği bahçıvanlık ve bitki uzmanlığı olan ve sera yapılarından dolayı, demir ve cam malzemeyi iyi tanıyan Joseph Paxton tarafından projelendirilmiştir. Daha sonra Crystal Palace adı verilen yapı, dökme demir iskelet olarak yapılmış ve arası cam ile kaplanmıştır. O dönemin koşullarında karmaşık bir ağ gibi dokunmuş iskeleti ile sadece camdan sınırları olan, sonsuzcasına sürekli bu yapı, şaşkınlıkla dolaşılacak, içinde insanın mekan algısını kaybedebileceği bir ortam oluşturmuştur. Sergi Yapısı Crystal Palace 1851 Londra Bir optik merkezden yoksun olan yapının, sınırsız uzunlukta görünmesi tasarlanmıştır. Basit bir motifin tekrarı üzerine kurulu olan bu kompozisyon; görünüşte klasik geleneğin modellerine benzemektedir, fakat benimsenen oranlar ve boyutlar sonucu yapı, tepeden tırnağa değişime uğramıştır. Bu yapıyı oluşturan elemanlar tamamen standardize edilmiş ve yapım yerine hazır bir şekilde getirilmiştir. Dört ay gibi bir sürede yapılan yapı, standardizasyon ve prefabrikasyonun ilk büyük örneği olmuştur. Sergi Yapısı Crystal Palace 1851 Londra Hızlanan sanayileşme süreci sonucu, üreticilerin dış pazarlara açılma gereği doğrultusunda, 19.yüzyılın ikinci yarısında birçok sergi düzenlenmiştir. Bir çeşit ulusal gövde gösterisi olan bu sergilerin en ilgi çekicileri, 1855, 1885, 1889 ve 1900 yıllarında Paris’te düzenlenenlerdir. En önemlisi 1889 sergisidir. Bu sergi, birbirine ekli bir dizi yapıdan oluşmuştur. 1856’da Bessemer dönüştürücüleri yardımı ile çelik elde edilmiş, 1864’te açık-ocak sürecine geçilmiş ve 1878’de ise çelik üretim süreci mükemmel bir hale gelmiştir. 1889’da Dutert ile Contamine’nin birlikte yaptıkları Galerie des Machines (Makineler Galerisi), çeliğin gelişimi sonucu, o zamana kadar yapılanlara göre çelik kullanımının en güzel örneği olmuştur. Açıklık 115 metredir ve mafsallı çelik makaslar ile geçilmiştir. Galerie des Machines 1889 Bu dönemde birkaç fabrika örneğinden birisi de, ilk iskelet yapı örneği olan ve Jules Saulnier’in 1871-1872’de Noisiel-sur-Seine’de yaptığı çikolata fabrikasıdır. Seine nehri üzerine oturtulmuş dört büyük ayağa oturan dört ana taşıyıcı sistemden meydana gelen bu yapının çevresi kagir bir kabukla çevrilmiştir. Yüzeyler ve çatıyı dolduran dekoratif ögeler ise, henüz kurumlarını ve beğenisini yaratamamış, karmaşık bir üretim sürecinin bütün yozlaşma belirtilerini taşımaktadır. Çikolata Fabrikası Birinci Dünya Savaşı Öncesi 1907’ de Almanya’da Deutscher Werkbund adı altında; fabrikatör, mimar ve dizayncıların bir çeşit buluşma yeri olan bir kurumun oluşturulması ile, sanayicilerin mimarlar ile işbirliği içinde çalışmaları başlamıştır. Buna ilk örnek olarak, AEG firması, yaptıracağı sanayi yapılarının, ürünlerinin, ambalaj biçimlerinin, hatta kullanacağı kırtasiye gereçlerinin biçimlendirilme sorumluluğunu mimar Peter Behrens’ e vermiştir. Bu olay, sanayi yapılarının gelişimleri açısından, tarihteki önemli bir hareket olmuştur. Peter Behrens, çalışmalarında, AEG’nin sanayi yapılarına, eski biçimlerden arınmış, kullanılan malzemenin işlevi, hammaddesi ve yapım süreci iyi düşünülmüş saf ve sağlam bir düzen getirmiştir. Örneğin Turbine Fabrikası, Almanya’da yapılan ilk çelik ve cam yapıdır. Strüktürün