GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER VE TÜRKİYE AÇISINDAN
KADIN EĞİTİMİNİN EKONOMİK VE SOSYAL BOYUTU ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME[1]
Yrd.Doç.Dr. İbrahim Güran YUMUŞAK Kocaeli Üniversitesi- KOCAELİ
ÖZET
Kadın eğitimiyle ilgili bir çok çalışmada, bir kadını eğitmenin, bir aileyi eğitmekle eşdeğer olduğu ve bir erkeği eğitmeye göre daha önemli olduğu vurgulanmaktadır. Kadın eğitiminin ekonomiye ve topluma olumlu katkıları bilinmesine rağmen özellikle gelişmekte olan ülkelerde kadınların eğitimine daha fazla önem verilmesi gerektiği çok dikkate alınmamaktadır. Bildiri, kadın eğitiminin ekonomik ve sosyal boyutunu, gelişmekte olan ülkeler ve Türkiye açışından incelemektedir. Çalışmada, kadın eğitiminin mevcut durumu ve gelişme trendi analiz edilmiş, ulaşılan bulgular Türkiye açısından yorumlanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, eğitimde cinsiyet eşitliğinin sağlanarak kadınların eğitim seviyesinin yükseltilmesi, kişisel ve sosyal getirilerin artırılmasının yanı sıra, gelişmekte olan ülkelerin ve Türkiye’nin kalkınmasına hız katabilecek ekonomik bir öneme sahiptir.
ANAHTAR SÖZCÜKLER:
EĞİTİM, KADIN EĞİTİMİ, EĞİTİMDE CİNSİYET EŞİTLİĞİ, GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER
GİRİŞ
Eğitim, toplumların ekonomik ve sosyal gelişimlerinde etkili olan en önemli itici faktörlerden biridir. Eğitim düzeyinin yükseltilmesi; kaynakların etkin kullanımını sağlayarak verimliliğin artırılmasını, orta ve uzun dönemde gelirin daha adil dağıtılmasını, bölgesel kalkınmayı gerçekleştirecek kalıcı çözümlere ulaşılmasını, istihdamın artırılmasını ve tarım, sanayi, hizmetler sektörlerinin gelişmesini sağlayacak dolaysız ve dolaylı etkiler yaratır. Kaynakları daha kıt olan ve ekonomik gelişme yarışında bir veya birkaç adım geride kalan gelişmekte olan ülkelerin, bu açığı kapatmak veya azalmak için eğitim konusuna, özellikle de kadın eğitimine daha fazla önem ve öncelik vermeleri gerekmektedir. Zira, bu ülkelerde eğitimde cinsiyet eşitliği sağlanamamıştır. Gelişmekte olan ülkelerde eğitimin yaygınlaştırılmasında kadınlara öncelik verilmesi, cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına, beraberinde de ekonomik ve sosyal dışsallıklar elde edilmesine neden olacaktır.
Bildiride, başta Türkiye olmak üzere gelişmekte olan ülkelerde, kadın eğitimine önem verilmesinin ekonomik ve sosyal gerekçeleri saptanacak ve analiz edilecektir. Çalışmanın ilk bölümünde gelişmekte olan ülkelerde, ikinci bölümünde ise Türkiye’de kadın eğitiminin gelişim trendi, elde edilen ikincil verilerle incelenecek ve tablo analizleri yapılacaktır. Çalışmanın son bölümünde ise, ilk iki bölümde elde edilen bulguların ışığında, kadın eğitiminin geliştirilmesinin toplumsal ve bireysel olarak hangi ekonomik ve sosyal kazançlar sağlayacağına ilişkin değerlendirme yapılacaktır.
I. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE KADIN EĞİTİMİ
Gelişmekte olan ülkelerde kadın eğitimini iki temel göstergeyle ölçmek ve bu sayede gelişmiş ülkelerle karşılaştırmak mümkündür. Bu göstergelerden birincisi, kadın ve erkeklerin ortalama eğitim süresidir. İkincisi ise okur-yazarlık ve okullaşma oranıdır. Ortalama eğitim süresi, ülke nüfusunun tamamına ait genel bir düzeyi göstermekle birlikte, okur-yazarlık ve okullaşma oranı daha detaylı ölçüm yapmaktadır. Zira, okul çağındaki nüfus okullaşma oranı ile yetişkin nüfus ise okur-yazarlık oranı ile ölçülmektedir.
2000 yılı itibarıyla, 15 yaş ve üzeri nüfusun ülke gruplarına göre ortalama eğitim yılı dikkate alındığında, gelişmiş ülkelerin kadınlar ve erkekler için sırasıyla 9.53 ve 10.01 yıl ortalamasıyla en yüksek düzeye sahip oldukları görülmektedir. Gelişmekte olan ülkeler için ise aynı rakamların 4.33 ve 5.92 yıl olduğu dikkate alındığında yaklaşık iki kat bir farkın olduğu göze çarpmaktadır. Vurgulanması gereken diğer bir konu ise, gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasındaki cinsiyet eşitliği farkıdır. Gelişmiş ülkelerde cinsiyet oranı (Kadın / Erkek) % 95.20 iken, gelişmekte olan ülkelerde bu oran % 73.14’dür. Geçiş ekonomilerinde ise cinsiyet eşitsizliği erkekler aleyhinedir; % 104.7 (Barro-Lee 2001, 548-549).
Gelişmekte olan ülkeleri, okur-yazarlık oranı ve okullaşma oranı açısından değerlendirmek için gerekli veriler Tablo 1’de yer almaktadır. Tabloya göre, gelişmekte olan ülkelerde yetişkinlerin 2000 yılına göre okur-yazarlık oranları, kadın ve erkek için sırasıyla % 67 ve % 81’dir. Bu oranların 1990 yılında % 59 ve % 81 olduğu dikkate alındığında cinsiyet oranının % 72.83’ten % 82.71’e ilerlediği ve kadınlar lehine bir gelişmenin olduğu görülmektedir.
Tablo 1: Seçilmiş bazı ülkelerde okuryazarlık ve okullaşma oranları
Ülke
Yetişkin Okuryazarlık Oranı
İlköğretimde Okullaşma Oranı
Ortaöğretimde Okullaşma Oranı
1990
2000
1992-2002 (Net)
1997-2000 (Brüt)
Erkek
Kadın
Erkek
Kadın
Erkek
Kadın
Erkek
Kadın
Portekiz
91
84
95
90
100
100
111
117
Arjantin
96
96
97
97
100
100
94
100
Bulgaristan
98
96
99
98
95
93
95
93
Yunanistan
98
92
99
96
97
97
98
99
Mısır
60
34
67
44
95
90
88
83
İran
72
54
83
69
74
73
81
75
Malezya
87
74
91
83
98
99
67
74
Azerbaycan
99
96
99
96
90
93
80
80
Türkiye
89
66
93
77
93
82
67
48
Az Gelişmiş Ülkeler
54
32
62
42
67
61
30
25
Gelişmekte Olan Ülkeler
76
59
81
67
84
77
59
52
DÜNYA
81
69
84
74
85
79
65
59
Kaynak: (Unicef 2003, 118-121)
İleride halkımızın,bunca ibret verici tecrübeden sonra gerçek dindarlarla din tüccar ve aktörlerini birbirinden ayırdedeceğini ümid ederim. Yoksa hep böyle geri ve ezik kalırız (M.Kemal Atatürk)