kurulmasındaki akılcı tutum ve dozu iyi ayarlanmış bir anıtsallık bakımından tutarlı bir örnek olmaktadır. AEG Turbine Binası Behrens’in sanayi yapılarındaki çabalarını Walter Gropius sürdürmüştür. Gropius’un ilk bağımsız uygulaması, Adolf Mayer ile birlikte yaptığı, Fagus ayakkabı bağı fabrikasıdır (1911). Bu yapı, yalnızca sanayi yapısı olarak değil, aynı zamanda herhangi bir yapı olarak ta mimarlığın yüzyıl başındaki gelişmesi içinde ayrıcalıklı bir yer tutmaktadır. Üç katlı olan yapı çelik bir strüktür tarafından taşınmaktadır. Dış duvarlar cam perde olarak yapılmıştır. Köşelerdeki taşıyıcılar kaldırılarak, cam perdeler iyice açığa çıkarılmıştır. Bunun yanında da çatısında, herhangi bir çatı kornişinin bulunmayışı, girişi çevreleyen yatay tuğla bantlar gibi özellikleri, o dönem için oldukça yeni ayrıntılar olmuşlardır. Fagus Ayakkabı Bağı Fabrikası Çelik, beton ve cam hızla geleneksel kaba yapım gereçlerinin yerini almışlardır. Bu yeni yapı malzemelerinin sağlamlığı ve moleküler yoğunluğu sayesinde, geniş açıklıklı şeffaf yapılar oluşturulabilmiştir. Bu gelişmeler, Gropius ile Meyer’in 1914’te Köln’de açılan Werkbund sergisi için yaptıkları yönetim yapısı ve arkasındaki örnek fabrikada da görülmektedir. Birinci Dünya Savaşı Sonrası Savaşı izleyen yıllardaki karışıklıklar, barışın geri gelmeyeceği kaygısı gibi belirsizlikler, mimarlığı ve mimarları kaçışa sürüklemiş, ekspresyonizm ortaya çıkmıştır. Behrens’in 1920-1925 yılları arasında Hoechst’ün boya fabrikaları için yaptığı büro bloğu, özellikle girişi, ekspresyonizmin en uç örneklerinden birisidir. Hoechst Boya Fabrikası Ekspresyonist tutum 1925’te yok olmuş, yerini alan tutuma da enternasyonal stil denmiştir. Bu stil içinde süratli yapım yöntemleri geliştirilmiş, fakat yapı elemanlarının yanısıra, adeta düşüncenin ve tasarımın yöntemlerinin bile standartlaştırılmış olması giderek bu tutumu kısırlaştırmıştır. Bu tarzda inşa edilmiş sanayi yapılarına örnek olarak J.Andreas Brinkman ile L.C. Van derVlugt’ un 1928-1929’da Rotterdam’da yaptıkları Van Nelle Tütün Fabrikası, ile Sir Owens Williams’ın 1930-1932’de Nottingham’da yaptığı Boots Kimyasal Ürünler Fabrikası gösterilmektedir. İkinci Dünya Savaşı Öncesi Sanayi yapıları yapımında iki savaş arası yıllarda, değişmekte ve gelişmekte olan yeni teknolojik düzey için yeni imgeler aranması olgusu ağırlık kazanmıştır. Böylece sanayi yapılarının programına katılan yönetim binaları ve araştırma birimleri, programların daha büyük bir bölümünü doldurmuştur. Bu olgu daha da gelişerek, anamalcı düzenin yarattığı yapay gereksinmelerin, geri dönüp sanayi yapısında yansıması sonucu, yapılar prestij yapılarına dönüşmüş, bir anıtsallık kazanmaya başlamışlardır. Frank Lloyd Wright’ın S. C. Johnson & Son firması için Racine, Wiseonsin’de 1936 – 1939 yıllarında yaptığı yönetim binası ve araştırma merkezi buna örnek gösterilebilmektedir. Yine Alver Aalto’nun Finlandiya Sunila’da ki fabrika kompleksidir. Bu yapıdan başka, bir dizi selüloz ve bıçkı fabrikaları da yapılmıştır. Bu yapılar, abartılmış büyüklük ve gösterişten uzak, lüks ve zarif olmayan yapılardır. Üretim sürecinden sonuca ulaşılmış, düz, görünüşü hoşa giden, sade yapılar olmuşlardır. |